insanların esen türk ve yunan dostluk rüzgarlarından hareketle dalga geçtikleri sözdür. bazı insanlar da karşıdaki ülkenin daha dün
bölücübaşını saklayan bir ülke olduğunu unutup 'beraber kardeş kardeş yaşayabiliriz' diye feryat figan bağırmasına neden olan sözdür.
senelerce kardeş kardeş yaşamışız, doğru. bu kardeşlik de kendi soydaşları olduğu gerekçesiyle izmir'in işgalinde dibe vurmuş; kral diye başlarına diktikleri adamın bayrağımı çiğnemesiyle son bulmuş; cumhuriyetin ilk yıllarındaki dostluk anlaşmalarıyla bende 'acaba tekrar eski günler gelir mi?' düşüncesini yeşertmiş; kıbrısta yapılan soykırımdan sonra 'sanırım bir daha asla olmayacak, ama inşallah yanılırım.' diye boynumu önüme eğmiş; halen çeşitli şekilllerde yaptıkları çirkefliklerle, it dalaşı ayağına uçağımızı düşürmelerle, kendi harp okullarında türk bayrağına misafir türk öğrencilerini tahrik etmek amacıyla saldırı yapmalarla, askeri birliklerimiz hakkında bilgi toplamak amacıyla ajan yollamalarla; her türlü
teröriste yardım etmelerle son düşümcemi hep haklı çıkarmıştır.
kusura ba
kmayın ama ülkeme bu kadar düşmanca davranan bir ülkeyle ben sıcak olamam; her durumda mesafeli davranırım. ya bu davranışlar uluslararası ilişkilerde 'o kadar da olur canııım' denilip geçilecek şeyler ya da ben uluslararası ilişkilerden anlamıyorum. ben dedemlerin
dumlupınar'dan
izmir'e kadar yayan kimi kovaladıklarını unutmadım, kovaladıkları delikanlıları oraya yollayan zihniyetin değiştiğine inanmıyorum. bu düşünceme
düşmanlık diyemezsiniz çünkü ben
meşru müdafa hakkımı kullanıyorum. yaptıklarından çıkardığım sonuç: düşmanlığı yapan onlar; yine 87 yıl öncesi gibi zor duruma düşsek yine izmir'e gelirler.