1955 yılının eylül ayında 6'sını 7'sine bağlayan gece istanbul'da yaşanan olaylar.
özetle şöyle gelişti:
ağustos 1954’de, kıbrıs sorunu gündeme gelmişti. yunanistan, adayı ilhak için birleşmiş milletler’e başvurmuş, ayrıca yaptığı mitinglerle de konuyla ilgili ülke içinde kamuoyu oluşturmuştu. birleşmiş milletler bünyesinde de davasının desteklenmesi için, israil yüzünden ilişkilerimizin bir süredir gergin olduğu arap ülkeleri'ne yanaşmıştı. türkiye ise kıbrıs konusunda çok duyarlı idi. adanın yunanistan’a terk edilmesine seyirci kalmak mümkün değildi.
ingiltere,
kıbrıs sorunu nu çözüme kavuşturmak için bir konferans düzenleyeceğini
türkiye ve
yunanistan’a 1955 haziranında bildirdi ve bu ülkeleri konferansa davet etti. türkiye’nin
kıbrıs’ın geleceği konusunda söz sahibi olması kuşkusuz
demokrat parti'nin dış politik zaferiydi. hükümet bu daveti hemen kabul etti ve davada kararlılığını göstermek için yunanistan’a sert bir nota vererek kıbrıs konusundaki kışkırtmalarına son vermesini istedi.
türkiye, yunanistan ve ingiltere arasındaki görüşmeler 27 ağustos 1955’te
londra’da başladı. dışişleri bakanı
fatin rüştü zorlu’nun savunduğu türk tezine göre, ada türkiye’ye verilmeliydi. yunanlılar ise
enosis’te direniyorlardı. ilişkilerin son derece gergin olduğu bir ortamda 5 eylül 1955 pazartesi günü
selanik’te
atatürk’ün doğduğu ev ile türkiye’nin
selanik konsolosluğu arasında bir bomba patlatıldı. bu haber üzerine, 6 eylül 1955 salı günü istanbul
beyoğlu’nda toplanan kalabalık, sloganlarla atatürk’ün evine yapılan saldırıyı protesto etti. ancak akşam saat 19.00’dan itibaren protesto, toplum psikolojisi ve tabii ki bazı
provokatörler sebebiyle nitelik değiştirdi. daha çok
rum vatandaşların bulunduğu bölgelerde dükkanların vitrinleriyle kepenkleri kırıldı, yine rumlara ait binalar, kiliseler, eğlence yerleri, okullar hatta mezarlıklar bile tahrip edildi. 7 eylül çarşamba sabahına kadar devam eden olaylar sonunda yanmış, yıkılmış ya da ağır şekilde tahrip edilmiş beşbin bina vardı. bu binaların büyük çoğunluğu rumlara; bazıları da binaları tahrip edilen rumlara komşu
türk,
ermeni ve
musevi’lere aitti. bu tecavüzler, istanbul’a nazaran çok daha küçük ölçüde olmak üzere izmir’de ve ankara’da da görüldü.
6 eylül akşamı istanbul’da bulunan cumhurbaşkanı
celal bayar ile başbakan
adnan menderes saat 20.00 treniyle ankara’ya hareket etmişlerdi.
izmit’e vardıklarında olaylar kendilerine haber verildi. onlar da hemen istanbul’a geri döndüler. bizzat göstericilerin arasına girip olayları bastırmak için çaba harcadılar. aynı akşam başbakanlıktan yayınlanan bildiri ile istanbul ve izmir’de
sıkıyönetim ilan edildi.
ancak, 7 eylül sabahı hükümet, bir gece önce ilan ettiği sıkıyönetimi kaldırdı. akşamüstü ise yeniden koydu.
milli savunma bakanlığı 9 eylül’de yayınladığı bildiri ile istanbul’da görevli üç generale işten el çektirdi.
kıbrıs türktür derneği kapatıldı. ertesi gün içişleri bakanı
namık gedik istifa etti; bazı vali, kaymakam ve emniyet görevlilerinin yerleri değiştirildi. istanbul valisi
fahrettin kerim gökay yerinde kalırken, olayların en yoğun yaşandığı beyoğlu ilçesinin kaymakamı
hayrettin nakiboğlu istanbul emniyet müdürlüğü’ne getirildi. emniyet genel müdürü
ethem yetkiner ise konya valiliğine atandı.
ankara, istanbul ve izmir’de bir yıl süreyle sıkıyönetim ilan edilmesi konusu, dp meclis grubunda 12 eylül 1955 günü görüşüldü. grup o gün, çok sert tartışmalara sahne oldu. menderes, 6-7 eylül olayları hakkında ayrıntıya girmeyeceğini söylüyor, grup ise başbakandan ısrarla açıklama bekliyordu. bolu milletvekili general
fahri belen “meclis aydınlanmadan sıkıyönetime nasıl karar verilebilir?” derken, manisa milletvekili
adnan karaosmanoğlu ise menderes’e hitaben “hani, komünistler avucumun içindedir diyordunuz. niçin bu kadar gafil avlandınız? yazık bu millete!” sözleriyle adeta meydan okuyordu.
görüşmeler sonunda menderes tekrar kürsüye geldi ve “beyefendi menderes” kişiliğiyle gruba sükûnet tavsiye etti. yapılan oylama sonucunda 220’ye karşı 90 oyla sıkıyönetim kararı gruptan geçti. ancak grup, sıkıyönetimi, hükümetin istediği gibi bir yıllığına değil, altı aylığına kabul etti.