belki ilginizi çeker
  1. · 12 eylül 2006 diyarbakır koşuyolu patlaması
  2. · hacktor
  3. · emine ayna
  4. · ahmet kaya sevmeyen insan modeli
  5. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · 18 kasım 2009 fransa irlanda cumhuriyeti maçı
  2. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  3. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  4. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  5. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  6. · disko kralı
  7. · google wave
  8. · jacques seguela
  9. · bitmesin dedirten kitaplar

3 ocak 2008 diyarbakır patlaması  

 sayfa  / 2
  1. diyarbakır'da yaşanan büyük çaplı zararı olan patlama.

    http://www.hurriyet.com.tr/...

    tekzip: patlayan araç bir sivil araçmış. o esnada yanından geçen bir askeri araç da zarar görmüş.
    (dünyayı kurtaran adam, 03.01.2008 17:15 ~ 18:57)
  2. gelen ilk haberlere göre çok sayıda yaralı olduğu söylenmekte
    (marslan, 03.01.2008 17:19)
  3. televizyonlardaki ilk görüntülere göre durum pek bir vahim görünmektedir, umarım ki can kaybı yaşanmaz.
    (marslan, 03.01.2008 17:20)
  4. ntv'de şu anda izlediğim kadarıyla olay yerinde ciddi bir yangın var ve patlama bir dershane önünde gerçekleşmiş.
    (angesen, 03.01.2008 17:25)
  5. diyarbakır dedeman oteli ve galeria alışveriş merkezi arasındaki otoparkta bulunan aracın saat 16:55 civarında infilak etmesiyle yaşanan kötü olay.*
    (jugador, 03.01.2008 17:32 ~ 17:38)
  6. çok üzücü bir hadise. olaya parmağa karışanları kınamaktan başka bir şey ele gelmiyor. ayrıca sözlük yazarlığımı da bana sorgulatmıştır.

    patlamayı tsi ile 16.50 esnasında fırat haber ajansı'nda okudum. o zamanda uygun başlığı açacaktım ama tam kısmet olmadı, televizyonu açıp hangi haber kanalları vermeye başlayacak diye bekledim. ilk veren televizyon kanalı ntv oldu gözlemlerime göre.

    şimdi bunları neden yazdım buraya? maalesef başlığı açmam ile tuhaf tepkilerle karşılaştım, zaten herkesin elinde radyo ve televizyon var, netten de haber takibi yapılıyor. bilseydim bu kadar olay olacağını, timsah gözyaşı döktüğümü sanan zavallıların olacağını tahmin edebilseydim, ne bu haberi sözlüğe taşır ne de bundan o zavallılara prim çıkartmalarına müsaade ederdim. dedim ya önemli değil şu saatten sonra.

    benim için şu an noluyor ne bitiyor hiç önemli değil, beni bu patlamada ölen insanlar, yaralanan kişiler ilgilendiriyor. tüm vatandaşlarımızın başı sağolsun.
    (dünyayı kurtaran adam, 03.01.2008 19:10 ~ 19:39)
  7. son duruma göre dört ölü, 62 yaralı olan vahim patlama.
    (baharda geldim, 03.01.2008 19:14)
  8. amerika'nın pkk operasyonuna izin vermesinin göründüğü kadar masumane olmadığını göstermiş terör saldırısı. tayyip ben kasımpaşalıyım dedi diye ortadoğudaki pkk piyonunu geri çekicek halleri yoktu, oyuna devam ediyolar. biz de ezdik pkk yi heheyt diye seviniyoruz, onlar kimin maşası onu düşünmüyoruz. amerika'ya çok sıkı bir rest çekmez isek, hala müttefik yalanlarını devam ettirsek bu saldırılar sürecek. bi yandan eski teröristler mecliste, onların azmettiricileri müttefiğimiz, basın kamuoyu filan desen zaten bitmiş, doğan tekelinde.. yazık yani bu yalanların kurbanı olan alakasız insanlara

    edit:bunu eksileyen gerizekalıların aramızda olması da düşündürücü tabi
    (henderson, 03.01.2008 19:18 ~ 04.01.2008 19:34)
  9. ikisi çocuk olan beş insanın ölümüne sebebiyet veren patlama, belki de daha da artacak ölü sayısı. insan hayatı sayılara dökülmeye başladı, ruhsuz rakamlara. sınır ötesi operasyonlarda ölenler, patlamalar dolayısı ile ölenler...

    sınır ötesi operasyonlardan öncede vardı evet bu yönde eylemler. ama kimse inkar edemez sınır ötesi operasyonlarla artan bombalı eylemlerin arasındaki doğrusal ilişkiyi. kimse inkar edemez silahla, bombalarla, mayınlarla bir şeylerin çözülemeyeceğini.

