beşiktaş civarında saat 00.30 sularında inanılmaz bir rüzgar ve şiddetle başlayan dehşet güzellikte bir sağnaktır.
akşamüstünden beri görülen şimşekler bu yağmurun habercisiydi ama 19 yıldır istanbul'da yaşamama rağmen hayatımda bu kadar şiddetlisini görmedim diyebilirim...
çılgın sağnak 20 dk kadar sürmüş, yerini normal sağnağa bırakmıştır...
istanbul'da kendimi bildim bileli en şiddetli yağan yağmurlardan biri.inanılmaz! olağanüstü! istanbul yağmuruyla, su sesiyle, rüzgarla istanbuldur.koca kurak bir yazdan sonra, ilaç gibi...
miniminnacık, kıpkısacık, şipşiddetli tamam ama kopkortucu olmayan bir yağmurdu. ayrıca bitmiş olan yağmurdur. yarın ki haber mecralarında "istanbul'a beş dakika yetti" dedirtecek, evinden suları kovalarla çıkaran vatandaş görüntüleri fonunda (üç nokta)
alt katımda oturan yöneticinin "evinizi su bastı, benim daireme kadar indi" telefonuyla apar topar eve gidip, benim daireye de üst kattan geldiğini anladığım bir kaç kova suyu temizleyip kan-ter içinde kıçımı koltuğa koymamla bastıran yağmurdur. gözkyüzünde enteresan bir aydınlık vardı yağmurdan önce; yağmurun başlamasıyla sanki sisli bir havaya büründü şehir.
assassin'le beşiktaş sahilinde ayaklarımızı denize doğru sallandırıp muhabbet ederken başlayan, öncesinde önemsemediğimiz, ardından önemsememeye çalıştığımız ve akabinde "abi sanırım yağmur yağıyor" diyerek yavaştan yürümeye başladığımız, ardından normal hızda yürüdüğümüz, akabinde "olm yağmur gelmeyen bi yerde biraz duralım" diyerek bir yere sığındığımız, ardından yağmur gelmeyen yerimize de yağmur gelmesiyle birlikte ayrılıp evlerimize dağıldığımız, benim eve gelene kadar donumun gerçek anlamda ıslandığı hava olayıdır, berekettir, nimettir.
çamlıcadan sahrayıcedite uzanışını seyrettiğim ve sokak lambasındaki görüntüsünün iri pırlantaların yere düştüğü izlenimini verdiği; akabinde toprak kokusunu burunlara getiren serinliktir, ferahlıktır.
bronx/ pinhani konserinden çıkınca tutulduğum, umursamadan donuma kadar ıslandığım, daha yağsın daha yağsın diye dilediğim yağmurdur. off bu gece çok güzeldi.
7 eylül 2007 tool istanbul konserinin son şarkısına* eşlik ederken "i'm praying for rain" diyen yüzlerce kişinin eseridir. yağmur dualarını din adamları yerine maynard yaptırsa kuraklık falan hak getire demek ki. namaz kılmıyoruz ama kalbimiz temiz.
7 eylül 2007 tool istanbul konseri dönüşü sahrayıcedit taraflarında 3 dakika içinde donuma kadar ıslanmamı sağlamış olan yağıştır kendisi. maynard' a selamlarımı sunuyorum. şöyle gece vakti toplu taşıma aracı bulmak ile ilgili bir şarkı yazıp bir dahaki istanbul konserinde söylerse çok memnun olurum.
göztepede de 10-15 dakika süreyle yağan, ancak sel oluşturmadan etkisini kaybettiren yağmur.hasarsız atlattık, inşallah devamı gelmez.hayır benim tuzum kuru, bizim apartman görevlisine acıyorum.
sözlükteki girileri gördükçe gözlerimi ovuştura ovuştura dakika başı dışarısını kesmeme sebep olmuş yağmurdur, çünkü henüz erenköy civarına tek bir damla bile düşmemiştir.
şimdi okuyunca 'ah be istanbulda olmak vardı, böyle yağmurlarda, serin havada' diye özendiğim ve yağmuru, istanbulu aslında ne kadar çok özlediğimi bir kez daha anladığım için pek bir hüzünlendim. bir an önce geri dönmekten başka bir şey istemiyorum.
büyükçekmecenin yüksek yerlerine bolca yağmış olan,cam açıp yağmur havasında sigara içip kitap okumanın saadetini yaşayan bünyelerin kıçını dondurup yorgan altına sokan yağmurdur.sonrasında marmara denizi üstünde pamuk üstüne pamuk şeklinde bulutların görünmesine neden olan eylemdir.
7 eylül 2007 istanbul tool konserinin ağzına sıçmamak için, bulutların kendilerini bira içmiş bir bünyenin çişini tutması gibi tuttuğu, tuttuğu, tuttuğu, ardından dayanamayıp patlarcasına bırakıverdiği yağmurdur.
yağmur ormanlarını artmayan şiddetteki yağmur, 5 saniyede iliklerime kadar işlemiş, üstüne bir de şiddetli bir rüzgar esmişti ki, üşümekten ağlamak üzereydim.
insan sadece böyle zamanlarda anlıyor, başını sokacak bir evinin sıcak bir yatağının olmasının ne büyük şans ve mutluluk olduğunu. aklıma gidecek yerleri olmayan, mağazaların, kafelerin güneşliklerinin altına sığınan, apartman arasına kaçan çocuklar geldi, ağlayasım daha da arttı.
(bkz: @1569548)
bir de o kadar bencil ve nankör bir tarafımız var ki, elime sıcak bir kahve, sırtıma kuru kıyafetler alıp camın önünden yağmuru seyredince 'keşke daha fazla yağsa, ne güzel görünüyor' diye düşünüverdim, utandım kendimden.