fethiyeden kalkarak ankaraya yol alan, içinde bulunduğum kamil koç otobüsünün yaptığı kazadır. şu anda kafamda 17, alnımda 4, kollarımda 2'şer dikişle bu yazıyı yazmaktayım. ayrıca belimi feci bir şekilde incittim. neyse olayı başından anlatayım;
aştiye varmamıza yaklaşık bir saat kalmıştı. hafif bir uyku uyumaktaydım ve arada kalkıp saate bakıyordum. son baktığımda 06:18 idi. polatlıyı geçmiş devam ediyorduk, bende uyuklamaya devam ettim. ani frenle önümdeki koltuğa yapıştım ve uyandım. şoför fren yapmayı bıraktı ve direksiyonu sağa doğru kırmış olmalı ki sağa doğru sallanarak ve zıplayarak gitmeye başladık. önden bir iki kişinin şaşkınlıkla bağırdığını hatırlıyorum. kaza yaptığımızı anlamıştım ancak durmuyorduk. otobüsün sol tarafında, koridor kısmındaki 26 numaralı koltuğumdan önümüzdeki çukur dışında pek ayrıntı seçemiyordum.her şey çok hızlı gelişti. sallanarak giderken bir anda otobüs sağ tarafa devrilerek ters döndü. koridora uçtum, arkamdan da koltuğum üzerime uçtu. neremi nereye vurduğumu hiç hatırlamıyorum, bir an orda oturuyordum, bir an sonra yerde inliyordum. kendi inlememi bile geç farkettim. engellemeye çalıştıysam da engelleyemedim. sonra ne oldu bilmiyorum. bayılmış olmalıyım. uyandığımda sıkışmıştım, hiç bir şey göremiyordum ve ne olduğunu bile hatırlamıyordum! bir an panik beni ele geçirdi ve deli gibi ne olduğunu düşünmeye başladım. bu anı kelimelere dökmem imkansız. gözlerim açık ama önümü göremiyorum, zihnimde kare kare kaza sırasının fotoğrafları geçiyor. sonra kaza yaptığımızı hatırladım ve nerde olduğumu farkettim. ağzımdaki toprağı tükürdüm. buraları tam olarak hatırlayamıyorum. otobüsün içerisi hakkında hiçbir görüntü yok kafamda. camlar patlamıştı ancak ne zaman patladığı hakkında bir fikrim yok. hatırlamasam da camdan çıkmış olmalıyım diye düşünüyorum. çünkü çıkacak başka yer yoktu. çıktığımda otobüs etrafında kimse yoktu, veya ben göremedim. anlamalısınız, o sırada odaklanmadığım hiçbir şeyden emin değilim. şok içindeydim, elim ayağım titriyordu. otobüs tamamen ters dönmüştü ve bir sessizlik hakimdi. koluma girmiş bir cam parçası farkettim ve birisi çıkarmamamı söyledi. çıkarttım. şimdi farkediyorum ki kimse çıkartma dememiş, ben çıkartmıyım fışkırır diye düşünmüşüm.
yukarıda arabalar durmuş,içindeki insanlar dışarı çıkmış bizi izliyordu. ambulansa haber verdim diye bir ses duydum. ilk yardım var mı diye bağırdım, kafam kanıyor. zor hareket ediyordum ancak şokun etkisi biraz geçmişti. yukarıda bir kızın elinde su gördüm ve o tarafa sendeleyerek gittim. orada düşseydim bir daha kalkabileceğimden emin değilim. son yokuşu kızın elinin yardımıyla çıkabildim. eli ayağı titriyordu, çok korkmuştu.ilginç olan bende hiç korku olmamasıydı. benim yaşlarımdaydı ve muhtemelen kafamın kanla kaplı olmasından korkmuştu. suyu içtim ve peçete istedim. kafama peçeteyi koyup ambulansı bekledim. o sırada otobüs tarafına baktığımdan emin olsam da hiç bir şey hatırlamıyorum. buradan o kıza müteşekkir olduğumu söylemek istiyorum, onun korkusu benim şoktan iyice kurtulmamı sağlamıştı. sabahın erken saati olduğu için üzerimdeki tişörtle tir tir titriyordum.bavulumu alıp gidesim geldi bir an ama aşağı inmedim tekrar.
telefonumu çıkartıp saate baktım;06:39. annemi aradım; otobüs kaza yaptı ama ben iyiyim dedim, gönlünü biraz rahat ettirip kapattım. ardından ambulansların geldiğini farkettim. kimse benimle ilgilenmedi, bende en arkadaki ambulansa giderek oradaki hoş hemşireye kafam kanıyor dedim. ambulansta bir koltuğa oturttu, üşüdüğümü farkedip beyaz bir battaniye verdi. biraz bekledikten sonra ambulansa iki kişi daha bindi ve atatürk hastanesi acile gittik.
acile vardık; 07:15. kapıda bıraktılar bizi, gelip yardım eden de yoktu. zor bela yürüyerek içeri girdim, kaza yaptık dedim. gideceğim yeri gösterdi, yürüyerek gidip yattım. şaka gibi. annem aile dostumuzu aramış, ben acile geldikten biraz sonra geldi. onun da çok yardımı oldu saolsun. sonrası ultrason tomografi falan filan. yaklaşık 3 saat benden daha ağır yaralılara bakılmasını bekledim. kafam kanayarak.
asistan doktor yücel geldi sonra. seni dikicem dedi, iyi dedim. camın girdiği kolumu temizledi, iğne yapıyım mı dedi, yok dedim. hep merak etmiştim dikiş dikilirken ne kadar acıdığını filmlerden. hem altı üstü iki dikişti. düşündüğüm gibi çok acımadı ve diğer koluma da iki dikiş attı. sonra sıra kafama geldi. yaramın etrafındaki saçımı keserken ve temizlerken gerçek acıyı tattım. iğne istiyorum dedim. iğne yaparken yaklaşık 10 dikiş atacağını ve kafatasımın gözüktüğünü söyledi. ikinci iğneyi yaptırdım. zımbayla kafama 17 dikiş attı. alnıma da 4 dikiş. belimde ciddi bir sorun yokmuş ancak en çok acıyan yerim belimdi. şu anda hala otururken ağrıyor, hareket edince acıyor.
şoförün uyuduğunu, son anda öndeki arabaya çarpacağını farkedip, fren yapıp direksiyonu sağa kırdığını düşünüyorum.sonra ayağını niye frenden çekti bilemiyorum. hızlı da gitmiyordu, 80-100 arası bir şey olması lazım. dümdüz bir yol orası bilen bilir. başkent üniversitesinin karşısıymış. jandarma uzman çavuş geldi ifademizi aldı, şikayet dilekçemizi yazdı. belki de önde araba falan yoktu, adam uyuduğunun farkına varıp paniklemiş de olabilir.
benimle birlikte hastaneye gelen kel abi erken taburcu oldu, belinde küçük bir sorun varmış sanırım. diğeri benim gibi öğrenciydi, kolu kırılmıştı. umarım çabuk iyileşir. insan böyle durumlarda hayatın ne kadar ucuz olduğunu anlıyor; 50 milyon. otobüs bileti. hayatınızı emanet ettiğiniz otobüsün ücreti.
bir de bavulumdaki 35 lik uzoya üzülüyorum. muhtemelen kırılmıştır, jandarmadan alıcakmışız bir ara bavulu.
aynaya baktığımda kafam tamamen sarılı olduğu için kendimi takke takmış bir imama benzetiyorum. ironik. ilk vaazımı da vereyim o zaman; kamil koça binmeyin, hayatınızın değerini bilin, derin bir nefes alıp ciğerlerinizin havayla dolu olmasından mutluluk duyun.
eski sevgilim aradı şimdi, televizyonda ismim geçiyormuş yaralı diye. ağlamak üzereydi kızcağız iyiyim dedim sakin ol sadece kafam kırıldı. değer verilmek güzel.
geçmiş olsun dilekleriniz için şimdiden teşekkürler.
buna benzer bir olayın kaza ile sonuçlanmayanını mersin-ankara arası yaşamıştım bir sefer. gerçekten insan panikten boş boş bakıyor.
çok geçmiş olsun alkin sana. acil şifalar diliyorum.
en güvensiz ulaşım yolu olan karayolu üzerinde gerçekleşmiş bir kaza. gece yolculuğuna mukabil gerçekleştiği için riskin daha da yüksek olduğunu hatırlatmak lazım. şaşırmadım, fakat bu olaydan ne gibi ders çıkarabilir gerek kamil koç gerek diğer insanlar bilemiyorum. şunu da demeden geçemeyeceğim, otobüste emniyet kemeri taktığım zaman bana uzaylıymışım gibi bakan insancıklara da buradan bir selam etmek gerekli diye düşünüyorum.
bazılarının hem bavullarında gavur alkollü içkisi taşıyıp hem de neden olduğunu anlayamadıkları kazadır. özenti gençliğin 35'lik uzoyla alem yapma ve kendini kaybetme hayalleri suya düşmüş olduğu için sağlıklı düşünememişler tabi. bunlar değil mi içip içip zina yapan, kendini kaybedip insanlığını unutan, kendini sahipsiz ve hesap vermeyecek zanneden? siz değil misiniz yaratan rabbiniz sizi görmez ve sizi cezalandırmaz diye kendini kandıran, dünyevi eğlencelere kendini kaptırıp egosuna yenilen?