dallamaların ve denyoların popüler olduğu bir yüzyıl. ilginç
2000-2100 yıları arasını kapsayan zaman aralığı.
romantik ve melankolikler için çok büyük bir hayalkırıklığı olup, hüzünbazlar için büyük bir yıkımı da beraberinde getirmiştir bu yüzyıl. artık ne seyyahlar için keşfedilecek alacalı yeni yollar, ne de bağırır gibi susan 'han duvarları' vardır. şairlerin düpedüz sonu oldu bu yüzyıl, üstelik, "o kadar çok panzehir var ki, artık hiçkimse ölümcül hakikatlerden ölmüyor!(n.)".. ayağını süre süre yürüyenleri kanalizasyon çukurları ile susturup, delirenlere ve bunalanlara saklanabilecekleri, gönül rahatlığı ile yokolup gidebilecekleri bir alan bırakmadı yüzyıl.
bilginin efendileriyiz, öylesine bilgiyle doluyuz ki, bunları birleştirip de iki cümle dahi kuramıyoruz çoğu zaman. kafamız eziliyor bilgiyle ama neyse ki google efendi yanımızda, gerçi kimileri, "altı üstü 'motor' çıktı o da!" dese de, aramaya inanabiliriz ve alttan alta, tek ve parlak ve net ve tertemiz bir cevaba ulaşamayacak denli de bilgi karmaşasıyla dolmuş bir bataklığa battığımızın da farkındayız.
bütün kavramlar çöküp, her kavram ve her kelime milyonlarca anlama denk gelir hala dönüşmüşken, "bilgi çağındayız!" demek düpedüz saçmalıktı. modern hayyamlar gökyüzüne değil, dört duvar arasına bakıp öyle ilhamla doluyor artık, holden gibi yollara düşmenin huzuru da kalmadı, sabbah gibi kartal yuvalarını istesek de bulamayız şimdi, ikiz kulelerimiz ve hiltonlarımız var, içinde ne yapacağımızı şaşırarak yaşadığımız.
"otomobillerden hoşlanmıyorum!" diyemezsin, yıpratırlar insanı. "seni seviyorum!" diyemezsin, kıskanç olmakla küçük görürler insanı ve "hiçbir şey yapmak istemiyorum!" da diyemezsin, zamanı doluşturup tıkıştırma derneği parçalar insanı.
kelimeler hiç bu yüzyıldaki kadar aciz kalmamıştı olasılıkla. şehirlerimiz, mikrodalga fırınlarımız, saç kurutma makinalarımız, atmlerimiz var, ama neyi anlatmak ve neyi yaşamak istediğimizden o kadar da emin değiliz. en saçma kelimeleri en güzel şekilde arka arkaya sıralayan kazanıyor şimdi.
bir de, "uzay çağındayız!" diyorlar. tepem attığında hala galakside turlamaya çıkamıyorsam, ya da bir barda birisi yeşil ve diğeri de kırmızı olmak üzere iki uzaylıyla oturup postmodernizmin sanata çektirdikleri konusunda muhabbet edemiyorsam ve ki çocukken bir e.t.im olmamışsa ve ben onu bisikletimin ön sepetine oturtma yaparak aya pedal çevirememişsem ve geleceğe dönüşteki gibi uçan bir kaykayım olmamışsa bu neyin uzay çağıdır sorarım!
yordu bu yüzyıl beni.
(kendime not: iyi değilim bugün)
bir ölme zamanı ki uyusan
hiç kimse yüzyıl değişti diye uyandırmayacak.
bir yaşama zamanı ki
'ama tanrı da var demiştiniz!' diye haykırsan
hiç kimse dönüp arkasına bakmayacak.
öyle bir şey...
(draffut, 27.10.2008 01:05 ~ 01:30)
insanlığın ulaştığı son aşamayı, tüm birikimleri içinde taşıyan, yaşadığımız zaman. tüm olumsuzluklara ve kaybolan değerlere rağmen yaşanılası anlar toplamı. gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmak için elimizden geleni yapmamız gereken zorlu süreç. insanca bir yaşam için geçmişten daha yakın olunan, bilgi ve sevgi çağının müjdecisi.
ortaçağ zihniyetinin hala türkiye gibi ülkelerde hüküm sürmeye çabaladığı, içinde bulunduğumuz yüzyıl.
"21. yüzyıl türklerin ve türkiye'nin yüzyılı olacaktır." -
turgut özal
hayalkırıklığı.
oysa ne güzel filmler izlemiştik biz. uzay gemilerinde insanlar yeni gezegenler keşfedecekti, uçan otomobiller olacaktı, ışınlanacaktık mesela???
bir nesil kurudu be bu hayallerle.. peehh!