belki ilginizi çeker
  1. · ergenekon örgütü ile masaya oturmak
gündem
  1. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  2. · ezel
  3. · prison brake
  4. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  5. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  6. · öğretmenler günü
  7. · kar yağarken hissedilen duygular
  8. · gelmiş geçmiş en karizmatik oyun karakterleri
  9. · emin misin değil misin

24 mayıs 1993  

  1. 14 yıl aradan sonra katledilen vatan evlatları için katledildikleri yere nihayet bir anıt dikilmiştir. ama ne acı değilmi tam 14 yıl sonra…
    yolu bingöl’e düşenlerin bu anıta uğramaları dileğiyle..

    "unutulmak ne kadar acıysa hatırlanmak o kadar güzeldir"…

    isimlerini de yazmak lazım bu aslanların. ruhları şad olsun. yakınlarına allah sabırlar versin.


    ibrahim erten (konya)

    mustafa yılmaz (konya)

    erkan kaçan(konya)

    mevlüt özkan (konya)

    hilmi şahin (konya)

    ali arar (konya)

    ilyas uyar(konya)

    hüseyin çelik (denizli)

    ahmet apak (denizli)

    ercan çobanoğlu (denizli)

    mustafa koçanoğlu (denizli)

    baki umutlu (denizli)

    şeref tay (denizli)

    mehmet öztürk (denizli)

    hasan gültutan (hatay)

    mehmet tura (adana)

    şenol cansız (samsun)

    cavit yaman (samsun)

    nihat odabaşı (kastamonu)

    ramazan akkaya (kastamonu)

    uğur bozacı (istanbul)

    ünal kalafat (istanbul)

    ahmet aran (manisa)

    haydar aslan (trabzon)

    murat elibol (çanakkale)

    aydın kuzey (çanakkale)

    adem zongur (kırıkkale)

    musa sarıgöz (osmaniye)

    murat menteş (bolu)

    hikmet özdemir (malatya)

    abdullah kara (antalya)

    birol irfan askar (afyonkarahisar)

    selahattin aysan (ısparta)
    (beybabacan, 20.07.2007 01:59 ~ 02:00)
  2. elazığ-bingöl karayolu bilaloğlu mevkiinde hain pusucuların, bebek katillerinin acımazsızca gerçekleştirdikleri katliamdır.
    33 vatan evladının şehit olduğu 14 yıl önceki katliamdan sağ kurtulan üç asker, yaşadıklarını anlattı.

    malatya’dan iki sivil midibüse biniyorlar. hepsi sivil giysili, üniforma ve postalları çantalarında. hiçbirinde silah yok, kendilerine refakat eden tek bir askeri personel de. saat 18.00. bingöl’e 10 kilometre var. dağlık, dar bir yol. birden silah sesleri yankılanıyor. ilk virajı geçtiklerinde, 50 pkk’lının karşı yönden gelen bingöl tur’a ait bir otobüsü durdurup, çoğunluğu terhis olmuş ya da dağıtıma giden sivil erlerden oluşan 50 yolcuyu esir aldığını görüyorlar. şoföre bağırırlar; ‘geri dön!’ şoför oralı olmaz. zaten 4 saatlik yolda 3 mola vermiş... otobüsün kapısını, ‘orada ben yoktum’ diyen şemdin sakık, o zamanki adıyla ‘parmaksız zeki’ açıyor.

    osman partalanlatıyor

    trabzonluyum. iki midibüsteki toplam 50 askerden biriydim. van-özalp’taki birliğime gidiyordum. yol boyunca gereksiz molalar veren şoför bir ara lastik patladığını söyleyip durdu. lastiğin patlamadığını, krikoya dokunmadığını gördüm. aksın altına girdiğinde birileriyle konuşma yaptığını duydum. galiba telsizle konuşuyordu. şemdin sakık, ‘eylem planlanırken buradan askerlerin geleceğini bilmiyorduk’ diyor. yalan söylüyor. çünkü ilk otobüsün en ön koltuğunda oturuyordum. yolumuzu kestiklerinde şoförün kapısını bizzat sakık açtı. toprak rengi üniforması vardı üzerinde, aynı renk kasketi ters takmıştı. omzundaki tüfeğin namlusu yere bakıyordu. şoföre, diğer otobüsün nerede olduğunu sordu. ‘arkada, geliyor’ cevabını aldı. iki dakika sonra diğer otobüs düştü pusuya. yani bizi bekliyorlardı.

