bu gülünç höykürüşün tam metni şöyledir:
aziz vatandaşlarım...
sizleri, en kalbi duygularımla selamlıyorum.
ekranlar aracılığı ile dünya çocuklarının yegâne bayramı olan 23 nisan çocuk bayramı'nı bir kere daha tebrik ediyor, bütün çocuklarımızın gözlerinden öpüyorum.
yine milli iradenin ve egemenliğimizin sembolü olan türkiye büyük millet meclisi'nin 87. kuruluş yıldönümünü ve milli egemenlik haftasını milletimin her ferdi gibi ben de büyük bir coşku, gurur ve mutlulukla kutladım, kutluyorum.
türkiye cumhuriyeti'nin 100. kuruluş yılına adım adım ilerlerken, türkiye'nin güçlü bir ülke, kalkınmış bir devlet olma yolundaki büyük atılımının heyecanını da kalplerimizde taşıyoruz.
türkiye, gerçekleştirdiği bu değişim atılımıyla cumhuriyet ideallerine her zaman olduğundan daha yakındır, bu yolda her zaman olduğundan daha büyük bir inançla ilerlemektedir.
1920 yılında istiklal mücadelemizin karargâhı olarak tbmm kurulurken, türkiye, varını yoğunu savaşlarda yitirmiş, her türlü üretimi durma noktasına gelmiş, düşman işgaliyle birlikte yokluğun ve yoksulluğun pençesine düşmüş bir manzara arzediyordu.
buna rağmen milletimiz kanıyla, canıyla, dişiyle, tırnağıyla verdiği destansı istiklal mücadelesinden alnının akıyla çıkmış, türkiye cumhuriyeti'nin temellerini atarak, dünya sahnesindeki yerini almıştır.
1923 yılında cumhuriyetin ilanıyla birlikte milletimiz, bu defa ekonomik bir kurtuluş savaşı başlatmış, yoksulluğa, umutsuzluğa ve yılgınlığa karşı topyekün bir mücadelenin içine girmiştir.
şu rakamlara özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum:
1923 yılında cumhuriyetimiz kurulduğunda, türkiye'nin toplam gayri safi milli hasılası sadece ama lütfen dikkat sadece 953 milyon türk lirası'dır.
o günün türkiye'sinde, kişi başına düşen milli gelir yine sadece 45 dolar seviyesindedir.
1923 yılı itibariyle toplam ihracatımız 50 milyon 790 bin dolar, toplam dış ticaret hacmimiz 137 milyon 662 bin dolar seviyesindedir.
değerli vatandaşlarım...
hepimiz için büyük önem ve anlam taşıyan böyle günlerde dönüp türkiye cumhuriyeti'nin nereden nereye geldiğine bakmak, bu tarih seyrini iyi anlamak zorundayız.
zor şartlar altında büyük bir varolma mücadelesi vermiş bir millet, pek çok problemle uğraşmak zorunda kalan genç bir devlet...
cumhuriyetin ilk yıllarında milletimiz işte böylesine zorlu şartları göğüslemek mecburiyeti içindeydi.
bugün şükürler olsun, o zorlu varoluş mücadelesinden yüz akıyla çıkmış, geçen zaman içinde her alanda büyük ilerlemeler kaydetmiş, kendi ayakları üstünde durabilen, gelecek için büyük hedefleri olan bir ülke haline geldik.
cumhuriyet tarihimizi iyi bilmek, iyi anlamak, iyi kavramak, bu ülkenin gelecek adına nelere kadir olduğunu da fark etmemizi sağlayacaktır.
bu sebeple millet hafızasında yer eden her tarih kavşağında bu muhasebeyi hepimiz yapmak, bu ülkeye canı gönülden hizmet eden herkesi minnetle anmak zorundayız.
türkiye bugün dünyanın en hızlı büyüyen, gelecek adına en çok ümit veren birkaç ülkesi arasına girdiyse, bu başarıyı herkesten çok bu büyük mücadeleyi başlatan, bu topraklara istiklalini ve istikbalini kazandıran bütün o isimsiz kahramanlara borçludur.
her birini rahmetle anıyoruz.
o zor zamanlarda toprağa ekilen tohum büyümüş, bugün çevresine gölge veren mümbit bir ağaca dönüşmüştür.
bakınız, bugün 576 milyar yeni türk lirası gayri safi milli hasılası, 85 milyar dolar ihracatı, 222 milyar dolar dış ticaret hacmi, 5 bin 477 dolar kişi başına milli geliri olan ve gelecekte çok daha iyi seviyelere geleceğinin işaretlerini veren bir türkiye var.
türkiye cumhuriyeti ilerleme yolunda, kalkınma yolunda, büyüme yolunda çok mesafe katetmiştir, bunu rakamlar en iyi şekilde ortaya koyuyor.
1928 yılında ülkemizdeki hekim sayısı bin 78 kişidir, bugün 100 bin hekim sayısına, doktor sayısına yaklaşmış durumdayız.
2003 yılında 97 bin 763 olan doktor sayımız, bugün hükümet olarak büyük gayretler neticesinde yüz bin rakamına ulaşmış durumda.
1940 yılında türkiye genelinde insanlarımızın tedavi olabilecekleri hastane sayısı sadece 154’dü.
bugün 1.200 hastanemiz var, özel sektörümüzün yatırımlarıyla birlikte bu sayı her geçen gün hızla artıyor.
bir başka çarpıcı gelişme tablosu da eğitim alanında göze çarpıyor.
1923-1924 eğitim öğretim döneminde türkiye genelindeki okul sayısı yaklaşık 5 bindir.
bugün 35 bin okulumuz var, bu sayıyı daha da arttırmak için çalışmalarımızı ısrarla, kararlılıkla sürdürüyoruz.
değerli vatandaşlarım...
değişik alanlardan pek çok örnekle türkiye'nin hangi imkânsızlıklardan, hangi yokluk zamanlarından bugüne geldiğini ortaya koymak mümkün...
mesela 1929 yılında toplam süt üretimimiz 1 milyon 843 bin ton iken, bugün 11 milyon tonluk bir süt üretimi gerçekleştirir hale gelmişiz.
1933 yılında türkiye'deki toplam otomobil sayısı 4 bin civarındayken, bugün yaklaşık 6 milyon adet otomobilimiz var.
1929 yılında telefon abonesi sayısı 15 bin iken, bugün abone sayımız 19 milyon adete ulaşmış bulunuyor.
elbette her dönemin şartları, imkânları birbirinden farklı...
ama inkâr edilemez bir gerçek var ki o günlerin genç türkiye cumhuriyeti, geçen zaman zarfında muasır medeniyet yolunda çok yol almış, çok mesafe almıştır.
84 yıllık süreçte türkiye büyümüş, gelişmiş, kalkınmış, zaman zaman kalkınma mücadelesi kesintiye uğrasa, krizler yaşansa, duraklama dönemlerine girilse de, milletimizin varolma iradesi her defasında yeniden ortaya çıkmış ve ülkemiz ayağa kalkarak yeniden hedeflerine yürümeye başlamıştır.
son dört buçuk yıllık süre içinde ortaya konan değişim atılımı, bu sarsılmaz iradenin ne kadar güçlü olduğunu bir kere daha dünyaya göstermiştir.
daha dört buçuk yıl önce ciddi sıkıntılara düçâr olan bu ülke, bugün şükürler olsun ki sıkıntılarını birer birer aşmış, milletimizin büyük mücadele azmiyle kısa zamanda yeniden dünyanın en güçlü ekonomileri arasında yerini almıştır.
45 dolar kişi başı milli gelirle başladığımız yolculuğumuzda, bugün 5 bin 477 dolardayız.
953 milyon türk lirası olarak başladığımız gayri safi milli hasıla büyüklüğümüzde, bugün 576 katrilyon türk lirası seviyesindeyiz.
50 milyon dolar olarak başladığımız ihracat mücadelemizde, bugün geçen ay rakamıyla söylüyorum yaklaşık 90 milyar dolar gibi rakamlardan söz ediyoruz.
kanla, irfanla kurduğumuz o genç cumhuriyet, zaman içinde zorlukları aşarak, badireleri atlatarak, emekle, mücadeleyle, sabırla, umutla bugünlere gelmiştir.
ancak şunu da ifade etmeliyim ki, olmamız gereken yer, arzu ettiğimiz nokta, hak ettiğimiz gelişme seviyesi asla bu değildir.
biz, bu seviyeleri asla yeterli görmüyoruz.
son dört buçuk yılda nasıl milletimizle el ele, gönül gönüle vererek bütün zorlukları aştıysak, hedeflerimize ulaşmayı başardıysak, aynı ruh ve azimle cumhuriyetimizin kuruluş hedefi olan muasır medeniyet seviyesini yakalamayı ve aşmayı da başaracağız.
sevgili milletim...
2023 yılında, yani cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümünde bugün elde ettiğimiz sonuçları daha hayırlı sonuçlara, bugün yakaladığımız hedefleri daha yüksek hedeflere ulaştırmakta kararlıyız.
cumhuriyetimizin kurulduğu dönemde 45 dolar olan kişi başına milli geliri inşallah hedef süratle 20 bin dolar seviyesine yükseltmektir.
dikkat ediniz, hayal etmiyoruz, hedef koyuyoruz.
her şeyini kaybetmişken, küllerinden adeta yeniden doğan ve bugün bir dünya devi olma yolunda ilerleyen türkiye, milletimizin azmi, sabrı, kararlılığı ile bu hedeflere rahatlıkla ulaşacaktır.
ben bundan asla şüphe etmiyorum, asla endişe duymuyorum.
çünkü milletime güveniyorum, çünkü gençliğimize güveniyorum, çünkü türkiye’mize güveniyorum.
türkiye'nin son dört buçuk yıl içinde insanlarımızın inanç ve gayretleriyle, ülkemize hâkim olan huzur ve istikrar ortamıyla nereden nereye geldiği ortadadır.
en büyük güvencemiz, en büyük kazancımız, başarabileceğimizi görmüş olmamız, özgüvenimizi yeniden kazanmamız, umutlarımızı tazelemiş olmamızdır.
bu arada hemen her gün önümüzün ne kadar açık olduğunun, yarınların nasıl güzel umutlar vaat ettiğinin işaretleri de gelmeye devam ediyor.
bildiğiniz gibi, geçtiğimiz günlerde 2006 yılına ait büyüme verileri açıklandı.
ortaya çıkan tablo istikrarımız adına, hedeflerimiz adına, umutlarımız adına bizleri sevindiren bir tabloydu.
hükümet olarak 2006 yılında türkiye ekonomisinin yüzde 5 oranında büyümesini öngörüyorduk.
ancak önceki üç yılda olduğu gibi, 2006 yılında da bu hedefimizi aştık ve yüzde 6 oranında bir büyüme kaydettik.
1993-2002 yılları arasında türkiye ekonomisi ortalama yüzde 2.6 oranında büyümüştü.
hükümetimiz döneminde, yani 2003-2006 yılları arasında ise ortalama büyüme hızımız yüzde 7.3 oranını yakalamıştır.
181 milyar dolardan devraldığımız gayri safi milli hasıla, bugün 400 milyar dolar seviyelerine ulaşmıştır.
bu ne demektir?
geldiğimizde, yani 79 yılda 181 milyar dolar olan milli gelirimiz şu dört buçuk yıl içerisinde üzerine, sevgili vatandaşlarım, koyduğumuz rakam 219 milyar dolardır. bunun neticesinde toplam 400 milyar dolara ulaştık. bu aradaki farkı, gayreti şu son dört buçuk yılın bereketini göstermektedir.
ve göreve geldiğimizde kişi başına milli gelir 2 bin 598 dolardı.
bugün ise bu rakam 5 bin 477 dolara yükselmiş durumdadır, daha da artacak, inşallah 2013’te 10 bin doları bulacağız, ardından hedef 20 bin dolar olacak, bunu da yakalayacağız.
değerli vatandaşlarım...
en önemli ihtiyacımız birlik, beraberlik dayanışma…
sevgi denilen o ulvi güzelliği hep birlikte yakalamamız lazım, bu çok büyük bir sermaye.
birbirimize sevgiyle yaklaştığımız sürece çok şeyleri aşarız.
türkiye’nin bu birliğe bu beraberliğe, ön yargılardan sıyrılmış olarak bu sevgiye çok ihtiyacı var.
türkiye, istikrar içinde, güven içinde büyüyor, kalkınıyor.
sizler de gayet iyi biliyorsunuz ki bizler umut tacirliği yapmıyoruz, popülizme asla meyletmiyoruz, bizim söylediğimiz her hedef gerçekçi bir planlamanın eseridir.
zaten bu yüzden sizlere verdiğimiz sözleri zamanında tutabiliyoruz.
elimizde sihirli değnek yok, ciddi çalışıyoruz, bilimsel çalışıyoruz, hedeflerimizle imkânlarımızı iyi dengeliyoruz ve tabii türkiye'nin kaynaklarını da suiistimal etmiyoruz, ettirmiyoruz.
türkiye artık çalıştığının, ürettiğinin karşılığını almaya başlıyor.
türkiye ekonomisinin genel plandaki bu büyümesi, artık vatandaşlarımıza da tek tek yansıyor.
ben burada sizlere bolca rakam vererek vaktinizi almak istemiyorum.
sizlerden sadece şunu rica ediyorum; vatandaşımız lütfen 4 buçuk yıl önceki durumuyla, bugünkü durumunu bir karşılaştırsın, bir karşılaştırma yapsın, asgari ücretle olsun, maaşınızla olsun.
o gün elinize geçen ücretle, gelirle, acaba 4 buçuk yıl sonra neler alabiliyorsunuz, aynı üründen o gün ne alıyordunuz bugün neler alabiliyorsunuz, lütfen bunun hesabını bir çıkarınız.
4 buçuk yıl önce geleceğe ilişkin umutlarınız, planlarınız neydi?
bugün nedir?
geçmişte türkiye'nin geleceğini nasıl görüyordunuz, bugün nasıl görüyorsunuz?
elini vicdanına koyup bu soruları cevaplandıran herkes, türkiye'nin değiştiğini, değişmekte olduğunu fark edecek ve türkiye'nin son dört buçuk yıldır adım adım gerçekleştirdiği değişimin hakkını teslim edecektir.
bu muhasebeyi yapmalıyız ki, bugün nasıl kazandığımızı, geçmişte neden kaybettiğimizi iyi ayırt edebilelim.
bu muhasebeyi iyi yapmazsak, gelecekte aynı hatalara tekrar düşer, rotamızı doğru istikamette tutmakta zorlanırız.
türkiye'nin geleceği açısından yakın geçmişimize damgasını vuran iki olgunun tahlilini yapmamız, kriz kavramını ve değişim kavramını çok iyi değerlendirmemiz lazımdır.
sevgili vatandaşlarım...
şunu altını çizerek belirtmek istiyorum:
biz, hiçbir zaman, her şeyi çözdük, türkiye'nin bütün eksiklerini tamamladık iddiasında olmadık.
kuşkusuz türkiye hızla gelişiyor, büyüyor, kalkınıyor, bu gerçeği dünya ekonomi otoriteleri de sık sık dile getiriyor..
gerçekleştirdiğimiz bu atılım, daha önce hiç tecrübe etmediğimiz ölçüde ileri bir atılımdır, büyük bir sıçramadır.
bu bağlamda, yeter ki istikrar ortamını koruyalım, yeter ki huzur ortamını muhafaza edelim.
yeter ki çok zor elde ettiğimiz şu güven ortamını zedelemeyelim.
yeter ki cumhuriyetimizin kuruluş hedeflerini gerçekleştirmeyi bir görev bilelim.
bunları başardığımızda, türkiye'nin aşamayacağı engel, ulaşamayacağı hedef kalmayacaktır.
güçlü bir türkiye, aydınlık bir türkiye, bölgesi için de, dünya için de çok büyük bir güvence olacaktır.
ben her insanımızın gözünde bu ışığı görüyor, kalbinde bu umut ve heyecanı taşıdığını hissediyorum.
değerli vatandaşlarım...
türkiye'nin huzur ve istikrarını, milletimizin birlik ve beraberliğini, insanımızın azim ve gayretini koruduğumuz takdirde türkiye gelişme hızını katlayarak arttıracak, belki de bugünden öngöremediğimiz kadar kısa zaman içinde dünyanın en ileri ülkeleri arasına adını yazdıracaktır.
bunu neye dayanarak söylüyorum? son dört-dört buçuk yıl içinde devlet-millet el ele vererek neleri başardığımıza bakarak söylüyorum.
türkiye sadece ekonomide bozulan dişlileri değiştirmiyor, sadece yapısal arızalarını onarmıyor, sadece eksiğini gediğini gidermiyor, aynı zamanda geleceğe damga vuracak dev yatırımları da birer birer devreye sokuyor.
yıllardır bir köşede unutulan, tamamlanmasından umut kesilen, neredeyse adı unutulan bu dev projeler şimdi ülkemizin birer gurur kaynağı olarak tek tek tamamlanıyor, faaliyete geçiyor, hizmete açılıyor.
cumhuriyet tarihi boyunca sadece 4 bin 326 kilometre duble yol yapılmıştı, dört buçuk yıl içinde 6 bin 355 kilometre yeni duble yol bitirilerek bir rekora imza attık.
biliyorsunuz 7 nisan'da yine çok uzun yıllar önce kararı alınan, 60'lı yıllarda güzergâhı belirlenen karadeniz bölgemiz için hayati derecede önemli bir yatırımı, karadeniz sahil yolu'nu tamamlayarak hizmete açtık.
bakınız, projenin ilk konuşulduğu günlerden bugünlere tam 34 hükümet gelip geçmiş, ilk ihalenin yapıldığı, ilk kazmanın vurulduğu 1987 yılından bu yana yine 12 hükümet gelip geçmiş, bu proje bitirilememiş, artık neredeyse umut kesilmiş.
biz göreve geldiğimizde bu projenin en iyimser tahminle 2024 yılında tamamlanabileceği rapor ediliyordu, aynı anlayışla, aynı tempoyla gitseydi öyle zannediyorum ki 2024'te de bitmezdi.
çünkü karadeniz sahil yolu kapsamında geçen 16 yıl boyunca sadece 220 kilometrelik bir yol yapılabilmişti.
biz bu hesabı yeniden yaptık, türkiye'nin kaybedecek vakti olmadığının bilinciyle planımızı programımızı ortaya çıkardık ve bu anlayışla dört yılda tam 316 kilometre yol tamamladık, bu dev yatırımı hayata geçirdik.
bugün artık samsun'dan ta sarp sınır kapısına kadar uzanan bu 542 kilometrelik karadeniz sahil yolunda, evet, bir huzur var, bir sükun var ve bir deniz kenarında seyir var.
samsun, ordu, giresun, trabzon, rize ve artvin illerimizde yaşayan insanlarımız nihayet hak ettikleri sahil yolu'na kavuşmanın sevincini yaşıyor.
bu proje sadece güzergah üzerindeki 6 vilayetimiz açısından değil, türkiye'nin avrasya bağlantısının dört dörtlük bir ulaşım imkanına, çağdaş standartlarda bir uluslararası karayoluna kavuşması bakımından da son derece önemlidir.
sahil yolu inanıyorum ki karadeniz'e bir başka canlılık verecektir; ticaret gelişecek, ihracat gelişecek, turizm gelişecek, ekonomi canlanacak, ama hepsinden önemlisi yollarda bir çok insanını yüzlerce binlerce kaybetmiş olan karadeniz insanının can güvenliği azami seviyede artacaktır.
türkiye artık bu dev projeleri dünya standartlarının da ötesinde bir hızla yapıp devreye sokabilecek seviyeye ulaşmıştır.
inşallah geleceğin güçlü, kalkınmış, müreffeh türkiye'sinin habercisi olan daha nice büyük hizmeti, nice dev projeyi hep birlikte inşa edecek, bu gurur tablosunu sürdüreceğiz.
bakınız cumhuriyet tarihimizin en önemli kırsal kalkınma projesi olan köydes projesiyle, yıllar yılı ihmal edilen köylerimizi yeni baştan imar etmek, köylümüzün ihtiyaçlarını karşılamak kararlılığındayız. bundan hiç endişeniz olmasın.
bu ülkede yolu olmayan, suyu olmayan tek bir köy kalmayacak.
problemlerin yerinde çözülmesi, işlerin daha verimli ve hızlı yürümesi için yerel yönetimlerimizi, valilerimizi, kaymakamlarımızı da seferber ettik.
köydes projesi kapsamında planlanan 29 bin 301 projenin yüzde 87'sini tamamlamış durumdayız.
dolayısıyla bu proje kapsamında suyu olmayan 2 bin 245 köy ve mahalleye şebekeli içme suyu tesisi yapılmıştır.
9 bin 461 köy ve mahallenin mevcut içme suyu tesisi hem yenilenmiş, hem geliştirilmiştir.
proje kapsamında yaşadığı köy ve mahallelere yeni tesis, tesis geliştirme ve bakım-onarım şeklindeki içme suyu yatırımları yapılan insanlarımızın sayısı 3 milyonu bulmuştur.
insanımızın ihtiyaçları tümüyle karşılanmadan bizim de işimiz bitmeyecek, ilk günkü kararlılığımızla köydes çalışmalarını sürdürüyoruz.
bu hizmet ve yatırım zincirine belediyelerimizin altyapı çalışmalarını eklemek, onun için kendilerini de desteklemek için düzenlediğimiz beldes projesi de bu yeni dönemde devreye girmiştir.
çok yönlü bir şekilde, hızlı ve verimli çalışmalarla dört koldan türkiye'nin yeniden imarını sağlamak için çalışıyoruz.
inşallah bir uçtan bir uca bütün şehirlerimizin, bütün ilçe, belde ve köylerimizin çehreleri değişmekte, bahtları açılmakta, türkiye'de esen değişim rüzgarı bu toprakların en ücra köşelerine kadar serinliğini taşımaktadır.
tabii köydes projesinde özellikle kaymakamlarımıza, muhtarlarımıza, encümen üyelerimize, şahsım, milletim ve tüm köylü vatandaşlarım adına çok teşekkür ediyorum. ama onların bu projelere sahip olmasını özellikle kendilerinden rica ediyorum.
ve bu yatırımları denetleyen başta valimiz olmak üzere diğer milletvekillerimize ve belediyelerimize de özellikle o yapmakta oldukları resmi ve fahri görevleri sebebiyle de teşekkür ediyorum.
değerli vatandaşlarım...
türkiye'nin geleceğini kazanmak yolunda gerçekleştirdiği değişim atılımının en önemli parçalarından biri yatırımlarımızdır.
her ay sizlere bu yatırımların müjdelerini veriyor, türkiye'nin yaşadığı değişimi en çarpıcı örnekleriyle dikkatinize sunuyorum.
nisan ayında da türkiye'nin dört bir yanında çok önemli açılışlar gerçekleştirdik, çok önemli tesis ve yatırımları faaliyete geçirdik.
1 nisan'da eskişehir'deydik ve orada hem ıı. inönü zaferi'nin 86. yıldönümünü kutladık, hem de bu anlamlı günde aralarında köydes projelerinin, sanayi ve tarım yatırımlarının, bilişim projelerinin, alışveriş merkezi ve otelin de içinde bulunduğu 212 adet tesisi hizmete açtık.
6 nisan'da kırıkkale'de yine çok çeşitli üretim ve sanayi alanlarında faaliyet gösterecek 41 tesisi hizmete açtık, ayrıca yine toki tarafından yaptırılan 896 konutun anahtarlarını da sahiplerine resmen teslim ettik.
7-8 nisan'da, daha önce de ifade ettim, karadeniz sahil yolu'nun açılışı için karadeniz'deydik, burada da boş durmadık, bir dizi açılış gerçekleştirdik.
7 nisan'da ordu'da düzenlenen toplu açılış töreniyle, toki tarafından fatsa'da yaptırılan 330 konutu, içinde okulların, yurtların, sağlık tesislerinin, sanayi kuruluşlarının, ticari tesislerin ve köydes projelerinin bulunduğu 22 tesisi vatandaşımızın hizmetine sunduk.
aynı gün giresun teknik eğitim veren bir lisemizin atölye ve laboratuar binasını hizmete açtık.
ardından 8 nisan'da çoruh vadisi projesi'nin önemli bir halkası olan ve türkiye'de üretilen toplam enerjinin yüzde 6'sını karşılayacak olan borçka barajı ve hidroelektrik santrali'ni törenle faaliyete geçirdik.
9 nisan'da bu defa başkentte yarısı hayırsever vatandaşlarımızın katkılarıyla yaptırılmış olan 84 ayrı eğitim tesisimizi toplu olarak hizmete açtık.
21 nisan'da yine ülkemizin dev projelerinden birini istanbul-bursa mudanya hattı'nı faaliyete geçirdik.
ülkemizin ulaşım açısından en yoğun güzergâhlarından biri olan istanbul- mudanya bursa arasını 75 dakikaya indirecek, 1 saat 15 dakikalık bir sürece indirecek bu önemli feribot hattı, gerek ekonomik açıdan, gerek turizm açısından, gerekse ulaşım güvenliği ve rahatlığı açısından bölgeye çok önemli artı değerler kazandıracaktır.
hattın açılışıyla eş zamanlı olarak bu hatta çalışacak, 1200 yolcu ve 225 araç kapasitesine sahip son derece modern donanıma sahip osmangazi hızlı feribotu'nu da devreye soktuk. temmuz başında da orhangazi feribotunu inşallah devreye sokacağız.
aynı gün bursa'ya geçerek bursa feribot limanı'nı da mudanya’da hizmete açarak seriyi tamamlamış olduk.
hakikaten bizler için bir gurur abidesi olan mudanya terminali gerçekten çok farklıydı ve halkımızın da beğenisini kazanan bu terminalle biz hakikaten atatürk’ün ifade ettiği o muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma yolunda inanıyorum ki bir ispat-ı vücut olarak onu da bitirmiş olduk.
yine aynı gün bursa'da özel sektörümüzün yatırımı olan ve çağdaş donanıma sahip bir hastanemizi gururla, sevinçle sektörümüze kazandırdık.
bunun yanında yine toki tarafından bursa yıldırım belediyesi sınırları içinde yaptırılan 492 konutu sahiplerine teslim ettik.
ve yine aynı gün bursa’mızda mustafakemalpaşa’da yanmış olan karaköy’ü yeniden afet kapsamı içerisinde bütün konutları yaparak sahiplerine resmen teslim törenini gerçekleştirdik.
her günü ülkemize yeni bir hizmet ve yeni bir coşkuyla sürdürüyoruz.
durmak yok.
yeni bir yatırım kazandırmak her zaman hedefimiz oldu.
bu şekilde yolumuza devam ediyoruz, gayretlerimizi sürdürüyoruz.
sizlerin büyük desteğiniz ve katılımınızla sürdürdüğümüz bütün bu gayretler meyvelerini daha şimdiden vermeye başlamıştır.
inanıyorum ki yarınlar ülkemiz için bugünlerden çok daha güzel, çok daha parlak olacaktır.
ve ben bu sözlerle konuşmama son veriyor, tek tek her bir vatandaşıma sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.
kalın sağlıcakla…
kaynak:
http://www.bbm.gov.tr/...
not: sevgili tayyip, başkalarının yaptığı hizmetler üzerine bu kadar da alenen yatılmaz ki be kardeşim. utanmasan 1500'de cumhuriyet yoktu, 1923'te biz kurduk diyeceksin. bizi aptal yerine koymamayı bir türlü öğrenemedin, bu yüzden hakkettiğini çok yakında seçimlerde bulacaksın. iktidar yolu hariç, tüm yolların açık olsun...