belki ilginizi çeker
  1. · kenar süsü
  2. · anket defteri
  3. · duran duran
  4. · sözde ermeni soykırımını sözde yapan nedenler
gündem
  1. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  2. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  3. · günün tek şarkılık özeti
  4. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  5. · yeşim salkım
  6. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  7. · öğretmenler günü
  8. · royalty fee
  9. · suskunluk sarmalı

80lerde liselilerin yarattığı salak defterler  

  1. (subaquatic, 27.05.2007 13:06)
  2. (ay cadisi, 27.05.2007 13:12)
  3. almanyalardan gelen dergilerdeki resimlerin kesilip yapıştırıldığı anket defterleridir bunlar. yapılışı şöyledir:

    güzel bir defter bulunur. kareli çizgili farketmez. etrafı bir posterle kaplanır. poster aşımasın diye bir de şeffaf kapla kaplanır. duran duran, wham, a-ha gibi grupların resimleri, alamanyalardan gelen dergilerden kesip yapıştırılır. her sayfaya bir anket sorusu yazılır. sonra arkadaşlar rumuzlarıyla bu defterleri doldururlar.

    güzel şeylerdir aslında. lakin rumuz kullanıldığından kimin kim olduğu biraz zor hatırlanmaktadır. malum o zamanlar rumuz kullanımı pek yaygın değildir.
    (demiurge, 11.06.2007 03:20)
  4. üzerinden yıllar geçtiğinde, kütüphanenizi düzenlerken elinize gelen, ''bu da neymiş '' diyerek açıp baktığınızda, geçmişi önünüze döken defterlerdir. evet ben de o salak defterlerden bulunduran yazarlardanım.
    (jassmine, 13.06.2007 11:31)
  5. benzerine askerde de rastlanılabilir.
    (platin24, 13.06.2007 11:59)
  6. 80'lerde öyle "salak defterler" olacak mutlu günler var mıydı? okullarda silah dipçiği sırtında yetişenlerdir sözünü ettiğimiz. ertesi gün sıra arkadaşını göremediğin, henüz bisikletinin üzerindeyken vurulan ya da bir bir arkadaşlarını yitirdiğin, henüz on yedisinde değilken... öyle "salak defterler" yazılan saf bir dönem oldu mu, olduysa bu sahiden de çok büyük bir mutluluktur, öyle neşeli günler, olsa, oldu mu, olsaydı bilmez, duymaz mıydık...
    (overland, 13.06.2007 12:43 ~ 23:04)
  7. hatıralarını yitirenler, bir gün belleklerini de topyekun yitireceklerdir. şimdi, şimdilerde giderek öyle değil mi?
    hatırat aynı zamanda bellektir "toplumların bellleği" üstelik sözünü ettiğimiz 80'lerse!
    (overland, 14.06.2007 09:37)
  8. ikibinlerde liselilerin yarattığı salak bloglar olarak vücut bulması olası hede.
    (mrsderdowski, 14.06.2007 09:41)
  9. sol başa birer sıra ara ile alt alta gelmek üzere 3 çubuk çizilip
    ki hazır burda var
    ı ı ı
    ı ı ı
    sonra ortaları birleştirme suretiyle dalgalanmalar yaratılan
    ki hazır burda var
    ı ı ı
    / /
    ı ı ı
    / /
    ı ı ı

    kenar süsleriyle süslenmiş defterlerdir.
    bu kolonların altına üstüne çiçek, dal, böcek, aşık olanların kalp neyim çizme olanağınıda vardır.
    kırmızı kurşun kalemle yapılması tercihtendir.
    (mi atze, 02.07.2007 01:40 ~ 01:41)
  10. -bilgisayarın olmadığı,
    -cep telefonun olmadığı,
    -normal telefon edinmek için 3-5 yıl sıra beklendiği,
    -başka şehirde oturan evladı ile telefonda konuşmak için mahallede tek bulunan telefona yazılıp 2 saat sonra sıra geldiği,
    -televizyonun tek kanal siyah beyaz üstelik akşam 20 00 de yayına başladığı,
    -istanbuldan ankaraya klimasız otobüsle 9 trenle 12 saatte gidildiği,
    -hacı muratların flaş olduğu,
    -okul önlüklerin bir sonraki kardeşlere saklandığı,

    yani farklı bir yaşam tarzının getirdiği ortamda liselilerin hayallerini, arkadaşlıklarını,anılarını yazdıkları şirin defterlerdir..


