görseller
21 aralık 201221 aralık 2012
21 aralık 201221 aralık 2012
belki ilginizi çeker
  1. · marduk gelecek hepimizi sikecek
  2. · 21 aralık 2012 marduk rock n coke konseri
  3. · bir şey var ama ne
  4. · marduk
  5. · yazmayın lan korkuyorum
  6. · mardukla görüştüm haberler kötü
  7. · dünyanın en yüzeysel adamı
  8. · nostradamus
  9. · james churchward
  10. · mayalar
gündem
  1. · kar yağarken hissedilen duygular
  2. · sözlük yazarlarının itirafları
  3. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  4. · aşk
  5. · uludağ sözlük
  6. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  7. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  8. · ilk hata
  9. · eve gitmek istenmeyen günler

21 aralık 2012  

 sayfa  / 3
  1. 1 - marduk gelecek hepimizi si..... şeklinde dillerde dolanan , dünyanın sonuna tekabül eden tarih.

    2 - maya takviminin sonu.
    (skuba, 12.01.2005 21:25)
  2. (enslaved, 02.03.2007 16:32)
  3. ronaldinho'nun barcelona'yla olan kontratının biteceği tarih.
    (bkz: dünyanın en yüzeysel adamı)
    (snitch, 01.04.2007 23:04 ~ 23:05)
  4. benim doğum günümdür o gün.
    (purepoison, 27.06.2007 17:12)
  5. dünya da ki bütün canlıların el ele tutuşup öleceğinin idda edilmesiyle, ne güzel patates gibi tek başına ölmeyeceğinin bilincine vardırıp çocuklar gibi şen bir şekilde beklenecek tarih kimileri için.
    (yerdengelen, 21.08.2007 21:56)
  6. (thedewil, 21.08.2007 21:59)
  7. bu tarz konulara feci bir takıntım olduğundan hemen bir araştırma yapıverdim. sonuçlar ;
    kuran-ı kerim'de şöyle bir ayet var :

    ay karardığı, güneş ve ay birleştiği zaman. insan o gün: "kaçış nereye?" der. hayır, sığınacak herhangi bir yer yok. o gün, 'sonunda varılıp karar kılınacak yer yalnızca rabbinin katıdır. (kıyamet suresi, 8-12)

    "güneş ve ay birleştiği zaman" anahtar cümlemiz bu. bir inanışa göre de kıyamet aşure günü cuma gününe denk geldiği zaman kopacaktır. 2012 aşure günü 23 kasım cuma gününe denk gelmektedir. pekala o zaman 21 aralık geç bir tarih değil midir? arada tam tamına 1 ay fark vardır. bu da dünyanın ters düz olması için geçecek olan süredir.

    ayrıca 21 aralık 2012 tarihinde ayette de belirtildiği gibi güneş ve ay , aynı çizgi üzerinde birleşecektir.