    biliyoruz ki daha da karmaşıklaşmakta ortalık, güvensiz olmakta ve istikrarsızlaşmakta.
    (aglaures, 03.01.2008 19:25)
  10. kış mevsimi bütün yurtta kendini gösteren bir gündü bugün. güne beyaz kelebekler gibi yağan karla uyanmıştık. çirkinlikleri örter demiştim beyaz örtü. ama öyle olmadı akşam saatlerinde. türkiye' min üstüne düşen beyaz örtü bu kez acı verdi. kırmızı kar yağdı bu kez ülkeme, diyarbakır'a acı verdi. ateş verdi ama iliklere kadar dondurdu kırmızı kar. onlarca masum ocağa soğuk buzlar indi. yaralıların çoğunluğunun asker olması, öğrenci olması karı kırmızıya dödürdü. acı yakınımda, acı vicdanımda. daha ne kadar kırmızı kar yağacak, daha ne kadar başımız sağolsun diyeceğiz, daha ne kadar ocaklara buzlar düşecek pişmeden eriyen. beyaz örtüyü görmek ne zaman kısmet olacak.
    (baharda geldim, 03.01.2008 19:45)
  11. kuzey ırak'taki kamplara yapılan hava harekatları sonrası, bir şekilde "bittiğimizi sanmayın" şeklinde bir aksiseda olacaktı, bekliyorduk. elbette pkk gibi kökünün kurutulması sadece hava harekatlarıyla gerçekleşmeyecek bir terör örgütünün beyaz bayrağı bu kadar erken çekeceğini düşünmüyorduk, mücadele safhası olacaktır.

    kırsalda sürdürülen bu mücadelede, bir dönemdir "uzaktan kumandalı mayın" ile, "çarpışmak"tan korkarak tutunmaya çalışıldığına şahit olduk. fakat hiçbir güç, sabit durarak, kendini imha etmeden "düşman" gördüğünü bertaraf edemez. mümkün mertebe mücadeleyi karşı alana yığmak esastır. çok farklı bir açıdan bakıldığı takdirde amerika'nın binlerce kilometre öteden gelip afganistan'ı, ırak'ı vurması da buna örnek teşkil eder. savaşı yaymak.

    bugün, pkk terör örgütünün de gerçekleştirmeye çalıştığı bunun bir türevidir, savaşı kuzey ırak'tan çekip türkiye içine, şehirlere yaymak. tabii "içerideki 3500 bitti de, dışarıdaki 1500 mü kaldı" gibisinden beyanlar ile de bu hedeflerine erişmek onlara daha muhtemel görünecektir. üstelik böylesi bir durumda, hedeflendiği üzere toplum içinde etnik köken üzerinden kıyas, en nihayetinde de çatışma, sözümona iç savaş boy gösterecektir.

    işin aslı, bugün akşam saatlerinde diyarbakır'da olan bu patlamada türk silahlı kuvvetleri hedef alındığı kadar, "içerideki 3500"'e yılmayın denmek istenmiştir. dahası, diyarbakır'da dahi "güvercin"lerin "radikal"leri silip süpürmesini mütakip hızla kaybettikleri zemini uyarma amacı gütmektedir. baskılar sonucu örgüte finansal destek sağlayan kürt kökenli vatandaşları, sanatçıları tehdit ederken gösterdikleri özgürlükçülüğü de aktarmayı bir borç bilmişlerdir bu gece, bunun farkı yok. muhtemelen büyük şehirlerde planladıkları benzer eylemlerle toplumsal huzuru ve dayanışmayı, doğu illerinde yapmayı planladıklarıyla da kayan zemini provoke etmek gayesine haizdirler ve bu "çırpınışlar" elbet sona erecektir.

    bugün gerçekleşen olayın mahalinde eski ohal bölge müdürlüğü varmış. şayet provokasyonlar hız kazanırsa restorasyon gerekebilir. şu bilinmeli, bardak taştı. medeniyete tanıklık etmiş, bir ülkenin zenginliğinin en büyük kanıtı mekanları ateşe vermekten geri durmayanlar, dersanelerin önlerinde gönül rahatlığıyla bomba patlatabilenler bilsinler ki dik durulması halinde alacakları nefes sayılıdır. herkese bir ada tahsis etmeyecek bu devlet artık, canımı yakanın canı yansın. ölenlerin arasında olduğunu duyduğum 2 çocuk benim canımı yaktı, bilin ki murat karayılan sizler için aynını düşünmüyor.
    (hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim, 03.01.2008 20:25)
  12. adamlar ülkenin içinde milletin anasını ağlatıyor,meclisin içinde halka meydan okuyor,bunun adı demokrasi oluyor.başlarım böyle demokrasiye.

