bu tarihte gerçekleşen bingöl katliamı ile ilgili yeni bilgiler ortaya koydu taraf geçtiğimiz günlerde.
24 mayıs 1993'te gerçekleşen bingöl katliamından 4 gün önceki tarihli ve birinci dereceden teyitli istihbarat raporunda pkk'nın elazığ-bingöl karayolunu keseceği bilgisi yer alıyor. bingöl emniyet müdürlüğü istihbarat şubesi, 93/123 sayılı istihbaratı, emniyet genel müdürlüğü’ne, il jandarma komutanlığı’na, güvenlik komutanlığı’na bildirmiş. aynı gün başbakanlık, genelkurmay başkanlığı, mit müsteşarlığı ve jandarma genel komutanlığı’na da yazının birer kopyası ulaştırılmış:
“elazığ’ın palu ilçesindeki 300 kişilik pkk grubundan ayrılan 150 kişilik bir gurubun bingöl bölgesine geldiği ve aynı grubun birkaç gün içinde bingöl-elazığ karayolunu kesip eylem yapacağı, bingöl il merkezi ile kendilerine yardımcı olmayan bazı köylere eylemde bulunacağı bilgisi alınmıştır.”
daha sonra 21 mayıs 1993 tarih ve isth: 350-54-93/3396 sayılı yazı ve ekindeki haber bildirme formunda da şu bilgiler yer almış:
"20 mayıs 1993 günü saat 21 sıralarında 60 kişilik bir pkk grubunun bingöl il merkez jandarma bölük komutanlığı’na bağlı kırkağıl köyüne geldiklerini, burada kısa bir propaganda yaptıktan sonra gökçekanat köyü manço deresi mevkii istikametine gittiklerini, duyumun kaynağının güvenilir ve haberin doğru olduğu anlaşılmıştır."
en son 23 mayıs 1993 tarih ve isth: 3520-208-93-3405 sayılı yazı ekindeki haber bildirim formunda da şunlar yazıyor:
"son bir haftadan beri pkk’ya mensup silahlı bir grubun çiyarettepe, medertepe, teçirtepe ve ermurtağ deresi’ni takiben kırkağıl köyüne indikleri, son olarak 21.05.1993 günü köylülerden beş çuval ekmek topladıkları, aynı dere istikametini takip ederek nedertepe’de mevzilendikleri, haber kaynağının güvenilir ve haberin doğru olduğu..."
aslında bu tartışmalar yeni de değil. 12 haziran 1993'te göksel polat imzalı haberde cumhuriyet'te de yer almış bu belgeler. oktay ekşi de 30 ağustos 2005'de hürriyet'teki köşesinde[1] bahsetmiş bundan:
"(...) en kötüsü de, böyle bir olayın meydana gelebileceğinin bilindiği 12 haziran 1993 tarihli cumhuriyet'te yayınlanan göksel polat imzalı haberde ayrıntılarıyla anlatılmıştı. buna göre bingöl emniyeti'nin istihbarat şubesi 21 mayıs (dikkat edin olaydan 3 gün önce) ‘doğruluğundan emin oldukları bilgi' kaydıyla ve 93/135 sayılı yazıyla aklınıza gelebilecek tüm yetkilileri uyarmış. ayrıca ‘önümüzdeki günlerde bingöl-elazığ karayolunun kesilmesi (...) haber alınmıştır' demiş, ama bu bilgiyi emniyet genel müdürlüğü ancak 24 mayıs günü yani eylemden sadece 9 saat önce öteki makamlara iletme gereğini duymuş."
bu belgelere baktığımız zaman kimse çıkıp da "biz bu baskının yapılacağını bilmiyorduk" diyemez. tıpkı aktütün'de, tıpkı dağlıca'da[2] olduğu gibi, bingöl katliamında da yine dikkate alınmayan istihbarat raporları, güvenliği sağlanmayan, bilerek ölüme gönderilen askerler mevcuttur. bu durumu taraf'ın iddia etmesi, söz konusu belgelerin varlığını ortadan kaldırmaz.
öte yandan, şunu da söylemek lazım. taraf'ın ilgili haberlerinde ve ahmet altan'ın köşe yazısında yazdığı gibi, bu saldırının olmasına izin verilmesinde "mgk'dan af kararı alınmıştı. derin devlet bu saldırıyı gerçekleştirerek af kararının alınmasını ve barışın tesis edilmesini engellemeye çalıştı. eğer af kararı çıksaydı, çatışmalar duracak, terör sona erecek, şimdi barış içinde yaşayacaktık." görüşü doğru değildir.
zira mgk'nın söz konusu bildirisinde geçen “eylemlere katılmış ama kan dökmemiş pkk’lılar teslim olursa haklarında hiçbir kovuşturma açılmamalı. ötekiler için de bu anlayış çerçevesinde gerekli düzenlemeler yapılmalı.” şeklinde af düzenlemesi zaten bingöl katliamından yaklaşık 1 ay sonra 11 haziran 1993'te bakanlar kurulu'nun çıkardığı 493 sayılı kanun hükmünde kararname ile hayata geçirilmişti. ki bu durumu taraf kendi haberinin son kısmında da dile getirmiş.[3] hatta aynı düzenleme şimdi de yürürlüktedir. örgüte katılmış ama kan dökmemiş örgüt üyeleri af kapsamındadır ve haklarında suçlama yapılmaz.
taraf 1 doğru söylerken, 1 tane de yanlış söylüyor. evet, türk silahlı kuvvetleri ve devletin ilgili birimleri bingöl katliamı'nın olacağını önceden bilmekteydi. buna rağmen askerler herhangi bir güvenlik sağlanmadan, eskort oluşturulmadan, silahsız bir şekilde bilerek ölüme gönderildi. ama bunun söz konusu af bildirisiyle herhangi bir bağı yoktu. eğer bunu engellemek için bu saldırı yapılmış olsa idi, 1 ay sonra bakanlar kurulu af düzenlemesini hayata geçirmezdi.
[1]
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/...
[2]
http://www.zaman.com.tr/...
[3]
http://www.taraf.com.tr/...