    şimdi durum şu ; yıllardır söylenen 21.12.2012 günü gerçekten çok ilginç bir döneme denk gelmektedir. aşure gününün cumaya denk gelmesi, güneş ve ayın aynı düzlemde kesişmesi, mayaların kehanetleri filan hep bu gün ile ilgili ipuçlarını ele vermektedir.
    (bkz: bir şey var ama ne)
    sonuç olarak, çok gizemli bir gün ve insan ister istemez tırsıyor. hiç umrumda değil diyenler bile eminim ki merak ediyorlardır o gün neler olacağını.
    sonuç olarak sadece beklemek kalıyor geriye. ve ömür vefa ederse o günü yaşamak.
    hayırlısı..
    (gülmeyen komedyen, 04.12.2007 02:10)
  8. yazılanları okuyunca tırstığım tarih olmuştur.
    (höytfield, 04.12.2007 02:23)
  9. ekşi sözlüğün kapanacağı tarihtir.
    (ağ kablosu, 04.12.2007 02:51)
  10. (bkz: @1664243)
    (spaindustrial, 04.12.2007 02:52)
  11. evdekiler arasında; "olm lan 5 yıl kalmış". " naapıcaz acaba mezun olur muyuz o zamana kadar?" gibi cümleler kurulmasına ve yusufun hemen yanıbaşımda yerini almasını sağlamış kehanet şeysi.
    olm ne gerek var gece gece açıyorsunuz böyle başlıklar? töbe töbe.
    hazır imana gelmiş cümleler kurarken gidip bi abdest alayım bari ben. namaz falan kılarım iki rekat!!!?????
    (beyazzakkum, 04.12.2007 03:16)
  12. kimi bünyede "ulan 5 yıl kalmış lan napcaz?", kimisinde de "ulan daha 5 yıl mı var ohoo?" etkisi uyandıran kıyametimsi, fotonumsu tarih.
    (billie jean, 04.12.2007 03:22)
  13. şimdi düşününce çok uzak bir tarih gibi geliyor ama dört yıl sonra bir bakıcaz 2012'ye gelmişiz. ne yapalım dünyanın düzeni böyle. hani herşey çok güzel olacak diye bir film vardı. orda mazhar alanson babası ölünce cem yılmaz'a diyodu bunlar doğal şeyler filan. öyle yani çok normal bunlar. ne yapmak lazım yani dört yıldan bahsediyoruz. yarından bahsetsek iyi yine ama adam 4 yıl sokmuş araya. dört yıl birine güvenmek için uzun bir süre, ama yanılmamak için değil tarzı bir aforizma hırsızlığı yapmak istedim bir an için ama hoş olmazdı bu. neyse çok çişim geldi.
    (hebele, 07.03.2008 21:56)
  14. sanılanın aksine kıyametin değil, sadece marduk/nibiru adlı güneş sisteminin onikinci elemanının en yıkıcı etkisini göstereceği tarihtir. belki(belki dedim, kesin demedim) milyonlarca kişi ölebilir ama bu kıyamet olmayacaktır. üstelik olay bir varsayımdır. ama eldeki kaynaklardan anlaşıldığı kadarıyla gerçekleşme olasılığı yüksektir.
    (soyut, 05.07.2008 22:14)
  15. kuzey yarım kürede 2012 yılının en uzun gecesinin , güney yarım kürede 2012 yılının en uzun gündüzünün yaşanacağı gün.
    (kkadirr1989, 05.07.2008 22:47)
  16. daha neler döndü bu dünyanın üzerinde. kaç medeniyet dedi ki 1000 yıl sonra yoksunuz. kaç kitap geldi de dedi "karpuz yediğimiz gün nereye kaçacaksınız?". hiçbir garip şeyin olmayacağı gündür. kendini çok kaptırmış fanatik mardukçuların biraz bağıracağı gündür o kadar. yoksa yine aynı bakkaldan aynı ekmeği alacağız o sabah. gazetelerde "bugün kıyamet var", "marduk geldi gelecek" başlıkları olacak. o kadar. insanlara bekleyecek, oyalanacak birşeyler veriliyor, nitekim oyalanıyorlar da insanlar. yoksa geçmez ki hayat birşeyleri beklemeden.
    (ghujka, 05.07.2008 22:54)
  17. albert einstein' nın arılar yok olduktan 4 sene sonra insanlık biter sözüne bakılacak olursa son yıllarda arıların ölüm oranlarında ciddi bir artış olduğuna göre gerçekleşmesi muhtemel olaylardan biridir ama kıyamet midir yoksa başka bir boyuta geçiş midir kimse bilemez fakat bu konuda yaptığım araştırmalara göre şunu gördüm:

    bu olay gerçekleşirse insanların bir kısmının dünyada kalacağı, bir kısmının ise başka bir boyutta geçeceği, boyutta geçen insanlar dünyadaki insanları felaket sırasında öldü bileceği, dünyada kalanların ciddi boyutta savaşlarla, felaketler uğraşacağı, diğer boyuta geçenlerinse 40 yıl boyunca barış ortamının olacağını, yaşlarının değişmeyeceği, çocukların doğmayacağı bir ortam da yaşayıp 40 yılın sonunda düzenin bozulacağı iddia ediliyor. bu kadar keskin hatlarla iddia etmeleri müneccim misiniz siz demeye yol açsa da insanı korkutmuyor değil.
    (jane, 06.07.2008 11:15 ~ 14:27)
  18. heyecanla beklediğim gün. fakat sanıyorum günün sonunda şöyle bir monolog yaşiycam.

    -eee ne bu şimdi?

    saat 11'i geçiyor. uykum geldi benim. iki şimşek çakmadı daha.

    sen yıllarca bekle, kıyamet kopacak, uzaylılar gelecek, herkes ölecek, devir değişecek, cart curt diye. noldu bütün gün? akşam kuru fasulye yedin, gaz yaptı. bütün atraksiyon bu işte.

    fantaziymiş bütün yazılanlar.

    televizyonda da bişey yok.

    annemleri mi arasam? orası nasıl acaba?

    gerçi onlar yatmıştır çoktan.

    hava da kapalı.

    yatiym ben de ya.
    (slevin, 14.01.2009 16:18)
  19. (bkz: @2507854)
    (chicaloca, 14.01.2009 16:26)
  20. engin ardıç tan;

    bir marduk'tur gidiyor... bilen bilmeyen, anlayan anlamayan, süleyman demirel'in 'gonuşşang türkiyya' ilkesi uyarınca konuşuyor. fakat çok kişi demirel'in hiç sevmediği ama hep yaptığı şekilde karnından konuştuğu için çok kişi de anlamadı soruyor, nedir bu marduk, yenir mi yenmez mi, canlı mıdır uzaylı mıdır? cem yılmaz'ın 'gora' filminde robota sorduğu gibi, bir şey yer mi, bir şey içer mi? her yerden çeker mi? her yerden alır mı?