    keşke tutsaydımda şimdi okuyabilseydim.. çocuklarıma gösterebilseydim..
    (crous, 13.07.2007 12:17)
  11. içini nasıl doldurduğuna göre salak olabileceği gibi çok özel ve de güzel hatıraların saklanabildiği ama hernasıl olursa olsun insanın açıp baktığında yüzüne tebessüm katan defterciktir.özellikle günlük olanları çok ilginç ve de çeşitlidir.kilitlisi, kokulusu, çizgilisi, çizgisizi, fotoğraflısı, resimlisi vardır. genelde kızların alışkanlığıdır bu defterleri tutmak.kişiliğine göre böyle biraz daha sevgiliye aşk meşk düşkünlerinkinde kızlı erkekli mutluluk fotoğrafları mevcuttur ve de kaç tane sevgili değiştirildiğinin hesabını tutmakta kullanılır. biraz daha çocuk ruhlu olan memişleri yeni oynamış genç kızlarımızın defterleri genelde pembe tonlarındadır, maviş bebek resimleriyele doludur ve arkadaşlarla yapılan kavgalar, küslükler, barışmalarla doludur.gözlüklü, bıyıklı, arkadaşlar tarafından inek diye tabir edebileceğimiz kızlarımızın defterleri de şekil itibariyle bir ajanda ya da normal çizgil bir defter olabilir(çünkü bu kızlarımız böle şeylere para harcamanın gereksiz olduğunu düşünür) içinde genelde sınıftaki dedikodular, komşu kızın sevgiliyle maceraları, derslerden alınan yükdek notlar vardır.hatıra defterlerine gelince onlar ayrı bir muammadır onlarla ilgili hatırladığım ilginç tekerlemelerdir. örneğin
    -hatıra hatıra dedin
    başımın etini yedin
    al sana bi hatıra
    senin gibi cadolaza

    -sepet sepet yumurta sakın beni unutma

    -seni seveni sen de sev seni sevmeyeni sen de sevme (bunun yazılımı da oldukça yaratıcıdır sola kocaman bi s sağına da alt alta eni eveni en de ev yazılır)
    (minikurbaa, 13.07.2007 20:20)
  12. 'bana bu sayfayı ayırdığın için teşekkürler...' diye başlayan giriler yazılan, akrostişlerle ve karikatürlerle bezenen hatıra defterleri...

    seviyorum ama kimi
    en tatlı birisini
    nasıl söylerim sana
    ilk harflerine baksana
    (alametifarika, 26.08.2007 22:29)
  13. gelişmiş versiyonu blogtur. temel olarak pek de birşey değişmemiştir.
    (stilgar, 26.08.2007 22:41)
  14. gazetelerin ilan sayfasıyla defter kaplamak.
    stickerlarla defteri kaplamak
    blue jean dersinin kapağıyla defter kaplamak
    (salem salmakis, 29.01.2008 03:16)
  15. aslında salak olmayan defterlerdir.

    öncelikle bana kalbi kadar temiz bu sayfayı ayırdığı için moderasyona teşekkür ederim.

    "sana beyaz gelinlikte mutluluklar, mavi üniformada başarılar dilerim" le bitirilen veda yazıları ve manilerle süslenen, "ıssız bir adaya" düşüldüğünde yanınıza alacağınız üç şeye kafa yormanıza neden olan hoş defterlerdi bunlar.
    nitekim liseden sonra herkes kendi ıssız adasına düştü.
    ve yanlarına aldıkları tek şey bu hatıra defterleri oldu.
    (emigrant, 29.01.2008 08:59 ~ 08:59)
  16. anket defterleriydi bunlar.

    ilk iki sayfasına (soru sayısına göre) soruların yazıldığı, defterlerin verildiği kişilerin özel bilgilerinin bulunduğu defterlerdi.

    sorular şöyleydi:
    adın:
    soyadın:
    ev telefonun:
    oturduğun semt:
    kaç kardeşsin?:
    çıktığın biri var mı?:
    en sevdiğin renk?:
    en sevdiğin araba?:
    haftasonları nereye gidersin?:
    en sevdiğin erkek şarkıcı?:
    en sevdğin kadın şarkıcı?:
    en sevdiğim film?:

    vb bilgiler.

