|
|
- cumhurbaşkanının kurma yetkisini r.tayyip erdoğan'a vermesiyle bugün itibariyle kurulma süreci başlamıştır.
- seçimlerden önce altmışıncı hükümet milliyetçi hareket diye bir söylem vardı, mhpliler söylerdi, yine hayalleri suya düştü.
(dbk21, 06.08.2007 16:06)
- kabinesinde abdullah gül'ün yer alıp almayacağı merakla beklenen hükümet.
- ahmet necdet: tayyip bu senin cebinde dursun şimdilik, benden sonrakine sunarsın.
tayyip: yapmayın sayın cumhurbaşkanım. üç ay cumhurbaşkanlığı seçimini bekledik, bir ay da hükümeti mi bekleyeceğiz, meclis nicedir boş boş geziyo zaten, tepe takla gider piyasalar valla.
ahmet necdet: e napalım gülüm; onaylasam bi dert veto etsem bi dert. sürem dolmuştu zaten, uygun düşmez diyip kapanıyorum ben odama. hadi uğurlar ola.
tayyip: ama... ama yine kriz yaratıyorsunuz sayın cumhurbaşkanım, hoo, ahmet beeeyy !!
ahmet necdet: canım bak gazeteciler bekliyor seni aşağıda.
**gıırrrrçç, tak**
ek: iyi olmuş iyi, bıyıkları havalanmış tayyip'in. lakin bu eksilere mana veremedim ben. ulan bir rengi yok ki girinin, diyalog neyse o. ne pis insanlarmışsınız siz be.
ek 2: iyi olmuş derken, durumu yine gerilime taşıyacak her iki taraf için de yağlı ballı bir fırsat oldu bu, yoksa bana mı iyi sanki. necdet sezer'i beğenmem, tayyip'i günahım kadar sevmem. memleket kabine beklerken, yeni hükümetin listesi üzerine tahmin ve beklentiler bunca zamandır gündemde dönüp dolanırken, düğümün çözümünü ağustos sonuna atmak hoş olmadı. bizler için hoş olmadı, yoksa olayın tarafları bunu da siyasi söylemlerine ekleyip yollarına bakacaklar elbet. son olarak; beş kat pis adamlarmışsınız siz be.
- ans tarafından kabulü halinde meşruluğu tartışılacak hükümettir. çünkü ans' nin görev süresi aslında bitti ve vekaleten bulunuyor.
- bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanları yanılgıya sürüklemeyi henüz kurulmadan başaran hükümettir.
şu anda görevi başında bulunan cumhurbaşkanı asli görevdedir ve bir sonraki cumhurbaşkanı seçilene kadar görevinin başındadır. bu insanların kafadan uydurdukları teammüler yada vekilliği bittiği halde lojmanda oturmaya devam eden ve banane çıkmıyorum işte tadında hareket çizen bir eylem değildir. sapı samandan okumak ayırır bazen rüzgarında yapabileceği gibi.
cumhurbaşkalığı makamına vekaleten atama yapılamaz bu olayın tek istisnası cumhurbaşkanının gerekli gördüğü hallerde kendi yerine vekil bıraktığı durumlardır.
cumhurbaşkanlığı makamının görev süresi için bakılması gereken kaynak anayasa'dır.
- kurulması bir az daha gecikmiş ve bakanlık bekleyen beyefendiler(!) bir az daha beklemek zorunda kalacaklardır.
keşke hiç kurulmasa diye geçiyor insanın gönlünden ama.....
- bir an evvel kursalar da kendime bi telefon alsam diye beklediğim hükümet. kurulamadığından dolayı dolar ve euro havalarda. bunun için elimiz kolumuz bağlı bekliyoruz. jest mest le uğraşacak vakit yok.
