|
|
- islamla irticayı
müminle yobazı
solcuyla aydını
en önemlisi:
halk yürüyüşüyle askeri harekatı
birbirinden ayıramayan. veya bilerek ayırmayan
ve laikliğe tanımını umursamadan "tu kaka, her işi bu engelliyor!" diye yorum getirmiş insanların bu aralar bolca kullandığı cümle.
- ilk olarak 28 şubat sürecini irdelemek gerekir
(bkz: @754580)
müslüman, laik, komünist, liberal, lineer, fonksiyonel türk halkının özelliklede bu halkın gençlerinin kabullenmesi gereken bir nokta vardır ki ülkemiz için kaçınılmaz bir değerdir: "türkiye cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir."
"kardeşim ben demokrasiyi işime geldiği sürece severim;
laikliği yeniden tanımlarım;
sosyal devleti yemişim anasını da alsın gitsin, sağlığı da eğitimi de özelleştiririm yandaşlarıma peşkeş çekerim;
hukukunda ebesiyle meşgulüm kişiye özel af çıkarırım, yargı organlarını iplemem, iplemek zorunda kalıncada hedef tahtasına dikerim...vs"
demeye kalkarsanız karşınıza bu ülkenin dinamikleri çıkar işte bu noktada yanlışlarımızda gün yüzüne çıkar.
devletin bu özelliklerini koruyacak dinamiklerin içinde son sırada gelmesi gerekenlerden birisi ordudur. kanun koyucular, kanun uygalayıcılar, sivil toplum kuruluşları, partiler ve atatürk'ün herzaman üstüne basa basa görevlerini yerine getirmesi için uyardığı türk gençliği sallamacılık yaparsa, mızıkçılık edip er meydanına çıkmak yerine başka mecralara akarsa ordu "ben burdayım der" yazık da olur ordunun yöntemleri doğal olarak hiçte iç açıcı değildir ve üstüne zor zamanlarda bize lazım olacak ordumuz yıpranmış olur, prestij kaybeder.
bunların ışığında "28 şubat tekrar hoşgeldin"; tepkisini adam gibi koyup, seçilmişlere "oy"u niçin verdiğini bilen, verdiği "oy"un hesabını isteyen bir türk halkı olduğu sürece, ne kendisini nede benzerleri olan "12 eylül tekrar hoşgeldin", "darbe hoşgeldin" gibileriyle beraber hiç bir zaman kullanmak zorunda olmayacağımız sözcük öbeğidir.
- periyodunun sıklaşmaya başladığını gördüğümüz, yıllar geçse de baş aktörlerin --chp-ordu-milli selamet partisi geleneğinden biraz modifiyeli parti-- değişmediği sürecin eşiğinde olmanın bünyede yarattığı tahribat sonunda açığa çıkan, olmaz olsun coşku
- askeriyenin siyasete bulaştığının hatta yön verdiğinin en güzel örneklerinden olan 28 şubatta yaşananları tekrar görmek isteyenlerin nidalarıdır. anayasamıza bir göz atalım;
madde-2: türkiye cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
bu madde değiştirilemeyecekleri arasındadır.(anayasamızın ilk üç maddesi değiştirilemez ki bazı densizler bi kaç hafta önce bir şeyleri kurcalamak istemiştir ama densizlikleriyle kalmıştır)
şimdi burdan incelemeye başlayalım, altını çizmek istediğimiz kısım demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti. baykalın dünki açıklamalarına baktığımızda "bazı kesimler demokrasinin altında laikliği yok saymaya çalışmaktadır gerekirse laiklik için demokrasiyi yok sayarız" buna benzer bir ifade. bu cümleyi irdeleyelim anayasamızın maddesinin de ışığında. demokrasiyi bu ülkede ne kaldırır askeri darbe...bu olayı ben değil ama benden bi 10 yaş büyükler yaşadı ve gördü tabi balık hafızamızla bunu da unutmadı isek. ülkenin nasıl bilmem kaç yıl geriye düştüğünün en basit göstergesi, hadi halkın yaşadığı acıyı sıkıntıyı bi kenara bıraktık(bu ülkede malum halkın istekleri refahı hep geri plandadır, önemli olan birilerinin istekleri kurgularıdır) demokrasi laiklik ilkesi ile anayasada aynı maddede ve ard arda yer alırken laikliği korumak adına demokrasiyi sen hiçe sayıyorsan birilerinin de demokrasiyi korumak adına lailkiği hiçe sayması çok doğaldır. gelelim 28 şubata ve bugüne. 28 şubatta yaşananları kim askeri darbe olarak nitelendirmez ise ben de onu kör olarak nitelendiririm. hayır erbakana günahımı dahi vermem, ve hatta belki bitim kadar sevmem ama olay tam anlamıyla bir askeri darbedir ve halkın seçtiği bir başbakanın nasıl indirildiğinin en güzel örneğidir. bugun tayyibi de yine bitim kadar sevmemekle birlikte danıştay olayında onu suçlayanlar ve yine bir 28 şubat süreci isteyenlere sormaktayım hani sizler aydındınız sizler halkı aydınlatırdınız. siz aydınsınız, sizlerin bizlerden iyi görmeniz lazım bu olaylar bir 28 şubat süreci ve bir kaos ortamı için bugün yaratılmıştır. demokrasinin kaypaklığından yararlananlar şuan ne kadar onlar gibi görünse de siz de yararlanmaktasınız. bu ülkede laiklik ne kadar vazgeçilmez bir kavram ise demokrasi de bir o kadar vazgeçilmez bir kavramdır. ben askerimin siyasete karıştığı dönemde ülkemin (osmanlı) ne duruma sürüklendiğini gördüm. askeriyenin görevi başa kimin geçeceğini belirlemek değildir. 28 şubat sürecini tekrar yaşamak istemiyorum. ne kadar sevmesem de halkın takdirini ve oyunu almış bu insanların görev süresini doldurmasını ve ardından seçimlerle yine halkın takdir edeceği kişilerin başa geçmesini isterim.çünkü bilirim ki egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. ne askeriyenin ne de dış güçlerin.
- (bkz: ybsg)
|