genelkurmay başkanlığı, 30 ağustos zafer bayramı nedeniyle düzenleyeceği törenlere ve kara kuvvetleri komutanlığı bahçesinde vereceği resepsiyona tbmm'deki dtp'liler davet edilmemiştir.iyi de yapılmıştır.meclise girdiler diye mazi unutulmamıştır.
türk ordusuna yakışmamış bir davranıştır. zira türk ordusu, dtp'ye oy veren vatandaşların da ordusudur nihayetinde.
edit: işbu girinin 100.000 defa eksilemesi halinde tsk dtp'li seçmenlerin ordusu olmayacaktır. haydin...
edit 2: yukarıdaki iki cümlelik girinin geçen haftanın en kötü ikinci girisi olmasıyla beraber an itibariyle, tsk dtp'li seçmenlerin ordusu olmamaktadır. verdiğiniz eksi oylar için teşekkür eder, bol eksili, gerçeklere tahammülsüz günler dilerim.
çok yerinde bir davranıştır. çıkıp da: "abdullah öcalan'ın şartları iyileştirilmelidir" diyen insancıkların milli bayramlara olan saygısı varsa sevgileri tartışılır ve ayrıca davet etmemiş olmak da en normal davranıştır. bi defolup gitmelilerdir!
tören, yemek içmek, kokteyller olduğu için çağrılmamasına 30 ağustos törenlerine dtp nin davet edilmemesi denir. katliam, kan, göz yaşı, halkları birbirine düşman etme partisi olsa davet ederlerdi. hem pis kokar onlar şimdi. salon subaylarının, üstün ırk türklerin içinde pis kürtlerin işi ne. allahın dağ türkleri, 117 yıldızlı lüks salonları kirletir. ıyy. kürt yazarken bile ekran kirleniyor.
sırrı sakık az önce televizyonda olaya tepki gösteriyordu... neymiş efendim ayrımcılıkmış !!! vah vah vah, ajitasyonda, ezilmişi oynamakta üzerlerine yok gerçekten...
meclise girdiklerinden beri tek dertleri abdullah öcalanın imralı'da ki şartları oldu, başka bir şey de duymadık henüz... bari riyakar olma, çağrılsan da gitme zaten oraya, ne işin var senin 30 ağustos resepsiyonunda, hem ne malum imralı'dan, canlı bomba olsun biriniz, patlatsın kendini resepsiyonda talimatı almadığınız...
neymiş efendim halkların kardeşliğiymiş, kürt-türk ayrımcılığıyımış, ne ilgisi var? o mecliste dtp'li yani -bölücü- olmayıp ama kürt olan ve resepsiyona göğsünü gere gere gidecek milletvekilleri var, bunu da görmeden, temcit pilavı gibi kürt-türk ayırımı provokasyon girişimleri gerçekten kabak tadı vermeye başladı.
bu ülkede kürt-türk ayrımcılığı yok
bu ülkede bölücü-bölücü olmayan ayrımcılığı var...
ırkçılıktan,ayrımcılıktan ondan bundan bahsedilmemesi gereken bir olay,30 ağustos milli bir bayramdır,türklerin zaferidir,türkiye cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğünü savunanların bayramıdır,bölücü başıyla işbirliği yapanların değil,iyi yapılmıştır davet edilmemekle...
türk silahlı kuvvetleri illa araya mesafe koymak, tepki göstermek istiyorsa k.ırak'a oyak aracılığıyla gönderdiği çimentoları göndermekten vazgeçsin. ya da barzani'nin geçen kamyonlardan aldığı vergilerle yılda 300 milyon dolara yakın gelir sağladığı habur sınır kapısı'nın kapatılması/güzergahının değiştirilmesi yönünde girişimde bulunsun. afedersiniz ama dtp'lileri 30 ağustos törenlerine davet etmemekle bi skim olmuyor. türk silahlı kuvvetleri'nin sıklıkla yaptığı yüzeysel, herhangi bir somut sonuca varmayacak, halk tarafından "abi tsk niye tepki göstermiyor/bir şey yapmıyor, anlamıyorum?" tarzında düşünceleri asgari düzeye indirme amaçlı, anlık medyatik tepkilerinden sadece biridir bu.
tezat içeren durumdur.
