kelimelerin anlamsızlığın dibine vurduğu, ne denilse boş olacak bir andayım şu an. allah rahmet eylesin. önce asıl ateşin düştüğü yer olan 13 ailemizin başı sonra tüm türkiye nin başı sağolsun.
köşeye sıkışmaktan iyice korkarak artık sivil halka da acımasızca saldırmaya başlayan pkk'nın son olarak gerçekleştiridiği, 13 askerimizin şehit olduğu eylem.
allah sizin belanızı versin en kısa zamanda.
13 asker,13 gencecik beden,belki de gerçekleştiremedikleri hayalleri olan askerlerimiz.... bu kadar kolay mı bir ailenin binbir emekle,zorlukla büyüttüğü,vatanı için hizmet etmeye askere yolladığı kıymetlisini,evladını öldürmek...demek ki kolaymış hala bunların başını içimizde tutanlara yazıklar olsun.yazıklar olsun bize ki elimizden hiç birşey gelmiyor
bazılarının "kardeşlerinin" yaptığı katliamdır. "al o kardeşini..." dememek için zor tutuyor kendini insan. ama niye tutuyorum ki; söylüyorum direk: kardeşini de al git cehennemin dibine.
uzun yıllardır böylesine bir alçaklığa cesaret edememişlerdi.nasıl bir adilik nasıl bir gaddarlıktır bu..yan gelip yatmadılar, çürük raporu alıp kaytarmadılar..kahramanca bu vatan için canlarını verdiler.allah mekanlarını cennet etsin.ardında bıraktıkları yollarını gözleyen yakınlarına da sabır versin..
sapla samanın birbirine karıştırılmasına yol açan durum. pkk ile barış olmaz. yöre sorunu çözülmeye çalışılır, insanlarına layık olduğu gibi muamele edilmelidir -eksiksiz fazlasız -ancak terörle ateşkes olmaz. cani ile hırsızla tecavüzcü ile gaspçı ile olamayacağı gibi teröristle de barış olmaz tek çözüm bağımsız yargıdır. tsknın uyum aramak gibi acziyet içerisinde olması söz konusu bile olamaz. ben koşulsuz barış falan istemiyorum.
arkasında güçlü bir destek olmasaydı, yinede yapılır mıydı? sorularına insanı sevk eden, artık bu lağımın bir an önce temizlenme vaktin çoktan geçitiği, hem politik olarak tüm dünyaya hem de onlara onların anlayacağı dilden anlatmak vakti gelmedi mi?
basiretsiz politikaların sonucunda oluşmuş, yüreklere ateş düşüren durumdur. öylesine tavizler verilmektedir ki hemen yanıbaşımızdaki ırak'ta konuşlanan teröristler, türkiye cumhuriyetinin yanında olduğunu her fırsatta vurgulamaya çalışan abd2den aldıkları silahlarla askerlerimizi öldürmüşlerdir. kendi iç güvenliğini sağlamakta bile diğer ülkelerin koştuğu şartları basiretsizce kabul eden hükümet bakalım bu tutumuyla daha kaç askerimizin ölmesine sebep olacaktır.
dışarıda 5000 içeride 500 toplam 5500 çapulcu, dünyanın en güçlü ordularından birinin aslan neferlerini artık 3'er 5'er değil, kalleşçe saldırılarla 10'ar 10'ar ortadan kaldırmaya çalışırken, o en güçlülerden biri olan ordu sözde"barış yanlıları" yüzünden hiçbir şey yapamıyor.
çünkü anladık ki bu ülkede savaşın ne olduğunu da artık kimse bilmiyor. öyle genişletildi ki bu iğrenç kavramın kapsamı; tsk'nin "höt!" dese, "hoşt!" dese dağılacağı 3-5 kalleşten askerimizi, halkımızı, devletimizi korumak istemesine bile savaş deniyor artık. eskiden bunun adına "ayaklanmayı bastırmak" denirdi ve ancak osmanlı'nın "hasta adam" olarak anıldığı zamanlarda isyancıların başı bu kadar büyüyebilmişti...
ve hala birileri koskoca devletin (başındakiler layık değilse de devlet yine benim devletim) bu çapulcularla masaya oturup anlaşma yapılabilmesini istiyor ve bunun adına da barış diyor. oysa ben bu duruma "çöküş" adı verirdim. anlı şanlı bir devletin çöküşü...
edit: sözlükteki "savaş"(?) karşıtı ve "barış"(?) yanlısı "hümanizm kumkumaları"nın, enerjilerini bu giriyi eksilemekten daha somut etkinliklerde kullanmalarını dilerim. belki daha çok verim alabilirler...
