belki sadece çalışansa etrafına pek zararı dokunmayan şayet hasbelkader yönetici pozisyonuna geçtiyse kendinden yaşça küçük erkekleri köle ve aptal ,kadınları ise potansiyel kıskanma malzemesi olarak gören kadın modeli.
"evde kalmamış", "evlenmiş" olsa kartlaşmayacak, mümkünse çalışmayacak ve bir de bu arada anne olmuşsa hakkında böyle ziyan kelamlar edilmeyecek kadındır.. ancak çok dikkatli olması ve zinhar eşinden boşanmaması, hatta eşinden önce hakkın rahmetine kavuşması gerekir.. çünkü öyle ya da böyle "dul" kalırsa hali vahimdir.. işin aslı, ne yapsa önyargılara yaranamayan kadın neslinin hali toptan vahimdir.. evlense bir dert, evlenmese bir dert.. çalışsa bir dert, çalışmasa eh işte o da bir dert.. anne olsa pek şifalı bir dert, olmasa dert ötesi bir hal.. kırkına varmadan gitse mi bu kadınlar?..
tatil zamanlarını mısır , hindistan gibi ülkelere gidebilen , parası olup bunu ev , dükkan , devremülk gibi taşınamazlara dönüştürebilen ve en önemlisi kimseye bağımlı olmayan hayatı ıskalamayan (evlenmek haricinde*) bayanlardır.
bu hatunlar genelde tek başına gezmez. etraflarındaki 10 metre yarıçaplı çember dahilinde* en az 1 kompliman jeneratörü avcısı bulunur.
- ne kadar özgürsünüz, harikasınız. size bok atanları anlamıyorum bağyan bence bu yaşam tarzı gücü simgeliyor bikbikbik
+ bana bu yaklaşım ile gelen 853'üncü kişisiniz, ve size de vermeyeceğim.
- orospu! kartsın işte*
toplum baskısına ve erkek egemen bakışa örnek teşkil eden cümledir.
15 yaşında evlenip hayatı boyunca bir erkeğin eline bakan kadın modeline terstir tabii ki, bu nedenle aşağılanmalıdır.
geri planda yatan maddi ve manevi özgürlüğün kıskanılmasıdır demeye sanırım gerek yoktur.
etrafındaki erkeklere belirli özellikleri atayıp kodlayarak excele atan, sonra da filter tuşuna basan, sonda kalan kümenin içinde bir kaç tane daha eleme yaparak sürekli olarak boş kümeyi yakalayan kadın olma ihtimali yüksektir. kafasında yarattığı farklı boyutlardaki filtreleme ihtiyacını zorladığından 40ün üstünde çıkınca bile "hadi bu da olmayıversin" diyememektedir. bir süre sonra örneklem sayısı da erkeklerin evlenip çoluk çocuğa karışmasıyla ızdırap verici bir hal alacağından vaziyet daha da içinden çıkılmaz bir hal alacaktır. kısacası armudun sapı ve üzümün çöpü aslında doğanın bize verdiği nimetlerden olup, fazla kibarlığa gidilmemelidir(bu da anafikir).
yalnız "kartlaşma" özelliği yaştan çok yaşam biçimine bağlı olduğundan, bu özelliklere uyan gayet kartlaşmamış hatun kişilere rastlamak mümkündür. kadın çalışıyorsa ve kafasını yormadan(ki yukarıda özetlenen durum ile bahsedilen psikoloji kadının ruh haline kesinlikle zıttır) keyfine bakıyorsa çoğu 20'liğe de taş çıkartabilir.
48 yaşına gelmiş ve 4 senedir yanında yaşadığım teyzemdir kendisi. kart mı? hayır, gören 28-26 yaşında sanıyor, hatta bu şekilde kendini genç göstererek iş buldu. emekli olduktan 4 hafta sonra kendini boşlukta hissettiği için çalışmaya başladı. alışveriş manyağı mı? hayır? "evde kalması" ise erkek arkadaşının "kart" çıkması idi. senelerdir yalnız yaşamaktan zevk alıyor.
ha bir de, alt komşu zamanında bu girilerdeki gibi bir şekilde bakmış (tek başına yaşayan, 40 yaş üstü bir kadın!!!) ve teyzemin evine gelip askıntı olduğu zaman fazlasıyla ağzının payını almış, rezil olduğu için apartmanda kimse ile konuşamamış ve 2 ay sonra taşınmıştır. ibret alın derim.
daha sonra evlenip şunu bunu yaptıktan sonra "abi yalnız yaşayacaksın, kafanı dinleyeceksin" demek yok ama.
altın kızlar kategorisinde anılması gereken kadınlardır.
komplekssiz olanları makbul,hatta sevimli bile olabilirler.canavar modellerinden ise uzak durulmalıdır.
genelde iş kolik olurlar. bakımlı olmayı huy edinmişlerdir. bi de o kadar emek verdikleri iş hayatında bir yere gelmişlerse burunlarından kıl aldırmazlar. kadın erkek herkesle samimi olmayı severler.
kendi yaşantısını kurmuş, ayakları üzerinde duran, kimliğini başkası üzerinden var etmeyen takdir edilesi kadındır. sadece evlenmemiş ya da şartlar denk gelmediği için evlenememiştir. bunun adı evde kalmak değildir. toplum normlarına biraz aykırı olduğu için birtakım gereksiz kart sensin hatun da sana girsin denilesi insanların ego tatminlerine malzeme olurlar.
bu rolü kendisi seçmemiş kadındır.dünyaya bir daha gelse bu rolü seçmeyecek kadındır.bir kadın ne kadar kariyer yaparsa yapsın,başarılara imza atarsa atsın,eninde sonunda kadının kendisini görmek istediği yer,büyüttüğü çocukları, gelinleri/damatları ve torunları yemeğe geldiğinde,masanın başıdır.hala yaşıyorsa veya metresiyle tuttuğu eve yerleşmemişse,yan sandalyede bir koca da olabilir.kırk yaşından sonra şart da değildir.
tamam her kadın kendisini belli bir döneme kadar holdingin başında,genel müdür odasında, dönen koltukta kurulmuş hayal edebilir,ama dediğimiz gibi belli bir döneme kadar.
meselenin koca,evlenmek olduğunu sananlar yanılır,kadınlar anne olmaya ihtiyaç duyar.başka da birşeye değil.bu kutsal,erkeklerin katlanamayacağı kadar da zor sorumluluk kadınların omzundadır.otuz yaşlarına kadar"ben anne olmak için doğmamışım,bana muhtaç bir yaratıkla uğraşamam,ben işimle ilgilenmek istiyorum,kariyerim herşeyden önemli,yıllar sonra olgun bir iş kadını olarak hayal ediyorum kendimi" diyen hanım kızlarımızın,otuz dolaylarında, kucaklarına yavru köpek bile alsalar içlerini çektikleri, bizzat görülmüştür.
elbette kadınlar,kucaklarında bebekle çok şık durdukları gibi,holdingin genel müdür odasındaki dönen sandalyede de çok şık durabilir."kadın" bu yani,şık varlık.