|
|
- çok sempatik bir yayınevi ismi.yazar olsam da altıkırkbeş'ten kitabım çıksa diye özenilesi.
- kadıköyde kitaptan boxera kadar bir sürü ıvır zıvır satan barlar sokağındaki dükkan
(bkz. altıkırkbeş)
(bkz. kaybedenler kulübü)
ve tabii ki hayatı ve kadınları tanımaya devam ettiğimiz (bkz. kadıköy)
- her sabah servise yetişmek için alarmımı kurduğum saat. ama bi kere bile o saatte uyanamadım hiç, o ayrı *
- brian stablefordun "merkeze seyahat , asgard üçlemesi-1" , "ve sonra hiç kalmadı" gibi bilim kurgu kitaplarını bizlere ulaştıran , yaratıcılığın gelişmesine katkıda bulunan güzide yayınevi.
(skuba, 21.11.2004 19:38)
- "...ve sancı geç saatlerde..."
"kovuktakilere selam"
"yaşasın fotokopi, yaşasın kaos"
bu üç söz bile neden onlara aklımdaki en güzel yatağı verdiğimi anlatır. "değişik" eserlerin yayınevi.
-sorulmaması gereken sorular ve cevapları antolojisi-
- ek$i sözlüğün iyi yazarlarından hoş olduğu kadar kıvrak ve keskin bir zekaya sahip hatun kişilik.
- çevirileri gerçekten kötü olan yayınevi.
böyle iğrenç, mesnetsiz bir giri yazdığım için kendimden tiksindim. ibret olsun kendime diye silmeyecem.(assassin, 14.04.2005 07:44 ~ 31.05.2007 23:26)
- kadıköy çocukları diye tabir edilen, aralarında mşşnin de bulunduğu, altı yüz kırk beş kitap basıp bu işi bırakacak olan, sağlam ve eğlenceli adamların yayınevidir.
"yaşasın fotokopi yaşasın fanzin"
ya da
"yaşasın fotokopi yaşasın kaos" kapak içi sloganlarıdır.
ayrıca, "altıkırkbeş yayın
bir kaybedenler klübü tribidir." şeklinde bir ibare vardır ki, bu adamları takip etmek için yeter ve artar sebeptir.
- yakında kitabımın yayımlanacağı yayınevi. (bkz: septik zamanlar)
- (bkz: bmw 6 serisi)
- kaybedenler kulübü tayfası mekanlarından biri olarak eskişehir'de açılan cafenin adı.
(bkz: 6.45 cafe)(frock, 30.03.2006 11:22)
- daha çok fantastik ve bilim kurgu dalında kitaplar çıkaran ayrıca j r r tolkien eserlerini bize altın tepside sunan yayınevidir..özellikle önsözlerinde kitabı çevirirken yazarların sohbetlerine de yer verilmektedir efem.
- zamanında almış olduğum silmarillion kitabının yayınevi. kitabın sonunda korsanla ilgili bir yazı vardı, ve şöyle bitmekteydi: "ibnelik yapmayın, yapanları uyarın." işin ilginç tarafı ise kitabın korsan olması ve lafın şahsıma edilmiş olmasıydı(napalım küçüktük harçlık yetmiyordu kitap almaya)
konuyla ilgili soru: hakaret davası açmalı mıyım bu adamlara, yoksa korsanın suçu daha mı büyük?
- eskişehirin tamda ihtiyaç duyguğu güzellikte bir ortama sahip, içinden çıkmadığım ,belli bir saate kadar cafe sonra bar moduna geçen güzel,takdir edilesi mekan.
- '' ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir ki''
- her kitabının başında şu yazıyı göreceğiniz belli bir tarzı olan yayınevi:
bu çevirinin yayın haklarını sahiplendik. tanıtım alıntıları dışında -makul boyutlarda- izinsiz çoğaltılması ahlak kurallarına ve yasalarımıza göre suç sayılmaktadır. böyle bir harekete kalkışmak istediğinizde önce bize sorarsanız uygar dünya adına seviniriz.
ps: tüm fotokopi fanzinler, yukardaki açıklamadan bağımsızdırlar. onlar istedikleri altıkırkbeş kitabını ve metnini çoğaltabilir, bozup yeniden yaratabilirler. okurlarımızı yasal dergiler değil “fotokopi fanzinleri” izlemeye çağırıyoruz.
onlar sizi uçurumdan itecek güce sahiptirler ve uçmayı öğrenmenin zamanı geldi.
yaşasın fotokopi, yaşasın kaos.
(bkz: kişisel toplantı notları)
- boris vian, jack kerouac, jack london gibi yazarların temasını oluşturduğu yayınevi.
''her zaman eksikliğini hissedeceğiniz birşeylerin varlığıyla yaşamaya alışın''
- pahalı kitaplar, kötü çeviriler.
- (bkz: 8 15 vapuru)
- (bkz: ürk şiirleri)
(bkz: oğuzhan akay)
- bu yayınevinden çıkan "hobbit" kitabı var (başka yayınevinden çıkan türkçe hobbit kitabı yok sanırsam). kitabın hemen başında "bungalowda sevişen, motosiklet sürerken memelerini sırtına yapıştıran, baksır donumu giymiş kadındı, geçen gece tanışmıştık" diye, öyle alakasız ötesi bir yazıcık var.
şimdi düşünün: elinize bir j r r tolkien kitabı almışsınız. fantastik alemin dorruklarında gezeceğiniz bir serüvene hazırlanıyorsunuz. "la ejderha var, cüce var, büyücü var, kıllı ayaklı hobbit var" diye gaza gelmişsiniz. ayaklarınızı uzatmışsınız. tam okumaya başlıyorsunuz ki, olay fantastik değil, fantezi.
çevirmen mi bungalowda düzüşüyordu, çevirmenin kankası mıydı, dizgi editörü herkesten habersiz öne bu hikâyeyi ekledi de kitap 50 000 basılınca yayınevi sahibi "e ne yapalım, böyle satın" deyiverdi, bilemiyorum. emin olduğum bir şey var ki, o da motosikletin üzerindeki kişi bilbo baggins değil. o zaman o hikâye neden orada? biraz yapılan işe saygı olur, izan olur insanda. ayıp.
böyle yapacağınıza "bungalowda ötüşenler" diye kitap yazın, almayan ne olsun.
edit: aklıma geldi birden. elimdeki kitap korsan olmasın? erotik diziyle sayfalar karışmıştır belki?
edit 2: -sözlük yazarı gudu bet'in dediğine göre (aynen ileteyim):
"mevzubahis yazı, yazının başında da yazdığı gibi kişisel toplantı notlarıdır. hepsinde olmasa da 6.45'in birçok kitabının ilk sayfasında yer alır. adettendir de diyebiliriz. 6.45 için bir standarttır ve standart iyidir."
enteresan bir tarzı varmış bu 6 45'in. insanın özelini bu kadar açık paylaşması da enteresan. yine de "aadettenmiş" deyip geçiyoruz.
gudu bet'e teşekkür.
defne?
- default alarm kurma saati.
- yaşam küçük yalnızlık darbelerinden oluşur
- "her 6.45 okuru bilir ki, gökyüzü mavi, su ise ıslaktır...
dolayısıyla tehlikede değil, tehlikeliyiz."(grace, 11.05.2008 19:37)
|