"kalecilerimizle kazandığımız derbiler" ya da "kalecisiz kazandığımız derbiler" arasında yerini alacak olan derbilerden biridir.
(bkz: kaleci bobo)
(bkz: bobo gol gol gol)
ertelenmesi muhtemel bir maçtır. sinan engin resmen henüz başvurmadıklarını ancak ertelenmesinin iki takımın da yararına olduğunu söylemiştir. kendi görüşüm ise ertelenirse iki takımın da maç ritminin bozulacağını düşünüyorum. iyi olan kazansın.
orta yapabilse real madrid'de oynayabilecek biri olan kendini gören ibrahim üzülmez ile real madrid'de senelerce oynamış roberto carlos'un karşı karşıya geleceği maçtır. fener kazanır bu maçı.
ikiside şampiyonlar liginde oynayan takımlar.fakat fenerbahçe'nin beşiktaştan daha iyi olduğunu düşünüyorum.lig'de ne kadar zorlansakta.... bu maçı alıcaz başka yolu yok..
zorlu geçecek şampiyonlar ligi maçları öncesinde oynanacak olan maç. zico ve ertuğrul sağlam maçın ertelenmesini istiyor. ertelenirse beşiktaş'a daha yararlı olur. çünkü, beşiktaş ingiltere'ye gidecek ve liverpool'la oynayacak. fener ise kadıköy'de psv ile oynayacak. ama futbolda avrupalı olmak istiyorsak gününde oynanmalı bu maç.
berabere bitecek olan maçtır. maçtan sonra ibrahim üzülmez üzülmeden utanmadan hatta sıkılmadan kendini yine roberto carlos ' la kıyaslayacak , abartıp kainatın en iyi sol beki olduğunu höykürecektir. nobre fenerbahçe ' de olduğu gibi maçı yerde tamamlayacak , çarşı ' nın liverpool maçında yaptığı tribün şova karşılık veremeyen fenerbahçe seyircisi orta yerinden çatlayacaktır. tümer koşmadan futbol oynandığını sanmaya devam edecek , oynarsa volkan yan toplarda sürekli boşa çıkarak fener defansının ve seyircisinin yüreğini ağzına getirecektir. maç öncesi kadıköy trafiği içinden çıkılmaz hale geleceğinden birçok sürücü saçını başını yolacak , trafik polisleri psikopata bağlayacaklardır. birkaç saatliğine memleketin bütün meseleleri unutulacak , koca koca adamlar ağızlarından tükürükler saça saça maç üzerine derin analizler yapacaklardır. bense maçı seyrettikten sonra yine 50 gram şeker için bir kilo keçi boynuzu yediğim hissine kapılacağım. bilmiyorum bu gidişin sonu ne olacaktır.
öncelikle türkiye'nin tek sıradışı takımıyla sıradan bir takımı karşıya getirecek maçtır, bu sıradışı takımın sıradan takımın evinde aldığı her galibiyet nerdeyse mucizedir, ayrı bir güzelliktir. taktik analize geçmeden önce bir çok kez taktiğe gerek kalmadan sıradışı takımın aldığı galibiyetleri anmak ve yine aynısından istemek, beklemek lazımdır.
maç analizine gelince; beşiktaş avrupa'nın zayıf takımları karşısında önelemede aldığı galibiyetler ve liverpool karşısında 3 dakikalık süre dışında bu sezon hiç çok farklı önde maç götürmedi. bunun sebebini kondüsyona veya fiziksel yetersizliğe bağlamak yanlış olur. bunun sebebi tam olarak psikolojiktir. takım öne geçtiği an otomatikman kendini rölantiye alıp rakip karşısında sadece top çalmaya çalışıyor. ertuğrul sağlam'ın sezon başından beri üstüne basa basa söylediği kendi oyun felsefesi yani hücum etkinliğini şu ana kadar neredeyse hiç göremedik. bu maçtan da aynısını bekliyorum kağıt üstünde; beşiktaş ilk golü bulana kadar oyuna hükmeden, basan taraf olacak, golü bulduktan sonra üstüne yatmaya çalışacaktır. bu tabloda maç skoru 1-1 olur.
fenerbahçe açısından bakarsak büyük takımlara karşı kök söktüren fakat kontratak uygulayan küçük takımlara karşı da bir o kadar zayıf bir takım görmekteyiz. bunun sonucunda fenerbahçe'nin oyunun orta saha mücadelesi olarak sürdüğü maçlarda daha etkin olduğunu söyleyebiliriz. fenerbahçe yine maçın orta saha mücadelesi şeklinde geçeceğini düşünürse yanılabilir, çünkü belirttiğim gibi beşiktaş ya ilerde basıyor ya geride karşılıyor. fenerbahçe çok formda olan toraman-zan ikilisini aşmayı başaramazsa, ki bunu da uzaktan şutlarla deneyecektir, sonu yenilgi olur. sonuç ise yine formda olan bobo'nun performansıyla doğru orantılı olarak 1 ya da 2 hadi kadıköy etkisini de ekleyelim 3 farka kadar gidebilir. neden derseniz:
herkesin sezon başından beri yere göğe sığdıramadığı roberto carlos kontrataklarda en zayıf halka görünümünde bu görüntüde, sol bekin arkasına atılan her topta beşiktaş'ın gol bulma olasılığı çok yüksek, ki orada bu sezon türkiye ligi'nin en efektif oyuncularından biri olan serdar özkan olacağı düşünülürse fenerbahçe'nin o kanada ekstra önlem alması gerekebilir. tello'nun nokta pasları bu konuda fenerbahçe'nin en zorlanacağı konu olacaktır. keza sol kanadı etkin kullanan fenerbahçe karşısında beşiktaş'ta serdar kurtuluş'un yetişip yetişmeyeceği bu maçın kaderini çizecektir, çünkü yerine oynatılan ali tandoğan ne ofansif ne de defansif olarak güven vermemektedir. yine formda olan gökçek isimli zenci kardeşimiz tandoğan'ın karşısında olursa semih'i bu maçın yıldızı yapar.
beşiktaş'ın bu maça 4-4-2 sistemiyle çıkmasını bekliyorum, iyileşen ricardinho cisse'nin yanında, higuain ise sürpriz bir şekilde delgado'nun yerine kendini ilk onbirde bulabilir, sürpriz olmazsa delgado-bobo ikilisini forvette izleriz. fenerbahçe ise sürpriz olarak yine tümer'i sürebilir sahaya, wederson'un yerine. bunun dışında aynı onbiri izleriz diye düşünüyorum, semih'in arkasında alex ve deivid, orta sahada aurelio ve deniz.
sistemleri yine bir kenara bırakırsak kadıköy etkisiyle beşiktaş bu maçı 2-1 kazanır diye düşünüyorum. iki takımdan da çok farklı bir galibiyet beklemek hayalcilik olur, fenerbahçe de kazanacaksa 2-1 kazanır, ama kartalların bizi kadıköy'de üzeceğini hiç mi hiç sanmıyorum.
beşiktaşımızın başarılı bir futbol ile rakibini kendi evinde yenmesi beklenen ve karşılaşmanın oldukça çekişmeli geçeceği de alınan notlar arasındadır.derbi maçı kaleciler ile orta saha oyuncuları arasında geçmesi muhtemeldir.yüzdelik dilimlerle bakılır ise %45 beşiktaş,%20 fenerbahçe,%35 beraberlikle sonuçlanması şahsi düşünceler arasındadır.
iki stajyer teknik adamın kapışmasına olanak sağlayan maçtır.
hangisinin daha stajyer olduğu muhtemelen maç sonunda belli olacaktır.
bu arada sözlükteki beşiktaşlı yazarların birçoğunun deplasmanda türkiye liginin en iyi kadrosuna sahip takımla 55000 kişi önünde maç yapacaklarını unutup bol keseden attıkları maçtır.
taraftar olmanın; takımına sahip çıkmak, takımını desteklemek değil de; rakip takıma ve taraftarına bok atmak, rakip takımı ve taraftarını aşağılamak olarak algılayan insanımıza hiç bir şey katmayacak maçtır. ne bu giriden önce ne de sonra yazılanlar bu gerçeğin aksine değildir, destekler niteliktedir. fenerbahçe taraftarı olarak, beşiktaş taraftarının kadıköyde takımını desteklemek için bulunmasını doğal karşılamaktan ve saygı duymaktan başka elimden bir şey gelmiyor. olması gereken olsun, hakeden kazansın... ama şu da var ki biz kazanalım istiyorum.
niye bu kadar büyütüldüğünü bir türlü anlayamadığım maçtır. şimdi fener kendi evinde bizi 3-0 yenebilir yada beşiktaşım yıllardır yaptığı gibi o staddan gene yenilmeden çıkar lakin bu karşılıklı panik havası ne onu şey edemedim ben.
şimdi hiç ezeli rekabet filan denmesin zira ezeli rekabet, 17 nisan 2005 günü sona ermiştir. ne zaman ki fenerbahçe, inönü'de kalecisiz kaldığı bir maçta galip gelir, o gün beyaz bir sayfa açarız.
ismet arzuman'ın hakem olarak atanması sonrasında daha da bii ilginçleşen, fenerbahçe taraftarının 'sen oyna ismet sen oyna', 'ismet gol gol gol' şeklinde tezahurat yapması muhtemel karşılaşmadır.
temennimiz tabi ki fenerbahçemizin maçtan 3 puan çıkarmasıdır amma velakin iyi olan kazansındır.