şöyle ki adamların barış yanlısı olduğunu düşünmüyordun da, niye meclise soktun ? -ki pkkyı terör örgütü adletmeyenler nasıl barış yanlısı olacak-
yok adamların barış yanlısı olduğunu düşünüyorsan 30 ağustosta en anlamlı katılım onların ki olurdu.*** niye davet etmedin ?
ahmet necdet sezerin eşi türbanlı vekilleri köşke yalnız çağırmasını 'yobazlık', 'ayrımcılık', 'faşistlik' ilan edenler, sırf bu yüzden sezer'e 'sen kim oluyorsun be adam, demokrasiyle gelen bu insanların eşlerini nasıl görmezden gelirsin' diyenler, aydınlık, eşitlik, barış, özgürlük naraları atan çok yüce, çok uygar kimsecikler nerede, merak ediyorum. niye hiçkimse bu haber için 'iyi de bu insanlar da demokrasiyle milletin meclisine girmiş' diyemiyor? üstelik sezer sadece eşleri çağırmamış, vekilleri davet etmişti. tsk ise doğrudan doğruya tavrını koymuş ve milletin oylarıyla seçilmiş kişileri dışlamış bu olayda.
eksi oydan mı korkuyoruz, dışlanmaktan mı, hükümet yalakalığı yapmanın güveninden mi kurtulamıyoruz?
iki olay arasında benim gözümde hiç fark yoktur : aynı elin salladığı iki farklı ipin ucundaki iki kukladır akp ve dtp. biri din sömürüsüyle, diğeri yapay bir kürt milliyetçiliğiyle bölücülük oynayan iki yapay kuvvettir sadece.
ama birinde cumhurbaşkanını yerin dibine sokan, her türlü hakareti yağdıran kimsecikler, diğerinde ya 'çok haklılar olm' demeyi, ya da sessiz kalmayı tercih etmiş durumda.
demokrasi işimize geldiğinde baş tacı, işimize gelmediğinde kelime dağarcığımızda bile yer bulamıyor. işimize geldiğinde hepimiz çok idealist demokrasi aşıklarıyız ama, sistem başkasının lehine işlemeye başladığında ise ruhumuzdaki faşizan duyguları bastırma gereği bile duymuyoruz. (bu bana kasımpaşalı, ince bıyıklı bir abimizi hatırlattı, sizce?)
şimdi herkes elini taşın altına koysun ve söylesin : sezer'in 'kötü adam' ilan edilmesine sebep olan 'kamusal alan' vakasıyla, bu olay arasında ne fark var? ve sezer'i yerin dibine sokan uygarlık neferleri şu an niye susmaktalar? sanırım doğru cevabı vermek için sadece biraz dürüstlük gerekiyor.
türk milletinin genel olarak yapması gerekene gelince ; bir dahaki seçimde ikisi de amerikadan beslenen teröristleri de tarikat şeyhlerini de atatürk'ün kurduğu yüce meclise sokmasın, yeter...
türk silahlı kuvvetleri türkiye cumhuriyeti'ni her türlü iç ve dış tehlikeden korumak yetkisine sahiptir, misyonu ve vizyonu budur. dtp'nin yaptığı kıvırması imkansız, su götürmez bölücü beyanlardan da anlaşılacağı gibi dtp tabanı türkiye cumhuriyeti için apaçık bir tehlikedir. dtp, kürt ve kürt asıllı milletvekillierinden ve destekçilerinden oluştuğu için değil, bölücü odak olarak bellendikleri için böyle bir karar alınmıştır. yani bu karar alınırken yapılan ayrım etnik veya soy kökenli bir ayrım değil, ideolojik ve vatandaşlık kökenli bir ayrımdır. bu kadar basit bir gerekçeye dört bir yandan kulp takmak isteyen antimilitarist, überdemokrat, özgürlükçü, barış güvercini hippi vatandaşlarımızı da dtp ile aynı kefeye koymaktan çekinmiyorum şahsen.
