|
|
- eskişehirde cafe adıyla takılan barlardan. güzel olduğunu söylerler, överler de överler. tadından yenmez bir hale getirirler.
mekan güzeldir, hoştur. ranadır, eliftir, gamzedir, muhteşemdir ama.. gel gelelim ince yönlerine. mekan büyük falan, ama yok. bi sıcaklık yok. insanlar eğleniyor gibi görünüyor fakat eğlenen tek bir insan yok. o kadar yüksek ses var ki karşınızda oturan insana bağırmak, suratına tükürük sıçratmak zorunda kalınıyor. o kadar acayip bir ışık sistemi var ki (pardon acayip olmaz aptalca demem gerekirdi) tam bir rezalet. ancak karşınızdaki insanı hoş beş görüyorsunuz.
mekana takılanlar her ne kadar bu dünyanın insanları gibi görünmeseler de dördüncü, beşinci birayı isteyeni, içeni görmedim. daha da görmem heralde. içmiyorlar, ellerinde biralarla fotoğraf çektiriyorlar. aldım elime telefonumu elinde her bira olanı çektim. kesinlikle kötü bir amaç gütmüyordum, bilakis mekanı aydınlatmak için uğraş veriyordum. benim flaş patladıkça mekan aydınlanıyor, insanların kim olduğuna dair kafamda oluşan ampuldeki ünlemler bir anda yavaş yavaş yanan bir ampule dönüşüyordu. mekanın hemen hemen çoğu biradan başka bir şey içmediği için tuvaletle masaların olduğu koridor adeta hamamyolu'na, sizin deyişinizle istiklal'e dönüşüyordu.
herkes gülüyor, bağırıyordu. hatta ve hatta bi ara birinin naraları ilişti kulağıma. oha dedim ya "oha".. garson kızı çağırdım yanıma. sipariş vermek için. kız eğildi bana doğru, "buyrun" dedi. eğildim kulağına doğru mekanın verdiği sinirle "fıstık alabilir miyiz" dedim. yanlış anlamış olmalı ki karışık çerez getirdi masaya. tekrar masaya çağırdım kızı, "fıstık istedik karışık geldi" dedim ve ekledim. o da ekledi tabi ağzı boş durur mu "çerezler bize karışık geliyor isterseniz içinden fıstıkları ayıralım" dedi ve bu sefer ben ekledim gerek yok dedim ve sustum. yedik paşa paşa karışığı. bir ağız dolusu lafla birlikte. bir barda nasıl olurda fıstık olmaz anlamak mümkün değil. karışık söyleyince çekirdekler piç gibi kalıyor arkadaş. israfı sevmiyorum yoksa parasızlıktan diil..
ye babam ye, iç babam iç derken çişim gelmiş olmalı ki tuvalete yöneldim. tuvalet unisex olunca, e herkesin de içkisi bira olunca tuvaletler dolu oluyor. neyse ki altıma işemeden kusma efekti vererek altı tane yarmanın arasından öğürerek tuvalete girme önceliğimi kullandım. rahatladım çıktım.
ortam kopuyordu ama salaklıktan. herkesin elinde bir telefon yüzlerini göstermeye çalışıyorlardı, telefonun ışığından faydalanarak. aslında güzel taktik ama ne bileyim işte o an salak geldi gözüme.
enteresan enteresan mönüleri vardı. fakat alkolün etkisiyle hatırladıklarım pek az. aklımda olanları sayacak olursam;
ben nerde hata yaptım mönüsü
yalnızım çok yalnızım mönüsü
ve eşek meleği gördü mönüsü
hava soğuk ama ya ellerim mönüsü
porsuk pompası mönüsü..
son olarak değişik bir mekan olduğu izlenimi bıraktı bende. her şey yapılır o barda ama eğlenilmez anacım. yok be yok. rakip dükkan da değil. merakımdan anlatmıyorum bunları. bilmediğin yere girmeyeceksin arkadaş, bunu bilir bunu söylerim. yok be hesap da ittirmediler. aksine ucuzdu. tamam lan tamam itiraf ediyorum çok sap vardı.
|