1. odtü kkm salonunda yapılması planlanan abbas güçlü ile genç bakış programının konukları arasında tuğrul türkeş olunca ortalık feci şekilde karışmıs. olaylar gecenin şu saati itibariyle de devam etmektedir. ve gece 03:00 civarı yurtlar bölgesinden 10 el silah sesi duyulmuş. odtü'nün a4 kapısı çıkışında jandarma 100 kadar öğrenciyi yaklaşık 1 saattir alıkoyuyormuş. gazeteodtülü'de haber söyle verilmiş:

    "abbas güçlü odtü'yü karıştırdı

    tunceli bağımsız milletvekili kamer genç, akp eski balıkesir milletvekili turhan çömez ve mhp ankara milletvekili tuğrul türkeş’in konuk olarak katıldığı “genç bakış” programı odtü’de kargaşaya neden oldu.

    katılan konuklar arasında mhp milletvekili tuğrul türkeş’in bulunması odtü öğrencileri tarafından protesto edilmek istenince birtakım olaylar yaşandı.

    en az 3 öğrencinin gözaltına alındığı öğrenilen olaylar ertesinde salona izleyici alınmazken abbas güçlü programı 15 dakika gibi kısa bir sürede sonlandırmak zorunda kaldı."


    habere yazılan yorumlar da okumaya değer.

    kaynak: http://www.gazeteodtulu.com/...
  2. iki farklı boyutu vardır.

    birincisi tarihi boyunca her zaman türkiye solunun üniversite ayağı olagelmiş, dolayısıyla faşizm konusundaki aşırı duyarlılığı önceden bilinen odtü gibi bir okula tuğrul türkeş gibi bir adam getiriliyor. daha reklam jeneriklerini izlerken bile neler olabileceğini tahmin ediyordum. sanki akabinde oluşacak kimyasal tepkimeler merakla beklenir gibi. sanki "rating olsun çamurdan olsun" der gibi. hadi söyleyelim sanki "provokasyon olsun gönüller coşsun" der gibi.

    hadi onlar bir densizlik edip getirdiler diyelim. ey odtü'lü arkadaşlar bu ülkenin aydın insanları olarak bu tavırlar size yakıştı mı? memleketin en prestijli üniversitelerinden birinde eğitim görmektesiniz. sizin fikirlerinizi paylaşmayan insanlar her zaman olacak bu memlekette. yarın öbür gün mezun olduktan sonra sokaklarda da faşist avına mı çıkacaksınız? böyle davranırsanız kınadığınız ve faşist dediğiniz o adamlardan ne farkınız kalır?

    bu tahammülsüzlük yakışmadı size.
  3. marksistlerin, sosyalistlerin yine ortalığı karıştırdığı olaydır.
    her yerde ülkücüleri öcü gibi göstermek isteyenler önce aynaya baksın.

    not: işbu giri "ülkücülerin ortalığı karıştırdığı olaylardır" içeriğine sahip bir propaganda girisine cevaben yazılmıştır. mevzu bahis giri ise ölmüş.
  4. abbas güçlü'nün ne kadar demokratik bir program sunucusu olduğu herkes tarafından bilinmekte kanımca. tuğrul türkeş gibi bir adam orda otururken, söz almak isteyen kaç kişi söz alabilecekti? hadi söz alabildiler diyelim, kaç tanesinin sorusu sonuna kadar dinlenecek ve cevap verilecekti? pek bir olumsuz görünmekte bu soruların cevapları.

    ortalığın karışmasından da bu kadar korkmamak lazım, süt dökmüş kedi gibi oturdukça düzen istediği gibi akıyor. öyle ki, türkeş gibi bir adamı odtü'de ağırlamayı planlıyorlar. kanımca burada tahammülsüzlükten çok, programın akışının abbas güçlü'nün elinde oldukça nasıl olacağına bırakmadan yaraşır bir kapanış yapmasına vesile olmuşlar. daha ne olsun?
  5. tuğrul türkeş yanlısı ülkücülerin daha program başlamadan ortalığı karıştırarak başlattığı olaylardır. söz konusu kişiler solcu bir genci döverek burnunu kırdılar. daha sonra olayın duyulmasıyla birlikte ülkücü öğrenciler programın yapılacağı binaya, jandarma koruması altına alındılar. o saatten sonra programın yapılması büyük hata olurdu zaten. burada en büyük suç odtü solunun bu davranışları söz konusu ülkücülerin yanına bırakacağını düşünen, tuğrul türkeş gibi bir adamı odtü'ye getirerek provokasyonun kralını yapan abbas güçlü'nün dür. marksistlere, sosyalistlere bilmeden etmeden laf atanlar iki kez düşünsünler, zira bu davranış gazi'de ülkücülere karşı yapılmış olsaydı bugün programın yapıldığı bina yerinde bir kül yığını duruyor olurdu.
  6. girizgah:

    odtü, devrimci bir üniversite değildir. geçmişe gönderme yaparak odtü'nün devrimci olduğunu savlamak en hafifinden naifliktir. bugün odtü'nün siyasal duruşu genel olarak chp çizgisindedir ama öğrenci profiline bakarsanız çok ciddi bir cemaatle karşılaşırsınız. bu konuda çalışan odtülü hocalar var. iktisat bölümü'nde erol çakmak var mesela. uzun yıllardır iktisat bölümüne gelen öğrenci profilleri üzerine anketler yapıyor. çarpıcı değişimi görmek adına bir yanına uğramanızda ya da e-posta ile bilgi istemenizde fayda var.

    ikinci olarak odtü'de marksist gruplar olduğu doğrudur ancak dün yaşanan olayların arkasında ben tkp'nin olduğunu sanıyorum. eskinin sip'i şimdinin tkp'si bu gibi olaylarda tavrını ortaya koyar ancak bu tavrın odtü'deki tüm marksist grupların ortak tavrı olduğunu söylemek -kusura bakmayın ama, aptallıktır!

    üç: tuğrul türkeş'in odtü'ye gelmesi/getirilmesi provakasyonsa ve bu açıkça görülüyorsa bu iki ayaklı itin oyununa neden düşülüyor? bu bile odtülü'nün tarih okumadığının ve okusa bile okuduğundan hiçbir şey anlamadığının en açık kanıtıdır.

    gelişme:

    odtü, sıradan aileler için çocuğunun kurtuluş umuduydu. yani köyünden yola çıkan bir genç odtü'de okuduktan sonra hem kendini hem de ailesini kurtarabiliyordu. öte yandan zaman içerisinde hem eğitim sistemi yüzünden hem de odtü'yü yönetenlerin bilinçli politikaları ile odtü öğrenci profoli tamamen değişmiştir. gariban ailelerin çocuklarının odtü'deki sayısı her geçen sene daha da azalmaktadır. bu gariban öğrencilerden boşalan yerler de orta ve ortanın üstü gelir seviyesine sahip ailelerin çocukları tarafından doldurulmaktadır. artık odtü garibanların umudu değildir. günümüzde odtü'nün misyonu önceki kuşak odtülüler'in çocuklarına "odtülü olmak ayrıcalıktır" ne demektir bunu öğretmektir.

    bu bağlamda siyaset üretmenin de siyaset yapmanın da ne anlamı ne de olanağı vardır. anlamsızdır zira mezun olur olmaz sisteme adapte olacağının farkındadır. olanaksızdır zira azıcık sivrildiğinde hayatın odtü'de çok da kolay olmadığının çok iyi farkındadır.

    sonuç:

    dün akşam yaşananlar istediği kadar provakasyon olsun, istediği kadar devrimci odtü(!)'yü ayaklandırsın birkaç güne kadar her şey eski haline dönecektir. tıpkı stadyumdaki devrim yazısı gibi odtü'nün devrimciliği günbegün yok olmaktadır.

    son söz: bu satırların yazarı odtü'de beş sene okumuştur.
  7. efendim bu tip olaylarda söylenen en klişe argüman da "sorularınızla sıkıştırmanızı beklerdim" dir herhalde.
    sanırsın ki tvde yayınlanan tartışma programı değil de kahvede oturmuş sohbet ediyorlar.
    kimi hangi soruyla sıkıştıyorsun arkadaş sen. en taşşaklı soruyu sorsa da gelişecek olayları yazayım ben sana bak

    -----------------------

    öğrenci:en taşşaklı soru
    salondaki solcular alkışlar abbas güçlü susturur türkş konuşur. oğrencinin elinden mikrofon alınır bi daha da konuşamaz

    konuk : ad hominemi daya. cumleni sesini yukselterek bitir.
    salondaki ülküclerden alkışı kap

    tartışmalar.

    konuk yine konuşur

    konuk çok terledi 3 kilo verdi.

    ---------------


    bu tip çözümlerinizle gidin sınıf başkanı falan seçin siz.
  8. odtuhaber.com adresinde de kendine yer edinmiş olaydır. orada da görüleceği üzere odtü lü gençler üniversitenin çeşitli yerlerine; "odtü faşizme mezar olacak" yazmıştır. bundan 1 2 hafta önce antalyada ki olaylara tepki gösteren insanların nerede olduğunu çok meral ediyorum, faşist diye tanımladıkları insanlara karşı adeta ölüm yemini eden bu gençlerin eli silahlı saldırgandan ne farkı vardır ben pek anlayamadım. budur değil mi düşünce özgürlüğü, karşı düşüncedekileri öldürme isteği.. özgürlük kavramı mı değişti bu aralar yaa, kaçırdığımız birşey var galiba...ilginç...
  9. insanların ısrarla hakkında bir bok bilmeden atıp tutmakta ısrar ettiği olaylardır. demek ki birileri hala eli kanlı faşistlere odtülü sıradan öğrencilerin haddini bildirmesini hazmedemiyor, ancak aynı kitle gazi üniversitesi'nde faşistlerin her geçen gün yenilerini gerçekleştirdiği şiddet olaylarına seyirci kalıyor. çünkü onlar bu vatanın vatansever dini bütün evlatları. olayların içinde bulunan biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki o günkü kalabalıkta üç beş tane "asalım keselim" diyen başı bozuk varsa 100 tane de "anlamadan dinlemeden bir şey yapmayalım, sakin olalım" diyen mantıklı insanlar vardı. bu bakımdan odtülü solcu öğrencileri ülkücülerle karşılaştırmak gülünç olur. yayının kesilmesi tahminimce bu tip provokasyon amaçlı bir olayda gerçekleştirilebilecek en hafif eylemdi. odtü solcusu sağduyulu kimliğini bu olayda da kaybetmeyerek dudaklarını yalayarak olası bir şiddet olayını dört gözle bekleyen (başta abbas güçlü olmak üzere) kişiliksizlere kanımca en iyi cevabı vermiştir. kuyruk acısı yaşamaları da ondan olsa gerek.