    doğulu - batılı diye ayırdılar

    geceyarısına kadar teröristlerle yürüdük. mola verildiğinde niçin kaçırdıklarını, amaçlarını sorduk. ‘tc ateşkes ilan edince, iki gün içinde sizi serbest bırakacağız’ dediler. saat 01.00 sularıydı. sakık’ın talimatıyla tek sıra olduk. şemdin sakık nereli olduğumuzu sorup, doğulu - batılı diye bizi iki gruba ayırdı. sakık, doğulu olmayan benim de içinde olduğum 34 kişinin eğitim kampına götürülmesini söyledi. dağda koşar adım yürümeye başladık. bize eşlik eden teröristler sürekli değişiyordu. toplam 300 kişiydiler. bir köye gittik. kapısını çaldıkları evlerden başka teröristler çıkıp gruba katıldı. kimi terörist evlere gidip istirahat etti. bir ahıra soktular bizi öldürmek için. sonra vazgeçtiler. tekrar yürümeye başladık. sabahı göremeyeceğimi düşünüyordum. yıldızlara son kez bakıp annemi, babamı, köyümü düşündüm. bir ırmaktan geçerken su içtik. dağ yoluna çıktık. davranışları sertleşti. durdurdular. saat 03.00 sıralarıydı. yolun kenarına dizilmemizi istediler. kolkola girip sıklaşmamızı istediler. yanımdaki arkadaşıma ‘devrem bizi vuracaklar’ dedim.

    devremi ölü görünce bayıldım

    tir tir titriyordum. kalaşnikof, bixi ve kanvasların emniyetlerini açtılar. sonumuzun geldiğini anladım, kelimeyi şahadet getirip kendimi yere attım. taramaya başladılar. dizime bir mermi isabet etti. vurulanlar üzerime düşüyordu. kafamı koruyordum. hepimizin öldüğünden emin olmak için yüzlerce mermi yağdırdılar. gittiklerini, seslerin uzaklaşmasından anladım. altı yedi arkadaşım sağdı henüz. diğerleri paramparçaydı. can çekişenler, hırıldayanlar, ağlayanlar, inleyenler... su istiyorlardı. ‘anne, anne’ diye bağırıyorlardı. öldüğümü zannediyordum. kendimi çimdikledim, ölmemişim. devremi beyni parçalanmış görünce bayılmışım.

    bizi yan yana dizip 1570 mermi sıktılar

    ayılınca şehit arkadaşlarımı sırt üstü çevirdim. dokunduğum her uzuv elimde kalıyordu. beyin, ayak... yardım aramak için yukarı doğru koşmaya çalıştım. kan kaybediyordum. asfalta çıktım, bir kamyonla yakındaki elmalı karakolu’na gittim. olanları anlattığımda dinleyen jandarmalar ağlamaya başladı. helikopter, tanklar geldi. şehitleri aldık. olay yerinde 1570 mermi kovanı bulundu. yani silahsız erlerin herbiri için 50 mermi kullanmışlardı...

    kaynak:
    (bkz: http://webarsiv.hurriyet.com.tr/...)
    (beybabacan, 20.07.2007 02:04 ~ 02:25)
  3. ülkemizin 90'lı yıllarının terör gölgesinde geçmesine sebep olan en önemli olaylardan. ayrıntılarını yukarıda ya da 31 ağustos 2005 tarihli hürriyet gazetesinde okuyabilrsiniz. ben bugün çok başka ama çok da tanıdık gelen bir konuya değinmek istiyorum. bu olay nasıl gerçekleşti? hangi döneme denk geldi ve nasıl bu kadar ihmalkar olundu? önce bugünkü mehmet altan yazısından bir bölüm:
    25 mayıs 1993... bakanlar kurulu ilk kez gerçek bir af için toplandı. o gün derin devlet pkk’ya sahte bilgi verip 33 erin öldürülmesini sağladı. 17 yıl geçti bir daha çözüme hiç bu kadar yaklaşılmadı. 12 haziran tarihli gazetelerde bingöl emniyet müdürlüğü’nün ‘gizli’ bir istihbarat raporu yer alıyor: ‘12 haziran tarihli gazetelerde yer alan bingöl emniyet müdürlüğü’nün 21 mayıs tarihli ‘gizli’ istihbarat raporu ‘gerçek ve ağır bir ihmalin’ olduğunu belgeledi.
    bingöl-elazığ karayolunun kesileceği olaydan 3 gün önce haber alınmış ve emniyet genel müdürlüğü’ne, genelkurmay’a, milli güvenlik kurulu’na, başbakanlık’a, içişleri’ne, milli istihbarat’a ve jandarma’ya bildirilmişti. ancak bu hiç bir işe yaramadı. önceden öğrenildiği gibi pkk 24 mayıs günü bingöl-elazığ yolunu kesti. ve kente 20 kilometre mesafede korumasız 33 gencecik erimizi ve 5 vatandaşımızı kurşuna dizdi.’
    evet ya işte böyle dostlar. ben şimdi yüzde yüz eminin yazarı mehmet altan olduğu için hemen ikinci cumhuriyetçi, sorosçu falana lafları arka arkaya gelecektir. ama ulan görün işte rapor emniyete ait. artı o dönem emniyet fettullahçı kadroların elinde değil.
    lütfen artık bu savaşın kirli olduğunu, bu kire hemen herkesin bulaştığını görelim. bu işi sorosçu, mandacı, ciacı bilmemneci, yandaş medya, taraftar falan diyerek kapatamayız. ergenekona heryerekon falan diyerek bir yere ulaşamayız. o dönemde elinde güç olan, iktidarda olan herkesi kulağından tutup makheme önüne çıkarmadan, yarrgılamadan bir yere varamayız. ama ben ne diyorum ya? daha sıradan insanları bile inandıramıyorsun gereçeklere. tabi kolay değil acıtıyor ama yeter artık ya...
    (panait ıstrati, 30.10.2008 11:44)
  4. bu tarih hakkında yorum yaparken bazı şeyler hakkında bilgi sahibi olmak, üstelik bazı basın organlarının çıktılarını da "ilahi kitap" niteliğinde kesin bilgi olarak görmemek gerekiyor.

    bingöl katliamı unutulamaz. pkk'nın o dönemden önce ateşkes istemesinin sebebi, ellerinde yeterince kadar silah ve cephane olmasına rağmen[malumdur bunlar amerikan kucağına oturmayı çok severler, körfez savaşı sonrası pkk'nın hızla büyümesinin sebebi nasıl açıklanır, bilemiyorum] elinde yeterli eleman olmamasıdır. pkk bu ateşkes dönemi ile toparlanma sürecine girmiştir.

    terör örgütüne güven olmaz, tabii ki ilk fırsatta bunu yapacaklardı. pkk genel itibari ile ilkbahar ve yaz aylarında eylem yapmayı, kışın ise sığınak ve mağaralarda eğitim vererek geçirmeyi planlar. bunu da geçtim, örgütün ikinci en büyük adamı şemdin sakık'ın bu eylemde komuta görevini üstlenmesi de işin jitem'den ziyade pkk'nın kontrolünde olduğunu gösterir. pkk bu eylem ile ateşkesi bozarak serhildan stratejisine geçmiştir. ellerinde patlamıştır stratejilerinin çoğu o ayrı.
    (dünyayı kurtaran adam, 03.12.2008 21:11 ~ 21:15)
  5. bu tarihte gerçekleşen bingöl katliamı ile ilgili yeni bilgiler ortaya koydu taraf geçtiğimiz günlerde.