    bu kansızlar; ellerine silah alıp savaşmazlar! masum insanların olduğu yerleri hedef alırlar! bunları yakalarsın; yalvarırlar! binbir tövbe ederler! acırsın;arkanı döndüğünde; sırtından bıcaklarlar.
    bunlar tek başınayken; en büyük vatanseverdir de; yanlarında yandaşları olduğunda hemen ülkeyi bölmek adına planlar yaparlar!
    ulan; dershanede okuyan ööğrencilerden ne istediniz! hangi ideoljinizi yada çıkarlarınızı tehdit etti 17 yaşındaki çocuklar!
    doğudaki eğitim seviyesinin yükselmesini istemeyen en başta; sizin içinizdekiler!çünkü cahil halkı kandırmanız kolay! ailesine bakmak karşılığı; beline bomba bağlamanız kolay!!!
    (marigold, 03.01.2008 21:18 ~ 22:26)
  13. ortada tartışmasız bir terör örgütü var. öyle ki artık çocukların evlerine dönüş saatinde dershane önünde bomba patlatacak kadar gözleri dönmüş. gözleri o kadar dönmüş ki, c-4 patlayıcı yetmemiş, amonyum nitrat kullanmışlar o da yetmemiş tüp eklemişler. burada kalleşler, hainler, satılmışlar ve benzeri laflar söylemeye de gerek yok. terör örgütü işte, ötesi yok bunun.

    kısaca pkk ve eylemleri ortada. bir terör örgütü ve hiç bir şeyin haklı çıkartamayacağı eylemler.

    ancak bir kesim var ki ne yazarlarsa yazsınlar, ağızlarından ne çıkarsa çıksın anlayabilmek imkansız. bahsettiğim bu kesim teröristlerin savunucuları beyinsizler elbette. şimdi bunları karşıma alıp sorsam cevapta veremezler. desem ki bu teröristlerin sana yararı ne, bomba yerleştirdiği çöp bidonunun yanından, bu bombaları hakları ve özgürlükleri için patlattıkları palavrası olan masum bir kürt vatandaşının geçmeyeceği ne malum. bomba etnik kökene göre mi hedef seçiyor. büyük şehirleri hadi geçtik, adamlar gidip diyarbakır'da patlatıyor. bu nasıl açıklanabilir. hedef askeri araç anladıkta bunu dershane önünde patlatacak kadar senden de beyinsiz olan bir terör örgütü senin hakların adına nasıl savaşabilir.

    yok efendim sınır ötesi operasyon dursun (sanki durduk yere tsk dellendi, dağı taşı bombalamaya başladı), sınır ötesi operasyon olmasaydı bu eylemlerde olmazdı (sanki sınır ötesi operasyon olmazdan önce hayatımızda terör örgütü yoktu, binlerce kişi ölmemişti, ortalık güllük gülistanlıktı) ya da osman baydemir ve ekürilerinin yaptığı şekilde “kınıyorum, kimden gelmiş olursa olsun kınıyorum. bunun son olmasını temenni ediyorum" ve ''her iki tarafta ağır kayıplar veriyor, dursun bu şiddet'' şeklindeki riyakar ve kaleşçe açıklamalar fazlasıyla bıktırmaya başladı. terörizmin tanımına yeni açılımlar getirmeye çalışıp, onları halkların kardeşliği ve özgürlükleri için çabalayan ve yüce amaçları olan insanlar olarak tanımlayanlar ise artık eskisi kadar sinirlendirmiyor, gülüp geçmeyi öğrendik, belki kabir güzelliği geldi üzerimize bilmiyorum.

    ancak daha bir hafta önce o hiç istemediğiniz operasyonlarda ele geçirilen 500 kg amonyum nitrat ne ayçiçeği tarlasında gübre olacaktı ne de bir barış tarlasına serpilecekti, o 500 kg amonyum nitrat sadece ve sadece bu başlık benzeri onlarca başlık açılmasına neden olacak bombalardan olacaktı.


    edit 1: içinde bulunduğumuz koşullarda ''her iki tarafta ağır kayıplar veriyor, dursun bu şiddet'' benzeri zırvalamalar düpedüz riyakarlıktır.

    çünkü;

    bu iki taraftan biri terör örgütüdür. şerefiyle ülkesinin insanlarını, topraklarının bütünlüğünü, bağımsızlığını savunan bağımsız bir ülkenin, sivilleri hedef almayan ordusu değil; silahı şiddet, kan ve kalleşçe savaşmak -onuruyla değil- kalleşçe arkadan vurarak bomba patlatmak olan bir terör örgütü.

    ve bir terör örgütüyle masaya oturulmayacağını, bir terör örgütüyle diyalog kurulamayacağını, bir terör örgütüne barışın ne demek olduğunun anlatılamayacağını da ortalama bir zekaya sahip her insan evladı bilir.

    patlatacağı bombanın nerede ne zaman karşıma çıkacağını bilmediğim bir terör örgütünün verdiği kayıplara üzüldüm diyecek kadar da riyakar olamam asla.
    (angesen, 03.01.2008 23:27 ~ 04.01.2008 01:53)
  14. terör.
    ölüm.
    kan.

    bu patlamayı anlatacak kelimeler bunlar.

    hiç kimse üstüne basarak söylüyorum hiç kimse, "barışçı yollarla, demokrasiyle çözdürtmediniz sorunu, o yüzden bu patlama oldu" demesin.

    hedefi demokrasi olanlar, arka ceplerinde bomba taşımazlar. hedefi barış olanlar her ne olursa olsun masum insanların kanını dökmezler.

    bu iğrenç patlamayı planlayıp gerçekleştirenler;

    görüntülerde kürtçe ve türkçe bağırarak çocuğunu arayan insanları gördünüz mü?

    ben gördüm.

    sizin içiniz yandı mı?

    benim yandı.

    sizin dediğiniz gibi türk-kürt mücadelesiyse bu olay, neden kürt te ölse, türk te ölse ağlıyorum ben?

    lanet olsun sizin gibi insan kanı döküp bi halt becerebildiğini sanan ahmaklara.
    (benden adam olmaz, 04.01.2008 00:08 ~ 13:04)
  15. yapılan eylem terör eylemidir, masum insanların ki hele içlerinde çocukların olduğu insanların ölümleri hiç bir şekilde gerekçelendirilemez. gerekçelendirilmemesi gerektiği gibi arkasında durulması da anlamsızdır.

    ancak sınır ötesi operasyonlar olduğu için bu tür eylemler olmakta, sınır ötesi operasyon olmazsa pkk tüm bunlara son verecek gibi saçma bir argüman öne sürülmemelidir. sonuçta sorun sadece güvenlik sorunu değildir, ayrıca da bu tarz bir yaklaşım itibariyle pek çok insanın canı çeyrek yüz yıldır yanmakta.

    "her iki taraf da ağır kayıplar veriyor, dursun bu şiddet" demek riyakarlıksa eğer kendimi bir riyakar olarak görüyorum. şiddetin hiç bir soruna cevap üretemediğini, bunun aksine sorunu derinleştirdiğini düşünmek riyakalık olarak tanımlanıyorsa eğer kendimi bir riyakar olarak görüyorum yeniden.

    ve bir riyakar olarak hala silahlarla barışın kurulamayacağına inanarak, toplumsal barışa dair umutlar yeşertmeye çalışıyorum kendim için!
    (aglaures, 04.01.2008 00:11)
  16. karşıdan karşıya geçmeye çalışırken yağan kar nedeniyle yolda kayan arabalardan sakınarak ölüm korkusuyla kapıdan içeriye adım attığımda televizyon gelen son dakika haberi karşıladı beni. diyarbakır’da evlerine ulaşmayı en az benim kadar isteyen kişilerden dördünün öldüğünü söylüyordu spiker. bir an derin bir nefes alıp kendimi koltuğa bıraktım. şanslıydım, evet hem de çok şanslıydım. ülkemin başkentinde geniş güvenlik önlemlerine gerek kalmadan, tek derdim karda kayan arabalara dikkat etmek zorunda kalarak sağ salim evime ulaşmayı başarabilmiştim.

    oysa ölen bu dört kişi hem de ikisi çocuk olan bu dört kişi kışın ayazından sığındıkları, güvende oldukları sıcak yuvalarına bu gece dönememişlerdi olayda yaralanan belki daha kaç kişide evlerine artık dönemeyecekler.

    bu ne demek biliyor musunuz? ben biliyorum. belki de bu yüzden halime şükretmekten çok oturup ölenlere elimden başka hiç bir şey gelmediği için ağlayıp sadece ve sadece dua edebiliyorum.

    sabah evden çıkarken çoğu kez aklımıza getirmeyiz geri dönemeyeceğimizi. ama yaşadığınız yer diyarbakır’sa bu düşünce çoğu zaman aklınızda hep vardır. 1992-1996 yılları arasında dört yılımı verdim diyarbakır’a. devletim bu şekilde uygun gördü ve bende bayrağımın dalgalandı her toprak parçası vatanımdır diyerek gittim. uykusuz, çatışma seslerinin sokak aralarında sürekli yankılandığı gecelerde güneş doğduğu anda sağ çıktığım her sabaha ve güneş battığında evimin kapısından yuvama sağ salim döndüğüm her güne şükrettim.

    neler yaşandı bu dört yılda:
    -diyarbakır’ın girişinde askeri servis tarandı 4 şehit, ikisi kör kalacak 18 yaralı.
    -postanenin yakınındaki askerlerin sürekli takıldığı pastaneye bir cumartesi günü çarşı iznini geçirmek için giden askerlere (silahsız,sivil) silahlı saldırı 2 şehit 4 yaralı
    -pkk (veya adı her neyse) terör örgütün koyduğu gazete yasağını ihlal ederek gazete bayilerini açan iki bayinin gündüz gözüyle kundaklanması 2 ölü(vatandaş)
    -aynı gazete yasağını deldiği iddi edilen 10 yaşındaki bir çocuğun vurularak öldürülmesi. tek suçu akşam eve götüreceği sıcak ekmeği gazeteye sarmaktı.
    - adli muayene için dağda yakalanarak muayeneye getirilen yaşları 10-14 arasında değişen birçok kız çocuğu. hasta hakları nedeniyle gizli olması gereken bilgi bu ama hiçbiri kız değildi.
    -diyarbakır bağlar semtinde devriye dolaşan polis otosuna saldırı sonucu 4 polisin şehit olması. panzerler giremedi o gün o semte, çapraz ateş altında kalan arkadaşlarını kurtarmaya gerisini siz düşünün artık.

    ve daha niceleri.

    bazen arkadaşlar takılırlar ‘ senin o yıllarda doğumunu yaptırdığın çocuklar şimdi askerine silah sıkıyor. hiç mi için sızlamıyor’ diye.

    evet içim sızlıyor bugün. her şehit haberinde gözyaşlarına boğulduğu için haber kanalları değiştiren ben bugün oturup her kanalı taradım bu insanlıktan uzak hayvanca (demeye dilim varmıyor çünkü hayvanlar bile bu konuda masum kalıyor) olayın ayrıntılarını öğrenmeye.

    tek şey soruyorum. çocukları hedef almaya utanmadınız mı? tek suçları okuyup geleceklerine yön vermek olan, evlerinde annelerinin dört gözle beklediği o çocukların tek suçu öğrenme istekleriydi.

    lanet olsun size de bağımsızlık isteğinize de.
    (jassmine, 04.01.2008 01:13)
  17. aralarında genç ve daha yarınlar için yapabileceği birçok şey olan fakat ömrünün baharında bir saldırıya kurban giden kuzenim rıdvan süer'inde bulunduğu saldırı.
    (hacktor, 04.01.2008 09:51 ~ 09:51)
  18. hani diyorlar ya; "dağdakiler de bizim kardeşlerimiz" diyerekten. e be insan! hiçbir günahı, suçu, ideolojisi olmayan tertemiz çocukları şehit eden adamlar nasıl senin kardeşin oluyor. kardeşlik bu kadar adi midir, kardeşlik, kalleşlik midir? kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, büyüklerimiz şehit eşdileceğine, keşke bir yolu olsa da, bir tuşa bastığın anda bu terör lanetine destek veren herkesi ve herşeyi yok etse diye iç geçiriyor insan.
    (eskiunited, 04.01.2008 10:09)
  19. bu tür eylemlerde hep kimin sonrasında elinin rahatladığını, kimin eylemlerinin daha da meşrulaştığını düşünürüm. buna bakınca, en meşrulaşan işin abd ile aslında istenmeyen dostluk olduğunu görüyorum. öyle ki, cumhurbaşkanımızın çıkardığı tek sonuç abd ile işbirliğinin öneminin tekrar anlaşıldığı, başbakanımızın söyleyebildiği tek söz ise terörle mücadelede ne kadar kararlı olduğu olmuştur. ayrıca daha birkaç gün önce "pkk kampları bbg evi gibi" diyerek attıkları her adımı takip ettiği iddiasında bulunan tsk'nın en tepesinden ise hiçbir yorum gelmemiştir, manidardır. bu kararlılığı dile getirirken ileride işin arkasından "tanınan birkaç iyi çocuğun" çıkmasından duyulan çekince de bas bas bağırıp duruyor.

    öte yandan baktığımızda, bugün pkk'nin böyle bir eylem yapması hiçbir açıdan mantıklı değildir. sığ bir şekilde düşünen "neden kürtleri hedef alsın ki?" sorusunun cevabını veremezken, daha ayrıntılı bir şekilde düşünen ise "örgütlerine vurulan darbenin daha da ağırlaşmasını mı istiyorlar ki böyle bir eyleme girişmişler?" sorusunun cevabını veremiyor.

    konuya dair aydemir güler bir yazı yazmış. biraz daha geniş bir perspektiften bakılabilmesi için okunması tavsiye olunur:

    linki: http://www.sol.org.tr/...

    tamamını okumaya üşenenler için de sonuç kısmı:

    "bir: kandil'i bombalayıp "terör"ü çözeceğini iddia eden tez (eğer araç kundaklamalarından yine de sağlam çıkmışsa) diyarbakır'da çökmüştür. tezin sahipleri, blok olarak, türkiye egemen güçleridir.

    iki: abd ile dostluğun restorasyonu bu güçlerin temel ilkesiydi. bu sayede düze çıkılamayacağını, tersine bataklığa gidileceğini ise biz söyledik. bataklıkta ölüm var! abd dostluğu ölüm getiriyor. diyarbakır'da bunu görmek gerekir.

