üniversiteler bir ülkenin gelişmişliğinin ve dünya üzerindeki yerinin göstergesidirler. bugün
abd dünyanın rakipsiz tek gücüyse bunda
dünyanın en iyi 20 üniversitesi nden 17 sine, ilk 100 ün 68 ine sahip olması en büyük etkendir.
ingiltere denince akla ilk gelenlerden birinin
oxford üniversitesi diğerinin ise dünyanın en iyi 4. üniversitesi olan
cambridge üniversitesi olması raslantı değildir.. doğunun ve tüm dünyanın yükselen yıldızı çin bu duruma gelebilmek için eğitime ve özellikle üniversitelere milyarlarca dolar harcamıştır. son yıllarda en iyi 500 üniversite arasına 10 larca üniversite sokmasının
çin'deki bu yükselişlin açık ve net sonucu olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
verdiğimiz bunca örnekten sonra
türkiye'ye gelirsek, ülkemiz hiçbir üniversitesiyle bu listeye dahil olamamıştır. bunun sebepleri ve nedenleri uzunuzadıya tartışılabilinir. ancak her ne kadar dünya standartlarında üniversitelere şimdilik sahip olamasakta, en azından
atatürkçizgisini kendine yol edinmiş ve onun gösterdiği hedefler doğrultusunda ilerleyen ve bu doğrultuda beyinler yetiştiren üniversitelere ve onları yöneten rektörlere sahiptik. ancak bugün gördük ki bazıları üniversiteye rektör atamasıyla camiye imam atamasını birbirine karıştırmıştır. ülkesine bağlı, atatürk ilke ve inkilapları doğrultusunda hareket eden, çağdaş ve ilerici aydınlarımız, hocalarımız tasviye edilmiş, çoğunlukla antilaik, dini düzene yakın ve akp politikaları doğrultusunda hareket eden ve edebilecek kişiler göreve getirilmiştir.
demokrasinin hakim olduğu ya da olması gereken ülkemizde özerk yani kendi içinde bağımsız olan üniversitelerin rektörlerini cumhurbaşknlarının ataması başlıbaşına bir tartışma konusudur. bunu bir yana bırakırsak en azından cumhurbaşkanlarının ve
yök ün, üniversite senatolarının verdikleri kararlara saygı göstermeleri toplumun ortak beklentisidir. seçimi yök ve cumhurbaşkanı yapacaksa senatoda bir seçim yapmak ne kadar mantıklı ve gerçekçidir? her platformda demokrasiyi biz cahillere anlatan ve seçim galibinin t.c. anayasasında belirtilen 3 eşit ve ayrı güç ilkesini hiçe sayarak herşeyden ve herkesden üstün olduğunu belirten başbakan, konu diğer seçimlere geldiğinde neden susmaktadır ? konu şemdinli davasına yada dtp nin kapatma davasına geldiğinde yargı bağımsızlığından ve verilen karara saygıdan bahsedenler, kendi partileri hakkındaki davada yargıyı neden suçlamışlar ve yargı bağımsızlığını neden tanımamışlardır.
uzun lafın kısası mevcut iktidar ülkenin tüm kalelerini işgale devam etmektedir. son atamalarla, bu zamana dek tüm tehdit ve şantajlara karşı dimdik durmayı başarmış üniversitelerin işgallerine başlanmıştır. gelecek atama döneminde diğer atatürkçü rektörler de, cami imamlarıyla değiştirilecek, yüksek yargıdaki bağımsız yargı ilkesini uygulayan yargıçlar, yerlerini şeriat düzenine uygun hareket eden kadılara bırakacaklardır.
ne demiş büyük düşünür
rte;
(bkz:
herşey türkiye için)