aynı zihniyet 17 ağustos 1999 depreminde ölmüş insanların eşyalarını, ziynetlerini ve paralarını yağmalamak için çeşitli şehirlerden otobüsler kaldırmışlardı.
ulan ne diyeyim...siz yapıyorsunuz da skoru türkiye ye yazıyorlar...
2 metre yanlarından insanların ölüm kalım savaşı verdiği, bir çok kişinini hayatını kaybettiği bir ortamda yapılan bir orospu çocukluğudur. başka bir açıklaması yok.
sınır tanımayan yağmadır. selin olduğu yere botla gidip bankamatik soymaya kadar varmıştır.
müslüman ülkelerde yağma kültürü yoktur aslında. ama yokluk ve yoksulluğun sebep olduğu acı sosyoloji tablodur.
konunun yoksuklukla, fakirlikle ilgisi yok bence. şark tipi fırsatçılıktan geliyor bu. işin acı kısmı bir tarafta can pazarı yaşayan, sel baskını nedeniyle kurtarılmayı bekleyen insanlar, diğer tarafta ise yağma yapıp cebini doldurmaya çalışan şerefsizler sürüsü.
yokluk ve yoksulluğun da bir yere kadar olduğu zira kamyonet dayayarak yağma yapmak için kamyonetinin var olduğunu düşündüğümüzde yapılanın yalnızca aç gözlülükten ve orospu çocukluğundan başka bi bok olmamasıdır.
açıkta yarrak görse onu da yağmalar bu götü
* doymazlar.
emevi, abbasi ve osmanlı incelendiğinde işgal ve yağma'nın iç içe geçtiği görünür. islam'da gayet normal karşılanmıştır. müzelerimizde dahi bi yığın savaş ganimeti vardır. sergilenemeyenleri de siz düşünün.
8 eylül 2009 sel felaketinden fırsat çıkarmaktır. an itibarıyla sabahtan beri gerçekleşmektedir. en son polisler "türk insanına yakışmaz" diye bağırarak ötelemeye çalışıyordu, ancak nafile.
1. aç insanlar için, "önce karın tokluğu, sonra ahlak."
2. ramazan ayında olmak müslümanların aleni hırsızlık yapmayacağı anlamına gelmez. "açlık" bambaşka bir şeydir.
3. polisin tırsarak kimseye yaklaşıp da laf edememesi de ilginç. 1 mayıs'taki delikanlı polis nerede?
çalınan ürününün ve kişinin selden etkilenme derecesine göre değerlendirilmesi gereken olaylardır.mesela ben evimde mahsur kalsam yiyecek içecek stoğum bitse,açlıktan öleceğime,kurtarılana kadar aşağıdaki bakkala iner bisküvi su ekmek ne bulursam alırım.bunu fekalet sınırları içinde anlayışla karşılayabiliriz.adamlar ütü,seramik tabak çalıyor lan!? götüne mi sokucaksın onu.sorsan en çok onlar müslüman.nerde olm kul hakkı?
istanbul valisi
muammer güler tarafından yalanlanan olaylar, öeah!
sayın valim, istifa etmezsiniz, onu biliyoruz da... bari gözümüzün içine baka baka yapmayın şunu, iletişim ve enformasyon çağındayız, oturduğumuz yerden görebiliyoruz olanı biteni. ayıptır..
"insan, küçücük yerde ihmalkarlıktan ölen onca insana mı yansın, bunları yalanlayan pek muhterem(!) devlet görevlilerine mi kızsın, o yağmalamayı yapanlara mı fitil olsun, yoksa arjantin krizinden bildiğim kadarıyla 3 kat daha ağır etkileri olan bir krizi atlatıp da böyle bir ahlaksızlığa tenezzül etmeyen bu halkı, bunu yapmaya neyin ittiğini mi düşünsün; bilemedim şimdi, çıkamadım işin içinden vesselam..." düşüncelerini akla getiren durumdur.
av tüfeklerinin yağmalanmasıyla beni dumura uğratmış olaydır. e tabii sel sırasında bir insan en çok av tüfeğine ihtiyaç duyar.
ironi dolu ve talihsiz olaylar.şöyle ki; bu yağmalamayı yapan insanları çevirip, " siz kafirsiniz,müslüman değilsiniz" dediğiniz an sizi linç etmeye kalkarlar.ama ne ironik ki;aynı insanlar
hırsızlık yaparak müslümanlığın ve islamın özüne,kurallarına tam tersi istikamete koşmaktadırlar.ortaokulda bir turizm hocamız " türkiyenin %99'u müslüman değil,türkiye'nin %99'u
sözde müslümandır.doğrusu budur aslında" demişti.o zamanlar pek çakmamıştık mevzuyu.şimdi her şey kabak gibi ortada, her ne kadar bir anlamı olmasa da.
istanbul valisi güler ise yağmalama iddialarına karşı çıktı. güler konuyla ilgili "o konuyla ilgili arkadaşlarımız çalışıyorlar. bunu yağmalama şeklinde değerlendirmeniz yanlış bir yorum olur'' diye konuştu.
bizde zaten o tüfekleri alanları tüfek sahipleri sanmıştık ne yağması efendim. kargoda adrese teslim geçiktiği için mecbur tüfek sahipleri araçtan almayı tercih ettiler.
(kuzen, 09.09.2009 17:04)
yanlış algınlanmaması gereken olaydır.vatandaş onları alacak ihtiyaç sahibine verecek sonra ekonomiye can verecek.
(bkz:
türk insanına yakışmaz)
"övünsek de güvensek de
çalışsak da olmuyor ki
'türk'ük deyin övünüyok
açlık 'türk'ü bilmiyor ki"
(bkz:
insan pazarı)
bu tip olayları değerlendirirken devletin doğal durumdan koruduğu vatandaşlarının, ayrıca temel ihtiyaçlarını da karşılamak durumunda olduğunu düşünmek gerek. sadece bireyler birbirlerini kesmesinler diye yasa koyup, insanın diğer temel ihtiyaçlarıyla ilgilenilmediğinde, hatta bu temel ihtiyaçlara ulaşabilmeleri bizzat devlet tarafından engellendiğinde, insanlar yasalara ve "insanlıklarına" rağmen doğal duruma geri döneceklerdir. etkiye tepki meselesi. ama diğer yandan şerefsiz demek kolay. onlar neden o duruma geldiler gibi sorular devlet fetişistleri tarafından pek sevilmeyen sorular. hayat böyle. her şey "yolunda."
gördüğüm kadarıyla kimsenin islam yüzünden olduğunu iddia etmiş olmamasına rağmen birdenbire herkesin bu konudan bile islam'ı temiz çıkarma telaşına girdiği olay. sakin olun gençler, bir şey diyen olmadı zaten. kendinizi suçlamanız gereken yeri hiç bilmiyonuz valla siz de.
haberlerde gördüğüm kadarıyla, yağmalanan eşyalar;
. av tüfekleri
. bir alışveriş merkezindeki plazma televizyonlar
. tekstil fabrikalarında ara mamül olarak kullanılan iplikler, kumaşlar
. çeşitli makineler
yukarıdaki nesnelerin insanın temel gereksinimi olduğu sonucuna varmak ahmaklıktır, bizim ahmak bile böyle tufaya düşmez, düşmemeli. türkiye cumhuriyeti'nin sosyal devlet konusunda çeşitli hatalar yaptığı doğrudur, devletin hizmetlerinin yetersiz olduğu alen beyan ortadadır. bunun neticesinde de sosyal devlet anlayışı yok olmuştur. sel baskını sonucu aç kalan insan olur, pastane yağmalar, başka bir ihtiyacı olur, onu da yağma yöntemi ile karşılar, hareketi tasvip etmesem de ağır eleştirmem. ama bu ülkede bazıları sel baskını neticesinde birileri can pazarı yaşarken az ilerde av tüfeği çalıyorsa, o tüfekleri götlerine sokma şerefine nail olmak isterim. bu kadar da iyi niyetliyim, asmıyorum, kesmiyorum neticede.
edit:imla.
fotoğraflarda herşey açık ve net. ramazanı bıraktım. birbaşkasının malını çalanların bulunması çok kolay fotoğraflar açık ve net. polis gerekeni yapmalı.
en sonunda hırsızda omaya başladık topluca.ilk önce tüketmeye başladık,sonra dilenmeye,daha sonra kömüre oy vermeye.alıştırıldıkmı bunlara yoksa zaten böylemiydik karıştırıyor artık insan.yavaş yavaş değil çok hızlı tükeniyoruz artık,bitiyoruz.kimsenin evinin kapısını kapatmadığı zamanlardan,birileri can derdindeyken onların malını çalmaya kadar geldi.dahada nereye kadar gidicek kimbilir.artık korkmanın zamanı sanki insanlığımızdan.
1928 yılında, konuyla ilgili olarak
bertolt brecht'in yorumu;
"sizde göbek, bizde ahlak nedense?
önce ekmek gelir, arkasından ahlak."
%99.9'u müslüman olan bir ülkede, ramazan ayında gerçekleşmiştir. %0.01'lik kesim, çok ayıp bu yaptıklarınız.
ironisi bile insanı tiksindiren, insanlığından utandıran bir
şey.
bizzat akp'nin öğrettiğidir;
(bkz:
krizden pay çıkarmak)
sel baskını sırasında önüne ne gelirse, hatta değişim değeri daha yüksek malları çalmaktansa, büyük ihtimalle sel baskınından zarar görmüş bir pastanedeki pastaları, çörekleri çalmaya çalışmak cidden ahmaklık olurdu. temel ihtiyaç diyorum, doğal durum diyorum, insanın özünden söz ediyorum. zor konular bunlar. düşünmek gerekli üzerinde.
konu hakkında düşünülen diğer bir yanılgı, yakalanan zanlıların gerçekten maddi sıkıntı yaşadığının sanılmasıdır.
2009 türkiye'sinde kamyonetlere motorize ekip kurup, yağmaya giden insanların hÂla temel ihtiyaçları yüzünden bu eylemlere bulaştıklarını iddia etmek ise konunun nasıl çarpıtılabilececeğinin göstergesi. değeri binlerce tl olan kamyoneti ile gelip yağma yapan insan yine bu ülkenin entel geçinen ahmakları sayesinde savunulacak ha? yağmaya prim yok.
ha bir de gelin buna da "adam fakir, kamyoneti bile arkadaşından ödünç almış, dayıoğlundan bir günlüğüne kiralamış" edebiyatı yapın. unutmayın, böyle olaylarda çırpındıkça daha da dipe doğru batıyorsunuz.
edit: imla.