birçok tarihçiye göre
27 mayıs’ın habercisi olan, ancak örtbas edilerek açığa çıkması engellenen, 1958 türkiyesinin önemli gündem maddelerinden biri.
kurmay binbaşı
samet kuşçu, 1957 yılının ilk aylarında, değişik birimlerde görev yapan sekiz arkadaşıyla birlikte bir hükümet darbesi yapma konusunda anlaştı. 1957 seçimlerinden sonra, darbenin ayrıntıları görüşülmeye başlandı: radyoevi ve elektrik fabrikası ele geçirilecek, bakanlar kurulu cumhurbaşkanı’nın ağzı ile istanbul’da toplantıya çağırılacak, kabine üyeleri yeşilköy havaalanı’na iner inmez tutuklanacaktı. operasyon istanbul, ankara, eskişehir ve izmir’de gerçekleşecekti.
darbenin ayrıntıları dokuz subayın yaptığı gizli toplantılarda belirlenirken, dokuz subayın lideri konumunda olan samet kuşçu, bazı arkadaşlarının tavırlarından şüphelenmeye başladı. gelişen olaylar sonunda şüpheleri giderek artan ve arkadaşlarından bazılarının
menderes’e sadık subaylar örgütünden olduklarını düşünmeye başlayan samet kuşçu, kendisine tuzak hazırlandığından emin olunca, arkadaşları kendini ihbar etmeden, önce davranıp, onları kendi ihbar etmeye karar verdi. 23 aralık 1957’de de
demokrat parti istanbul milletvekili
mithat perin aracılığıyla şikayetini menderes’e ulaştırdı.
ihbar üzerine dokuz subay 26 aralık 1957’de tutuklandı: kurmay binbaşı samet kuşçu, kurmay albay ilhami barut, kurmay albay naci aşkun, topçu yarbay faruk güventürk, piyade binbaşı ata tan, piyade yüzbaşı hasan sabuncu, piyade binbaşı ahmet dalkılıç, piyade yüzbaşı kâzım özfırat ve emekli kurmay albay cemal yıldırım.
demokrat parti genel idare kurulu, bakanlar kurulu ve demokrat parti grup yönetim kurulu, 10 ocak 1958’de çankaya köşkü’nde toplandı. toplantıda henüz kamuoyunun gündemine gelmemiş dokuz subay olayı tartışıldı. görüşmelerde konuşmacılar, milli savunma bakanı
şemi ergin’in yakın dostu olduğu bilinen samet kuşçu’nun böyle bir tertibin içinde bulunmasının üzerinde durdular.
16 ocak 1958’de millî savunma bakanlığı dokuz subay olayı ile ilgili kısa bir açıklama yaptı ve dokuz subayın tutuklandığını resmen duyurdu. iki gün sonra da (19 ocak 1958) millî savunma bakanı şemi ergin sağlık durumunu gerekçe göstererek bakanlıktan çekildi.
askerî mahkemede yargılanan subaylardan samet kuşçu haricindekiler tutuksuz yargılanmak üzere bir bir salıverildiler. 25 kasım 1958’de sonuçlanan davada mahkeme samet kuşçu’yu ordudan tart edip iki yıl hapse mahkûm ederken, diğer sekiz subay için beraat kararı verdi.
abdi ipekçi ve
ömer sami coşar’ın yazdığı
ihtilalin içyüzü adlı kitapta bu konuyla ilgili ilginç bir bilgi bulunmaktadır: millî savunma bakanı şemi ergin bu komplodan haberdardı ve hatta
faruk güventürk, kendisine makamında ihtilalin liderliğini teklif etmişti!
soner yalçın ve
doğan yurdakul’un yazdığı
bay pipo isimli kitapta da bu iddiaya yer verilmektedir. bu kitapta ayrıca askerî mahkemenin başkanlığını yapan geleceğin genelkurmay başkanlarından tümgeneral
cemal tural’a da darbeciler tarafından “ihtilal liderliği”nin teklif edildiği, cemal tural’ın bu teklife “davanıza inanıyorum. bir er olarak bile çalışırım. ama tam tanımadığım bir kadronun organizatörü olamam” sözleri yer almaktadır.
“...yani, ihtilalcileri yargılayan mahkemeye, kendisine liderlik teklif ettikleri general başkanlık ediyordu!” (soner yalçın, doğan yurdakul, bay pipo, s. 95).
27 mayıs darbesinin en belirgin ve en önemli habercisi olan “dokuz subay olayı” demokrat parti iktidarınca yeterince değerlendirilememiştir.
millî müdafaa vekilliği görevinde iki yıl bulunan şemi ergin’in, bu sürenin tam birbuçuk yıllık döneminde (19 aralık 1955-28 temmuz 1957) bakanlığı niçin vekaleten yürüttüğü, yine şemi ergin ile demokrat parti iktidarının diğer milli savunma bakanı
etem menderes’in niçin ve ne şekilde bakanlık koltuğuna oturtuldukları, arkalarında hangi güçlerin olduğu ve bu güçlerin hangi sebeple bu kişileri destekledikleri
yassıada duruşmaları’ndan itibaren geçen süre içerisinde puslu da olsa görülmüştür.