kabataslak "80'lerin sonunda 90'ların başında çocuk" olanların yaşadığı olgu. kimi yönüyle güzel, kimi yönüyle kötü bir şey...
müzik mevzusundan başlayacak olursak,
yabancı kavramına yetişmiş bir nesildir. "nasıl yani?" diyeceksiniz. hemen örnekle göstereyim;
-ne tarz müzik dinlersin?
+
yabancı
özellikle 90'ların sonunda cool ve popüler bir cevaptı bu. 2000'lerin internet dünyası yavaş yavaş tarzları soktu bünyemize. ondan önce; popçu, arabeskçi, rockçı, hip-hopçı vardı... işte bir de yabancı dinleyenler... bu cevap ortaokul döneminde verilen cevaplardan biriydi. hatta dönemin pop starları batı esintili şarkılar yaptıkların zaman "ohaa yabancı gibi olmuş!" bile denilebilirdi.
derken
rap müziğin patlayışı,
hip-hop kültürünün yayılması... 90 başlarında coolio, ice-t, mc hammer bu müziğin ve kültürün popülerleştirilmesinde önemli rol oynasa da 90 sonlarında
bomfunk mc's ve
eminem patlayışları birçok bünyeye
gangboy pantolon giydirmiş, yanına da zincir taktırmıştır...
stan ile bunalım yapmalar,
freestyler ile çoşmalar dönemin ergenleri için vazgeçilmez bir olguydu. türkçe rap ise
nefret,
rapor 2,
silahsız kuvvet ile ataktaydı. tabi hepsinin pimini çeken
cartel de unutulmamalı.
rock müziğe bakarsak popülerlik bakımından rap'e yenik düştüğü bir dönemdi. converse ucuzdu o zamanlar hey gidi... 3-4 sene sonra patlama oldu da bok gibi satmaya başladı o ucuz ayakkabılar.
şebnem ferah,
özlem tekin,
teoman türkçe rock'ın patlamasında önemli isimlerdi... özellikle ergen kızlarımız
deli kızım uyan gibi eserlerde kendilerini buldular. erkekler ise
teoman dinleyerek esrarengiz adam triplerine bürünmeye başlamıştı bile... dönemin takip edilen müzik kanalları
nr1 tv ve
mtv idi.
eminem,
linkin park,
metallica (bitti yeaa geyiği bu dönemin başına denk gelir) en çok beklenen isimlerdi tv başında. öyle tabi. youtube mu var? klip çıksa da izlesek...
dönemin efsaneleri de vardı tabi; eminem annesini becermiş. marilyn manson kaburgalarını aldırmış kendisine oral yapıyormuş, britney spears bakireymiş vs...
boyband &
girlband meselelerine giremeyeceğim, zira tiksiniyordum o zaman bile. ancak birçok ergen kızın
n'sync üyelerine ıslandığı, birçok ergen erkeğin
spice girls üyelerinin fotolarını dolaplarına yapıştırdığı yadsınamaz bir gerçek.
ayrıca bu dönem ergenleri,
kaset ve
cd'yi bir arada yaşamış insanlardır. o geçişi yakalamak gerçekten bu dönemin güzel bir nimetidir.
müzikle alakalı en önemli bilgiler ise nerden alınır? tabi ki
blue jean dergisinden. ufacık küpürler için 1 ay beklenir. posterler değiştirilir. kitapçıklardan şarkı sözlerinin türkçe'lerine bakılır. ilan sayfasına; "merhaba ben batu! dinlediğim isimler arasında; eminem, red hot chili pappers, madonna, metallica, britney spears, linkin park, puff diddy, korn gibi isimler var. tüm
metalcileri bekliyorum" denir, birbirinden alakasız isimler sayılır ve mail adresi verilirdi. o zaman msn ne gezer? maksat o isimlerden birini dinleyen birisini bulabilmek... allah'ıma şükürler olsun bunu yapmadım. bundandır başım dik gezerim!
tabi kendimizi keşfediyoruz bu dönem. cinsellik meselesine de, elimden geldiğince "
seviyesizleşmeden" değinmem şart. o dönem alınan
küçük kral tarzı dergiler var tabi. sayfaları bi kere okunduktan sonra açılmayan. bunun yanında
bulvar gazetesi hikayeleri, nr1 tv'deki abazan klipleri bünyedeki enerji patlamalarına iyi birer bahaneydi. vcd'lerin evlere girişleriyle olay farklı bir boyut kazandı tabi. ama öncesinde dönem ergenlerinin en büyük cinsel deneyimleri ufak çaplı röntgencilik (yere kalem atmak gibi) ve kantin sırasında yapılan fordçuluktan ibaretti tabi. dönem ergenlerinden milli olanlarına ise
ölümsüz gözüyle bakıldığı yadsınamaz bir gerçek. nerden mi biliyorum?
bir arkadaşım anlattı. benle alakası yok, yanlış anlaşılmak istemem!
ve tabi ki
aşk! malum nesil,
çıkmak kavramını ilk kullanan nesil olabilir bittabi... gidilir, "ben senden hoşlanıyorum" denilir, "ayh ben de sana karşı boş değilim" cevabı alınır ve malum soru sorulur;
-
benimle çıkar mısın?
bu soruyla başlayan ilişkiler maksimum 3 ay sürer. 6 aylık çıkmalara "evli" gözüyle bakıldığı da bir başka yadsınamaz gerçektir. yazık. bu döneme aşk ve ilişki kavramını sokan tek şey
titanic filmidir. lan ortaokuldayım. bakıyorum sınıfa, filme giden sevgili yapıyor! nasıl bir romantizmse anasını satayım... hakikaten
leşmişiz...
dipnot: "neden cinsellik aşktan önce geldi?" demeyin. bahsettiğimiz konu
ergenlik. sizin o dediğiniz daha sonra...
tabi bu dönem çocukça şeylerden hemen sıyrılınılır... erkekler daha geç olgunlaştığından, bu tarz şeylerden ancak lise zamanı sıyrılırken, kızlar ortaokul döneminde kurtuluverir. lan 1 sene önce çizgi film izleyen bünyeler fransız "sanat" filmleri izliyor! ne bok anlıyorsun 13 yaşında onu çözemedim... neyse, 14-15 gibi çizgi film izliyorsanız eğer;
erkekseniz - ibne!
kızsanız - gerizekalı!
damgası yemeniz olasılık dahilindedir. bu sebepten gizlice takip edilir çizgi filmler... sınıfta anlatılmaz!
okuduğunuz okula göre ilgi alanlarınız gelişir. mesela bir galatasaray lisesi öğrencisiyseniz, hemen sanata yönelirsiniz. yok cibali lisesi öğrencisiyseniz, elinizdeki kitaplar arkadaşlarınız tarafından çöpe atılır. kahveye gidersiniz. okeye dördüncüsünüzdür...
dönemin en önemli olgularından biri;
sigara!
içmeyen;
süttür. çocuktur. anlamaz... içen bünyelerin götü kalkar. "ehe ehe büyüdüm" tribinin vazgeçilmez aksesuarıdır. bilmez ki 5-6 sene sonra o ilk öksürdüğü güne lanet edecek. salak... bir de dönemin olmazsa olmaz tribi sigara içerken, şebnem ferah'ın sigara şarkısını dinleyip, "benim şarkım yeaa" demektir... alkol tüketiminin başladığı zamanlar, yine bu yıllara dayanır. bir bira ile çakırkeyfi, iki bira ile zurna olunur. tabi arkadaşlara "8 tane içtim, bi bok olmadı" demek farzdır...
mevzu var!
ne oldu? bilmemkimin sevgilisine yan sınıftaki çocuk laf atmış. lan sana ne? bırak sevgilisi dövsün. 1-2 de yakın arkadaşı gider. tamam mk. ama olmaz! sınıfça gidilir. tek bir çocuk dövülür. sonra o sınıfın çocuğu devreye girer. kısacası 2 kişi yüzünden 100 kişi birbirine girer. ilk çeteleşmelerin kökü de bu tarz olaylara bağlanır...
ayrıca bu dönem ergenlerinin beyinleri, sınav sistemlerinin sürekli değişmesiyle sulanmıştır. anadolu lisesi 7 yılken, 4 yıla inmiş, süper liselerin popüleritesi artmış, öss stresi, soruları tübitakın hazırlamasıyla tavan yapmıştır. ve bu dönem ergenleri bu tarz şeyleri de atlatmıştır...
tv'de ise sansürsüz yayınları son yakalayan nesildir. kemal sunal filmlerindeki küfürleri en son biz duymuşuzdur. ah o dönem küçük birer çocuk olanlar... ne sahneler vardı. kaçırdınız lan!
kısacası birbirinden garip olayları yaşamış bir nesildir bu. ancak çocukluk ile gençlik arasına bir köprü kurup, hakikaten ergenliği yaşayan son nesildir kanımca. şimdilerin emo/gotik kırması kızlarına, punk/tiki ergenlerine bakıyorum da, biz o kadar da kötü değilmişiz be...