bu düşüncelerim yüzünden "anti demokrat gay militarist" damgası yersem de zerre skimde değildir. "türküm" diyene faşist, "kürtüm" diyene demokrat yaftası yapıştırılan bir atmosferde hele hiç değildir.
yerin de yapılmış bir davranıştır. çünkü 'bölücülük' güden bir grubu, üniter devlet diye bas bas bağıran bir ordunun davet etmesi söz konusu olamaz.bu adamların onlara oy veren kürt vatandaşların haklarını savunduğu söyleniyor. soruyorum o zaman kürt vatandaş ile kürt olmayan vatandaşın hakları arasında bir fark var mıdır? çünkü onlar da benle aynı hakka sahipler bakin birlikte aynı üniversitedeyiz, aynı toplu taşıma aracına biniyoruz, 57. hükümetin iç işleri bakını ve diğer birçok milletvekili de kürt vatandaştı. peki şimdi söyler misiniz bu adamlar kürt vatandaşların hangi hakkını savunuyorlar.hak falan savundukları yok amaç fitne yaratmak başkalarının oyunlarına zemin hazırlamak. burdaki insanlar onlara kürt oldukları için değil türkiye cumhuriyeti devletini bölmek istedikleri için karşılar. kimsenin türk silahlı kuvvetlerine ithamda bulunmaya hakkı yoktur. hele de böyle dayanaksız, nispetsiz ve özellikle de başkaların çıkarları uğruna piyon olanların...
genel kurmayın dtp ye tepki olarak yaptığı sonuna kadar haklı eylem. genel kurmay'ı adaletsizlikle ayrımcılıkla bölücülükle suçlayan vekiller bölücülüğü yapanların ta kendileridir. tsk'yı bölücükle suçlamadan neden diğer kürt vekiller gidiyor da biz gidemiyoruz diye düşünmeleri lazımdır. şöyle ki; dtp meclise girdiğinde bazı şeyler değişecek gibi görünüyordu kan dinecek, askerlerimiz şehit olmayacak diplomasi etkin kılınarak sorunlar kılıç yerine kalemle çözülecek diye düşünüyorduk fakat bunların hiç biri olmadı. eylemler devam etti. dtp kendi halkını savunmaya girmesine karşın üzerinde çalıştıkları ilk konu imralı da özel odada kalan her gün yiyeceği yemeği kendi seçen gazete ve tv izleme şansı olan iki adet özel doktor kontrolünde devletin gözü gibi baktığı bebek katili abdullah öcalan'ın şartlarının iyileştirmesi yönünde oldu. bunun öncesinde bir çok devletin terör örgütü olarak nitelendirmesine karşın grup başkanı ahmet türk ün dediklerine şöyle bir göz atalım
aslında şu anki sorunun en baş kaynağı ahmet türk'ün türk ordusunun pkk'ya karşı kimyasal silah kullandığını idda etmesi ve aynı yazıda pkklıları "gerilla" olarak nitelendirmesiydi. bunun yanında savunduğu görüş ise pkk örgütünün barıştan yana olduğu fakat kanı türk ordusunun akıttığı yönündeydi.
03.30.2006 milliyet gazetesindeki açıklamaya bir göz atalım:
"muş'un şenyayla kırsalında gerçekleştirilen operasyonda katledilen 14 gerillanın cenazesi sonrasında yaşanan gelişmeler bu çözümsüzlük politikasının bir sonucudur"
bunun yanında katil abdullah öcalana af çıkmasını gerektiğini savunmasıyla zaten ordu ile bozuk olan araları daha da gerginleşmiştir. http://www.milliyet.com.tr/...
son olarakta "tabanımız pkk ile ortak" açıklamasını yaparak olayları bu noktaya getirmiştir. http://www.milliyet.com/...
yukarıda görüldüğü gibi siz türk ordusunun en tepesindeki genel kurmay başkanısınız. şuan mecliste grup kuran kişiler zamanında sizin şehit olan evlatlarınıza huzur bozucu dediler. onları şehid edenlere "gerilla" dediler ve bunca masum gencin katillerine "terör örgütü diyemem" ifadesini kullandılar herkesin olaylara güncel bakmayıp herşeyi üst üste koyarak kendisine sorması lazım bu kişilerin bu resepsiyona gelmeye hakları daha ziyade yüzleri var mı ?
asıl davet ederse korkmak lazımdı. kafalarına saksı mı düştü koca generallerin diye. herkes düşmanını bilir, onlar da biliyorlar düşmanlarını. ne yapmaları bekleniyordu ki? karşılıklı kadeh mi tokuşturacaklardı? yıllardan beri her kürt halkının şöyle ya da böyle her türlü hak alma mücadelesine karşı duran insanlar değil mi bunlar?
dtp'lilere ne oluyor ben onu merak ediyorum aslında. kendileri mhp'lilerle el sıkışınca ordunun da onlara kucak açacağını mı zannetmişlerdi? ham hayaller insanları nerelere getiriyor. haklar tavizle değil mücadele ile alınır. tarih bunu böyle söyler. kürt halkının sözcüsü olmaktan çok uzaktadırlar.
türk-kürt ayrımının değil pkk'nın ayrımının tsk tarafından yapılabilmesi sonucu gerçekleşen durumdur.dtp masum bir parti değildir,hiçbir zaman olmamıştır,hiçbir zaman da olmayacaktır.bunun kanıtlarını burda tek tek yazma gereği duymuyorum bu partiye mensup birçok insanın yakın zamandaki söylemleri ve terörist cenazelerinde çıkarttıkları olaylar herkes tarafından bilinmektedir.bunun üstüne hala bu partiyle ilgili iyi niyetli düşünmek en azından benim açımdan imkansızdır.dtp pkk'nın siyasi uzantısıdır.bu partinin sürekli olarak biz kürt partisiyiz muhabbeti yapmasından da artık çok sıkıldım.siz kürt partisi falan değilsiniz siz abdullah öcalan'ın partisisiniz,siz barzani'nin partisisiniz,siz talabani'nin partisisiniz...hadi yuvarlayalım siz emperyalist güçlerin partisisiniz.bu ülkede kürt asıllı türk vatandaşlarına en büyük zararı tsk değil, teröre,bölücülüğe çanak tutarak sizler verdiniz.siz gidin abdullah öcalan'ın kafesiyle uğraşın sorun bakalım bir eksiği falan varmıymış beyfendinizin...
hissi olarak her ne kadar "işte bu be!!! olum askere sökmez sizin hareketler, az bile yapmışlar" şeklinde hissetsem de demokratik bir ülkede olmaması gereken bir davranıştır.
adamların belli bir seçmeni var. evet tabanı da biliyoruz. ama gerçek şu ki o taban da oy hakına sahip olan ve bu vatana ayak basan insanlar ve dtpliler de onların vekili olarak meclise girip bir de grup kurmuş kişiler. özgürlük ve eşitlik ilkeleri gereğince ve milletvekilliği hakkıyla çağrılmaları gerekirdi. üstelik çağırmak daha da yakışan bir hareket olurdu. türk ordusunun büyüklüğünü gösterirdi. tam tersine gözümde çocuk gibi bir hareket olarak duruyor. trip atmak gibi. hisler ayrı şeyler. evet şehitler, anneler, vatan... daha ben de askere gideceğim değil mi? hem daha seçimlerden önce bin türlü lafı etmişimdir bu adamlara. ben o lafları yesem gelir beni öldürürdüm hatta, bırak davayı. çünkü hakaretsiz bir şekilde küfrettim neredeyse. keza yine de bölücüler işte. pkk işte.
ama böyle bir ülkede, böyle bir türk medeniyet ve kültürünün son halkası olan, zamanının diğer türki devletlere göre en yüksek ve gelişmiş olan bir ülkede dtpliler'in de davet edilmeleri gerekirdi. büyüklük olur ve hak, eşitlik ve özgürlüklere bağlılığın simgesi olurdu.
üstelik ayrımcılığa sebep oluyor bu yaklaşım. yarın öbür gün bir kozdur. "siz bizi çağırmadınız, ordu bizi ayırıyor" olur. haklı da olurlar. karşılıklı bölünmeyi getirir.
ek: tabii yine de olayın hassasiyeti için söylemek gerek. bana kalsa ben meclise bile sokmaz belki de suikastle kim vurduya yollayıp adamları ortadan bile kaldırabilirdim. buralardan öyleydi böyleydi diye konuşmak kolay. devlet yönetmek kolay mı öyle...
teroristlerle duygusal bağımız var diyen bir oluşumun davet edilmemesidir. sen teröriste gerilla diyeceksin hatta onların siyasi kanadı olacaksın, üstüne zafer bayramı resepsiyonuna katılacaksın. yok daha neler.
dtplilere çok ayıp olmuş olaydır. oysa ne güzel hep birlikte istiklal marşı'nı söyleyip vatanın düşman işgalinden kurtuluşunu kutlayacaklar ve birbirlerine ülkemiz için iyi dileklerde bulunacaklardı. daha sonra belki pkk'ya karşı neler yapabileceklerini konuşurlardı. ama ne yazık ki, dtpliler böyle bi oyun oynamak zorunda kalmayacak. onlar da kendi aralarında toplanıp "30 ağustos pkk ya tam destek zirvesi" fln yaparlar belki, fırsattan istifade...
bir de şunu düşünmek gerekiyor. anladığım kadarıyla çok temel bir hata içindeyiz. bütün bir ülke olarak kuralları "gereğinde kuralların da üzerinde meseleler vardır; o meseleler söz konusu olduğunda gerisi teferruattır" anlayışına hakimiz. hata bu değil. hata, böyle bir anlayışımızın olduğunu bile bile kanunlarımızı buna uygun yapmamamız.
bu da çok temel sorunlar getiriyor. gerek akp ile ilgili olaylar olsun, gerek geçmişteki olaylar ve gerekse pkk ve dtp. hepsinde aynı mantık hatasının dolaylı sakatlıkları önümüze çıkıyor. şimdi de törenlere davet edilmeme durumu bu sert çelişkinin bir göstergesi.
şimdi somutlayalım.
hukuk düz mantıkla işler:
- bu ülke anasayanın en üstte olduğu laik, demokratik, sosyal, hukuk devletidir.
- meclis anayasaya göre en üst düzey kişiliktir.
- ordu, meclisin ve dolayısıyla da halkın emrindedir.
- ordunun temsilcisi genelkurmay başkanıdır ve kuruluşu metehan'a dayanır.
- hem medeniyetimiz gereği hem de mevcut anayasamız gereği genel kurmay başkanı meclisten emir alır.
- ordunun düzenlediği bir kutlamaya da meclisin üyeleri çağrılıyorsa da bu durumda anayasaya göre emri altında bulunduğu meclisin her bir vekilini, anayasanın eşitlik ilkesi doğrultusunda davet etmesi gerekir.
burada kaçırdığımız bir nokta var işte. bu saydığım maddelere normal şartlar altında kimsenin bir itirazı olmaz. ancak "özel durum" söz konusu. aynı şey eşlere davetiye gönderilmemesi olaylarında da oldu.
ülkemizi, batı uygarlığı ve hukuk konularında çok yanlış yönlendirmişiz demek. çünkü "özel durum"ları olan bir ülkenin yapacağı iki şey var:
- ya özel durumlara uygun bir yönetim kurulur.
