1. okula siyah önlükle gitmek, voltran voltran voltran demek, şehirlerarasi yolculuklara çıkarken otobusun 302s olması için dua etmek, breyk breyk arkadaş arıyorum demek, icraatın içinden izlemek, videocudan american ninja, kartal, kan sporu ve evil dead gibi filmleri kiralamak, trt 1'de oluşan sorunlar sonucu yayına bir süre ara verildiğinde ekrana getirilen donuk ağaç, dağ bayır resmine 10 dakika hareketsiz bakabilmek, evden çıkmayan bilgisayar bebeleri haline gelmeden çocuklugunu yaşayabilmiş,son dönemin bir üyesi olmak...
    kısacası biz büyüdük ve kirlendi dünya demektir.
  2. 2000lerde büyüyenlere üzülmektir.

    şeker kız candy
    anthony'le evlendi
    bunu duyan liza hapşırıktan geberdi

    tekerlemeleriyle sokakta ip atlamak,
    sokakta satılan ama güvendiğimiz sopalara dolanan renkli macunlardan, elma şekeri veya pamuk helva almak için anneye zırlamak,
    içi su dolu plastik yüzüğümüzle arkadaşlarımızı ıslatmak,
    inşaatların katlarından kumlara atlamak,
    en ciddi şiddeti birikintilerdeki iribaşların kafalarını sıkarak öldürmek suretiyle yaşamak,
    kırmızı rengine maruz kalmak (kırmızı külotlu çorap, kırmızı elyaf kaban, kırmızı kurdele, kırmızı elma, kırmızı pabuç, kırmızı kalem, kırmızı atkı vb.), ve bundan dolayı 90larda asabi olmak,
    kelebek toka, firkete, tiftmek kelimeleri ile aynalarda süslenmek,
    illa ki beyaz çoraplarımızı simit gibi kıvırarak, bol paçalı kısa pantalonlarımızın altından teşhir etmek,
    sıcakta isilik yapan ama vazgeçmediğimiz kenarları fosforlu siyah renk "tayt"larımızla sokaklarda "hoşlandığımız çocuklar"ın önünden geçmek için saatlerce turlamak,
    erol evgin'e, kenan evren'e aşık olmak,
    dallas vb dizileri ebeveynlerin arkadaşları ile yapılan mantı sonrası hep beraber izlemek,
    maykıl nayt, kara şimşek, atlantis'ten gelen adam, makgayvırı tanımak, sonra mavi ay ile birlikte bruce willis gibi birisiyle evlenmeyi hayal etmek,
    pazar sabahlarını halit kıvanç, danny kaye ve barış manço ile geçirmek,
    uzak akrabaların getirdiği haribolarla mutlu olmak, onları yiyememek saklamak,

    2000lerde akla gelen birçok şey arasında güzel anılara takılmak ve hünkürerek, sarsılarak ağlamaktır.
  3. ihtilalin yaralarını görerek büyümektir. sağcısı, solcusu, şucusu, bucusu derken hepsinden nefret etmektir.
    80'lerdi beynimizin iyiden iyiye sulandırılmaya başlandığı vakit.tek kanallıdan özel televizyon kanallarına geçişte pembe dizilerlere yenik kaldık...oradaki hayatlara sıkıştırıldık. okumaya, araştırmaya, adam akıllı tartışmaya ayıracak vakitlerimiz esir alındı. boyun eğdik hepsine, zannettik ki pembe diziler gerçekten pembeydi... pembelerin içinde öğrendik aşk(!)'ı, kin(!)'i, ihtiras(!)'ı...
    hep yönetenler oldu, seçilenler hep kendi sevdalarıyla yönettiler bu ülke insanlarını. kimse kimsenin acısına merhem olmadı... herkes yaraya dokunmaktan korktu, korkutuldu.
    80'lerde çocuktum; her yer güllük gülistanlıktı (!!!)... ne zaman büyüdük diye düşünürken geçen onca boş vaktin hesabını soracağım insanlar halen vakit çalma çabasında...
  4. ilkokulda halley, petrol ve komançero şarkılarını uydurma sözlerle
    söyleyerek danseden tolga han özentisi sefil dans grupları kurmak, okul
    sonrasında ise her gün koşturarak eve gidip; bu toprağın sesi programında
    kımıl zararlısı ile mücadele yöntemleri, orman köylüsünün sorunları ve
    yüksek randımanlı buğday türleri ile ilgili verilen faydalı bilgilerin
    ardından kamber ağa ile uyanık skeçlerini büyük bir ilgi ile izlemek demek,
    küçük yaşta bilinçli bir çiftci kadar ziraat bilgisine sahip olmak demek,
    sinemalarda the lord of the rings, harry potter vs. izlemek yerine jules
    verne romanları okumakla geçirilen bir çocukluk demek.

    ps: gelen bir mailden küçük bir satır, ama bizim yaşadıklarımız ile aynıdır.
  5. atari, commodore64 ve amiga sayesinde bilgisayarla ilk tanışan çocuklar olmak. bilgisayarcıdaki listeden sadece isimlerine bakarak amiga oyunu almak. kurt adam, sokak dövüşü, dünya yönetme (civilization) gibi yorumlardan beğenip keşfetmenin getirdiği merak ve heyecan hissi. 10 küsur yıl sonra çıkan gelişmiş grafikli 3d oyunların onların yerini tutaması, ruhsuz gelmesi ve hala pclerde emülatörler kullanarak sadece eski amiga oyunlarını değil çocukluğunu hatırlamak...
  6. guns n roses dinleyip ne söylediğini anlamadan bağıra bağıra şarkılara eşlik etmek,tek tük araba geçen bugünün piyasa mekanlarından birinin yolunun ortasına rahatlıkla cadı kazanı,seksek gibi oyunlar çizip sabahtan akşama kadar arabalardan kaçmadan oynayabilmek,eve alışveriş torbaları ve biton dedikodu yerine toz toprak içinde dönüp anneden azar işitmek,dooooğru banyoya gitmek,akşam ablandan sıra gelirse ve joystik bozulmamışsa pacmen oynayabilmek,sokaktan geçen önünde iki at arkasında dönen oturaklar olan garip alete binip,dönmekten kusmak,sonra tekrar binip tekrar kusmak,tayt altına bot çorabı ve bot,üstüne bol t-shirtler giymek,gözlüklü şirinden nefret etmek,susam sokağının jeneriğinde koşan çocuk olup televizyona çıkmak istemektir.