    üç: beklenen kürt reformu akan kan tarafından uzaklara sürüklenmiştir. akp'ye dönük demokrasi beklentisi çok geniş kesimlere yayılmıştı. şimdi bunlardan seslerini kesmelerini istemeye çok daha fazla hakkımız var. gerici ve işbirlikçi akp iktidarından demokrasiye ebelik etmesini beklemek dünyanın en saçma işidir.

    dört: kuzey ırak'ı bbg evi gibi gözlediklerini söyleyenlerin türkiye'nin güvenliği söz konusu olduğunda yaya kaldıkları daha büyük bir acıyla kanıtlanabilir miydi? amerikan istihbaratına sırtını dayayıp laubali benzetmeler yapanların, diyarbakır'ın göbeğindeki patlama hakkında kınamanın ötesinde bir şey söylemeleri gerekmez mi?

    beş: bu kanlı mekanizmanın ya tamamı karşıya alınır, ya da parçası olunur. emperyalist denkleme dahil olan, emperyalizme hizmet, türk ve kürt halklarına düşmanlık eder. istese de, istemese de...

    bitiriyorum.

    ankara'daki sahte rahatlık çökmüştür. beraberinde diyarbakır'ı kana bulayarak...

    bu acıyı dindirmek için türk ve kürt emekçilerinin yukarıdaki türden bir sorgulamaya birlikte girişmelerinden başka çare yoktur."
    (chaghdash, 04.01.2008 11:00)
  20. atv'nin "teröre destek vermeyen diyarbakır'da" kalıbını kullanarak verdiği haber. teröre destek veren şehrimiz mi var ki??

    edit: biliyorum, biliyorum... mesaj göndermenize gerek yok.
    (nox, 04.01.2008 12:08 ~ 12.01.2008 10:08)
  21. sivil halkın bu şekilde katledilmesinden sonra insanlığını hatırlayıp "pkk çok vahşi, sivil halka saldırıyorlar işte" diyen medyanın, şemdinli'de ortalık yere bomba atıp 1 sivilin ölümüne yol açan askerlere verilen cezaların askeri mahkeme tarafından 0 (yazıyla sıfır) yıla indirilmesini çok başarılı bir şekilde sineye çekmesi midemi bulandırdı aniden.
    (malina, 05.01.2008 21:28 ~ 06.01.2008 14:08)
  22. "vatana sahip çık", "şehitler ölmez vatan bölünmez" gibi nidalarla dolan meydanlar, neden sivil halk ölünce susuyor?
    ölenlerden biri kürt diye mi?
    üstlerinde asker yeşili yok diye mi?
    sayıları 15'i tutmadığı için mi?
    yoksa devlet öldürdüyse eyvallah mı?
    anlaşılıyor ki, bu ülkede insan hayatına verilen önem, sayıya, kökene, "efendi devlet, köle millet" ve tüm bunlar üzerinden sağlanılacak ranta bağlı.
    yazık.
    - - - - - - - - - - - -
    yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür;
    ve bir orman gibi kardeşçesine
    edit: bu girim de seri eksi oy yememi sağladı ya ölsem de gam yemem artık...
    (anarchistrockstar, 05.01.2008 22:24 ~ 08.01.2008 17:07)
  23. perihan mağden'in 5 ocak 2008 tarihli yazısı bu konuda; o kadar açık ve net ki. bıkmadan usanmadan silahlarla barışın kurulamayacağını söyleyenlerden o da. kanın kanla yıkanamayacağını, böyle olduğunda ortalığın kan kırmızısı olacağını söylüyor, kaçıncı kere demeden, tekrar tekrar.

    http://www.radikal.com.tr/...

    yazının başlığı: kanı kanla yıkamak

    "5 ölü 80 yaralı diyor cuma günkü gazeteler.
    perşembe gecesi ana haberlerde önce yedi'ye kadar çıkarttılar ölü sayısını. sonra güç bela dört'ten beş'e. ikisi çocuk beş ölü- öyle mi ha?
    80 yaralı varsa, söz konusuysa, ölü sayısının en az 10'u bulacağını (rahatça) söyleyebiliriz. rakamlarla 'oynayarak' zevahiri kurtarma girişimlerini, iç bulandırıcı bulduğumu da.
    çok işlek bir yerde, çok kalabalık bir vakitte, tahribat gücü çok yüksek bir bomba patlatıldı: çoluk çocuk bir dolu insanımızı kaybettik.
    bu sayılarla 'oynanma' işinden midem bulanıyor. dağlarda öldürülen çocuklarımızın sayısı, muhtemelen şişire şişire verilirken de öyle.
    bir reklam kumpanyası'nın ortasına düştük. askeriye alıyor alıyor amerika'dan, avrupa'dan 'silahları'. bastırıyo paraları (paralarımızı) en yeni, en gelişmiş 'cicileri' satın alıyor. jetleri filan. en mahir.
    sonra da mağaradakilerin, indekilerin, dağdakilerin üstüne gece demeden/kar kış demeden nasıl da sallıyor yine çok pahalı kurşunları, bombaları, ateşleri, haltları.
    çekiyor çekiyor filme, haber bültenlerine 'servis ediyor'.
    bizler de seyredip çok etkileniyoruz. çok rahatlıyoruz. çok seviniyoruz. göneniyoruz.
    öyle mi?
    'terörün' sonu hiçbir yerde böyle gelmedi. getirilemedi.
    burda da getirilemeyecek.
    bu şişkin, bu manasız, bu mantıksız reklam kampanyasının ve dahi reklam kumpanyası'nın bizi esir almasına izin veriyoruz habire.
    terörün şehirlere sıçrayacağını biliyorlarmış, haberdarlarmış.
    aaa! bakın şehirlere sıçradı terör.
    bilmedikleri/öngörmedikleri hiçbir şey yok!
    bombanın 'hammaddesinin' ne olduğunu bilip, ona dair de uyarmışlarmış. mağaralarda çok çok bulmuşlarmış!
    her bir şeyi vatan sathında, sınır ötesinde; olmuş ve olacak, sular seller gibi, jetler metler gibi biliyorlar.
    bilmedikleri bir tek barışı getirmek.
    bu topraklara barışı nasıl getireceklerini bilemedikleri için bir tek, on yıllardır savaş bitmiyor. bitirilemiyor.
    kürt çocukları ölüyor. türk çocukları ölüyor. ölü sayısı durmuyor. artıyor. iftihar edilecek bir şey yok: ölü sayısıyla iftihar edemezsiniz.
    karşılıklı.
    şehirde her gece arabalar kundaklanıyor. şehirlerde cayır cayır arabalar yakılıyor.
    terör büyük şehirlere sıçrayıp büyük sayılarda can yakacağını haber verdi.
    araba yakarak haber verdi. çöp konteyneri patlatarak haber verdi. terör, terörün devlet terörüyle bitirilemeyeceğinin, yalnızca azdırılacağının kara haberini, kanlı haberini çok önceden verdi.
    benim artık sahtekâr barış şarkıcıları'ndan da midem bulanıyor.
    kürtler'den olsun, türkler'den olsun bir mızmız'ın daha çıkıp, "barış gelsin. biz barıştan yanayız. biz barışın gelmesinden yanayız. biz barış isteriz. biz hep barış isteriz" zırıltılarını aynı biteviye, aynı içi boşaltılmış, aynı kandırık, duygusuz, ruhsuz, sinirbozucu sesle tekrarla-
    masına/topaçlamasına/tespihlemesine de tahammülüm yok.
    barışın koşulu olmaz.
    her iki taraf için de.
    öyle göstere göstere saldırıp, en ağır saldırı görüntülerini 'servis edip' nasıl barış yanlısı olamazsan, barıştan söz edemezsen, düpedüz savaş taciri'ysen-
    "o olsaydı da. bu olsaydı da. onlar öyle yapsaydı da. bunu verseydi de. onu alsaydı"yla da barışçılık olmaz. barış istemek olmaz.
    barış yanlılığı olmaz. pazarlıkçılık olur. savaşçılık olur. kan edebiyatı olur.
    terör, yeni yıldaki yeni mekânını işaret etti: büyük şehir.
    bu savaştan nemalananlardan, bu savaş sayesinde gücüne güç, statüsüne statü, mevkisine sarsılmazlık katanlardan umudum yok.
    demokrasi'den umudum olabilirdi. anlaşılan bu topraklarda hakiki demokrasi'ye geçmenin ihtimali yok.
    bilen biliyor. bilmeyenlerin de okuyup kafasına dank edecek değildir.
    ama yazıyorum, elimde değil:
    kan kanla yıkanmaz.
    kan suyla yıkanır.
    suyla. barışla. silahların susturulmasıyla."
    (aglaures, 06.01.2008 14:46)
  24. bence bir yerde hata yapıyoruz biz. "barış" dediğimiz anda, sanki kürt kökenli kim varsa savaş içerisindeymişiz, hükümetçe karar alıp sınır ötesi operasyonlarla etnik kökenine bakarak hava saldırıları, kara harekatları düzenliyormuşuz gibi bir intiba uyanmış. sanki sınır ötesi operasyonun muhattabı ırak'ın kuzeyinde konuşlanmış, ırak vatandaşı kürtlermiş gibi. dolayısıyla da "barış" denildiği esnada, dtpli vekillerle, hasbelkader köşe elde etmiş kimi kalemlerle, pkknın yayın organlarıyla ortak dil edinmişlere karşı bir silahlı kuvvetler harekatının barış getirmeyeceği, kanın kanla yıkanmayacağı tenkitiyle, zılgıtıyla muhattap oluyoruz.

    süper. ülkedeki muhalefeti sindirmişsiniz, basını susturmuş, kalemleri kendi elinize almışsınız, tek sivri uç gördüğünüz silahlı kuvvetleri barışın tesisi karşısında yegane unsur olarak niteleyerek zihinlere empoze etmeniz kalmış.

    pardon, hangi barış? ben anlatmak istediğinizi anlıyorum da, bir de sizin ağzınızdan duymak istiyorum artık, kimle barış? diyarbakır'da patlayan bombanın sorumlusu nasıl olur da silahlı kuvvetler olarak ifade edilebilir, bu ne izansızlık! kiminle ortak dili konuştuğunuzun farkına varın artık lütfen. şayet kalemim hala benim elimde diyebiliyorsanız, lütfen şırnak'ta taranan minibüsü de, hakkari'de yollara döşenen mayınları da, tunceli'de karakola atılan el bombalarını da izah edin. sınır ötesi harekat öncesi değil miydi tüm bu gelişmeler? o zaman ileri sürülen "kuzey ırak'a girersek başımıza geleceklerin listesi" yapılırken iyiydi de bugün yetkililer çıkıp "benzeri gelişmeler bekleniyordu" dediği zaman mı kötü? sizin, gazeteci olarak elde ettiğiniz istihbarat el üstünde, silahlı kuvvetler konuşunca kakara kikiri, oldu.

    bu ülkenin terör sorunu ne kadar büyükse, en az onun kadar büyük bir de teröre sırt çevirmeyenler sorunu vardır. 3 ocak tarihinde diyarbakır'da ölen kürt kökenli vatandaşlarının mabalını devletine kesen iş bu gazeteciler, lütfen etraflı bir "barış" planını bana da iletsinler. kanla kan yıkanmaz ifadesi ne kadar doğruysa kan suyla yıkanmalıdır ifadesinin altı da o kadar boştur, mesnetsizdir.
    (hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim, 06.01.2008 16:09)
  25. bu haince saldırı üzerinden bile siyaset yapmak isteyenler var ya ona yanarım.

    neymiş efendim, pkk'nın diyarbakır şehrindeki ilk saldırısıymış, yapma yaa, terör uzmanı köşe yazarları başlıyorlar köşelerinden sallamaya.

    bildiğiniz gibi bu eylem ne pkk'nın ilk eylemi ne de son eylemi. pkk geçmişte de sivilleri askerleri ayırtetmeksizin katlediyordu günümüzde de. 12 eylül 2006 diyarbakır koşuyolu patlaması'nı herkes maalesef anımsar. orada da sözüm ona derin devlet denen sisteme suç atılmak istemişti, yalnız eldeki bulgular doğrudan pkk'yı gösterince takip edenler bu olayın üstüne nedense gitmediler.

    bu terör uzmanları var ya her yerdeler mübarekler, hemen yine çok kapsamlı bir karalama kampanyasına başladılar. barış çubuğunu eline alanın, iki satır gazeteden bir şey karalayıp ahkam kesenin bahsettiği ortak değer;

    " tsk silahı bıraksın, doğu'ya yatırım yapılsın, terör biter "

    tsk'nın şu saatte silah bırakmasının ne kadar yanlış olacağı geçmişte acı bir şekilde yaşandı. maalesef pkk'nın ilk isyanlarını, ilk eylemlerini 84-91 yılları arasında görmezden gelen sivil ve askeri otoriteler mevcut idi. şu an onların yaptığı hataların cefasını 70 milyon çekiyor bu ülkede. o yıllarda da tsk maalesef siyasetçilerin yönlendirmemesi ve askeri otoritenin basiretsizliği yüzünden hareketlerde geç kaldı. en basitinden cumhuriyet'in ilk yıllarındaki isyanların nasıl bastırıldığını biliyoruz. geçmişte aynı örnekleri yaşamamıza rağmen , onlardan ders alınmadı tabii.

    pkk'yı barış örgütü görenler lafım sizlere. bölücü örgüt kendi çıkarı için değil diyarbakır'da bomba patlatma eylemi yapmayı, kandil dağı'nda bile bomba patlatır ve yapıyor da bu hareketleri. lütfen örgütten kaçanların hikayelerini dinleyiniz, 13 yaşında hamile kızların nasıl öldürüldüklerini, örgütten kaçmak isteyenlerini nasıl infaz edildiklerini unutmayınız. pkk'nın metropollerde büyük eylemler yapabilecek güçte olduğunu hatırlayınız ve kesinlikle onları masum olarak görmeyiniz.

    " millî varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım. " gazi mustafa kemal atatürk
    (dünyayı kurtaran adam, 06.01.2008 16:34 ~ 16:43)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil