daft punk alive 2007'yi çıkardığından beri
flashback'ler halinde aklıma geliyor bu konser. üstünden 1 seneden fazla geçmiş ama her ayrıntısını hatırlıyorum.
bir kere her şeyden önce daft punk konserinin haberini aldığım günü hatırlıyorum! lise 3'teydik, malum dersane zamanlarıydı ve biz bir şekilde hafta içi okuldan çıkıp internet cafe'ye gitmiştik. canım oyun oynamak istemiyordu, gudik bir şekilde
biletix'in sitesine girmiştim. tamamen rastlantıdan.
pek yakında kısmında daft punk'ı gördüğüm anki coşkumu anlatamam. götüm tavana fırlamış, "sikerim öss'yi daft punk geliyo lan?!" diye ortalığı birbirine katmıştım. işin güzel yanı, konserin
öss 2007'den hemen 1 hafta sonra olmasıydı.
biletimi (bir arkadaşımla beraber) çıktığı ilk gün almıştım. herifler bir de 40 ytl'ye satıyordu biletleri, önceki sene yapılmış depeche mode konseriyle karşılaştırılınca bozuk para gibi kalıyordu bu miktar.
neyse, sonra haftalar ayları kovaladı, öss 2007 geldi (ve girdi). 2 senedir zaten "üniversite - öss - ders anam sıç bok" diye kısa devre yapan beynim, sadece tek bir şey için şartlanmıştı: küçüklüğümden beri taptığım o iki robotu sahnede görmek.
kuruçeşme arena'ya ilk girenlerdendik arkadaşımla. amacım boyum kısa olduğu için en ortada ve en önlerde olmaktı; yoksa o bahsi geçen inanılmaz piramiti göremezdim. piramiti göremezsem de konserin hiç bir anlamı kalmazdı. sırf bu yüzden müziğini sevmediğim halde
onur özer'i 1 saat kadar dinlediğimi biliyorum, hem de basit bir 808 ritminde kıçı başı oynayan garip insanlarla birlikte.
işin belki de en güzel yanı, onur özer sahnedeyken
digitalism'in konser alanına inmesi ve ben dahil bir kaç kişiyle sohbet etmesiydi. sağolsunlar hem jens
* hem ismail
* çok sıcakkanlılar, ben olsam siklemezdim bile. fotoğraf bile çektirmiştik, o derece.
neyse, onur özer'den sonra sahneyi digitalism aldı.
pogo'dan başka bir şarkılarını bilmiyordum ama pogo elektronik müzikle ilgili bildiğim bir çok şeyi yeniden düşünmemi sağlamış, adını sonradan öğrendiğim bir türe
* girişimi sağlamıştı. zaten bütün performans boyunca şarkı bitimlerinde "pogooo!" diye bağırmamdan belliydi bu şarkıyı ne kadar sevdiğim. evet evet, o mal bendim. neyse ki en sonda pogo'yu çaldılar da sesim boşu boşuna gitmemiş oldu.
saat 10 gibiydi sanırım, biletlerde 21:30 yazıyordu daft punk için ancak ışık sistemindeki bir arıza yüzünden performans yarım saat gecikmişti. çok net hatırlıyorum, spiderman tandanslı bir genç sahnenin en üstüne çıkıp o ışığı düzeltmeye çalışmış, ve en nihayetinde başarmıştı da.
saatler 22'yi gösterdiğinde her yer karardı, ve birden "robot / human" seslerini duymaya başlamıştık. doğruydu, gerçekti, hayal görmüyorduk. kocaman bir piramit, arkasında süper bir ışık sistemi, daha da önemlisi piramitin içinde robot elbiselerinin içine saklanmış iki insan. daft punk yaşadığım şehirdeydi, istanbul'daydı
* ve konserlerine başlamışlardı. o dakikadan sonrasını tam olarak hatırlamıyorum. hayal meyal işte.
around the world'ün bası,
technologic,
one more time'dan önceki çanlar,
burnin',
da funk,
human after all... human after all'daki gudik parçalar bile birer dans klasiğine dönüşmüştü, ben bile atlayıp zıplamaktan en az 3 kilo vermiştim.
bitişi çok net hatırlıyorum ama. "...after all" diye bitmişti performans, tipik "daft punk daft punk" bağırışları başlamıştı. tabi ki konser bununla sınırlı değildi, ki sonrası başlı başına bir olaydı zaten.
bis, o gece benim için yeniden tanımlanmıştı. "
human after all /
together /
one more time /
music sounds better with you".
tanrı o gece o piramitin içinde olsaydı bisi böyle yapardı, homem-christo ve bangalter de öyle yaptı. sadece müzik olsa iyi. kırmızı kostümler mi?! sadece kırmızı neon ışıklar mı?! (görsel:
23 haziran 2007 daft punk istanbul konseri/5447) bu robot ya da piramit temasının ötesinde bir şeydi, akıl almazdı.
ne
the chemical brothers, ne
kraftwerk, ne
soulwax, ne
massive attack, ne
justice, ne de başka bir grup daft punk'ın bu performansını -ve genel olarak alive turunu- geçemeyecek. ne yapsalar ne etseler olmayacak. ne görsel olarak ne de işitsel olarak. elektronik müzik tarihinin görüp görebileceği en iyi dünya turunu istanbul'da yakaladığımız için dünyanın en şanslı insanlarındanız kesinlikle.
ha eminim, bir gün gelecek ve şöyle diyeceğiz: "tamam, daft punk'ın bu turu 2007'dekinden daha iyi". şu anda sadece kendilerini geliştirebilirler, rakipleri yok.