adamakıllı bir festival yapmak için daha çok uzun yolumuz olduğunu gösteren, fikrimce tam bir fiyasko şeklinde geçen organizasyondur.
büyük bir şevkle izlemeye niyetlendiğim final gecesinde gözüme çarpan ilk falso- ki bir hayli büyüktü- sunucular
halit ergenç ve
meltem cumbul'un müthiş acemilikleriydi.
cartel'in kan kardeşler şarkısını andıran bir aksan ve hızla konuşan, "hey yavrum hey bir geceye 150 bin dolar verecek adamım ben" ruh halini yaşam felsefesine dönüştürmüş olan halit ergenç mi; yoksa sürekli olarak
gönül yarası'ndaki dünya karakteri ile abd'ye başarılı bir oyuncu olmak için gidip ne hikmetse dönemeyen nice oyuncumuzun temelsiz ego şişkini karakterleri arasında habire bocalayan meltem cumbul mu daha kötüydü inanın karar veremedim. neyse ki bu kez
mehmet ali erbil-
çiğdem tunç ikilisi yahut türkiye fransızca bilen jönler derneği fahri başkanı ve muhtemelen tek üyesi
korhan abay yoktu.
ikinci sözüm ödül alımı sırasında geçen her şeye. yahu, resmen nasıl daha kötü yapabiliriz şeklinde bir yarışma düzenlenmiş. ödül tanıtılıyor, verecek kişi anons edilmeyi unutuluyor, ödül için adayların isimleri söylenmiyor, hafiften bir heyecan yaratmak şöyle dursun, komik olduğu zannedilen fakat kazanan adayın kim olduğunu hemencecik ortaya koyan birkaç anekdot ile (
fatih akın en iyi yönetmen ödülünü almadan önce halit bey almanca bir şeyler söyledi ve alkışlar bir hayli erken koptu) heyecan iyice kaçırılıyor. sonra belki de en kötüsü, oyuncuların tamamı ödül almaya sanki alışverişte kasaya geldiklerinde roka almayı unuttuklarını son anda fark etmiş de, arka sıradaki bayana rica edip utanç ve telaş içinde yetişmeye çalışıyormuşçasına tuhaf bir acele içindeydi. hele
saadet ışıl aksoy, -ki kendisi son derece hoş bir bayan olmasına rağmen, haddinden fazla mahçup yürüyüşü ve güvensiz duruşu hayli tuhafıma gitti- resmen "kusura bakmayın ya bütün ödülleri bize verdiler, bozulmuyorsunuz değil mi?" havasındaydı tam olarak. gayet güzel oynamış, emeğinin karşılığını mesleğinin ulusal anlamda en büyük organizasyonunda, alanının en iyisi olarak almışsın. peki bu mahcubiyet neden?
bir de ödül verenler var.
kıvanç tatlıtuğ,
tuba ünsal,
belçim erdoğan, hele hele
seray sever ve
tamer karadağlı gibi isimler oraya ne gibi bir sıfatla çıkıyorlar anlamadım. maksat sanat değil popülarite yarışıysa, lütfen
zeki demirkubuz'lar,
fatih akın'lar bunlara alet olmasın, tüm ödüller
çılgın dersane'ye, en iyi erkek oyuncu ödülü de
pascal nouma'ya gitsin.
bunun dışında
erkan oğur'a tek şarkılık, resmen lütfedermişcesine yer verilmesine de, tamamen kişisel olarak bozuldum ben. hepiniz çıkın o kalsın.
filmlere gelince,
yumurta sildi süpürdü, biraz sürpriz bir şekilde.
yaşamın kıyısında'yı henüz izleme fırsatı bulamasam ve
nurgül yeşilçay'ın çok iyi duyumlar aldığım performansını göremesem de, kainatın en sempatik insanlarından biri olmasının yanında on numara bir oyuncu da olan
özgü namal'ın ve
mutluluk'da gayet etkileyici olan
murat han'ın ödülü hakettiğini düşünüyorum. yalnız katılan onca filme, en tırtından da olsa, sırf adı geçsin diye bile tek bir ödül verilmemesi pek şık olmamış. belgesel jürisinin "adam gibi belgesel yok, ödül vermiyoruz" şovu da son derece basit ve ayıptı.
olumlu şeyler yok mu? var tabii.
uğur yücel ve heybetli aksak göbeği..
fatih akın ve karadeniz'in
ismail türüt olmadığını gösteren hali tavrı.
tuncel kurtiz ve ödülü dolayısıyla varlığı. jürideki
zeki demirkubuz. falan filan. az mı oldu ne? bana yine de yetti şahsen.