17 mayıs 2012 perşembe
günün başlıkları: 357 tane
günün başlıkları: 357 tane
- ·gülse birsel (10)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·kuzey güney (2)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·chevrolet impala (4)
- ·
- ·
- ·puma (2)
- ·
- ·
- ·migros jet (2)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
videolar
belki ilginizi çeker
5 nolu cezaevi
- çayan demirel'in 80 darbesinden 1984 yılına kadar diyarbakır 5 nolu cezaevinde yaşananları anlattığı belgeseli.olaylar o dönemi yaşamış mahkumların gözünden anlatılıyor. belgesel ilerledikçe acılarını, umutsuzluklarını, direnişlerini, tüm işkencelere rağmen(sidik içirmek, fare yedirmek,copla tecavüz,buzda süründürmek...) kaybetmedikleri yaşama sevinçlerini görüyorsunuz ve faşizmden bir kez daha nefret ediyorsunuz... ayrıca adalet bakanlığı içerisinde diyarbakır cezaevi görüntülerinin olduğu bir kısmın gösterilmesine izin vermemiş umarım ilerde o görüntüler de belgesele eklenebilir.
- 2009 siyad en iyi belgeseli:
http://video.mynet.com/... - (bkz: diyarbakır)
(bkz: diyarbakır cezaevi)
(bkz: mezbaha no 5)* - sadece 1 hafta vizyonda kalacakmış ve yanlış görmediysem sadece yeşilçam sinemasında var.
filmi ne kadar gerçekçi çektiler bilmiyorum, belgesel türünde zaten; ama yeterli gerçeklik varsa kolay kolay her insanın izleyebileceğini düşünmüyorum. - "nasıl beğendin mi misafirhanemizi?"
bu sorunun sorulduğu, misafirhane değil, cezaevi değil, işkencehanedir.
işkencelerden geçmiş, yoldaşlarını yitirmiş bir adama bu soruyu sorar komutan tutukluluğu sona erip dışarı çıkarken.
"evet sağolun komutanım deyip çıkıp gitmek vardı ama bir onur çizgisi var ve o çizgiyi geçemiyor insan" diyerek açıklıyor bu adam, komutanın bu sorusuna verdiği cevabı.
"ben ülkemi severdim ve bunun için savaştım, burada bize yaptıklarınız hayvanlara dahi yapılamayacak, yapılmaması gereken şeylerdi. siz kalkmış bana misafirhane diyorsunuz. ben bugün buradan bu devletin düşmanı olarak çıkıyorum"
belgeseli izledikten sonra içinizde o düşmanlığı hissediyorsunuz. cop ile tecavüz edilenlerin, işkence görenlerin, anadilinde konuşması yasaklanmış insanların, zorla fare yedirilen, lağım çukurlarına sokulan devrimcilerin acısı siniyor içinize. ve evet, bir nefret kıvılcımlanıyor zihninizin bir köşesinde.
bu işkencehanede yaşanan olaylara paralel olarak dönemin gazeteleri gösteriliyor. insanların yüzüne baka baka nasıl yalan söylenir öğrenmek istiyorsanız eğer, bunlar yeterli. anadili yasaklı insanlara zorla resmi ideolojinin sloganları ezberletilirken gazeteler suçlular geri kazanılıyor, eğitim alıyorlar başlıkları atıyordu. bok yedirilen, penislerine ip bağlayıp çekiştilen insanların ardından gazeteler adeta tatil köyü yazıyordu.
diyarbakır işkencehanesinin önünde evladını merak eden bir ananın, bir kürt anasının komutana sitemi var her şeyi anlatan.
esat oktay yıldıran: bak ana görüyor musun? doğurduğun evlat hem kendine hem sana çile çektiriyor. bunu doğuracağına taş doğursaydın!
- analar ne doğuracağını bilseydi, senin anan seni doğurmazdı. - yeşilçam sineması'nda izlediğim, ağlamaktan gebermeme neden olan belgesel.
hayır, anlatılanların hepsini zaten biliyordum, bilinçli bir izleyiciydim yani; ama o fare yedirme meselesini direkt o iğrenç uygulamaya maruz kalmış kişinin ağzından, yüzündeki acıyı görerek dinlemek felç etkisi yarattı bünyemde. bir ara kendimi tutamadım, sesli sesli ağladım. arkamdaki dört teyze, konuşan insanlarımın hepsini tanıyordu, o da başka acıydı zaten.
benim de tanıdığım vardı konuşanlar arasında. soy adını hatırlamadığım hüseyin abi çalıştığım yere gelmişti ailesiyle, ayakkabı almışlardı. kısa da olsa çok küçük bir sohbetimiz olmuştu. ekranda birden onu görünce çok kötü oldum haliyle.
