herkes bulunduğu sınıf doğrultusunda bakar dünyaya.
bir kapitalist, en önce ve belki de sadece kapitalisttir. tek derdi biraz daha, bir parça daha para kazanmaktır. varlığının yegane amacı budur, sınıfının kendinden beklediği de budur. parası oldukça
insan olacaktır o, hayatta bildiği tek doğru budur. bu uğurda yani sözkonusu para kazanmak olduğunda var olan tüm değerlerini nasıl ne şekilde paraya çevirebileceğini düşünür. her gün biraz daha, bir parça daha çıkar insanlıktan ve bu umurunda bile olmaz. parası vardır efendi odur. parası olmayanlar insan değildir onun gözünde, insan olmanın ve beraberinde gelen hakların ön koşulu para kazanmış olmaktır. yani kapitalist olmak. bundan sonra gelir yaşam hakkı başta olmak üzere geri kalan tüm
insan hakları.
iş bu halde; bu adam yalnızca sınıfının sözcüsü olmuştur aslında. bunda şaşacak bir şey yoktur. aslında kötü bir şey de söylememiştir ona sorarsanız ve eminim çıkan yaygarayı da anlamlandıramamıştır. neden diye soruyordur? ölenler sadece işçi.. milyonlarca var onlardan, bugün 3 ü ölür yarın 15 i gelir , gidenlerin yerisine hemen gelir birileri.
bilmez ama birer birer ölenler, gün olur biner biner gelirler.
vahşi kapitalizmin gelip dayanacağı nokta budur işte; sınıf çatışması. her gün gün be gün yüzümüze vurulan budur aslında; herkes kendi sınıfından bakar dünyaya, saflar belirlenmelidir artık. senin çıkarın nerdeyse bulunman gereken yerde orasıdır işte. tek başına kurtuluş yok işte. bireycilik dediğin yutturmaca, kum torbası kadar bile değerin olmadığı insanların karşısında hangi bireysel kurtuluş.
saflar belirlenmeli artık, herkes sınıfının yanında yerini tutmalı. hak verilmez alınır anlaşılmalı.