senaryosunun alex garland adlı genç bir ingiliz yazara ait olduğu, dvd sinde alternatif iki sona sahip olan ve sinemalarda gösterime girmeden önce bir grup insana her iki sonun da izletilip çoğunluğun tercih ettiği sonun yayınlanmasına karar verildiği ilginç film.
izlerken muziklerine hasta olduğum film..film çok aham şaham değildi ancak yinede güzeldi...
duyduğuma göre iki sonu varmış çekilmiş olan birisi kötü diğeri iyi sonla biten.sanırım bizimki iyi sonla bitendi..
seyrettiğim ilginç filmlerden biri.ingiltere sokaklarını boşmuş gibi göstermeleri ve yapılan makyajlar daha ilgi çekici hale getirmiş filmi.bunun yanın da resident evil filmini andıran senaryosuda güzel yanlarından biri.
filmin finali fazla iyimser bulunmuş ikinci bi finalle(filmle daha çok örtüşen) çekilmiş olan kopyaları tüm dünyada tekrar gösterime girmiştir fakat bu olay sadece türkiyede bu gerçekleşmemiştir,anlaşılamayan bi tutum tabii
film teknik ya da sanatsal açıdan güzel olabilir. fakat bu adamlar hiç mi danışma almıyorlar film çekmeden önce. hangi virüs ya da herhangi başka bir canlı insan vücuduna girince bu kadar çabuk etki gösterir? bir vırüsün ek kısa yoldan etki göstermesi için önce hücreye girmesi, sonra kendi dna'sını hücreye okutup kendi kendini çöğaltması ve yeterli sayıya gelmesi lazımdır. eğer bu mantık hatası olmasaydı diğer örneklerinden çok daha iyi bir film olabilirdi.
film için londra sokakları gerçekten de boşaltılmıştır birkaç saat boyunca ki bu londra tarihinde bir ilktir. ayrıca tapınılası film müziklerinin çoğu godspeed you black emperor'a aittir. hatta, ana karakter boş londra sokaklarında yürüyüp de kayıp ilanlarına bakarken çalan parça da bu grubun east hastings adlı şaheseridir.
genelde sabah güneşin ilk ışıkları ile çekim yapmaya başlıyorlarmış, dijital kameranın büyük avantajlarını görmüşler bu saatte yapılan çekimlerde. sokakları boşaltmıyorlarmış, genelde sokaklar o saatte boş oluyormuş, yoldaki insanlardan rica ediyorlarmış ve genelde insanlar bir şey demiyormuş fakat yine de arkadan geçen insanlar yüzünden çok sorun çekmişler.
müzikleri süper olan, ama maalesef zombilere olan alerjim yüzünden izleme cesaretinde bulunamadığım dijital kamerayla çekilmiş güzide bir ingiliz filmi..
(bkz: zombi fobisi)
türkçe dublajlısını izlediğim için zaman zaman gülmekten kırıldığım ve beraber izlediğim kişilerle, bazı repliklerini aramızda gülme konusu yaptığımız film.
film insanların bir virüs tarafından çıldırmasını her ne kadar anlatsada filmde bazı repliklerde göndermeler gizlidir.bir tanesini buraya eklemek isterim ;
(ingiliz komutanın ağzından çıkmıştır)- 28 gün içinde ne değişti ki ? hiçbirşey, 28 gün öncede insan öldürüyorduk, şimdide...
film genel atmosferi ile ortalamanın üstündedir ve hoşça vakit geçirmek isteyen herkese önerilir.
çevreci örgütleri eleştiren bir açılış sahnesine sahip acıklı film.insanların çaresiz kalınca neler neler yapabileceklerini görüyoruz filmde. ayrıca bu film insana kendini özdeşleştirdiği karakterin nasıl da birden canileşebileceğini ve beş dakika önce ölmesini istediğiniz birine nasıl da acıyabileceğinizi gösterir.
filmden anlamayan birçok insan canon xl-1s ile çekilmesine "süper teknik" der. halbuki bunu söylemek blair witch projectin normal hi-8 ile çekilmesine "teknolojinin son harikası" demekle eş değerde. ayrıca filmin tamamı dv formatında çekilmemiştir, son sahne normal 35 mmdir. bu filme yenilikçi demek de yanlış steven soderbergh in full frontal filmi de aynı kamerayla çekilmiştir.
yirmi sekiz gün sonra.güzel filmdi.özellikle arabanın yanına geldiğinde bi anda alarmın çalması harikaydı.bir tek insan olmadan londra sokaklarının dolaşılması.türkiyede gösterime girmesi temmuz 2003 tarihindeydi.bu güne kadar neden hiç televizyonda vermediler anlayamamışımdır.yeniden başlangıcın filmidir.yeni bir dünyaya açılan filmdir.insanoğlunun zor koşullardaki mücadelesini izlemeye değer.kargadan damlayan kanın adamın gözüne geldiği andan itibaren mutasyona uğraması ve mayınlarla çevrili sahada ki alarm seslerinin çalması filmin en güzel sahnelerindendir. gerilim,heyecan,korku,üzüntü,ümit ne arasanız bu filmde vardır.bir de gökyüzünde ki uçakların uçtuğunu görüp ve dünyanın diğer bölgelerinde yaşamın standart bir şekilde devam etmesi oldukça üzücüydü.yeni bölümünün öncekini aratmayacağını umuyorum.
insana, gerçekten böyle olsa napardım dedirten film. konusu bence mükemmeldir, insanlar arası şiddeti işlemiştir. düşündürmüştür de... hatta virüs olmadan da insanlar çıldırabilir izlenimini beyinlerde uyandırmıştır. çağımızın en büyük virüsü şiddettir, yayılan bir virüse gerek yok her insanın içinde şiddet vardır gibi bir yan düşünce ki bence ana düşünce çıkartılabilir.