    24 mayıs 1993'te gerçekleşen bingöl katliamından 4 gün önceki tarihli ve birinci dereceden teyitli istihbarat raporunda pkk'nın elazığ-bingöl karayolunu keseceği bilgisi yer alıyor. bingöl emniyet müdürlüğü istihbarat şubesi, 93/123 sayılı istihbaratı, emniyet genel müdürlüğü’ne, il jandarma komutanlığı’na, güvenlik komutanlığı’na bildirmiş. aynı gün başbakanlık, genelkurmay başkanlığı, mit müsteşarlığı ve jandarma genel komutanlığı’na da yazının birer kopyası ulaştırılmış:

    “elazığ’ın palu ilçesindeki 300 kişilik pkk grubundan ayrılan 150 kişilik bir gurubun bingöl bölgesine geldiği ve aynı grubun birkaç gün içinde bingöl-elazığ karayolunu kesip eylem yapacağı, bingöl il merkezi ile kendilerine yardımcı olmayan bazı köylere eylemde bulunacağı bilgisi alınmıştır.”

    daha sonra 21 mayıs 1993 tarih ve isth: 350-54-93/3396 sayılı yazı ve ekindeki haber bildirme formunda da şu bilgiler yer almış:

    "20 mayıs 1993 günü saat 21 sıralarında 60 kişilik bir pkk grubunun bingöl il merkez jandarma bölük komutanlığı’na bağlı kırkağıl köyüne geldiklerini, burada kısa bir propaganda yaptıktan sonra gökçekanat köyü manço deresi mevkii istikametine gittiklerini, duyumun kaynağının güvenilir ve haberin doğru olduğu anlaşılmıştır."

    en son 23 mayıs 1993 tarih ve isth: 3520-208-93-3405 sayılı yazı ekindeki haber bildirim formunda da şunlar yazıyor:

    "son bir haftadan beri pkk’ya mensup silahlı bir grubun çiyarettepe, medertepe, teçirtepe ve ermurtağ deresi’ni takiben kırkağıl köyüne indikleri, son olarak 21.05.1993 günü köylülerden beş çuval ekmek topladıkları, aynı dere istikametini takip ederek nedertepe’de mevzilendikleri, haber kaynağının güvenilir ve haberin doğru olduğu..."

    aslında bu tartışmalar yeni de değil. 12 haziran 1993'te göksel polat imzalı haberde cumhuriyet'te de yer almış bu belgeler. oktay ekşi de 30 ağustos 2005'de hürriyet'teki köşesinde[1] bahsetmiş bundan:

    "(...) en kötüsü de, böyle bir olayın meydana gelebileceğinin bilindiği 12 haziran 1993 tarihli cumhuriyet'te yayınlanan göksel polat imzalı haberde ayrıntılarıyla anlatılmıştı. buna göre bingöl emniyeti'nin istihbarat şubesi 21 mayıs (dikkat edin olaydan 3 gün önce) ‘doğruluğundan emin oldukları bilgi' kaydıyla ve 93/135 sayılı yazıyla aklınıza gelebilecek tüm yetkilileri uyarmış. ayrıca ‘önümüzdeki günlerde bingöl-elazığ karayolunun kesilmesi (...) haber alınmıştır' demiş, ama bu bilgiyi emniyet genel müdürlüğü ancak 24 mayıs günü yani eylemden sadece 9 saat önce öteki makamlara iletme gereğini duymuş."

    bu belgelere baktığımız zaman kimse çıkıp da "biz bu baskının yapılacağını bilmiyorduk" diyemez. tıpkı aktütün'de, tıpkı dağlıca'da[2] olduğu gibi, bingöl katliamında da yine dikkate alınmayan istihbarat raporları, güvenliği sağlanmayan, bilerek ölüme gönderilen askerler mevcuttur. bu durumu taraf'ın iddia etmesi, söz konusu belgelerin varlığını ortadan kaldırmaz.

    öte yandan, şunu da söylemek lazım. taraf'ın ilgili haberlerinde ve ahmet altan'ın köşe yazısında yazdığı gibi, bu saldırının olmasına izin verilmesinde "mgk'dan af kararı alınmıştı. derin devlet bu saldırıyı gerçekleştirerek af kararının alınmasını ve barışın tesis edilmesini engellemeye çalıştı. eğer af kararı çıksaydı, çatışmalar duracak, terör sona erecek, şimdi barış içinde yaşayacaktık." görüşü doğru değildir.

    zira mgk'nın söz konusu bildirisinde geçen “eylemlere katılmış ama kan dökmemiş pkk’lılar teslim olursa haklarında hiçbir kovuşturma açılmamalı. ötekiler için de bu anlayış çerçevesinde gerekli düzenlemeler yapılmalı.” şeklinde af düzenlemesi zaten bingöl katliamından yaklaşık 1 ay sonra 11 haziran 1993'te bakanlar kurulu'nun çıkardığı 493 sayılı kanun hükmünde kararname ile hayata geçirilmişti. ki bu durumu taraf kendi haberinin son kısmında da dile getirmiş.[3] hatta aynı düzenleme şimdi de yürürlüktedir. örgüte katılmış ama kan dökmemiş örgüt üyeleri af kapsamındadır ve haklarında suçlama yapılmaz.

    taraf 1 doğru söylerken, 1 tane de yanlış söylüyor. evet, türk silahlı kuvvetleri ve devletin ilgili birimleri bingöl katliamı'nın olacağını önceden bilmekteydi. buna rağmen askerler herhangi bir güvenlik sağlanmadan, eskort oluşturulmadan, silahsız bir şekilde bilerek ölüme gönderildi. ama bunun söz konusu af bildirisiyle herhangi bir bağı yoktu. eğer bunu engellemek için bu saldırı yapılmış olsa idi, 1 ay sonra bakanlar kurulu af düzenlemesini hayata geçirmezdi.

    [1] http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/...
    [2] http://www.zaman.com.tr/...
    [3] http://www.taraf.com.tr/...
    (strateji, 03.12.2008 22:24)
  6. saçma sapan bir savaşın içinde, saçma sapan yöntemlerle, kocaman bir saçmalık uğruna 14 kişinin can verdiği gündür. suçsuz günahsız oldukları, bu savaşı onların başlatmadığı, yok yere hayatlarını kaybettikleri muhakkak. ama "aslan parçası vatan evlatları" gibi söylemlerle sanki savaşın birer neferleriymiş gibi göstermek onları bu savaşın içine sokmak, bu savaştan beslenenlerin ekmeğine yağ sürmektir. zaten amacı halkı sokağa dökmek, milyonları hakkında konuşturtmak olan güç sahibi kişilerin ya da grupların canlarına kıydıkları zavallılarla ilgili "onlardan birileri" demelerine sebebiyet verir.

    onlar vatan kurtaran aslan mehmetçik değil. onlar annelerinin evlatları...
    (wfnietzsche, 09.04.2009 23:28)
  7. pkk'nın dolayısıyla tüm yetkiyi elinde bulunduran kişi olarak şemdin sakık'ın dağdan inip "bu banka bugün açılmayacak" dediği ve o bankanın o gün açılmadığı, güneydoğuda bir insan evladının ya da gücün pkk'ya "hayırdır birader" diyemediği, pkk'nın istediği kişiden istediğini aldığı tarihtir. 89'dan 94'e kadar böyle olmuştur.
    (wfnietzsche, 09.04.2009 23:32)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil