doksanların sonları. hafızam yanıltmıyorsa; ilerideki yıllarda pek çok ufak çaplı çatışmada saldırı aracı niyetine kullanılacak olan ericsson telefonlarının telekomünikasyon alanında gelinecek son nokta olarak kabul edildikleri, number one tv'nin "pretty fly" klibini gün içinde takribi otuz defa yayınladığı, inzaghi'nin şık bir voleyle sol direğin dibinde taffarel'i avladığı günler.
bahsettiğim zamanlarda internete girmeye çalışmış olan kime sorsanız benzer tepkiler alırsınız. önce bakışları donuklaşır danıştığınız kişinin. susar bir süre. konuşmaya cesaret etmeden önce sigarasını yakar ve derin bir nefes alır. içine çektiği dumanı üflerken sanki bir ikinci dünya savaşı gazisiymiş gibi " zor zamanlardı " diyerek başlar söze.
haksız da değildir hani. zira o zamanlar internet giriş-çıkışları ev tipi karne yöntemiyle düzenleniyorlardı. çevirmeli modem sesinin start verdiği internet maratonu en geç bir saat içinde bitmek zorundaydı. aksi halde hane içi gladyoları olan ebeveynler kasaya takılan telefon kablosunu koparmakla ya da bilgisayarı yasaklamakla tehdit ederlerdi çocuklarını.
velhasıl internet sıkı yönetim altındaydı. ve nasıl ki darbe dönemlerinde vatandaş el altından karşılamışsa ihtiyaçlarını, bizler de öyle yapıyorduk. saat gece yarısını biraz geçmişken, havlu-örtü-yorgan-mukavva gibi önceden hazırladığımız yalıtım techizatını güzelce doluyorduk kasaya. speakerların açık olup olmadıklarını kontrol ediyorduk. akabinde parmak uçlarımızla basa basa koridora çıkıp gelen giden var mı diye bakınıyorduk.
internet için gerekli olan steril ortamın hazır olduğuna karar verirsek ürkekçe basıyorduk power tuşuna. zira en ufak bir ses, anneyi ayağa dikmek için yeterliydi. tehlikeli bir rakipti anne. duyuları kuvvetliydi. açık bilgisayarın yaydığı radyasyonu hissedebilirdi. elini monitörün üstüne koyarak ne kadarlık süre zarfında bilgisayar başında bulunduğumuzu tahmin edebilirdi.
" peki bunca çaba ne uğrunaydı niçe? " derseniz verecek mantıklı bir cevabım yok dostlarım. alt tarafı bir saatlik keyif için bütün psikolojimizi bozuyorduk işte. aslında bu sürenin keyif mi yoksa işkence mi olduğu da pek belli değildi. misal 4 dakikalık bir şarkıyı indirmek yarım saat sürüyordu. google ana sayfasının açılması dünyanın kendi çevresinde bir tur atmasıyla eş değerdi. msn falan da yoktu o zamanlar ki olsaydı bile şarkı indirme süresi bile bu kadar uzunken program indirmek ne kadar sürerdi, hayal bile demiyorum.
haa iş bu kadarla bitiyor muydu peki? tabi ki hayır. çünkü bunun bir de ay sonu telefon faturası faslı vardı. sanırım internet kablolarının altın olmaları sebebiyle haşırt diye giriyordu ödemeler.
uzun lafın kısası, ben gece yarısı internete girmeye çalışırken can veren çok insan tanıdım. dostlarım harcandı bu uğurda. kimi kafayı yedi; "naber" desen "diiiiiii diiiiiiiii diiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii haşur huşur" diyecek kıvama geldi, kiminin ailesi borç batağına saplandı; 146 faturasını ödeyemeyince haciz yediler.
msn niyetine
mirc kullanırdık o zamanlar. chat yapma amacıyla bir yığın insan internet cafelere akın ederdi. bir jenerasyon heba oldu lan o skim chat programının karşısında, kimse de uyarmadı arkadaş niye böyle skimsonik işlerle uğraşıyorsunuz diye. #sex kanalında bekleyen 100 abazan nickli adam, kız tavlama çabaları, göte giren faturalar falan off off ne gerzekmişiz.
(lethe, 20.09.2009 23:40)
"dıııııııııııııııııııııııtciyuuuuuuuuuuuuuuuuutuışşşşşşşşşşşşşşşkionggggkionggggggggggkhhhhhhhhhhhh"
superonline'dan e-mail hesabı almak, gerekirse internet aleminde fotoğrafım olsun deyü zar zor bir siteye fotoğraf atmaktır. hayır sadece kişilerin 2-3 resmini atabilmesi için yapılmış siteler vardı. şimdi mütahit girdi oralara.
teknoloji çok hızlı ilerliyor mirim, yetişip tadına varamıyoruz herşeyin. oysa bluetooth zımbırtısının bile beş yıl taşak konusu olması, evliliklere vesile olması, kıskanclık cinayetlerine neden olması lazımdı...
internete bağlandığın an ev telefonunun meşgul çalmasıdır
90 larda internete girmek !
icq'nun tadı ve oh ohh mesaj sesini duymak güzeldi. o zamanlar sohbetler daha keyifli ve içtendi. şimdiki zamanlardaki gibi değildi. vakit sınırlı olunca sohbetler daha uzun ve dolu doluydu.
genel olarak fakültenin bilgisayar laboratuarında gerçekleştirilebilecek olan aktivitedir. porno siteleri keşfetmeye başlamaktır. arada bir de lab görevlisine yakalanmak.
modem sesini, saatlik internet paketlerini, icq'yu, chat odalarını, flood yapana sövmeyi, ascii kod kombinasyonlarını ve bunun gibi bir çok ıvır zıvırı bilmek; bazen de özlemektir.
özleyenler için us robotics'ten gelsin:
http://www.lazylaces.com/...
ps. rumuzdan karakter tahlili yapmayı nerede öğrendik zannediyorsunuz? pe heey!
*(virgül, 20.09.2009 23:58 ~ 23:59)
yüzer milyondan oluşan iki fatura ödemek demektir.
ayrıca
(bkz:
146)
bugünkü 4gb kotalı interneti o zaman manuel olarak denk getirebilmek için bir ay boyunca her gün, günde 1 saat ya da bir gün, günde 30 saat internete girerdik zira internetin saati paranın para zamanı 1 milyon lira idi. yahoo'yu açıp arama yapmamız takriben 10 dakikada sonuçlanırdı. son olarak internete girmeyip solitaire oynadığımız zamanlar telefon kablosunu sökerdik ki olası bir dialer tehlikesiyle karşı karşıya kalmayalım. 90'larda arabalar, evler yok pahasına satıldılar hep bu meret yüzünden, çok ocak söndü. hagaten çetin yıllardı.
ramazan'da iftar vakti internete hemen girebilmek; o sevinçle iftar sofrasına gitmeyip aileden azar işitmek demektir.
(göğem, 21.09.2009 00:06)
kesinlikle ve kesinlikle faturanın göte girmesi demekti. dialer faciaları dün gibi aklımda. chat odalarında kız bulacağına inanıp saatlerini boşa harcamak... gece gizli gizli internete bağlanmaya çalışırken modemin dial up sesine uyanan anneden azar işitmek...
modem sesini dinlerken, ekrana kitlemektir
(bkz:
hadi goçum hadi aslanım)
mp3 indirmek istediğimizde indirilmek istenilen şarkıların listesini dizmek yerine, özenle, acaba hangisini indirsem diye düşündükten sonra, nasıl olsa kimse o saatte telefon açmaz diyerek yemek saatinde şarkıyı indirmeye bırakmak, yemekten dönünce şarkının inmek üzere olduğunu görüp mutlu olmaktır.
arkadaşın olum ben 5kb/sn ile indiriyorum lafını hayranlıkla dinlemek sonra yok ya uyduruyor demek.
bir de bir defasında 10 mb'lık bir oyun indirecektim, anneme bilgisayarla ilgili çok önemli bir şey bu diyerek taa gece yatana kadar saatlerce açık bırakmıştım interneti.
şimdilerde sözlük yazarı olmak için nasıl kıç yırtılıyorsa, o zamanlar da op (operatör) olmak için kıç yırtılırdı, sop ya da admin olursan karı kız düşürmek işten bile değildi.
merak etmeyin çok sıkıcıydı. çünkü 90larda internet yoktu. tamam evet internet adında bişii vardı ama içinde bizim bildiğimiz anlamda bir internet yoktu. ne google vardı ne de deviantart ve bu içi boş internete dünyanın parasını ödüyorduk. şimdi hatırlayınca "vay canına ne güzel günlerdi" gibi ama değil mi ne tam öyle. çünkü internet o kadar yavaştı ki, altavista'da search kısmına queen yazar resimleri tıklar ara derdim sonra da gider akşam yemeğine oturur sonra ana haber bültenini ailemle izler ve en sonunda bilgisayarın başına döndüğümde mercury'nin 1-2 tane fotoğrafı açılmışsa kendimi doğrusu gerçekten şanslı sayardım, hele ki mercury'nin bıyıklı fotoğrafı çıkmışsa yeme de yanında yattı. "bu yeni nesil neden arıza?" diyorlar yahu anlattıklarıma ve diğer yazarların yazdıklarına baksanıza, hiç normal sağlıklı yetişmiş gibi bir halimiz mi var?
çok yavaştı
içinde de internete benzer bişii yoktu o zamanlar.
ah haşmet ne kar yağdı o günlerde
overlok arabasına seslendirme yapan kadın bile yoktu
kıtlık içinde kıtlık.
tamam dial-up'tı 90'larda nete girmek, çok rezildi, saniyede 3 kilobayt hızı yakalayınca şenlik havası yaşamaktı, icq'daki "e-ov!" sesiydi, şimdi her şey çok hızlı çok güzel çok rahat ama, sevgili sözlük yazarlarının ufkunun açılması için şöyle bir anekdotu da paylaşmak istiyorum:
tarih: giri tarihinden takriben 22 saat önce
yer: seul şehri, noryangjin semti, coffeesh kahve dükkanı
olay: 1 gb boyutundaki
dosyayı download ın unrar dan kısa sürmesi
sebep: saniyede ortalama 5 mb download imkanı sunan bağlantı
evet. allahın kafesinde 2 liralık bir buzlu çay aldığım için kullanma hakkı kazandığım bağlantının hızını şöyle bir test etmeyi akıl etmemle yukarıda anlatılan olay başıma aynen gelmiştir. şimdi 1 hafta sonra falan türkiyeye dönüyorum. 1 megabit internet bağlantısına ayda 45 lira falan vererek edindikleri bağlantı üzerinden, 90'lardaki internetin haliyle dalga geçen netizenlere sahip ülkeye. başımda kara bulutlar dolaşıyor.
not: bu giri ttnet'e ve türk insanına ve sözlük yazarlarımızdan
esekherif'e ithaf edilmiştir.
(janken, 21.09.2009 01:00 ~ 01:01)
muhtemel arkadaşa hava atma cümlesi :
- olm ajda pekkan'ın şarkısını download'a verdim, 8-9 saate iner herhalde.
33.6k ya da 56k modemle internete girmek demektir.
ha bir de unutmamak gerek ki;
(bkz:
superonline)
(bkz:
geocities)
(bkz:
ftp)
(bkz:
ftp server'larından mp3 indirmek)
(skuba, 21.09.2009 01:05)
(skuba, 21.09.2009 01:05)
bir can simidi olarak
kabloneti kabullenmektir