|
|
- bugün teyzemin 7 yaşındaki kızının büyük bir marifet(!) olarak cep telefonunu kullanmayı öğrenip beni büyük bir sevinçle araması ile beni kara kara düşündüren farklardır.
bir an kendime sordum, acaba ben o yaştayken ne öğrenip heyecan duymuştum diye. kendi sapanımı yapabilmek bana en büyük heyecanı ve mutluluğu yaşatmıştı. biz o zaman sokaklarda on beş - yirmi kişi sürü halinde gezerken şimdi benden on yaş kadar küçük kuzenlerim yeni aldığı playstation oyununu bir an evvel oynayabilmek için arkadaşlarından zarzor türlü yalanlarla kurtulup eve koşuyorlar.
son ziyaretimde 12 yaşındaki kuzenime dirseğimdeki yara izini gösterip "bak bu bahçede geçen gün kesilen ağaçtan düştüğümde olmuştu" dediğimde aldığım cevap "ağaca niye çıktın ki?" oldu. sen ne biçim çocuksun diyesim geldi ama diyemedim. çünkü bal gibi de biliyordum onun nasıl bir çocuk olduğunu. okuldaki derslerinde arkadaşlarıyla reklamcılık oynayan, birbirinin yaptığı reklamlarda gösterilen ürünleri neden satın almayacağına dair tartışmalara giren bir çocuktu. bencilleştirilmişti, yalnız bırakılmıştı.
biz küçükken arkadaşlarımızla kavga etmemizin en büyük nedeni tüftüf yapmak için en uygun boruyu paylaşamamak olurdu. oysa artık çocuklar annesinin adı "kader" olan arkadaşlarını "kadeeeer, kahpe kader" şarkısını söyleyerek kızdırıyordu ve sonunda kavga ediyorlardı.
en üzücü olan şudur ki, bizim gibi çocukluğu olan insanların çocukları, aynı çocukluğu yaşayamayacaklar ve bizim kuşak anne baba olup çocuklarına playstation almadığında kötü ebeveyn damgası yiyecek. kimbilir, belki çocuğumun öğretmeni beni bu konuda özel görüşmeye çağırıp rehabilitasyon merkezine gitmemi tavsiye edebilir. belki o zaman bu işler o kadar pervasız olur...
- epey fark vardır. zira aradan geçen 1920 senede çok şey değişmiştir. isa öldü misal.
- resmen iki zıt çocuk modelidir bunlar. saymakla bitmez.
- biri susam sokağı ile, diğeri pokemon ile büyümüştür.
- biri bozuk para ile maç yaparken, diğeri playstation ile maç yapar.
- biri, ayıp sözler olarak sadece "salak, aptal"ı bilirken, diğeri her tür analı avratlı küfrü ezberlemiştir.
- birini sokaktan eve sokmaya çalışırlar, birini bilgisayar başından kaldırmaya çalışırlar.
- 80'lerin dizleri kanar, 2000'lerin gözleri bozulur.
(gakko, 08.06.2007 20:29)
- "ya compasino ablaa, benn boyle köy filmlerinden falan anlamıyorumm. sarmıyooo. benim filmim böyle aşk olmalıı, böyle yaprak dökümü gıbı... ayy bayılıyoruuuuumm."
"ya compasino bacım. yol filmi ne kadar toplumsal gerçeklerimize ışık tutmuş sence? ayrıca beynelmilel'de halkevinin yerine pavyon açılması toplumsal kültür erozyonuna işaret etmiyor mu?"
- biri çocuk gibi çocuktur, en ukala cümlesini kurduğunda bile sevimlidir, gülünür, çocuk sohbetleri edilir.. diğeri öyle kelimeler seçerek konuşur ki, karşınızdakinin bir çocuk olduğunu unutup laf yetiştirmeye çalışırken bulursunuz kendinizi. sonra da durumun farkına varıp öylece kalakalırsınız. çocuk da karşısındakini mağlup ettiğini sanarak özgüvenine bir tuğla daha ekler, bir sonraki cümlesi daha da korkunç olur.
- bilgisayarların insan hayatına bu derece hükmetmeye başlamasıyla; birinin kendi hayal gücüyle oluşturduğu bir hayal dünyası varken, diğeri kendisi için yaratılmış hayali ürünlerle oluşturulmuş hayal dünyasına sahiptir. yani, biri kendi hayalini kendi kurar; diğeri kendi için zaten kurulmuş hayal dünyasını tüketir. milenyum çocuklarının hayalleri bile bir başkasının elindedir.
fast-food yiyecekler damak tadlarını oluşturduğu gibi hayalleri de bir nevi fast-imagination tarzındadır milenyum çocuklarının. satın alırlar, oynarlar, oyun bittikten sonra hayalin de sonuna gelinmiştir.
oysa 80ler çocuklarının hala hayalleri sona ermemiştir ve ermeyecektir gibi bir hissiyatı da beraberinde getirdiği su götürmez bir gerçektir.
- her nekadar farklar arasında değil benzerlikler arasında olsada her ikisi de kendi çocukluk döneminin en iyisi olduğunu düşünür. oysaki en iyisi için (bkz: 90larda çocuk olmak)
- 80ler çamurdan oyuncak yapar,2000ler legolardan*
- 80'lerin çocukları birbirleriyle saklambaç oynarken tanışmışken, 2000'lerin çocukları msn'deyken, olmadı pes & playstation vs. oynarken tanışır.
- (bkz: computer god)
- her iki kuşak da 90'lı yılların çocukları gibi geçiş dönemini yaşamamıştır.
- 80'lerin çocuğu river raid oynasa gene zevk alır, 2000lerin çocuğu bu ne mınakiym der.
- 80'lerin çocuğu oyuncak silahıyla hayali ateş ederken, cüneyt arkın filmlerinden etkilenerek "dışiın dışiın" efekti yapar.
2000 çocukları "pat! pat! pat!"
- 80'leri çocukluğu gerçek, doğal ve hisliyken, çocuğun çocuk kalma ve öyle davranma hakkı varken
90'ların çocuğu suni ve fantastik bir atmosferde çocuk kalmanın, öyle davranmanın ayıp olduğu, çevresinde yaşından daha olgun cümleler bekleyen ve talep eden kapitalist ebeveynlerin gözetimi altında gittikçe zorlaşan hayata yarış atı misali süratle adapte edilmeye zorlanarak büyüyorlar.
o yüzden hep söylerim ;
bu memleket son çocuklarını 80'lerde gördü, sonraki dönemler de o çocuklar küçük adamlar oldular.
edit: bonus olarak;
@2224917(rene, 13.11.2008 00:16 ~ 00:39)
- sobanın üstündeki demlenmiş çayı, mandalina kokusunu bilmez bunlar.
...
...
...
ayrıca okul kitaplarında atatürk resminin yanında rte resmi de vardır.
- 80ler çocukları için leylek - çoçuk getiren.
2000ler çocukları için leylekle - sadece bir kuş.
- 80'lerin çocukları ışıklı plastik he-man kılıçlarıyla oynarken 2000'in çocuklarının elinde kuru sıkı tabanca görmüşlüğüm bile vardır.
- televizyonun sadece adını duymak. tek tip kurşun kalem kullanmak. kasketle okula giderken görülen öğretmenlere asker selamı vermek. okul zili henüz icat edilmediğinde çan sesiyle teneffüse çıkmak. radyo tiyatrosu dinlemek.amerikan yardımı süt içmek.gibi işleri yapmış. altmışlar da çocuk olan yazarınızın hayretle karşıladığı farklardır.yapmayın etmeyin en azından televizyon vardı seksenlerde her evde telefon vardı. tek tip kurşun kalem yoktu çok çeşit kalem vardı.
(bkz: 60 larda çocuk olmak)
|