ne alakası var şimdi demeyin anlatıyorum hemen.o maçta galatasaray forması giyen mustafa kocabey bugün oftaş formasıyla galatasaraya karşı oynuyor.hey gidi günler hey tey tey.
zorunlu edit:oftaş da oynamıyormuş.kadrodaki oyuncu bülent kocabey.yanlışlık için özür dilerim.
ilk 20 dakikasından sonra hakemin bariz taraflı olduğunu anladıktan sonra izlemeyi bırakmayı düşündüğüm maçtır. galatasaraylı arkadaşın bile "oha lan hakem harbi bizi tutuyor" demesi hayra alamet değildir. ama tabi türkiyedeki hakemlerin sağı solu belli olmaz, 180 derece dönebilirler...en iyisi izlemeye devam.
servet'in az önce orta sahadan aldığı top sonrasında 3 kişiyi çalımlayıp ardaya uygun durumda pas atmış ama arda değerlendiremiştir.servet bu sene iyiden iyiye kendini aştı.
galatasaray, wien maçındaki performansının şans eseri olmadığını göstermiştir bu maçta. harika bir kapanış hakikaten. ikinci yarıda daha az sakat ve daha yürekten futbol bekliyoruz artık.
ayrıca kalli şu takımı alsın da galatasaray cafe crown maçına götürsün bir kere. yüreğinin koyarak oynamak neymiş canlı olarak bir görsünler.
galatasaray'ın süper ligin ilk yarısını yine lider olarak tamamlayamadığını ilan eden maçtır. istatistiklere göre en son 2001- 2002 sezonunda ilk yarıyı lider olarak tamamlamış. yine istatistiklere göre şampiyonluk ipini göğüsleyen takım, ligin ilk yarısını 'ilk iki' içinde bitirenlerden çıkıyor. galatasaray 3. olarak tamamladı. ne dersiniz bu sene istatistikleri yalan olarak kabul edelim mi?
maçın ilk 15 dakikasına bakılarak rahatlıkla skor tahmini yapılabilecek karşılaşmadır.maç 90 dakika değil 990 dakika oynansa, futbol tanrıları(!) devreye girmedikleri sürece gol olmazdı heralde.ortasaha da oyun kurucu sıkıntısı çeken galatasarayın oyunu şahsımı şaşırtmamasına rağmen yine de küfrettirmiştir.
ben bu ahmet akçan'ı değil galatasaray'a yardımcı antrenör kapıcı bile yapmam.bu kadar karaktersiz bir takım yönetilebilir ancak.maça bir galatasaraylı hoca olarak değil de , bu maç benim başıma patlamasında ne olursa olsun zihniyeti ile çıkmıştır.takım bok gibi oynamakta üretkenlik gösterememekte pozisyon dahi bulamamaktadır. buna rağmen oyuncu değişiklikleri sistem üzerine yapılmamış, çıkarılan pozisyondaki adamın yerine aynı pozisyonda adam alınmıştır.hakan balta çıkmış volkan girmiş sabri çıkmış mehmet girmiş.hocalık buysa amatör ligede bunlardan çok var o kadar para vermemize gerek yok bu adama...
barış denen tırtane maç boyunca sürekli pas hatası yapmıştır ki her pozisyonda yere düşmesi adamı çıldırtmıştır.her yere düşüşünde de hakeme ağlamaklı gözlerle bakması iyice şekeri arttırmıştır.
galatasaray devra arasında feldkamp denen cenabetten kurtulmalı ve dinamik kendi futbol felsefesi olan yerli ya da yabancı bir hocayı mutlaka takımın başına geçirmelidir.gelecek adamın gerek yıldızlarla diyaloğu gerekse gençlere vereceği aşı iyi olmalıdır.kritik dönemde takımın başında olması gereken yerde hastanede yatan ya da maçı tv'den izleyen bir teknik direktör kabul edilebilir değildir.
canlar canı football manager'ın yine fm diyorsa doğrudur'u kanıtladığı maçtır. bu daha önce çok oldu ancak, böylesini ilk kez görüyorum: olay artık futbol bilgisini aştı, nostradamus mertebesine yükseldi.
herkesin yaptığı gibi galatasaray'ı eleştirerek değil de gençlerbirliği oftaş nezdinde tüm küçük takımları haşlayarak başlayacağım. bu küçük takımlar hep derler ki "federasyon bizim aleyhimize çalışıyor, basın hep büyük takımları yazıyor, bizim galibiyetlerimiz medyada yer bulmuyor, spor yazarları bile hep büyük takımları yazıyor vs." dünkü oftaşı izlerken anadolu takımlarından bir kez daha nefret ettim. sen galatasaray gibi büyük bir takımı tüm ortasahası eksik şekilde yakalamışsın, ümit karan gibi bir silahı yok, kendi sahanda oynuyorsun, rakip son haftalarda büyük bir düşüşte, en önemli oyuncuları sahada yok, teknik direktörü yurt dışına kaçmış , 15. dakikada belli oldu ki bu takım sana 40 gün boyunca oynasanız gol atamayacak, niye hala çok katı defans yapıyorsunuz. galatasaray büyük takım demeyin, dünkü galatasaray'da sabri, mehmet topal, barış, arda ve onların yerlerine sonradan giren mehmet güven ve serkan çalık gibi ortasaha oyuncularının hangisini alıp kendi ortasahanıza monte etmek isterdiniz? dakika 70'ten sonra oftaş sürekli zamana oynadı, son 3 dakikayı zaman geçirmek için harcadı. topu köşeye sıkıştırıp taçla kornerle zaman öldürmeye çalıştı, sakatlık numarası yapıp zaman geçirdi. 3 dakika uzatma verilmiş, uzatmalar 2:30'u gösteriyor, topu oftaş oyuna sokacak. aman allahım, kenarda bir oyuncu belirdi, oyuna girecek, çıkan oyuncu da elinden geldiğince yavaş adımlarla kenara doğru yürüyor. sonuçta bu değişiklikle son atağı kullanma haklarını da kaybettiler ve böylece maç bitti. mübarekler sanki 3-4 farklı öndeler. ne oldu, beyler gol atamadan rezil bir oyunla 1 puan alıp mutlu mesut evlerine gittiler. inşallah bu oftaş ligin sonunda 1 puanla küme düşer. son maçları da ali sami yen'de galatasarayla. o maça mutlak puan ihtiyacı ile gelmelerini temenni ediyorum, maç sonunda küme düşüşlerini büyük bir zevkle izlerim. birkaç anadolu takımı var ki onları tenzih ederim, mesela gaziantep. galatasaray'ı mükemmel bir oyunla yeneceklerken haksız bir golle beraber kaldılar, öyle onurlu bir oyun sonucunda bizi yenmelerini isterdim doğrusu.
galatasaray'a gelelim diyeceğim ama gelmeyesim geliyor bu takıma. bir takım bu kadar mı karaktersiz bir oyun oynar. ilk ciddi gol girişimi 87. dakikada nonda'yla oldu. gerisini varın siz düşünün. sabri dene kazma bir tane düz top kullanmadı. abartmıyorum, kullandığı tüm toplar rakibe gitti, çok rahat pozisyonda yan top bile yapamadı, onları da rakibe verdi. arda turan bir defa çizgiye inip içeriye top çıkarması haricinde hiçbir şey yapmadı, saha gezinip durdu, gezinmekle kalmayıp bol bol top kaybetti, kötü kullandığı kornerler üzerine geçen haftaki maçta servet'ten iyi bir fırça yedi, dünkü maçta da hakan şükür'den yedi aynı fırçayı. takım uyansın artık, sabri ve arda duran top kullanamıyor, kornerler dahil bu adamları yaklaştırmayın duran toplara. nonda ve hakan şükür'den oluşan bir forvet hattını yan toplarla beslemek lazımken sağda sabri, solda arda gibi 2 kazma oynatırsan bu maçta gol atamazsın. mehmet topal en kötü oyununu çıkardı. hakan şükür'ü ise hiç tanıyamadım, en iyi yaptığı şey şişirme topları toplamaktı, bu maçta onu bile beceremedi, toplara yükselirken hep zamanlama hatası yaptı.
ahmet akçan'dan teknik direktör falan olmazmış, onu da görmüş olduk. 2. yarı maçı kurtaracak tek hamle sabri'yi çıkarıp mehmet güven'i almak, barış'ı sağ kanada, mehmet güven'i önliberoya, mehmet topal'ı da ileriye dönük ortasaha yapmak, hakan'ı çıkarıp serkan'ı almak, forveti nonda serkan ikilisiyle kurmaktı. kapanan savunmada nonda ve serkan yapacakları çapraz koşularla defansı kenarlara çekecek, mehmet topal da boşalan ceza sahası önünden sert şutlarla gol arayacaktı. bu dizilişle yenerdik demiyorum ama en azından maçı almak için hamle yapmış olurduk diyorum. ahmet bey ne yaptı? sabri'nin yerine mehmet güven, hakan balta'nın yerine volkan (ne alakaysa), 85. dakikada da barış'ın yerine serkan'ı oyuna alıyor. fm oynayan amatörler bile bu değişiklikleri yapmazdı.
hepsinin özeti ise şu: dün gece ligin en kötü maçı oynandı. ve bir de:
dün akşam ankara-kayseri arası dönüş yolculuğumu rezil eden maç. otobüste lig tv var diye sevindim ama beyhude bir sevinç olduğunu anlamam 90 dk. sürdü... hey gidi galatasaray... bu son berbat oynadığın maç olsun n'olur...
meraklısına not: süha adlı şehirlerarası otobüs firması ile geldim. şiddetle tavsiye ederim.
meraklısına 2. not: yok efendim bahsi geçen firmadan reklam ücreti almadım ama neden olmasın, tekliflere açığız.
rahatlık bi tarafıma batıyormuş gibi gidip tribünden takip ettiğim 90 dakikalık işkence.. sabri ve nonda özellikle gözüme batanlardı, hadi nonda kendisine top taşıyan olmadığı için yüzünü kaleye dönemiyor diyelim, ya sana ne demeli sabri efendi?
günün benim için en eğlenceli yanı ise şu bombaydı;
birkaç sıra arkamda oturan bir abi her 30 saniyede bir bizim tribünün önünde ısınan sabri'ye sesleniyor..
-sabriiiiee!!!
-sabrii, lan sabriii!!!
-sabrii, lan ben ilker lan!
böyle enteresan bir maçtı işte.. ha bu arada eskişehir yönünden istanbul'a 5 saatte giden trenlerin, eskişehir'den ankara'ya 4.5 saatte varmasını tcdd başlığında ayrıca işleyeceğim..