    bu defter "hoşlandığınız çocuk" tarafından doldurulmuşsa, yalvar yakar edinip, bilgileri almaya çalışır, hatta daha da ötesi, yazdığı ev numarasını arayıp, telefon açılınca kapatırdınız.

    bir bakıma sicil kaydıydı ve doldurmak için o gece eve götürür, daha önceden defteri doldurmuş kişilerin bilgilerini okurduk.

    facebooktan bir farkı yoktu anlayacağınız.

    o defterin salaklığı kadar, facebook da salaktır.
    (right lane must exist, 29.01.2008 09:08)
  17. içlerine hiç ayrılmayalım, hep görüşelim gibi inandırıcı olmayan cümleler yazılan, formalite icabı doldurulan defterlerdir.
    (karamelize ekmek, 03.02.2008 00:06)
  18. bundan yıllar önce, daha bu defterlerin salak statüsü kazandığı düşünülmeyen zamanlarda, bu defterler, bana öğretmişti ki, güçlülerdi ve işlevsellerdi. ayrıca, yıllar dedim ama 90 ların sonu. milenyum kapıda. yani, bu defterler "klasik müziğin modası geçmez" tarzında bir popülerlik içindeydi o dönemde.

    bu defterler; adın, soyadın, en sevdiğin meyve, okuduğun gazete/dergi gibi sorular içerirdi malumunuz.. karar veremiyorum. iyi miydi, kötü müydü ? saf mıydı, salak mıydı ? cevap bulmak niyetiyle deniyorum yazmayı.

    ben çok fena bir döneme denk geldim. 80 lerde elinde sigara, gözleri ufukta, uzaklara "sadece" bakan, sessiz adamların sadece "durarak" kızların kalplerini çala çala helak olduğu yıllar aksi gibi yeni bitip "evrim, devrimle olur" düşüncesini doğrularcasına "olanca sesli" adamların popüler olduğu bir zamanda, zekimsi (mal değildim) ancak içe kapanık yapımla ruh gibi dolandım ortada [bu uzun cümleyi yazacak kıvama gelmişim o zamandan beri. hmm.] lise hayatım boyunca sahip olduğum tek kız arkaradaş kişisini, bu defterler sayesinde bulabilmiştim ben. o denli yabaniydim.

    amacım "kardeşlerim, bu defterlere salak demeyin, bakın, bizim gibi hayvanlar da böyle ekmek tutuyordu" tarzı bir mesaj değil. bu garip yöntemin, o dönemin ilişkilerindeki "doğru ilişki" kavramına ulaşmaya yönelik, yapacağı veya yapmayacağı katkı ve ilişkilere yansıması neydi, bunu bilmek istiyorum. (amına koyim, daha yararlı şeyler bilmek istesem olmaz mı ?) (cevap parantez: bunu bileyim, sonra başka şeyleri de bileceğim) (komple kompleks benim deri).

    o kızı nasıl tavladığımı da söyliyim: 'hayatında vazgeçemeyeceğin 3 şey' sorusuna "sex sex sex. eheh" yazmıştım. [aman allahım.] yoldan çevirip incelenecek herhangi bir ergenden farklı değildim o sıra işte aslında. sosyal olamamışım güzelce, onun yansımaları da var biraz, aksi gibi... neyse.

    başına güneş mi geçmişti, havale mi geçirmişti tam hatırlamıyorum; kız benim bu levent kırca şakama çok gülmüş. arkadaşlarına söylemiş. haber salmış falan. geldiler, beni istediler. ben de gençler anlaştıktan sonra bize laf düşer mi, deyip kabul ettim.

    ilişkiye başladık; madde madde, akla gelebilecek bütün mallıklar var. dakka başı napysn aşkm soruları, beni hiç aramıyosun, ilgi de ilgi, bilgi de bilgi.. mik mik de zik zik..

    işte bu yüzden sorma ihtiyacı hissediyorum: ulan o kadar yazmışız oraya: ["sevdiğim meyve muz"], bir gün dememişsin ki ["hadi gidip muzlu pasta yiyelim ?"]. ya da yazmışım yine oraya: ["en sevdiğim dergi leman"], fakat sen bir gün o dergiyi almamışsın hediye diye. hediyeyi geçtim, anlamasan dahi "aa, şu karikatürü okudun mu kikike" diye yalandan bile olsa gülmemişsin. ne anladık amına koyim anketten ? neye yaradı bu ? mallık aynı mallık.