onlar benim canım ablalarım, annelerim, abilerim, babalarım, amcalarım, onlar benim insanlarım. - çayan demirel'in diyarbakır cezaevi belgeseli:
http://www.youtube.com/... -1
http://www.youtube.com/... -2
http://www.youtube.com/... -3
http://www.youtube.com/... -4
http://www.youtube.com/... -5
http://www.youtube.com/... -6
http://www.youtube.com/... -7
http://www.youtube.com/... -8 - (bkz: diyarbakır hapishanesi ne yana düşer)
- çayan demirel'in az kişi tarafından bilinen,bilenlerin de az kısmının izlediği 2009 yapımı belgesel filmi.
daha önce diyarbakır zindanından bi'haber olanların izleyince "hadi canım!yok artık,bu kadarı da olamaz" diyebilecekleri ama o dönemden biraz haberi olan,hele ki bizzat yaşayanlardan dinleyenlerin ise az bile anlatılmış dedikleri belgeseldir aynı zamanda.
evet,az bile anlatılmıştır.zaten yaşayanların konuşturulduğu filmde; çoğu kez konuşanların yayını kestirdiği,göz yaşlarını tutamadığı görülüyor.bazı olaylar üzerlerinde derin yaralar bıraktığı ve haya sınırlarını zorlayacağı için söylenemiyor işte.
yoksa üstünden onlarca yıl da geçmiş olsa; çıkıp "bana jopla tecavüz edildi" demek kolay olmasa gerek.
özellikle diyarbakır cezaevinin yakınına dahi uğramak istemeyen,hala bile yolunu değiştiren ahmet türk'ün yaşadıkları tek başına belgesel diye çekilebilir.
ayrıca nurettin yılmaz negri şarkısını söylerken,iki damla göz yaşınız farkında olmadan akar yüreğinize.
çayan demirel çok iyi iş çıkarmıştır fakat taraf olmamak için çok uğraşmış gibi geldi bana.
şahıslardan bahsedilmiş,onlara kulak verilmiş çok güzel ama o dönemin siyasi hareketlerine de biraz daha değinse çok iyi olacaktı.
pkk,rizgari gibi dönemin kürt hareketlerinden biraz daha bahsedilebilirdi.
gözaltı sürelerinde zamanı aşan keyfi uygulamalara maruz kalanlara örnek olarak verilen cafer cangöz üzerinde de biraz daha durulabilirdi.bilmeyenler için sıradan bir isim gibi geçti belgeselde cafer abimiz.
böyle bi çalışma yapıp mazlum doğan,kemal pir'den bahsetmemek komik olurdu zaten ama dörtlerin gecesi'ni daha ayrıntılı dinlemek isterdim.
tabi ben ve benim gibilere buradan böyle eleştirmek kolay geliyor,çayan demirel ve ekibinin ne zorluklarla bu işi yaptığını tahmin edebiliyoruz.gün gelir,şartlar olgunlaşır çayan abimiz daha iyisini de yapar elbet.
not: belgeseli izleyen herkesin, esat oktay yıldırana ne olduğunu merak ettiğini biliyorum. anlatılan odur ki; kemal pir vasiyetinde yıldıranın öldürülmesini istemiştir. 1988'de karısı ve çocuğuyla bir halk minibüsünde, 80 darbesinden sonra bi kaç sempatizanı kalan rizgari isimli kürt hareketinden bir militan tarafından kafasına sıkılarak öldürülmüştür.eylemi gerçekleştiren militanın silahı doğrulttuktan sonra "laz kemal'in selamı var" deyip sıktığı rivayet edilir. - ülkemizde ne acılar yaşandığını gözler önüne seren belgeseldir. dini, milliyeti, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun insanlara insan dışı muamele etmek, insan onurunu ve benliğini ayaklar altına almak, faşist bir yöntemle insanları belli bir kalıba sokmaya çalışmak.. ne zaman öğrenecek bu ülke demokrasiyle, çok seslilikle, herşeyden önemlisi insan haklarına saygıyla aslında hepimizin olan bu memlekete barışı getirebileceğini! farklılıklar değil midir zenginlik yaratan ve insanlığı bir adım ileriye götüren.? dünyaya tek bir pencereden bakıp, kendi penceresi dışında kalan herşeyin yanlış olduğuna inanan insanları anlamak ne güç!
işin üzücü yanı sene 2012 ve hala pek bir yol kat etmiş sayılmayız...ama bizleri yaşatan güzel gelişmelerin de elbet bir gün yaşanacağına dair olan umudumuz sanırım..