(omega, 21.08.2007 18:09 ~ 18:10)
- şu sıralar erdoğan köşkte yeni cumhurbaşkanına kabine listesine sunuyor olmalı.kimin hangi görevde olacağını başbakan olacağı kesin olan zattan başka kimse bilmiyor henüz.
zannımca bülent arınç adalet bakanı olacak.hayırlı olsun diyelim.edit gelecek...
edit:arınç konusunda yanıldım kabinede bile yok.(asfur, 29.08.2007 16:11 ~ 17:57)
- an itibariyle başbakan recep tayyip erdoğan tarafından açıklanmış kabinedir.
başbakan: recep tayyip erdoğan
devlet bakanı ve başbakan yardımcısı: cemil çiçek
devlet bakanı ve başbakan yardımcısı : hayati yazıcı
devlet bakanı ve başbakan yardımcısı : nazım ekren
devlet bakanı : mehmet aydın
devlet bakanı : murat başesgioğlu
devlet bakanı : kürşat tüzmen
devlet bakanı : nimet çubukçu
devlet bakanı : mehmet şimşek
devlet bakanı : mustafa sait yazıcıoğlu
dışişleri bakanı ve başmüzakereci :ali babacan
adalet bakanı : mehmet ali şahin
milli savunma bakanı : vecdi gönül
içişleri bakanı : beşir atalay
maliye bakanı : kemal unakıtan
milli eğitim bakanı : hüseyin çelik
bayındırlık ve iskan bakanı : faruk özak
sağlık bakanı : recep akdağ
ulaştırma bakanı : binali yıldırım
tarım ve köyişleri bakanı : mehmet mehdi eker
çalışma ve sosyal güvenlik bakanı : faruk çelik
sanayi ve ticaret bakanı : mehmet zafer çağlayan
enerji ve tabii kaynaklar bakanı : mehmet hilmi güler
kültür ve turizm bakanı : ertuğrul günay
çevre ve orman bakanı : veysel eroğlu
- şahsım açısından oldukça şaşırtıcı olmuştur. akp'li milletvekilleri tarafından da şaşkınlıkla karşılandığına eminim. akp'nin ağır toplarından eski meclis başkanı bülent arınç ve eski içişleri bakanı abdülkadir aksu kabinede yer almıyor. özellikle "daha aktif bir görev istiyorum" diyerek, meclis başkanlığı'nı elinin tersiyle iten arınç'ın adalet bakanı olacağı söyleniyordu ama eli boş kaldı anlaşılan. bülent arınç ile recep tayyip erdoğan arasındaki çatlak zannedilenden çok daha derin gibi duruyor.
- 60.hükümetin özgeçmişi için:
(bkz: http://www.internethaber.com/...)
- tez dağıla inşallah dedirtmiştir şahsıma.
- tutulan takımlar:
(bkz: http://www.internethaber.com/...)
- özellikle içişleri bakanlığının o aksu soyadlı insandan alınmasına çok sevindim bu hükümette. her ne kadar halk tarafından nasıl biri olduğu bilinse de hiç bir şekilde dokunulmayan o şahsiyetin yerine beşir atalay'ın gelmesi bu ülke için çok önemli bir gelişmedir.
ayrıca gördüğüm kadarıyla iki odtü'lü, bir yıldızlı ve iki de itü'lü vardır.
- (bkz: 60 ın icraatı 59 dan bellidir)
- edibe sözen'in dahil olmamasını şaşkınlık ve üzüntü ile karşıladığım kabinedir. kadınlar sadece kadından sorumlu devlet bakanlığı değil, daha pekçok alanda bakanlık yapabilir kanımca...
- hüseyin çelik, recep akdağ ve binali yıldırım'ın yetki alanlarında geçen dönem * patlak vermiş bazı skandallara rağmen (kemal unakıtan'ı hiç saymıyorum zaten, gerek duymuyorum. *) yeniden bakanlıkla ödüllendirilmiş olmasının pek hoş durmadığı, bunun dışında içişleri bakanı abdülkadir aksu'dan sonunda kurtulduğumuz kabinedir. ertuğrul günay'ın da kabinede yer almasıyla bir taşla iki kuş vurulmuş, hem eleştirilen atilla koç şöyle bir kenara çekilmiştir, hem de merkez soldan önemli bir ismin akp hükümetinde bakanlık yapması sağlanmıştır. bu da tabii ki, eski meclis başkanı bülent arınç'ın kabinede yer almaması ve köksal toptan'ın meclis başkanı seçilmesiyle beraber değerlendirilirse, akp'nin kendini iyice merkezde gördüğü, kendini merkeze yanaştırdığı yorumunu yapabiliriz.
