merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.

90 lı yılların karate filmi çılgınlığı

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. ortaokula giderken hiç kaçırmadan izlediğim bir film furyasıydı bu türk televizyonlarında görülen. furyayı başlatan tabii ki bruce lee abimizdi. hatta hiç unutmam ünlü basketbolcu kareem abdul jabbar ’ı döverek haşat ettiği, sakallı amerikan karateci chuck norris ’ i anasından doğduğuna pişman edip, sakallarını yedirdiği filmlerdi bunlar.

    tabii o dönemin televizyon sahipleri (zaten topu topu 1-2 kanal vardı. star, kanal 6, tgrt, teleon falan..) bu filmler tutunca, kanalları çeşitli karate filmleriyle doldurmaya başladılar. önceleri filmler güzel ve kaliteliydi. birçok gencin jackie chan ’ i tanıması bu devam filmlerinin sayesindedir. hepiniz hatırlar sanırım “cilala parlat” daniel san ’ı öyle di mi?

    ne yazık ki iş sadece bunlarla kalmadı. yapımcılar bu furyaya bu kez bütçelerini zorlamayacak ucuz ve dandik 5. sınıf karate filmlerini eklemeye başladılar. bunların çoğu çin menşeili filmlerdi. öylesine ucuz bir senaryosu vardı ve çekim teknikleri öylesine berbattı ki bu filmlerin oyuncuların hep yüzünün yarısı gözükürdü ekranlarda. bu yarım yüzlü psikopat karateciler birbirleriyle karşılaştıklarında
    -baba ne haber?
    -ne olsun be olum yuvarlanıp gidiyoz işte
    -yengeye selam
    dedikten sonra sebepsizce birbirlerine kafa göz dalarlardı. her biri uçar bir ağacın dalına konup kuş misali tünerdi. gözlerinden alev, bileklerinden ışın, kıçlarından hortum çıkaran bu tiplerin ilginç bir özeliği de vardı. o da rakiplerinin enselerine iki parmağıyla bir dokunurdu bu babacanlar, rakipleri taş kesilir kımıldayamazlardı. bir nevi aç kapa düğmesi gibi bi şey. tekrar aynı yere dokunduklarında rakipler kaldığı yerden uçan tekmelerini atmaya devam ederdi. çocukken çok korkuturdu bu beni. enseye şaplak yememek önemli bir hedefti artık benim için. maazallah türk insanında olsaydı böyle bi özelik, nasılsa hareket edemiyo lavuk diyerekten direkt s.kerlerdi adamı…

    ayrıca bu filmler de muhakkak yok güneş ışığı bıçağı, yok yıldız tozu mancınığı, ay ışığının denize yansıması kılıcı benzeri envayi çeşit alet edavata ulaşmak için ben diyeyim yüz sen de bin kişi öldürülürdü. sonunda kazanılan kılıçtanda bir ışın, bir ilahi nur, bir şua falan çıktığını görmemişimdir bugüne kadar. ulan bu kadar kişiyi öldüreceğine yapsana aynısını nedir yani??

    hatta bir filmde hiç unutmuyorum adamın biri kendini mağaraya kapatıyordu. oradaki maymunların, yılanların, domuzun hareketlerine bakıp kendisi de türlü aynı maymunlukları yaparak karateyi keşfediyordu. (bkz: yok artık lebron james) bir başka ortak özellikte “karate iyi ve doğru amaçla kullanılmalıdır” sosyal içerikli mesajlardı. ulan kötü adamın kafasını koparmışsın ellerinle, ona ulaşmak için adamların hepsini öldürmüşsün, en cillop hatunu kapmışsın, kütür kütür götürmüşsün bir de utanmadan sosyal mesaj veriyorsun ibne…

    bu filmlerin çocuklarımızın sosyal gelişimine katkıları da oluyordu haliyle. karate filmi izledikten sonra küçük kardeşime az dalmamışımdır. her seferinde de babama ispiyonlayıdığı için beni, az zılgıt yememişimdir. okulda bu filmleri izleyip izleyip az kavga çıkarmamış ve az dayak yememişimdir. el yumruğunu yemeyen kendisininkini balyoz sanırmış deyiminin anlamını kavramamazlık etmemişimdir. bana bütün bunları aktif uygulamalı öğrettiği için 90 lı yılların bu furyasına hep minnettar kalmışımdır ve kalacağımdır…


    (bkz: kinaye) (bkz: ironi)
  2. bir dönemin veletlerine çok kötü örnek olan filmlerdir.
    bir arkadaşım bu filmlerde intihar edenleri iyi gözlemlemiş. kendilerini astıklarında dilleri çıkıyor bu uzakdoğuluların.
    beraber denemiştik. yüksekte bir yere zarzor bağladığımız ipi boynuna geçirdi. bende üzerine çıktığı sandalyeye döner tekme attım. ben başardım. o başaramadı. ip koptu.
  3. 80'lı yıllarda daha revaçta olan bir çılgınlıktır. çünkü o zaman televizyon tek kanallıydı, çok ilgi çekici şeyler yoktu ve yeni filmler için sinemaya gitmeniz gerekirdi. ( tabi haberiniz olursa ) erkek çocukları genelde karate filmlerine giderdi fakat karate filmi çıkış zamanı o sokaktan uzak durmak gerekirdi. çünkü çıkan her erkek çocuk hihayyt çığlıklarıyla filmde gördüklerini birbirleri üzerinde denerlerdi.