|
|
- 2007-2008 euroleague sezonunun final maçı. madrid'te oynanacak maç, türkiye saati ile 22:00'da başlayacak ve kanal 24'ten naklen yayınlanacak.
maç, 2005-2006 finalinin* güzel bir rövanşı olacağa benziyor. ufak bir flashback yaparsak; maccabi*, o maçta takım halinde kötü hücum etmiş (biraz da cska'nın* etkili savunması nedeniyle) ve çok basit top kayıpları yapmıştı. cska cephesinde ise sahnede yine büyük maçların adamı theodoros papaloukas vardı ve yunanlı guard maçı takımına getiren isim olmuştu.
2 yıl önceki kadrolar ile bugünkü kadroları karşılaştırdığımızda; cska moskova'nın kadrosunda çok fazla bir değişiklik olmadığını görüyoruz. 2 yıl önce sahada olan holden, langdon, smodis, papaloukas, van den spiegel gibi isimler bugün yine sahada olucaklar ki bu isimler aynı zamanda takımın en önemli oyuncuları. maccabi'de ise 2 yıl önceki kadrodan sadece tal burstein, vujcic ve derrick sharp kalmış durumda. maccabi'nin yarı final maçında* cska gibi kadrosu oturmuş olan montepaschi siena karşısında 17 sayı geriden gelerek çok zor bir galibiyet alması, ibrenin biraz cska yönüne saptığını gösteriyor. yine de adına yakışan bir maç olacağı kesin.(flavius, 04.05.2008 22:02 ~ 22:52)
- an itibarı ile müthiş bir çekişmeye sahne olmaktadır.
1. çeyrek 5.13 itibarı ile skor maccabi tel aviv 10 cska moskova 10
- adına yakışır bir final olmaktadır ilk yarı itibarı ile.trajan langdon beklendiği üzere cska'dan sivrilen isim olurken,maccabi cephesinde 12 sayı atan will bynum'un yanında,esteban batista 10 sayı 7 ribaundla potaaltını domine etti.
ilk yarı skoru :
cska moskova 42 maccabi tel aviv 41
- cska moskova'nın 91-77 kazandığı maç olmuştur.takım oyunu,sabırlı hücum ve etkili savunma ile 4. periyotta maccabi'nin direncini kırıp,farkı açmıştır cska ve şampiyonluğu hak etmiştir.
- cska moskova’nın tecrübesi ve kadro kalitesi ile maccabi tel aviv karşısında zorlanmadan kazandığı euroleague finali.
maçtan önce cska tarafının gerek rotasyon gerek tecrübe olarak üstünlüğü bilindiğinden, açıkçası maccabi’nin rakibi karşısında yapacakları sınırlı ve belliydi. bir kere sete set hücumda, pota altında istikrarlı biçimde etkili olmaları çok zordu keza terence morris ve nikola vujcic ikilisinin avrupa’nın sayılı pota altı oyuncuları arasında yer alan (hem savunma hem hücum anlamında) david andersen ve matjaz smodis karşısında varlık gösterebilmeleri imkansıza yakındı. şutörlerine baktığımızıda maccabi'nin bu çapta bir maçta eline güvenebileceği tek isim ise david bluthental’di ki hareketli ve güçlü cska forvetlerine karşı bluthental’den sürekli bir şeyler beklemek haksızlık olurdu ki cska takım halinde yaptığı iyi savunma ile fazla boş dış atış şansı da vermiyordu zaten rakip takımları. bu durumda maccabi’nin yapacağı tek şey, aslında maç boyunca devamlı olarak yapmaya çalıştığı ve cska’nın da izin verdiği ölçüde başardığı yüksek tempoda kısa oyuncular ile pota altını delmek ve tecrübeli cska savunmasını hazırlıksız yakalamaktı.
ilk çeyrek, beklenilen şekilde başladı ve maccabi, hızlı oyun kurucusu will bynum ile cska pota altını rahatsız etmeye başladı. bynum’a, esteban batista ve omri casspi’nin pota altında buldukları sayılarla katkı yapması maccabi’nin ilk çeyrekte oyuna tutunmasını sağlayan başlıca nedenlerdi. çeyrek boyunca cska pota altı, savunmada beklenilen sertliği gösteremediği gibi hücumda da vasat bir görüntü çizdi lakin kısaların skora yaptığı katkılar, cska'nın çeyreği 22-21 önde kapatmasını sağladı.
ikinci çeyrek, ilk çeyreğin bir kopyası gibi başladı. maccabi, bynum önderliğinde hücumda etkili olmaya devam ederken cska pota altı da suskunluğunu sürdürüyordu ta ki çeyreğin ortalarına kadar. çeyreğin ortalarında onlar da takımın, o ana skor yükünü çekmeye çalışan j.r. holden ve trajan langdon’a yardım etme kararını aldılar ki kanımca bu kıpırdınma maçın cska lehine doğru döneceğinin ilk belirtisi oldu. özellikle smodis’in hücumdaki etkinliği ve savunma da pota altını iyi kapatması, maccabi’nin o zamana kadar esteban batista ve will bynum ile sıklıkla ve efektif biçimde kullandığı pota altından artık rahatça sayı üretememesine yol açtı. lakin cska açısından yine de iyiden iyiye ısınmış olan bynum’u durdurmak o kadar kolay olmadı ve maccabi bir kez de bynum’un dışarıdan bulduğu sayılarla skora tutunmayı ve soyunma odasına 1 sayı geride gitmeyi başardı.
ikinci yarının ilk çeyreği, maccabi adına rüyaların artık sona ermeye başladığı çeyrek oldu. ikinci yarıya savunmasını iyiden iyiye sertleştirerek çıkan rakip karşısında hücumda çaresiz kalan maccabi, birçok pozisyonda topu potaya dahi deydiremeden geri koşmak durumunda kaldı. cska tarafında ise david andersen, hücumda pota altını daha efektif kullanmaya başlasa da takım halinde yapılan birkaç kötü tercih ve şansızlık sonucu basket olmayan birkaç boş atış, cska'nın maçı tam anlamıyla koparmasını engelledi ama çeyreği 63-57 önde kapatmayı da bildiler.
maçın son çeyreği, bir euroleague finalinin son çeyreğine yakışmayacak derecede mücadeleden yoksun geçti. cska, tecrübesinin ve rotasyon kalitesinin getirdiği avantajı, oyunu düşük tempoda tutmaya devam edip sert savunma yaparak pekiştirirken; maccabi, sayı üretmekte yaşadığı sıkıntıyı aşmak derdindeydi lakin koçları zvi sherf, sahadaki mevcut beşi çeyrek boyunca pek fazla bozmak istemedi. bu durum hücumda yaşanılan sıkıntıya bir çözüm olmadığı gibi, morali iyice bozulmuş oyuncuların savunma dirençlerinin de zayıflamasına neden oldu. sonuçta, 85-70’te kopan maç formalite oyunları ile 91-77’e geldi ve cska, birçok açıdan üstün olduğu rakibi karşısında fazla zorlanmadan 6. euroleague şampiyonluğuna ulaştı. umarım cska moskova’nın bu kadrosu ve oyun yapısı; gelecek sezon için avrupa’nın diğer büyük basketbol takımlarını daha fazla yatırım yapıp, daha kaliteli kadrolar kurmaya iter. yoksa, olan basketbol seyircisine olacak gibi gözüküyor.
unutmadan bir not da kariyerinin 4. euroleague şampiyonluğunu elde eden koç ettore messina için düşmek lazım. kariyeri, taktikleri, oyuncu seçimleri ve oyuncuları ile saha içindeki kurduğu diyaloglar ile avrupa'nın çok üstünde bir nokta da şu an. nba'e gidip orada yaşlı kıtayı temsil eder mi ya da ederse başarılı olur mu gibi sorular hakkında en ufak bir fikrim yok onu bench'in önünde, takımını idare ederken görmek bana fazlasıyla zevk veriyor. belki de ben jose mourinho'yu özledim!
edit: noktalama.(flavius, 05.05.2008 01:56 ~ 11:23)
|