insanın kanını donduran ne bu savaş, ne patlayan bombalar ne de ölen insanlar.
insanın kanını donduran şey, daha hala olanı biteni anlamayıp barış,kardeşlik lafı eden insanların hala biyolojik varlıklarını sürdürüyor, şehitlerin kanıyla vatan haline gelen bu memleketin kaymağını yiyor ve ondan sonra da yemek yedikleri kaba tükürüyor olmaları.
anlayın artık:
yaşanan sözde bir bağımsızlık mücadelesi felan değildir. yaşanan abdnin kirli petrol savaşının içimizdeki uzantılarıdır ve her gün onlarca eve daha ateş düşmektedir.
allahtan dileğim, bu yaşanan kirli savaşa çanak tutanların da o ateşte yanmasıdır.
hain ölümlerin olduğu yerde artık akıl mantık yok olur, sevgi de yok olur, barış da kardeşlik de...
daha neyi bekliyoruz dedirten hain saldırıdır. iyice şiddetlenmekte olan bir saldırıya "daha böyle sürüp gidecek mi?" dedirten olaydır. her gün içimizde onlarca hainle ne kadar daha yaşayacağız, bunlara katlanma onursuzluğunu daha ne kadar sürdüreceğiz, başımızdaki bu iktidarın bu yaşananlara çanak tutuşunu onlara her ne sebeple olursa olsun oy verenler ne zaman silkinip uyanacak" sorularını sordurtan olaydır.
söyleyecek bir şey bulamamaktır.
insanın kanının donmasıdır.
sabretmek için bir sebep bulumayıp nefrete bulanmaktır.
bilgisayarın başında kalmak ve buraya iki satır bir şey yazmak dışında ne yapacağını bilememektir.
askerdeyken bir komutanım "analar helikopter doğurmuyor mehmetçik doguruyor, analar mehmetcik doğurmaya devam ettiği sürece kimse hain emellerine ulaşamaz" demişti.
o lafı hatırlamama sebep olan şerefsiz saldırıdır.
acıların en büyüğünün anaların yüreğini dağladığı saldırıdır.
edit: insan hakları palavraların en büyüğüdür.
günlerdir canımız yanıyor. ne için? büyükanıtın dediği gibi; vatan için, toprak için. ama bu vatan ve bu toprak sadece askerin değil, aynı zamanda günümüz hükümetinin. yani öyle olmalı. ama toprağı vatan olarak gören her düşünce, kalbine, beynine ve bünyesine tecavüz olursa dinlemez, yakar ortalığı. yakması lazımdır. ama bu siyasi iktidarı bu noktaya taşıyan, ortağı olan emperyalist gücün etkisiyle olamıyor bişeyler.
bu amerikan yalakalığıyla nereye kadar, amerikan yalakalığı kaç şehite bedel?
o 13 delikanlının çocuklukları gelir gözümün önüne, gözlerim dolar sırtım titrer.13 can 13 hayat 13 umut 13 beyin 13 çocuk.artık ölmesinler.artık bu ülkede terör için kimse ölmesin.
ek:bu yazıyı yazdıktan 2 dakika sonra bu canlardan birinin abimin arkadaşı olabileceğini duydum.onlar hepimizin canı.herhangi birinin kardeşiniz olabileceğini düşündüğünüzde acının ne olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.
birgün dağlar yürür dağlar
birgün güneş fersiz kalır
tüm yıldızlar dökülür yere
yer söyler haberini
adımlar bir meydana yönelir
bedenler taş kesilir
sorulur birgün
sorulur bir bir
sorulur birgün
sorulur!
bütün canlıların doğdukları zaman büyüklerinin yardımına ihtiyaçları vardır. ihtiyaçlarını gidermede öncülük eder ve yetiştirirler. sonra kendi ayakları üzerinde durmasını bilmeleri için yuvadan uçurulur. tıpkı küçük güvercin gibi.
hepsi, daha küçük güvercindi yuvalarından havalanan. 13 küçük güvercin. hem kendi hayatlarının ilk sınavını verecek hemde vatanı, milleti, sınırları koruyacaktı. benim hainler diye nitelendirdiğim, bazılarının kardeşim diye nitelendirdiği, bazılarının da gizliden sırtını sıvazlayan, kendini bilmez sapanlara hedef oldular.
bayram geldi ama hoş gelmedi. hepimizin yüreği dağlandı. onlar daha yuvadan yeni uçan güvercinler olmasına karşın, omuzlarındaki yükü taşımak için, vatanı korumak için görev almışlardı.
bunu yapanları lanetliyorum lafı kadar basit değil bu. 13 evde kan pişiyor, aş yerine. gözyaşları kalmadı akan pınarlarda. bunun hesabını kim verecek.
'' bir evladım daha olsa vatana feda ederim '' diye bağıran aileler, bağırmayın artık. hesabını sorun sorumlulardan. sizin gözünüz gibi baktığınız, büyüttüğünüzve en kutsal görevi yerine getirmek için davul-zurnayla gönderdiğiniz evletlarınız şimdi nerdeler?
bunu hesabını verecek kimi bulursanız yakasına yapışın.
siz aziz gençler! nur içinde yatın.bayramınızı acıya çevirenler utansın.
nasıl ki insanlar heidi gibi dağlarda şeker pancarı toplayıp akılarına estikleri zaman aniden hızlı hızlı koşabiliyorsa, stop denmesine rağmen devam ediyor, arkadaşları da “sana ne yarraağım niye koşuyorsa koşuyor. bağdat caddesi gibi burası. gayet doğal böyle şeyler. ” şeklinde bu davranışı onaylıyorsa, böylesine özgür, hümanist bir ortamda 13 askerin şehit olması normal bir olaydır di mi?
zaten bomba uzaktan kumandayla patlatılmış, şimdi patlatının üstünü arasak, ki insan hakları ihlaline girer bu, heriften kumanda çıkacak, i pod ya dvd player'ın olabilir, silahı da yok yani, özgürlüğünü kısıtlamaya hakkımız yok. ee bir de kaçarsa hepten rahat bırakmamız lazım bu insanımızı. insanımız diyorduk di mi? yanlış yapmadım?
lanet yağdırıp ahlayıp vahlamayın. samimi görünmüyor zira. bu dava bizim… siz oyun dışındasınız… gidiniz bir şey istemiyoruz sadece gidiniz. şimdi mi vatanınızı seviyor oldunuz, kusun bakalım, bela okuyun her devrin adamları.
ırkçılıkmış, milliyetçilikmiş, peh… ırkçıyım ulan, milliyetçiyim de faşistim de ayrıca… bu ordu için bu topraklar için karadeniz’in azgın suları eşliğinde “ben türküm” diyemeyenlerin gözlerine kendileri gibi kokan fare sidiği dökmeye geliyoruz.
volkan konaklar kazım koyuncular sarı uşakların gözündeki çapak olun be çapak. varsa yoksa karadeniz, düşmüyor ağzınızdan, faşist çok var di mi orada, satılmış yok ama, hain de yok, kafaya mermer vurunlar var, mozaik sallayanlar değil.
sevmiyorum kardeşim ben kürtleri. aşure de sevmem, ama iyi yapılmışsa yerim, hoşuma gider, çok güzel derim hatta. ama biri sorduğunda aşure sever misin diye, hayır derim, bir aşureyi sevmem aşure sevdiğim anlamına gelmez yani.
terör ve teröristlerle bağdaştırdığım bir parti bir şehirde yarı yarıya oy alıyor ondan sevmiyorum. yeterince açık mı? orada gördüğüm iki kişiden birini 13 şehidimizi vuranlarla denk tutuyorum.
“ben türküm” diyemeyenleri gördükçe sevmiyorum. temiz görünmüyor sonra. sarı uşaklar, rumeliler, macirler, egeliler, çeçenler, kim varsa işte, onlar gibi sevimli gelmiyorlar bana. yüzlerinde hep aynı sinsi ifade. belki de ondan sevmiyorum. “ben lazım” diyen insanda art niyet aramıyorum da biri “ben kürdüm” diyince içimi garip bir tiksinti, mide bulantısı kaplıyor. muhtemelen “ben lazım, doğuluyum, süryaniyim” diyenin iş olsun diye bunu söylediğini bildiğimden, ondan di mi, sikinde değil çünkü ne olduğu, çünkü “türk” ulan o “türk”… “hemşerim sen nerelisin” diye soranlar istanbul dışındaki bir şehir söylemeden rahat etmez ya, o hesap diyorlar onlar da… sadece o kadar… peki ya diğerleri?
diyalog kuracakmışız..diyalog. ne diyaloğu kardeşim? sen vatanını korumak için sınırda bekleyen askerlerin olduğu yere ayarlı bomba bırakacaksın, anasının amından onu kumandayla patlatacaksın hiç acımadan, sonra da diyalog diyeceksin. sen bire bir çatışmaktan bile korkuyorsun. bi siktir git. vicdanını sikeyim.
bugün askerliğini yapmış olanlar bile tereddüt etmeden oraya gidip gözünü kırpmadan kafanıza sıkmazsa da adam değilim.