kimin sözü bilmemekteyim ama mümtaz'er türköne'nin bir makalesinde okumuştum, "siyasi ahlak diye bir şey yoktur, toplumsal ahlakın siyasi hayata yansıması sözkonusudur" diye aktarıyordu mümtaz'er hoca. yukarıda saydığım dört ismin durumunu herhalde açıklayabilecek bir söz bu.
ne diyelim, türkiye cumhuriyeti'ne hayırlı olsun 60. hükümet.
- ertuğrul günay'ın ne yapacağını merakla beklediğim hökümat. ana hatlarıyla değişiklik yok. milli eğitim ve sağlık değişseydi keşke. abdülkadir aksu'ya veda ziyaretinde bulunacağım, ne zamandır dertleşmedik.
- dünya basınının yeni kabine ile ilgili yorumları:
el cezire: “yeni kabine akp’lilerle laiklerin karışımı”
arap dünyasının önde gelen haber kanallarından el cezire, cumhurbaşkanı abdullah gül’ün onayladığı yeni kabinenin, akp ile laiklerin bir karışımı olduğu değerlendirmesinde bulundu. haberde yeni kabinenin avrupa birliği’ne üye olabilmek için gereken siyasi ve ekonomik değişiklikleri yapma hedefi taşıdığı ifade edildi.
voa: “abd’de eğitim alan babacan dışişleri bakanı oldu”
amerika’nın sesi radyosu, yeni kabinede en dikkat çekici değişikliğin dışişleri bakanlığı koltuğunda yaşandığı yorumunu yaptı. haberde, yeni dışişleri bakanı ali babacan’ın abd’de eğitim aldığına dikkat çekildi. amerika’nın sesi radyosu, babacan’ın, cumhurbaşkanı gül’ün “yakın bir müttefiki olduğunu” da vurguladı.
ft: “erdoğan mahcup etti”
financial times gazetesi, başbakan recep tayyip erdoğan’ın, kabinede önemli değişiklikler yaparak bazı beklentileri “mahcup ettiği” değerlendirmesinde bulundu.
ındependent: “gül kabineyi onayladı”
ındependent gazetesi de cumhurbaşkanı abdullah gül’ün yeni kabineyi onayladığını yazdı.
bbc: “kabine laiklerle islami görüşlü siyasileri birleştirdi”
bbc’nin haberinde de başbakan recep tayyip erdoğan tarafından sunulan ve gül tarafından onaylanan yeni kabinenin, laiklerle islami görüşlü siyasileri birleştirdiği yorumu yapıldı.
euronews: “gül’ün ilk görevi kabineyi onaylamak oldu”
fransa merkezli haber kanalı euronews, cumhurbaşkanı abdullah gül’ün ilk iş olarak yakın dostu başbakan recep tayyip erdoğan tarafından hazırlanan yeni kabineyi onayladığına dikkat çekti.
(bkz: http://www.internethaber.com/...)
- hıncal uluç'un bügünkü köşesinden:
m. ali şahin, tüm listede kendime en yakın hissettiğim kişi.. severim. onun da beni sevdiğini bilirim. adalet bakanlığı'na gelmesi önemli.. bu ülkede mevcut yasalar, adalete inancı her geçen gün sarsarken, şahin'in gerekli değişiklikler için kolları sıvayacak adam olduğunu düşünüyorum.
ertuğrul günay'ın kültür ve turizm bakanlığı'na gelmesini "jest" olarak niteliyorlar. bu bakanlık, koalisyon hükumetleri başta, hep ona buna jest diye verilir ya.. ama bu defa ben, çok daha ciddi bir seçim yapıldığına inanmak istiyorum. bu kültür varlıklarına sahip, doğa harikası türkiye, turizmi doğru değerlendirerek refah katsayısını katlayabilir. bunun için yapılacak ilk şey bir devlet turizm politikası oluşturmak. bu ülkenin turizm politikası yok. yaz başında günlerce bunu anlattım. devlet de kös dinledi, bu ülkenin turizmcileri de.. tüm bu umutsuzluğum içinde, günay'ın işin başına gelmesi beni yeniden heyecanlandırdı. ertuğrul günay'da bu potansiyel var. bu bakanlık tam da onun gibi birisini bekliyordu sanki..
spor bakanlığında murat başesgioğlu çok olumlu bir isim..
türk sporunu siyasallaştırma, akp'lileştirme hedefinden çıkarabilecek, sporu, sporculara teslim edecek ender politikacılardan biri o.. dilerim yanılmam..
bir önemli gelişme..
en önemli iki bakanlık değişti.. dışişleri ve içişleri..
ikisine de abdullah gül'e bu meclis'te en bağlı, en yakın iki adam getirildi.. ali babacan ve beşir atalay!.. gerek ülkenin, gerek akp'nin yönetiminde abdullah gül'le recep tayyip erdoğan arasında söylendiği gibi gizliden gizliye bir büyük mücadele varsa eğer, cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından bu atamalar, gül'ü 20 öne geçiriyor ve asıl gücün onda olduğunu gösteriyor.
(bkz: http://www.sabah.com.tr/...)
- 59. hükümetten çok da farkı olmayan, bize korkulu bir beş sene daha yaşatacak hükümet.
- 25 bakanından tam 9 tanesi karadeniz bölgesinden olan hükümet. biraz abartılı olmuş bence
başbakan recep tayyip erdoğan: rize
devlet bakanı ve başbakan yardımcısı hayati yazıcı: rize
devlet bakanı murat başesgioğlu: kastamonu
devlet bakanı m. said yazıcıoğlu: sürmene
adalet bakanı mehmet ali şahin: karabük
bayındırlık ve iskan bakanı faruk özak: trabzon
çalışma ve sosyal güvenlik bakanı faruk çelik: artvin
enerji ve tabii kaynaklar bakanı hilmi güler: ordu
kültür ve turizm bakanı: ertuğrul günay: ordu
- devlet mekanizmasını tamamen ele geçirmiş olmanın verdiği dayanılmaz hafiflikle, figüran bakanlar ve bir cumhurbaşkanı serpiştirilmiş hükümettir. ilk kez olmamakla beraber, cumhurbaşkanının da dahil olduğu hükümettir. (gerçi, zaten yasal olarak hükümet denilen "yürütme" erkinin temsilcisi bakanlar kurulu değil cumhurbaşkanı olup, bakanlar kurulu tüzel kişiliği olmamasına rağmen cumhurbaşkanlığı tüzel kişiliği vardır. bu hukuki detay sadece başbakanın açtığı manevi şahsa hakaret davalarının niçin yasal olarak düştüğü konusunda ilgilidir yoksa şimdiki durumla bir ilgisi yok ama not düşelim istedim)
daha önce böyle durumlar olmadı mı? bunun örneği en net olarak tek parti dönemidir. onun öncesindeki partilerin olmadığı dönemde birinci gruba muhalefet çok ciddi anlamda vardır, hatta ikinci grupla düşülen bir çıkmaz sonrasında aniden cumhuriyet ilan edilip -ki bu tek kişinin iki dudağı arasında olup bitmiştir, o kişi de malumdur- chp kurulmuş ve muhalefet parti dışında bırakılıp hem reisicumhur seçilmiş hem de aynı güç, hükümeti elinde tutmuştur. yine aynı şekilde bir diğer iki dudağı arasında oldu bitti yapan adamımız "milli şef" çok partili hayata geçtik diyiverince, ilk antidemokratik seçimimizden sonraki 1950 seçiminde de iktidara gelen demokrat partiaynı şekilde hem reisicumhurluğu hem de hükümeti ele geçirmiştir. elbette oyun kuralına göre oynanmıştır fakat bu "ele geçirme" olmasını engelleyebilir mi? burada biraz detaya inelim.
1924 anayasası tek kişinin diktasi için hazırlanmıştır ve "hükümet hata yapmaz" mantığına sahiptir. bağımsız yargının yanında, pratikte meclisi ve hükümeti elinde tutan her şeyi yapabilir. bu, tek parti diktatörlüğü dönemimizde çok acı şekilde "tunceli kanunu" "birinci umumi müfettişlik" "takrir-i sükun" gibi yasalarla, istiklal mahkemeleri gibi yargı organlarıyla kendisini göstermişti. demokrat parti ise, aynı anayasanın üzerine seçilmiş ve "halk beni destekliyor" güveniyle vatan cepheleri kurmuş, mecliste tahkikat komisyonları oluşturmuş ve bunu reisicumhur beyefendiye bir güzel onaylatmıştır. oyunu kurallarına göre oynamıştır. fakat, asker de aynı oyunu aynı "kurala" yani 141. ve 142. maddelere dayandırarak alaşağı ettiği bu iktidarı yasalara uygun olarak (evet, 141. ve 142. maddelere birebir uyan suçlar işlenmiştir) idam etmiştir. yani, "oyunu kuralına göre oynamak" ile (ki oyun mu oynuyoruz?) denetimli şekilde hataları düzelterek iş yapmak arasında çok büyük farklar var.
şimdi gelelim 60. hükümete. dikkat ederseniz mevcut iktidar partisinin ismini zikretmedim. geçmiştekilerin ise ismini zikretmekte sakınca bulmadım çünkü birer örnektirler. fakat mevcut durumda, önemli olan o veya bu partinin iktidar olmasından öte devlet mekanizmasının her organında etkin olacak bir "örgütlülüğün"; toplumda onu istemeyenler olduğu sürece, sacede "iyi niyet"li ve "temiz kalp"li olmasına bakılarak tehlikeli olmayacağına güvenilmez. denetimsiz kalan hükümetler, çok kolayca bu güç sarhoşluğuna kapılarak büyük hataların altında kalabilirler. mevcut hükümet, 82 anayasasının "beşi bir yerde" için yaptığı bu "her türlü ayrıntıyla her türlü yasaya aykırı iş yapabilme" yetkilerini bir önceki dönemde çok ciddi şekilde kullanmış ve bu iyi niyeti dahi oluşturtamamıştır. demokratikleşmekten bahsederken ise, ilk iş olarak çıkarmak istediği polis yasasıyla tamamen inandırıcılığını yitirmektedir. memurlara grev ve toplu sözleşme hakkı vermezken; sendikal direnişi de sendika ücretini iki katlayarak susturmaya çalışırken emekçilerin yanında olduğunu gösterememektedir. yani; bu durumda denetimsizce iktidarı elinde tutan o "tek kişi", ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. rejim için değil; insanlar, kitleler için.
kısacası, 60 hükümet; tek kişinin diktatörlüğünün herkesçe onaylanmasından ibarettir. kukla bakanlar, büyükçe kukla reisicumhur. genç subaylar rahatsız olmasınlar, rejim tehlike altında değildir. hatta onlara çok iş düşeceğe benziyor. fakat, bu hükümeti o ya da bu şekilde istemeyenler; açık bir tehlike altındadır. oyun yasal oynanmakta, seçimler referandumlar havada uçuşmakta, dudak uçuklatan istatistikler ortaya dökülmektedir. fakat bütün bunlar, tek bir örgütün, bütün her şey üzerinde yetki sahibi olması için yeterli midir? işte burada sorun demokrasi anlayışına dayanıyor. eğer demorkasi, iyi propaganda yapanın her şeyi kazanmasıysa; gerçekten bir oyun oynanmaktadır. fakat burada unutulan, bu oyunda yönetenlerle yönetilenlerin -yetki sahibiyle yetkinin altında ezilenin- asla eşit olamayacağıdır. o zaman da sormak lazımdır, "bunu önlemek için ne yapmalı?"
- ''dünyada her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır.''
mustafa kemal atatürk
|