4 ekim'de trabzonspor namağlup liderliğini sürdürmek için konya'ya gitti ve (2-1) geriden geldiği maçı (2-3) kazandı. 5 ekim 2008 pazar günü; önce galatasaray kaybetti bursa'da (2-1), ardından fenerbahçe kadıköy'de 4 gol yediği bir mağlubiyet aldı kayserispor'dan (1-4). süper lig'in bu haftaki son maçı, metalist kharkiv'den 4 gol yemiş beşiktaş ile son 2 haftada iki ankara takımından toplamda 5 gol yemiş hacettepe spor arasında. bakalım ne olacak, dileğimiz kartal'ımızın kazanması.
yüzde doksan kazanacağız bu maçı, çünkü hayat devam ediyor.
ama demirören ve tayfasına olan nefreti azaltamayacak bu maç, isterse 20-0 bitsin.
ha, ben yine gidip destekleyeceğim takımımı, toplu protesto olursa katılırım ama bana kalırsa şuan yeri değil protestonun. sene başında yapacaktık.. geç kaldık biraz.
bilsem ki taraftar(çarşı) takımımızı kötü günde yere düşmüş çocuk gibi kucaklayacak, hep yanınızdayız diyecek,iş çıkışı stada gidip ses tellerimi feda edercesine bağırmak istediğim maçtır.
başın öne eğilmesin aldırma kartal aldırma
en büyük sen değil misin
kharkiv maçından sonra at fizikli adamlarda kuş beyni olunca diye yazmıştım
şimdi bu hafta teyid edecez bakalım
galatasaray yenilmiş, fener yarıştan kopmuşken, öyle yalnız başımıza sıkılırız deyip bekleyecekler mi, yoksa bu fırsatı inönüde değerlendirecekler mi?
ben her türlü alırız diyorum ama bilmem ertuğrul ne der?
maç sonunda "hayat devam ediyor "derse
bitkisele bağlamışızdır muhtemelen.
hani sessiz bir protesto yaptınız, mesajı yerine ulaştırdınız, güzel. ama o sonrasında gelen "beşiktaşlı olmayan orospu çocuğudur" ne yahu? ne beşiktaşlılığım kaldı ne insan olmam. aldığım oksijenden utandırdınız beni. yazıklar olsun.
ardından ertuğrul sağlam'ın fantastik bir istifasını izlemek için yanıp tutuşulan maç. hatta bu istifanın zincirleme bir reaksiyonla demirören'e kadar uzanması ve mümkünse yönetim kurulunu toptan götürmesi hayal ediliyor hayal kurmayı seven beşiktaş taraftarları tarafından.
- ilk 5 dakika sadece anlamsız sesler duyuldu. tok, tuk, "geeeeal", "eaaaa", fyııiiiiiii şeklinde geçti saniyeler. seyircisiz sahaydı sanki, harika. muazzam bir tepkiydi bence, yerinde ve anlamlı. 5. dakikada başladı ama kapalı önünden sesler yükselmeye. harikaydı, taraftarın kıymetini anlasın topçular.
- tezahurat başladı, maça renk geldi sanki. akabinde beşiktaş atak yaptı, batuhan 18 içinden kaleci üzerine dar açıdan vurdu ve şansın da yardımı ile gol oldu. bu seyirci bunu hakediyor. (dk. 7)
- hacettepe beraberlik golünü erken buldu, kimseye hata bulamıyorum bu pozisyonda. defansın, takımın genel olarak hatası var denilebilir ama en hata bulunmayacak isim hakan arıkan'dı belki de. o topu kurtarmak imkansıza yakın. kadir bekmezci (soyisminden emin değilim) güzel aldı, harika vurdu. (dk. 20)
- cisse ölü gibiydi. aydın'la birlikte sahanın hayaleti oldular.
- tozo canavar gibiydi, aghahowa'nın dün fener'e yaptığını bugün bize o yapabilirdi, neyse ki agresif oyunu ona ilk yarım saatte sarı kart getirdi ve biraz duruldu. ikili mücadelelerden kaçar oldu. iyi oldu. (dk. 35)
- serdar özkan'ın ilk yarı bitmeden gelen sakatlığı, formsuz holosko'yu oyuna dahil ettirdi. (dk. 37)
- beşiktaş defansı fazla hata yapmadı, birlik bütünlük ve anlaşma fena değildi. ya da şanslıydık, hata yapacakları pozisyon oluşmadı.
- batuhan 6 tane kafa topu aldı, çoğunu olumlu kullandı. ah bir de gol atabilse güzel olurdu.
- hacettepe fazla kapanmadı, beraberlik golünü attıklarında bile yenmeyi düşünüyorlardı sanki, hiç geri çekilmediler ellerinden geleni yaptılar. ama eldeki malzeme ile bu kadar gibi.
- beşiktaş'ın galibiyet golünü bulduğu pozisyonda holosko akıllı bir kafa vuruşu ile topu üst direğe yolladı, biraz şanssızca. ama takip edilen pozisyonda nobre doğru hamleyi yaptı. golün yarısı holosko'ya yarısı nobre'ye. (dk. 63)
aklıma gelenler bunlar genel olarak. ama en çok dikkatimi çeken cisse oldu bugün. adamın canı bugün top oynamak istemiyordu resmen. orta sahanın gerisindeyken kendisi defansa sarkan toplara ilişmedi, geriye koşmadı, yanından geçen adamlara baktı ve yürüdü. ileriye giden toplara da aynen baktı, yürüdü. atağa katılmadı, kaleye korkak bir iki şut çekti. maçla ilgili tek istatistiği ikinci yarıda kaleciye nişanladığı top oldu. son 5 dakikada "artık olumlu bir şey yap şu maça dair" diye kalmayan saçlarımı yolarken, gitti dağıttı ayağına doladı topu. aydın'dan sonra cisse değişse süper olurdu, neyse. öf, sıkıldım. kazandı bu akşam beşiktaş, ama tatsız bir galibiyet oldu. puan aldı sadece.
maç müthiş bir protesto ile başlamıştı esasında. stad, 5 dakika kadar seyirsiciz maç oynanıyorcasına sessizdi. bildiğin ölüm sesliği vardı. ama bu yerinde hareket sonrasını "yönetim istifa" seslerine bırakabilseydi, cuk oturacaktı. fakat olmadı, hevesimiz kursağımızda kaldı. işin kötüsü maç boyunca da yönetim ile alakalı bir tezahurat duyamadık. sebebini bilemiyorum! daha doğrusu aklımdan geçen bir ihtimale, ihtimal dahi vermek istemiyorum!
maça gelirsek, gene bilindik görüntüler hakimdi. gene erken öne geçilen bir maçta takım otomatikman geriye çekildi, gene karşı takımın top çevirmesine müsade etti. gene defans ve orta saha uyumsuzluğu yaşandı. gene toplarımız orta sahaya varmadan eridi. delgado gene kötüydü. esasında nobre ve batuhan hariç futbolcuların genelinin mental çöküş içerisinde olduğu da besbelliydi. herkes sorumluluk almaktan kaçtı neredeyse. durarak top oynadık. ne çapraz koşu vardı ne dripling ne de boşa kaçma. bunlar bugüne kadar alışık olduğumuz karakteristikleşen halimizdi. benim dikkatimi çeken ise cisse'deki düşüş. özellikle metalist maçı ve bu maç gösteriyor ki bu adama mutlaka ve mutlaka alternatif yaratılmalı. mecbur kalmamalıyız. sakatlanması durumunda geçen seneki pozisyonumuza düşebiliriz ya da bu performansla oynamaya devam ederse orta sahamız felç olabilir. son olarak hiç fedorico guinti geyiğine girmeden, ya bi fahri tatan vardı noldu ona, demek istiyorum a dostlar!
yanılıyorsam düzeltin, sanırım en son 2000-2001 de trabzonspor maçında beş dakikalık bir sessiz protesto vardı ancak o protesto üçlü ile noktalanmıştı bu sefer başiktaşlı olmak vurgusu yapıldı (bakın gayet ciddi ciddi yazıyorum tekrar şu "orospu çocuğu o zaman ne, he ne?" mevzusu yapmayın)
benim için yorumu olmayan maçlardan ancak akılcı bakınca geçen yıl liverpuldan sonra sivasa maç verilmesi hatasına düşülmedi, taraftar sağduyulu yaklaştı
kazanılabilecek en kolay maçtı, yine bir dönen yan toptan gol yememize rağmen kazasız atlattık
ama gelelim diğer tarafa
maç öncesi spiker ve yorumcular lucescu ve demirören arasında geçen telefon konuşması ve pazarlıklardan bahsetti
çirkinlik ve ucuzluk olur ama bu demirörenin yaptığı kadar değil
şu saatten sonra ertuğrul sanırım duramaz, eğer durursa büyük bir şaşkınlık yaşıycam peşinen söyliim
bence bu aşamada ertuğrulun gitmesi zarar oldu zarar olmasına ama bizim karakterleri üç on para olan yönetim yine seviyesizliğin işbilmezliğin kralını yaptı
başka çare yok artık
maç beşiktaş için ara öncesi iyi bi moral sadece
haftaya gs-trabzon maçı var yani fikstür acaip şekilde yanımızda
bi de şu yönetim azıcık adamlıktan nasibini almış olaydı