- ya da o özel durumlar her ne olursa olsun göz ardı edilir ve ona uygun bir anayasa yazılır.
madem ki "pkk bağlantısı kesin ve aslında bizatihi pkk olan bir parti, meclise girse bile ona yine terörist muamelesi yapabiliriz. milletvekilliği göstermeliktir" gibi bir özel durum uygulayabiliyoruz, öyleyse neden o anayasa var?
ingiltere her zaman özel durumları bulunan ve bu yüzden gelecekte anayasa manayasa falan dinlemeyeceğini bildiği için gayet geniş kurallarla meseleyi çözmüş bir ülkedir. genel çok pis sabit bazı kurallar haricinde her şey havada bırakılmış. ama çatır çatır yönetiyorlar. biz ise hem ayrıntılı kurallar ve anayasa koymuşuz hem de kafamıza göre "özel durum"lar üretiyoruz.
o zaman anayasaya ekleyeceksin kardeşim: "özel durumlarda şu şu şu makamlardaki kişiler devletin menfaati ve bekası için kafasına eseni yapabilir. özel durumlar tamamen söz konusu zamana ve olaylara bağlıdır." diyeceksin. böylece sınırsız özgürlük verip devleti yürüteceksin. ama bu da yemez. çünkü insanına güvenemiyorsun. o eğitim düzeyi yok çünkü. sütü bozuk birisi illa çıkar. o özdenetimi yapacak bir dinamik yapın yok. kültürün çürümüş vs...
işte çelişki bu...
evet o adamların davetiye almaması gerekiyor: neden? bugüne kadar olan olaylar neticesinde.
ama evet o adamların davetiye alması da gerekiyor: neden? çünkü laik, demokratik, sosyal, hukuk devletiyiz ve meclisin her üyesi eşit ve meclis top yekün olarak ordudan üsttür.
birinden birini tercih etmek zorundayız. bunların birini tercih etmek kötülük değil, aksine adam gibi bir hareket olur. ama biz ikisini de uygulamaya çalışıyoruz. hem anayasaya "laik, demo............ devleti." yazıyoruz hem de "özel durumlar" denizinde hareket etmeye çalışıyoruz.
işte bu ve pek çok konudaki temel sorun budur aslında. türk medeniyet ve kültürüne uygun bir sistemde değiliz.
ama gerçeklere dönersek şu anda anayasamız belli, durum belli. elimizi uzatıp meseleyi çözmek gerekir. resepsiyonlardan uzak tutarak bu iş çözülmez sadece uzatır ve ipleri koparır. dağdaki adam anlamaz. kansız çözülecekse bu adamlarla çözülecek.
son derece güzel bir tavırdır.demokrasi demokrasi diye pkk yandaşlarını meclise bile soktuk.istiklal marşını okumayan,pkk'ya terör örgütü demeyen kişilerin değil resepsiyonda mecliste bile yerleri yoktur.
1980'li yıllardan beri binlerce askerimizi ve sivil insanımızı öldüren pkk'ya terör örgütü diyemeyen,kendilerini türkiye cumhuriyeti'nin bir parçası olarak görmeyen,önderleri leyla zana'nın ülkeyi bölün kürdistan'ı kurun zihniyetini savunan kesimin seçerek meclise soktuğu ve dolayısıyla yukarıda saydığım görüşleri defalarca savunan milletvekillerinin 30 ağustos zafer bayramı töreninde işleri yoktur..gayet doğru ve yerinde bir karardır,bunun bölücülük veya ayrımcılıkla da ilgisi yoktur..
edit: ayrıca davet edilmeyen kürtler değil pkk'nın siyasi kanadı olan dtp milletvekilleridir..tsk'nın görevi kimseye kucak açmak,siyasi abuklukları anlamak zorunda olmak değil sahip olduğu değerleri ve prensipleri korumaktır..
son derece yerinde karar.doğrudur türk ordusu dtp ye oy verenlerin de ordusudur.zaten senelerdir neredeyse tüm şehitlerimizi dtp nin milletvekili çıkardığı il sınırlarında vermiyor muyuz,ama gelin kabul edelim bu adamların o davette işi yok neden yok çünkü aleni olarak ayrılmak istedikleri bir devletin zafer bayramını onlar neylesin orda gözleri yaşaran asker dtpliyi neylesin.