    buradan anlıyoruz ki; bahane imiş sadece demek ki bu. işlevselliğinin arka yüzünde kocaman bir bahane varmış. ne kadar hata ve yanlış varsa kızı suçladım evet ama ben böyle bir anket doldurmadığım için "öte yandan, bu zalım kıza işte benim yaptıklarım" tarzında bir açıklama, bir sezar'ın hakkı sezar'a durumuna girmek zorunda değilim. ama şu an adını, şükürler olsun, unuttuğum salak bir diziyi "o izliyor" diye izlediğimi hatırlıyorum. [alik'e 10 puan]

    yani, cevabımı buldum ben. salak defterlermiş bunlar. "aa, ne kadar şirin, ankeet, mihi mihi" denilecek bir saflık, temiz olma hali söz konusu değilmiş. o ilişki hala sürüyor olsaydı böyle demezdim tabi. ama, sürmemişti.

    bu anketlerden birinin "en sevdiğin yemek" kısmına "bol acılı çiğ köfte" yazıp da ertesi gün önünde bulan adam olduysa da ben bahtımı sikeyim. kraliçe yapardım öyle kızı.
    (alik, 04.02.2008 02:37 ~ 03.07.2008 07:01)
  19. aşık olunan futbolcunun resimleriyle dolmuş defter
    (fintasfenkinör, 21.01.2009 00:33)
  20. kendisinden sonraki tüm nesillerin hayatını mahveden defterlerdir..
    ki bunları kokulu defterler ve kağıtlar izler..
    onlar daha da beterdir..!!
    (betterthanwords, 03.08.2009 02:37)
  21. 80 lerde ananız babanız yeni tanışıyordu.
    darbe yıllarıydı toplumsal gerilim çok yüksekti.
    msn, facebook, sözlük mözlük hiç bir sikim yoktu, bi kere internet yoktu.
    ankesörlü telefon bile 84 lerden sonra ancak büyük kentlere girebilmişti.
    ananız babanız iletişim kurmak istiyor, bırakın yüzyüze konuşup anlaşmayı, başlıkta salak diye tanımlanan defterleri bile ancak üçüncü şahıslar marifetiyle birbirlerine güçlükle iletebiliyorlardı.
    elele tutuşmak,bi yerlerde buluşmak, hele de ilk deneyimi yaşamak orospulara, puştlara mahsustu. aklınız ermez inanın.
    sosyal baskı çok yüksekti.
    80 lerde ananız babanız kendileri gibi böyle salak defterlere ihtiyaç duymayacak bir jenerasyon için bu sayfalara çok temiz, naif, yürekli şeyler yazdı.
    böylece tanıştılar,birbirlerinin zevkleri,dünya görüşleri, olmazsa olmazları hakkında böylece fikir edindiler.
    belki de ve kuvvetli ihtimalle siz doğdunuz.
    peki:
    sizin bir gün dünyaya gelecek kızınız oğlunuz için kendi el yazınızla ruhunuzu, aşkınızı aktarabileceğiniz bir şeyleriniz varmı?
    dijital olmayacak ama...
    hiç olmazsa salaklığımıza yanmayalım di mi?
    (maestromanick, 03.08.2009 05:54 ~ 14:29)
  22. sözlüğün ihtiyar delikanlılarını fişlemeye yarayabilen defterlerdir.

    şimdi, 15 yaşında liseye başladığını varsaysak ve yıl da 89 (dünyaya merhaba dediğim yıl!) olsa (99 da 25, 2009 da 35!) evet, en az 35(!) yaşında insanlardır bu defterlerle ilgili anılar anlatan yazarlarımız.

    buradan tüm 35+ yazarlarımıza hörmetlerimi gönderir, ellerinden öperim.

    not: şaka yani, bence de 35 ve ( 80 de başlasa ve lise 3 te olsa 18, 1990 da 28, 2000 de 38, 2010 da48(!)) 47 yaşları arasında olup sözlüğe renk katmak çok normaldir. tecrübeli yazarlardır sadece yaşlı sayılmazlar kesinlikle ( babam 48 yaşında lan şimdi hesaplayınca). neyse efendim saygılar.
    (nick uçar sözlük kalır, 03.08.2009 07:40)
  23. "öncelikle kalbin kadar bu temiz sayfayı ayırdığın için tşekkür ederim" diye başlayan,yıllar sonra okuduğumuzda gülmekten yarıldığımız hatıra defterleri
    (littlesunshinee, 05.11.2009 12:27)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil