bir ülkede polis trafik kurallarına uymuyorsa, o ülkede kimsenin trafik kurallarına uyması beklenemez. ama bizim ülkemizde polis asla kırmızı ışıkta durmaz, kemer takmaz, hız limitine dikkat etmez, yayalara yol vermez. çünkü bizim ülkemizde devlet için çalışmak demek, padişahla aynı yetkilere sahip olmak demektir. bir başbakan çıkıp halk sizin yüzünüzden trafikte kalıyor sorusuna, e bende başbakanım diyorsa, o başbakanın başında olduğu ülkenin polisi de, halka başka türlü eziyetler çektirebilir.
klasik imam cemaat ilişkisi sonucu yeniden hortlamış davranış biçimidir, bak bir ahmet necdet sezer'e bir de abdullah gül'e
ans kırmızıda durur, markette alışveriş sırasına girer vs vs vs, ag yola çıktı mı ya da rte değil trafik hayat durur.
şimdi diyeceksiniz ki kardeşim koskoca cumhurbaşkanı kırmızıda mı dururmuş, sıraya mı girermiş başbakan?
durmaz, etmez ama o harekette tüm alt birimlere dolayısı ile tüm ülkeye ince bir mesaj vardı ki ne yazık ki alamadık bu mesajı. ben cumhurbaşkanı iken duruyorum, siz de duracaksınız demekti o aslında
polis sebepsiz de olsa kırmızıda durmaz, yayaya yol vermez hız sınırına uymaz, ola ki cesaret ettin sordun neden böyle yapıyorsunuz diye şanslıysanız dayak yemeyip cevap alabilirseniz cevap her zaman aynıdır 'göreve gidiyoruz' ve bu cevabı verirken de kavşakta durmuş aracın kapısını açmış sigara yakmak üzeredir.