belki ilginizi çeker
  1. · türkçülük günü
gündem
  1. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  2. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  3. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  4. · prison brake
  5. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  6. · soğuk havada kısa etekle dolaşan kızlar
  7. · google wave
  8. · asfalt dünya
  9. · kusmak

3 mayıs dünya türkçülük günü  

  1. dünya türkçülük günü'nün tarihsel kökeni

    sovyetler birliği’nin almanlara karşı üstünlük sağlamaya başladığı 1942 yılının sonunda türkiye’de faris erkman imzalı “en büyük tehlike” adlı bir broşür yayınlandı. broşür, türkiye’nin nazi almanyası’yla birlikte savaşa girerek sovyetler birliği’ndeki türk kökenli halkları “büyük türkiye” çatısı altında toplamayı amaçlayan faşist propagandanın tehlikesine dikkat çekiyordu.

    broşürde dönemin faşist dergileri bozkurt, gök-börü, çınaraltı, ergenekon ve dönemin faşist ideolog ve eylem adamları olan nihal atsız, yusuf ziya ortaç, reha oğuz türkan, general emir erkilet ve diğerlerinin alman etkisi altında, ırkçı fikirleri yaymakta olduklarına dikkat çekilir. mecliste de tartışma konusu olan “en büyük tehlike”ye atsız ve türkan’ın yanıtları daha çok bir karşı saldırı niteliğinde olur ve dönemin aydınlarından zekeriya sertel, sabiha sertel,nazım hikmet, sabahattin ali, behice boran, pertev naili boratav’ın içinde bulunduğu bir isim listesi yayınlanarak “kızıl tehlike”den söz edilir.

    1944’te nihal atsız dönemin başvekili şükrü saraçoğlu’na iki açık mektup yazar. bu mektuplarda şükrü saraçoğlu’nun 1942’de tbmm’de yaptığı konuşmaya yer vererek türkçülüğün hayata geçirilmediğini söyler, buna dayanak olarak da komünist yayınların gençlerin arasında yayılmasını gösterir. atsız’ın söz ettiği komünist yayınlar tan gazetesi, yurt ve dünya ve adımlar’dır. mektubunda dönemin maarif vekili hasan ali yücel’e ve sabahattin ali’ye suçlamalarda bulunan atsız’a sabahattin ali iftira davası açar.

    davanın 3 mayıs 1944’teki ikinci duruşması türkçü grubun gösterisine dönüşür.
    bu gösterinin gerçekleştiği tarih daha sonra alparslan türkeş’in öncülüğünde “türkçülük bayramı” olarak kutlanmaya gayret edilecektir. türkiye’de faşist hareket kendince bu bayramı 1 mayıs’a alternatif olarak kutlamaya devam etmektedir.

    9 mayıs’ta karara bağlanan iftira davasında atsız 4 ay hapis cezası alır ama cezası ertelenir. ancak dava dönüşü istanbul’a giderken birçok kişiyle birlikte tutuklanır. 18 mayıs’ta atsız ve arkadaşlarının tutuklanmasının resmi gerekçesinin açıklanmasının ardından 19 mayıs günü ismet inönü’nün yaptığı konuşma sovyetler birliği’ne bir mesaj olarak yorumlanır: “… turancılar, türk milletini bütün komşularıyla onulmaz bir surette derhal düşman yapmak için birebir tılsımı bulmuşlardır. bu kadar şuursuz ve vicdansız fesatçıların tezvirlerine türk milletinin mukadderatını kaptırmamak için elbette cumhuriyetin bütün tedbirlerini kullanacağız…”

    ancak türkiye’de turancıların kovuşturmaya uğraması bir göz boyamadan ibarettir ve inönü hükümeti kızıl ordu’nun ilerleyişi sırasında günü kurtarmaya çalışmaktadır.
    davanın ilerleyişi bunun en güzel kanıtıdır. uzun süren duruşmalar sonucunda 1947’de sanıkların “milli olmayan bir ideolojiye karşı milli ideolojilerini ifade ettikleri”, yani komünizme karşı “milliyetçi duygularla” mücadele ettikleri ilan edilerek beraat etmeleri sağlanır.

    edit: burada aslen kaynak linki vardı lakin site güncellenirken derginin eski sayılarını yayından kaldırmış. kaynak sol dergisinin mayıs 2005'te çıkan 236. sayısı idi.
    (libertar, 24.07.2006 14:54 ~ 22.05.2009 22:44)
  2. şöyle de bir marşı var:

    haydi 3 mayıs, türkçüler turancılar elele,
    tarihler bin dokuz yüz kırk dördü gösterdi,
    atsız'ım bozkurtlara buyruğu verdi,

    yiğitçe buyruğa gönül verdiler,
    alparslanlar, kokanlar, orkun, idiller,
    yürüyün, yürüyün haydi yiğitler,

    haydi 3 mayıs, türkçüler turancılar elele,
    büyük türk milleti senin bayramın.

    haydi 3 mayıs, türkçüler turancılar elele,
    dilde birlik, işte birlik, fikirde birlik,
    sağlanırsa o zaman kurulur dirlik,

    yürü yiğit yürü bugün senin günündür,
    bugün düğün günün, bayram günündür,
    3 mayıs türkçünün düğün günüdür,

    haydi 3 mayıs, türkçüler turancılar elele,
    büyük türk milleti senin bayramın.
    (hell guardian, 10.06.2007 02:12)
  3. (everestk, 10.06.2007 02:16)
  4. binlerce yıllık şanlı bir tarihe sahip olan halkın günüdür. türkler, yazılı kaynaklarda m.ö. 500lü yıllardan itibaren görünmeye başlamıştır. bilindiği kadarıyla türk halkı atayurttan ayrılışla birlikte geniş bir coğrafyaya sahip olmuş ve bugun doğu avrupa’dan çin’e kadar geniş bir alana yayılmıştır. türk boylarının birçoğunun günümüze uzayan kolları bulunmaktadır. bu toplulukları aynı çatı altında birleştirme ülküsü ne kadar ütopik olursa olsun bu düşüncede olan insanların atmış olduğu adımların kutlandığı gündür 3 mayıs. 1944 yılından itibaren yer etmiştir yaşantımızda.
    3 mayıs’a at gözlüğüyle bakmamak gerekir. bundan 100 yıl önce yurdumuzu işgal etmeye çalışanların en büyük düşman olarak gördükleri kişi * tüm dünyaya 23 nisan’ı bıraktı arkasında ve bugün eski düşmanlar dahi coşkuyla kutlamakta çocuk bayramını. hz. ali’nin güzel bir sözü var “aslını inkar eden haramzadedir” diye. aslını inkar etmeden, ne olduğunu unutmadan “özüne sahip çıkan” her türk evladı türkçüdür bir noktada. bayramınız kutlu olsun.
    (keightytwo, 03.05.2008 11:31)
  5. keşke taksimde kutlanmak istense de oturup hep beraber valinin vıcık vıcık terlemesini izlesek.ya da baksak kaldırıma çöken bir insana polis tekme mi atıyor yoksa kaldırıp taksiye bindirip taksi parasını da verip evine mi yolluyor.
    (lethromar, 03.05.2008 11:47)
  6. (atlantis, 03.05.2008 12:24)
  7. amerikada neşeyle kutlanan dünya günü.
    google bize logo yapsana diyor burdaki kızılderililer elleriyle kurt yapmış vaziyette
    (pelin87, 03.05.2008 12:40)
  8. "tabutluktan iktidara türkçülük"

    tabutluk nedir?

    tabutluk adıyla anılan yer, yarım metrekarelik bir yerdir. yani 40 cm genişliğinde, 50 cm uzunluğunda, 2.5 metre yüksekliğinde beton duvar içerisinde açılmış oyuklardır. içine sokulan insan kapı kapandığında yere çömelemez. bu oyuklara sokulanları belinden ve kollarından duvara bağlamak için demir prangalar vurulmaktadır. ayrıca oyuğun tepesine üç adet beşyüzer mumluk ampül konulmuştur. tabutluklara konulanlar 2-3 gün aç ve susuz bırakılır, hatta tabi ihtiyaçlarını gidermesine bile izin verilmezdi. istanbul'un sirkeci semtinde yer alan ünlü sansaryan han'da bulunan tabutluklara konulan insanlara çeşitli işkenceler uygulayanlar hakkında birleşmiş milletler anayasası'na göre her zaman dava açılabilir ve "zaman aşımı" yoktur.

    3 mayıs 1944 günü türk milliyetçileri "ırkçılık ve turancılık" suçlamamalarıyla tabutluklara konulup işkenceye uğradılar...

    1944, dünya ikinci cihan harbi'nin dehşeti içindedir. avrupa'yı yıldırımla vurulmuşa döndüren alman orduları balkanlar'a da yayılmıştır. türk ordusu ise özellikle, boğazlar ve trakya bölgesinde yığınak halindedir. çeşitli devletler nezdindeki türk ataşe militerlerinin genelkurmay'a gönderdikleri, kuvvetli uçak filolarıyla desteklenen modern zırhlı ve motorlu orduların cephelerde neler yaptıklarını inceleyen harp raporları, bu modern vasıtalardan mahrum bulunan türk ordusunun subaylarına endişe vermektedir. çünkü türk ordusunun bütün eksiklikleri bir anda sırıtıvermişti. alaylarda tek motorlu vasıta yoktu, tümen toplarını beygirler çekiyordu.

    yani ikmal işlerinde kullanılan gayretli vasıtalar; manda arabaları, öküz arabaları, atlı arabalar, deve kervanları, eşek kolları, katır kollan... erlere uygun elbise, palto, çizme matara ve kemer verilemiyor, hatta bir çoğunun battaniyesi bile yoktu. ordu iyi beslenmiyordu. millet de iyi bir durumda değildi. memleket sefalet bataklığına gömülmüş, halkın en zaruri ihtiyaçları ekmek, şeker, patiska, basma hatta kefen bezi dahi vesikaya bağlanmıştı. rahat yaşayanlar sadece millî şef ve onun yakınları, vekiller, halk partisi kodamanları, sivil bürokrasinin en üst kademeleri rahat bir hayat sürebiliyorlardı. zamanın başbakanı şükrü saraçoğlu, şekere sürekli yapılan zamlarla ilgili halktan şikayet gelince; "şeker lüks maddedir ne yapalım? parası olmayan yemesin..." diyebiliyordu.

    halka ekmek diye kapkara çamur gibi berbat hamur parçası dağıtılırken, bütün yöneticilere diledikleri kadar beyaz undan has ekmekler sağlanıyor, rüşvet, suiistimal, vurgunculuk almış başını yürüyordu.

    gazozcular

    bu sıkıntılar sadece halk kademesinde değil aynı zamanda ordunun üst kademesinde de hissediliyordu. başta millî şef ve yardakçıları olmak üzere idareciler orduya ve onun kumanda kademesini teşkil eden subay ile generallere karşı çok küçümser ve önemsemez tavır içindeydiler. artan hayat pahalılığı subayları perişan ediyor, bunaltıyordu. her yerde subaylar ikinci derece insan muamelesi görüyordu. ankara'daki apartmanların bodrum katlan halk arasında "kurmay subay katı" olarak isimlendirilmişti. eğlence yerlerinde subayların adı "gazozcu" idi. kurtuluş savaşını yapmış bir ordunun subaylarına bu isimler reva görülüyordu.

    sefaletin artışıyla, istanbul çin'in başkentine dönmüş, hırsı kamçılanan komünizm surda, burda yuvalanmaya çalışırken, siyasi ve askeri rus taktiği olarak birtakım satılmışlar, sovyetler birliği'ne karşı aydınlar arasında sempati uyandırmaya çalışıyordu. bu kişiler, devletin milli eğitim kadrosunda öğretmen olarak atanıyor, kitaplar yazılıyor, piyesler oynatılıyordu.

    türkçü başbakan

    işte bu olayların yaşandığı günlerde nedense bilinmez, başbakan şükrü saraçoğlu tbmm'de bir nutuk verdi.
    "ben türkçü bir başbakanım"...
    "türkçülük bizim için bir kültür meselesi olduğu kadar bir kan meselesidir".

    bu konuşma bazı çevrelerin suratına şamar gibi patlamıştı. tanınmış türk düşünürü şair ve yazar nihal atsız bu sıralarda boğaziçi lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yapıyor aynı zamanda da orhun dergisini yayınlamaktaydı. milliyetçi bir dergi olan orhun dergisi başbakan'ın milliyetçilik anlayışına kayıtsız kalamazdı ve kalmadı da. nihal atsız, başbakan şükrü saraçoğlu'na hitap eden iki mektup yayınladı. bu mektuplarda nihal atsız, şükrü saraçoğlu'na özet olarak şunları söylüyordu:
    "memlekette açıktan açığa komünist propagandası yapan dergiler çıkarılmakta ve bunlar milli eğitim bakanlığının emri ile okullara dağıtılmaktadır...
    bursa cezaevinde yatmakta olan nazım hikmet'e, milli eğitim bakanlığı tarafından el altından paralar verilmektedir.
    milli eğitim bakanı hasan ali yücel ya bunları bilmiyor ya da görmek istemiyor... kendisi ihanet içindedir..."

    bu mektuplar halk arasında büyük yankı yaptı. aydınlar ve düşünürlerle meclisteki vekilleri hem şaşırttı hem de dehşete düşürdü.

    çünkü, nihal atsız'ın mektuplarında tek yanlış ve tek yalan yoktu. atsız doğru söylüyordu: "milli eğitim bakanlığı türkiye'de komünistlerin sığınağı halini almıştı" diye başbakan şükrü saraçoğlu'da sarsılmıştı. "ben milliyetçiyim, ırkçıyım, türkçüyüm" diye avaz avaz bağıran bir iktidarın başbakanı komünistleri devlet parasıyla nasıl beslerdi?

    yaşa-varol atsız

    ve beklenen oldu. vatan haini sabahattin ali, nihat atsız'ı mahkemeye verdi. ankara'dan açılan dava için atsız bir akşam kimseye haber vermeden haydarpaşa'dan trene binerek ankara'ya hareket etti. nihal atsız ankara garı'na ayak bastığı an adeta yer yerinden oynadı. onun geleceğini haber alan binlerce üniversiteli genç ellerinde çiçek buketleriyle atsız'ı karşılamaya gelmişti. gençler türkçü yazan kaptıkları gibi omuzlarına aldılar. milli marşlar söyleyerek gardan çıkardılar.
    - kahrolsun komünistler!..
    - yaşa atsız...
    - çok yaşa varol, nihal atsız!..
    bağırışları altında ve büyük sevgi gösterileriyle kalacağı otele götürdüler. iş bununla da kalmadı. otelden ayrılan gençler;
    - yaşasın türk milleti !.. ,
    - yaşasın milliyetçi türkiye!..
    - kahrolsun komünistler!..
    haykırışları altında meydanlarda, sabahattin ali'nin ve nazım hikmet'in kitaplarını öbek öbek yaktılar.

    kafalar yarıldı, gözler patlatıldı

    türkçü yazar nihal atsız 3 mayıs 1944 günü mahkemeye çıkarıldı. adliye binasının içi ve dışı binlerce talebe tarafından doldurulmuştu. aynı anda da çankaya'da toplanan milli şef ve yandaşları kafa kaldırmaya başlayan bu yeni neslin gözleri daha fazla açılmadan kafasını kırmaya karar verdiler. karar derhal ankara'daki zabıta kuvvetlerine iletildi.

    vurun vatan hainlerine!

    mahkemede savunmasını veren atsız, hakim ve savcının ortak kararıyla serbest bırakıldı, adliye önüne çıkan türkçü yazan onbinlerce insan "yaşa-varol" sesleriyle karşıladı. işte bu sırada 3 mayıs günü heyecanla sokağa fırlayan ve komünistlik karşısında dikilen, satılmış hainlere nefretini haykıran üniversite gençliğine ve halka millî şefin emriyle zabıtanın hücumu başladı. saldıranlar zerre kadar merhamet göstermediler, milliyetçi gençleri kıyasıya dövdüler. kafa yardılar, göz patlattılar... vücutları morarıncaya kadar, üstleri başları kan içinde kalıncaya kadar, kolları kaburgaları kırılıncaya kadar dövdüler. bu hengamede nihal atsız da siyasi polis tarafından tutuklandı.

    inönü'nün ithamı

    19 mayıs 1944 günü yapılan gençlik bayramı töreninde bir konuşma yapan devrin cumhurbaşkanı ismet inönü, atsız ve arkadaşlarını çok ağır bir dille suçladı. bu nutkun ardından yurt çapında bir milliyetçi avı başladı. bir çok milliyetçi üniversite genci de yakalanarak ağır işkencelere maruz bırakıldı. ancak ortaçağdaki engizisyon mahkemelerinde uygulanabilecek işkencelerin sergilendiği bu tevkifat sadece milliyetçi öğrencilere matuf değildi. bu arada, milliyetçi ilim adamı, doktor, mühendis, memur, sanatkâr ve subay da tevkif edilmiş, tabutluklara tıkılmıştı.

    tabutluğa kapatıldılar

    ankara'daki nümayişte yüzlerce milliyetçi genç tutuklandı. ardından gelen 19 mayıs bayramında bir konuşma yapan millî şef, milliyetçiler hakkında tehditlerini sürdürünce yurt genelinde büyük tutuklamalar başladı. orhun dergisine abone olanlar, yazıları çıkanlar, hatta nihal atsız'a sokakta selam vermiş olanlar hep tutuklandılar. atsız'ın evinde yapılan aramada, o sırada üsteğmen olan alparslan türkeş'in mektup ve yazılan çıkınca, sıkıyönetim komutanlığı tarafından o da tutuklandı. erdek'teki birliğinden alınarak istanbul'a getirilen türkeş, tophane'deki askeri cezaevi'ne kapatıldı. daha sonra ırkçı ve turancı olduğunu, hükümeti devirmeye çalıştığını itiraf etmesi için ünlü sansaryan han'da "tabutluk" denilen hücreye kapatıldı, günlerce işkence gördü. alparslan türkeş'le beraber, nihal atsız, zeki velidi togan, hüseyin namık orkun ve reha oğuz türkkan gibi 23 türkçü ve türk milliyetçisi "turancılık" suçuyla tutuklanıp ağır işkenceler gördüler. bu işkenceler sonucu suçu sadece türk milliyetçisi olan reha oğuz türkkan bir gözünü kaybetmiş, doktor mehmet külahlıoğlu'nun ciğerleri ağır hasar görmüş günlerce kan kusmuş, tüberküloz teşhisiyle aylarca senatoryumlarda tedavi görmüştür. üç yıl süren mahkemeler sonucunda "turancılık ve ırkçılık" suçlamasıyla karşı karşıya kalan tüm 'türkçüler' beraat ettiler.
    (atlantis, 03.05.2008 13:00)
  9. taksim'de kutlamak için başvuru yapılsa kabul edilecek olan gün.diğer günler gibi..
    (ben hep 17 yasındayım, 03.05.2008 14:07)
  10. dünya(!) fenerbahçeliler günü kadar ilgime mazhar olan gündür!
    (normalşartlaraltındaveodasıcaklığında, 03.05.2009 04:47)
  11. platonik aşkıma küçücük bir karşılık vermeyen türk ırkı için oldukça önemli bir tarihtir 3 mayıs. atsız'ı yazılarından tanıyan, onun yüzünü bile görmemiş olan yüzlerce genç, emperyalist devletlerin kıçınını yalayan yöneticilerimizin baskılarına rağmen cesurca onu omuzlarda taşıdılar bundan 64 yıl önce. şimdi birileri hala kıç yalıyor ama omuzlarda taşnacak tek bir adam çıkmadı o günden beri. zaten çıksa da taşıyacak kimseler yok. bari ülkücüler türkçülük günü'nün 64. yıldönümünde arapça tekbirler getirip atsız ata'nın kemiklerini sızlatmasalar.
    (günah duygusu gibi bir şey, 03.05.2009 08:01)
  12. kutlanası gün.
    (anil, 03.05.2009 18:46)
  13. adı üstünde kendini türk hissedenler için kutlanası bir gündür. hissetmeyenler karışmasındır. amen!
    (kizilotesi, 03.05.2009 19:47)
  14. kutlu olsundur. ne mutlu türk'üm diyene ve hala türkçü kalabilenlere.

    ha bazı yüksek karakterli ve zekalı gençlerimiz (!) tarafından yine malzeme haline getirilmiş gündür, o da dikkatimden kaçmadı, kaçamadı.

    aşağıladınız mutlu oldunuz mu? götünüz göğe erdi mi? insanların inandıklarıyla, değerleriyle seviyesizce- tam da size yakışır bir biçimde- dalga geçerek kendinizi çoğunluktan biri gibi hissedip yüksek hazlar aldınız mı? artık girilerinizin başına geçer kendi kendinizi okuyarak yine kendi kendinizi tatmin etmeye çalışırsınız.

    bilginiz olsun diye söylüyorum türkçülük birinci dünya savaşından sonra dağılan, bin parçaya bölünen vatanı kurtarmak, toparlamak için ortaya atılıp da işe yaramış tek görüştür. eğer ki atatürk -ki kendisi en büyük başbuğdur- memleketi kurtarıp da yeni bir devlet kurarken türkçülük fikrinin ardından gidip türk ulusal devletini kurmasaydı şu anda "emperyalist üüüü" diye kaçtığınız milletlerin altında yatıyordunuz.
    (always alone, 03.05.2009 22:53 ~ 23:03)
  15. kafatasçının dönüp dolaşıp geleceği yer türkçü dükkanıdır, tadında leziz ve veciz bir sözümüz mevcut.
    (joe dalton vs dartagnan, 07.05.2009 21:05)
  16. 1 mayıs 2009 itibariyle taksim'i solculara kaptıran sağcı/ülkücülerin, mancınık ve toplarla meydanı kuşatma altına almasını beklediğim, macar mühendislere ağır toplar döktürüp, beşiktaş'tan taksime denize çekilen kızaklarla botların tophane'ye taşınıp çıkılacağı, ordan taksim'e taarruza geçilerek, galatasaray'dan başlayarak tüm istiklal caddesi'nin ve en nihayetinde meydanın geri kazanılacağını düşündüğüm gündür..

    (bkz: koş hanım bizimkiler taksim'i geri aldı)

    (bkz: 3 mayıs türkçülük günü)
    (hocacevval, 30.06.2009 01:04)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil