80 kuşağını psikopat yapan etmenler 

adana çık aradan

  1. bunlar görsel olanları da yoğun olmakla birlikte, genelde müziksel etmenlerle ağır tramvalar yaşatan tv programlarıdır. şöyle sıralayalım:

    1) perde arkası programının jenerik müziği: efendim bu müzik 80 kuşağında yaşamış bir çok genç için hala depresyonun altın kapısı niteliğindedir. zaten gudik olan programla birlikte, "işte eroinman kızı buraya kaldırıp tecavüz ettiler...dın dı dın dı dınnnn..." eşliğinde giren jenerikle evden bir müddet çıkamadık, sokaktaki herkesi kötü sanarak ruhsal çöküntümüzün ilk adımını attık bu kuşağın insanları olarak.

    2) emniyet kemeri takın programı ve jenerik müziği: bu bilgilendirme amaçlı mümtaz programı kurgulayanların beynine sokayım diyerek başlıyorum hepinizden özür dileyerek. ulan "çok sıkıyodu be abi" diye ölen adamın, ruh olup uçarkenki görüntüsünü el kadar çocuğa izletirsen toplumsal bir birey olarak bu bebeden ne hayır beklersin. bir de arkasında tam işkence şiirlerinin fonu olabilecek bir müziği koyarsan (ahmet telli - su çürüdü isimli şiirinin fonudur aynı zamanda bu şarkı) o çocuktan ileride nasıl bir psikolojik iyilik hali umarsın? hadi tamam, çocuk emniyet kemerini takmayı öğrendi, ulan psikopat ettin çocuğu, rüyalarında "çok sıkmasın abi, ölmesin abi, kırılan yumurtalar akmasın, bağlayın yumurtaları" diye yıllarca sayıklayan çocuklar yarattın sen. ee ne anladım bu işten?

    3) anadoludan görünüm programı ve jenerik müziği: ölü terorist istatistikleri, ölü terorist bedenlerinin yan yana görüntüleri eşliğinde kıvırcık saçlı bir abimizin arkasından helikopterlerin geçtiği dağlarda sunduğu bir programdı. terör vardı, lazımdı belki bu tarz programlar. lakin hem kendi, hem görüntüleri, hem de müziği ile 80 kuşağı çocuklarını psikopat etme nedenlerinden birisidir.

    4) bu toprağın sesi ve jenerik müziği: "randan darara rannnnnn...randan darara rannnnn." şeklinde başlayan ve tek kanal olmasından dolayı o dönemde, şimdinin çoğu çocuğunun bir fideye aşı yapmayı bir şekilde bilmesinin, suni gübre ile hayvan gübresi ayrımının taç yapraklılarda nasıl sağlıklı/sağlıksız ürün verdirttiğinin çıkarılabilmesinin nedenidir bu program. ulan el kadar çocuğa sen neden ziraat mühendisi tadında yaklaşıyosun. sulama kanalları açılan çukurovadaki kutlama halaylarını neden seyrettim ben yıllarca? psikopat ettiniz lan! bi dönem evimde yaprak biti bile besledim, faydalı mahlukatmış diye. bitlendim annemden dayak da yedim o ayrı.

    5)pazar konseri: pazar sabah voltran ve sabah sinemasından sonra gelir, saatlerce bitmek bilmezdi. klasik müzik seven insanlara saygım vardır. ben de kısmen severim. ama be kardeşim, zaten tek kanal. sen memleketin hepsine pazar 12:30'dan, akşam 17'ye kadar neden klasik müzik dinletirdin? mevsim kış, sokakta oynamama annem izin vermiyor. televizyonda çekoslavakya flarmoni orkestrası, allegro andante... sırf bu program yüzünden içime kapandım da evde yeni oyunlar keşfettim ben. bir yerden sonra oyuncak da sarmıyordu. disneylandı getirsen bitmiyordu onun sıkıntısı. bu yüzden çoğu çocuk bunalımlara girdi. yoktu ki anasını satayım pokemonu, jetix'i, interneti. bir tv vardı onda da pazar konseri. küfür gibiydi. hikmet şimşek rahmetli oldu, toprağı bol olsun da, çok etti bize vakti zamanında rahmetli.

    6) klementin çizgi filmi ve müziği: işte bu da o dönemin çocuklarının üzerinde derin izler bırakan bir hadisedir. müzik zaten bir türlü, çizgifilm zaten bir türlü. yanan adamlar, uçan küreler filan. allahtan voltrandı, he-man di bir şekilde başka çizgi filmler de izledik de seri katil olmadan yırttık.

    7) bizimkiler dizisinin bitiş jeneriği: hababam sınıfı müziğinin yerine göre bir hızlı bir yavaş çalınması gibi, başlarken çok huzurlu ama biterken de o kadar psikopat ediciydi. evde bir ütü kokusu, önlükler asılmış, ertesi gün hayat bilgisinden yazılı var. resim ödevi kalmış. çamaşırlar asılacak. velhasıl evde psikolojik tramva yaratacak ne varsa var. üstüne de bu dizinin bitişinin tescili olan müzik. oy oy.

    8) kavanozdaki adam dizisi: ya böyle bir dizi vardı ya. ahmet mekin oynuyordu. adama beyin nakli filan yapıyorlardı. ağır psikolojik bir diziydi. beyin nakli yapılan adamın yeni hayatını konu alıyordu sanırım. yahu sanata sanatçıya saygımız var tabi de, psikopat ettiniz be, küçücük çocuğa ne beyin nakli? ne hastane koridorları? siyah bir odada, bakıköydeki düşünen adam heykeli gibi bir duruşu vardı kavanozdaki adamın. asıl bizi sokmuşlar o kavanoza da yıllarca, çıkamamışız anasını satayım.

    şimdi 2000 kuşağı internet başında, televole kültürü almış yürümüş, insanlar neden seda sayan, var mısın yok musun izliyor diye entel dantel böbürleniyoruz ama... yahu sen yıllarca o dönemin çocuklarını psikopat edip, tramvalar yaşatmışsın gerek görsel gerek müziksel olarak. şimdi naapsın adam? kendini veriyo televoleye, bbg'ye rahatlıyor. o da haklı.
    (syntaxerror, 17.05.2008 16:04 ~ 02.07.2008 17:25)


  2. (bkz: küresel kapitalist sistem)

    (bkz: cinsel devrim)


    bu ve bunlar gibi bir sürü gelişmeyi kıçından anlamak, suyunu çıkarmak.
    (sirene, 17.05.2008 16:15)
  3. 1. idrak ettiğin en eski paranın bugünkü 5 ykrş. büyüklüğündeki 1 tl. olması ve bir daha asla o parayı görememek (maddiyatla ilk tanışma)

    2. ilk kutu kolaların açma halkasının geriye soğru sıyrılacak şekilde tasarlanmış olması, çocuk nası açsın o kapağı, her seferinde elimi keserdim (ilk faça deneyimi)

    3. küme çalışması diye bir şeyin varolması (grup seks nosyonunun genç dimağlara aşılanması)

    4. hava kirliliği nedeniyle okulların tatil edildiği gün çoluk çocuk herkesin sokağa gezmeye çıkması (körpe ciğerlere ilk zehir + kural tanımaz türk gençliğinin tohumlarının atılması)

    5. okullarda renkli kazak giyme yasağı (beynin moda anlayışı lobuna vurulan ilk darbeler + tek tip olmanın iyi bişey olduğunu zannettirme ideolojisi ilk kez deriye zerk ediliyor)
    (wykka, 17.05.2008 18:45)
  4. tim burton'dır en büyük neden. nedir o beetlejuice filmi. veletken bu filmi izleyen ve çocuk yaşı yüzünden anlam veremeden aval aval ekrana bakıp saykoya bağlayan seksen kuşağı çoktur.
    (topal penguen, 17.05.2008 18:53)
  5. (bkz: aydemir akbaş)
    (bkz: nuri alço)
    (sturridge, 17.05.2008 18:57)
  6. (bkz: kurabiye canavarı)
    (zaknafein, 17.05.2008 18:58)
  7. hiç kuşkusuz 70 kuşağının serbestliği ve özgürlüğüdür. kendilerinde bunları bulamayan bu kuşak kendilerine göre "attack" pozisyonunu almış ve 70'leri bile geride bırakan unutulmaz efsane haline gelmişlerdir. öyle ki kendilerinden sonra gelen 90 kuşağı da 70'leri değil kendilerini örnek almışlardır.
    (no leaf clover, 17.05.2008 19:00)
  8. 80 ihtilalini yaşamış,ölümlere tanıklık etmiş ebeveynlerin kendi psikolojik bozukluklarını istemeden de olsa çocuklarına aktarması en büyük etkenlerdendir.60'lı 70'li yıllarda çocuk korkutmak için ''seni iğneciye götürürüm'',''seni öcüye veririm'' gibi korku etmenlerini kullanan ebeveynler 80'den sonra ''seni polise veririm'', ''seni askere veririm'' gibi yeni korku yöntemlerini, muhtemelen farkında olmadan türetmiş ve 80'li yılları yaşamış olan kuşağın çocuklarında polisi,askeri görünce yönünü değiştirme ve kolluk kuvvetlerine karşı korku ,antipati duygusunun oluşması kaçınılmaz olmuştur.

    ilkokul yıllarında ''büyüyünce ne olmak istersin?''sorusuna sınıftan tek bir kişinin 'polis olmak istiyorum''demesi,bu kişinin de en psikopat,şiddet eğilimli kişi olması ise kolluk kuvvetlerinin algılanma biçimini ortaya koymaktadır.

    belki kolluk kuvvetleri sanıldığı kadar öcü değildir ama ebeveynler tarafından öyle öğretilmiş,çocuk tarafından o şekilde içselleştirilmiştir.sonuç olarak bizi koruması gerekenlerden korkmak gibi mantık sınırlarını zorlayan,psikopat bir duygu oluşmuştur.

    (bkz: polis görünce kaçmak)
    (albatros2424, 17.05.2008 19:22 ~ 19:29)
  9. sozkonusu etmenler sadece 80 kuşağını psikopat yapıp sonra çekilmemiştir. 80 kuşağını psikopat yapıp , sonrası tüm kuşakların da bu şekilde gelişmesini sağlamıştır.

    psikopat demeyelim ama 80 ve sonrası tüm kuşakları "eksik-mutsuz-doyumsuz" yapan sebeplerden biri sadece bu ülkede değil, tüm dünyada karşı konulamaz , sınır tanımaz modernizmdir.yıllarca baskı altında kalan-bırakılan herşeyin pat diye kabuklarından çıkması-çıkarılmasıdır. özgürlük kelimesinin bile yetesiz kalacağı sınırsızlığa ulaşılması ve bunun doğal bulunmasıdır.
    cinsellik bastırılmamalı dediler, her türlü ilişki biçimi olağan sayılmaya başlandı. ilk cinsel ilişki yaşı 9 a indi(ingiltere de örneğin) , ortalıkta çocuk ebeveynler dolanmaya başladı. oysa ki doğanın kendi düzeni vardı ve henüz adet bile görmemiş, kendini bulmamış, kadınlığın ne olduğunu daha öğrenmemiş ama seks yapabilen çocukların artması bu düzene aykırıydı. tabular sıkıcıdır ama tüm tabuları yıkarsak insanlaşmaktan uzaklaşırız demedi kimse. yıkılması gerekenler yıkılmalıydı ama hepsi yıkıldı. şimdi enkazında milyarlarca insan o en eski ve filmlerde izlenilerek tatmin olunan duygu arıyor, adına aşk dedikleri.bedenindeki boşlukları doldurabiliyor da genç insanlar, ruhunun hep bir yerleri boş kalıyor.

    80 ve sonrasını "tuhaf" kılan, kişisel özgürlüğün de sınır tanımaz hale getirilmesidir. kişiler o kadar özgürdü ki ve özgürlükten belki o kadar sıkılmışlardı ki kendilerini eğlendirmek için herşey mübah hale gelmişti. mutluluğu her türlü maddede aramaya başladılar. hayatta her türlü zevki tatmak gibi bir yaşam şekli doğdu ve doğru olsun olmasın zevk veren her şey sınırsızca yaşanmaya başladı. hazcılık hiç olmadığı kadar popüler oldu . yaşamanın tek anlamı haz almaktı ama sadece vücudun haz alması .
    dedim ya ruhlar o kadar ezildi ki gitgide küçüldü, yok oldu...ruhsuz, bilinçsiz ama zevk içinde yaşayan insanlar olduk.
    kitap okumak gülünç bir şey oldu, türk filmlerini izleyip ağlamaktan utanılır olundu.
    zaman barlarda geberene kadar içip, kız-erkek kesip, one night stand yaşamaya çalışmak zamanıydı.

    ülke elden gidiyor hikayeleri bile rafa kalktı, ülke kimin umrundaydı ki her öglen stuckbucks larda machiato içerken, prada nın yeni modellerini konuşan gençlik için.

    önceden sadece hangi din olursa olsun inananlar veya inanmayanlar varken inançlar bile değişti. bir güce inandılar adını koyamadıkları. kurallar koydular,şartlı inandılar tanrıya inanıyorlardı ama din kavramı saçma geliyordu, ya da tanrıya inanmıyorlardı ama bir güç vardı. ama dan önceki herşey yalandı oysa.
    adam gibi "ben inançsızım" diyenleri bile özledi benim gibi inananlar.

    cinsel devrim, sanayide devrim, politikada devrim, bir sürü devrim oldu, oysa hiçbiri devrim değildi.çünkü devrim bir şeyi yıkıp yerine yeni ve bambaşka bir şey koymaktı. bizim herşeyimiz yıkıldı ama yerine hiçbir şey koyamadık. bunlar devrim olamazdı. yıktıklarımızla kaldık ve toz-pas içinde hayallerimizi ve düşünme yetimizi de kaybederek yaşamaya devam ettik. lakin bizim yaşamamız bir sincabınki kadar bile özel değildi,rastgeleydi,ciddiyetsizdi...

    "yasamak sakaya gelmez,

    büyük bir ciddiyetle yasayacaksin

    bir sincap gibi mesela,

    yani, yasamanin disinda ve ötesinde hiçbir sey beklemeden,

    yani bütün isin gücün yasamak olacak.

    yasamayi ciddiye alacaksin,

    yani o derecede, öylesine ki,

    mesela, kollarin bagli arkadan, sirtin duvarda,

    yahut kocaman gözlüklerin,

    beyaz gömleginle bir laboratuvarda

    insanlar için ölebileceksin,

    hem de yüzünü bile görmedigin insanlar için,

    hem de hiç kimse seni buna zorlamamisken,

    hem de en güzel en gerçek seyin

    yasamak oldugunu bildigin halde"
    (bilginsel, 17.05.2008 19:24 ~ 19:28)
  10. özal dönemini yaşamış olmak unutulmasın sakın. neo liberal politikaların türkiye yansıması olan özal, hanedanıyla papatyalarıyla,prensleri, hayali iharacatçılarıyla, ülkenin ekonomik-politik gidişatını epey etkilemiştir.

    onun ekonomi programını anlamak için 24 ocak kararlarına bir bakmak yeterli olacaktır. dünyada thatcher-reagan ikilisinin başkanlığını ettiği neo-liberalizm , türkiye de özal la yer almıştır.ilk özelleştirmeler onunla başlamıştır, ne olursan ol, ne yaparsan yap yeter ki zengin ol mantığı onun döneminde gelmiştir.elbette bu o dönemin çocuklarını epey etkilemiştir.büyükler bile ne yapacaklarını bilemezken çocuklar ne yapsın, nasıl şekillensin. bir taraftan beslenme çantasına alan var alamayan var arkadaşların görür de canı ister diye muz konmadan büyütülen , yerli malı haftası kutlayan bir çocuk, ama televizyonda ve gazetelerde ha bire zenginliği öven açıklamalar.benim memurum işini bilir e gelmiyorum bile. özal, bu ülke halkının şimdiye kadar tutunmasını sağlamış o toplumcu mantığını yerle bir eden ve yerine bencil bir bireyciliği getiren bir idarecedir.

    onun dönemindeki çocuklar da iki arada bir derede kalarak işte böyle ne yapacağını bilemeden olabildiğine sorunlu olarak büyümüşlerdir.kimi paraya taparken, kimi toplumcu değerlere olabildiğine sıkı sıkıya sarılmıştır, sonuç bireyselliği bireycilikle karıştıran ya da toplumsallığa yönelirken kendini unutan bir kuşak.
    (eleanor, 17.05.2008 19:41 ~ 18.05.2008 17:05)
  11. çalıkuşu dizinde durup durup karşımıza çıkan ve kameranın kendisini zumlayıp uzaklaşmasıyla fısıldayarak "şşt küçükhanım...şşt küçük hanım...şşt küçük hanım" diyen kara çarşaflı teyze de, 80 kuşağını psikopat yapan nedenlerden biridir. ah be teyzem, bari çarşafın önündeki tülü açaydın da bileydik o tülün altında çok da korkunç bir yüz yok. inanaydık. zaten sen açtın bütün kabusları kızın başına. evleniyodu işte kamranla. bok teyze.
    (syntaxerror, 24.05.2008 16:41)
  12. 1. kesinlikle atilla atasoy.
    ben hala arada hatırlar, ürkerim bu adamdan. lütfen tıklayın, hatırlayın ve bana hak verin: http://www.atillaatasoy.com/...

    2. 80lerde çekilmiş olmasa da 80 kuşağındaki çocukların okuldan eve dönüş saatlerinde gösterilen türk filmleri.
    bu filmler sayesinde, aşkın karşılıksız filan olamayacağına, kötülüğün yüze pekala yansıyacağına ve böylelikle kötüleri iyilerden ayırmanın çok kolay olacağına inandırıldık. yine aynı tür filmler, sadakati norm olarak önümüze serdiler ve biz sandık ki biriyle bir kere sevişilir (o bir kerede mutlaka hamile kalınır) ve o büyük aşka yıllarca sadık olunursa yani yeterince sabırlı olunursa, mutlu son mutlaka bizim olur. peh!

    iyilerin her zaman kazanacağına dair inancı aklıma kazıyan ve kazanmadığım her sefer için kendimi kötü saymama sebep olan türk filmleri, fakirliği de öyle bir yüceltti ki gözümde; son 27 yıldır tanıştığım her çok zengin insanın, konken bağımlısı annesi ve fabrikatör babasından ilgi göremediğini zannettim.

    (bkz: gerisini siz düşünün)
    (bkz: ben psikopatım bahanem de bu)
    (zinkafnun, 24.05.2008 19:52 ~ 19:56)
  13. leblebi tozu. buruna, genze kaçtığında günlerce insanı hayatından bezdiren, dünyayı yaşanmayacak bir yer haline getiren, insanı psikopat eden 80'lere özgü, o kuşağı psikopat eden etmenlerden biridir.
    (syntaxerror, 07.07.2008 21:17 ~ 21:18)
  14. malmoth, galip tekin ve kendisinin hayal ürünü olan arkadaşlarının içinde olduğu etmenlerdir.

    (bkz: alavarza)
    (recai pengül, 07.07.2008 21:57)
  15. bence en büyük sebep nuri alço abimiz ve extra hediyesi tecavüzcü çoşkun. bi de 80'lerin filmlerinde dumanı çekip, abudik gubidik dans eden disko kızları.
    (sagan, 07.07.2008 23:41)
  16. (bkz: amerikan emperyalizmi)
    (re, 07.07.2008 23:43)
  17. tek kanallı dönemde, herşeyin, herkesin bir melek olarak gösterilmesi, daha sonra çok kanallı döneme geçilince, fütursuzca kötü kahramanların da ekranda boy göstermesi. tam anlatamadım sanırım. buna benzer birşey. kurallara uyulmasının öğütlendiği programlardan kuralsızlığın prim yaptığı bir piyasaya çok hızlı bir geçiş. tam kendimizi melek sanarken, şeytan da olmamız gerektiğini söyleyen birileri... gene anlatamadım. zaten anlatabilseydim psikopat olmazdım.
    (heathcliff, 07.07.2008 23:46)
  18. anlaşılan o ki, alayımızı televizyon psikopat etmiş. yahu bunun müzikleri var, piyasadaki saçma sapan satılan şeyleri var, acayip kıyafetleri var, büyüklerde hep görüp köşe bucak kaçtığım saç modelleri, acayip makyajlar var, doğanı var, şahini var, taunusu var.
    (dallak barbeque, 07.07.2008 23:50)
  19. çernobil de bu etmenlerden biridir. söz konusu kazanın akıl sağlığı üstündeki etkileri, kazanın bugüne kadar neden olduğu en büyük halk sağlığı sorunu olarak görülüyor.radyasyonun etkilerinden kaynaklanan endişe ve kaygı, hayat biçimindeki değişiklikler (özellikle beslenme şeklinin değişmesi, alkol ve nikotin bağımlılığı) bazı 80 kuşağından insanları hafiften psikopat yapmıştır.
    (bkz: psikopat)
    (rushmo, 07.07.2008 23:51)
  20. anadolu lisesi sınavı. ilkokul beşten sonra girilen ama.
    (ceyza, 07.07.2008 23:55)
  21. manisa paşası
    (tonanozanan, 08.07.2008 00:11)
  22. (bkz: seks en)
    (marlasinger, 08.07.2008 01:04)
  23. banu alkan filmleridir bunun sebebi...bir nesil erkeği büyütmüş olan emanuel ve yaseminle gece aerobiği de cabasıdır
    (jadore, 08.07.2008 16:50)