    marduk ile 1999 yılında tanıştım. altı sene geçmiş. yok, daha önceleri de, hem de uzun yıllardır 'ezoterizm' denilen meseleye meraklıydım.

    türkiye'de az kişinin bildiği louis pauwels, jacques bergier, gerard de sede, rene guenon, hatta tom lethbridge gibi herifleri bir tamam okumuştum (efendim 'lisan' da biliyoruz ya ayıptır söylemesi)... sonra bunlara robert bauval, graham hancock, michael baigent gibi araştırmacılar da eklendi.

    bu adamlar, dünyamızda ünlü nuh tufanından önce bambaşka bir uygarlığın varolmuş ve o amansız felaketle ortadan kalkmış olduğunu iddia ediyorlardı. 'gizemciler' denilen bütün o esrarlı çevrenin çalışmaları da, bu eski uygarlıktan bize kalmış birtakım ipuçlarının, zaman içinde şekil değiştirmiş, efsaneye dönüşmüş birtakım izleri, kırıntılarıydı. adına artık atlantis mi dersiniz, cartlantis mi, bilmem.

    işte piramitler miramitler de bunların kalıntılarıymış...

    hatta, lethbridge tam bu konuyu araştırdığı ve bomba gibi patlayacak bir kitap yazmaya hazırlandığı sırada, sonradan pek ünlenecek erich von daeniken daha önce ve daha uyanık davranmış, gene o pek ünlü 'tanrıların arabaları'nı yazarak bombayı kendisi patlatmış, parsayı toplamış, malı ve parayı götürmüş (yıl 1967), lethbridge de kahretmiş, adamcağızın yüreğine inmiş, ölmüş gitmişti (yıl 1970)... yakın dostu ve kendisi de bu konularda epey eser vermiş colin wilson öyle anlatıyor.

    masonların da bunları bildikleri ve bu sırrı sakladıkları ileri sürülüyor.

    benim de bilgim bu merkezdeyken, ınternet'i ve orada faaliyet gösteren ünlü 'amazon.com'u da yeni keşfetmenin verdiği heyecanla bu tür sitelerde ve içlerinde geziniyordum (elbette pornoculardan fırsat kaldıkça)... zecharia sitchin adında bir adamla tanıştım.

    aldı zekeriya. orta yaşlı bir yahudi'ydi bu. konuyla ilgili de tam sekiz kitap yazmıştı! istanbul'a da gelmiş gitmişliği vardı.

    bir sürü para yatırdım, tıkladım, yani düğmeye basıp kapıma getirttim, hapır küpür okudum. okudukça da dehşete kapıldım.

    sitchin, yalnız eski ibranice'yi değil, sümerce, akadca, asurca, bu arada eski mısırca'yı da bülbül gibi bilen çok derin bir adamdı.

    yalnız tevrat'ı değil, hemen bütün eski kil tabletleri, bunlarda yazılı destanları falan da okumuş (başta gılgamış) ve şu sonuca varmıştı: mitolojilerde hep 'tanrılar' diye geçen ve bizim de 'pis putperestlerin saçmalıkları' diye burun kıvırdığımız, ciddiye almadığımız varlıklar gerçekti, ve bunlar, gora gezegeninden komutan logar gibi 'muhayyel' ve saçmasapan bir yerden değil, bilmediğimiz ama yakın ve gerçek bir gezegenden gelmişlerdi. bu gezegen uzak bir galakside değil, bizim kendi güneş sistemimizdeydi.

    ama biz bunun farkında değildik. bilmiyorduk, çünkü yörüngesi, yani güneşin çevresinde bir tam dönüşü bizim ölçümüzle 3661 yıl sürüyordu.

    sistemin dışına çıkıyor, çok uzaklara gidip elbette geri geliyordu. bunu ancak binlerce yıl önce yaşamış atalarımızın (başta sümer uygarlığı) bırakmış oldukları bazı ipuçlarından anlayabiliyorduk. üstelik atalarımız neyin ne olduğunu tam çakamadıklarından, hafif tertip de ürkmüşler, korkmuşlar, kendi algılayabildikleri düzeyde bu meseleyi 'mitolojiye' dönüştürmüşler, söylence şekline sokmuşlar, bize öyle aktarmışlardı. yani, birtakım yazıları ve yazıtları 'doğru deşifre etmek' gerekiyordu.

    atalarımız bu gezegende yaşayan ve bize de uğrayan üstün yaratıklardan korktukları ve çekindikleri için onları, haşa sümme haşa, 'tanrı' sanmışlar, saygıda ve sevgide kusur etmemişlerdi...

    bu gezegen, güneş sistemimizin doğal bir üyesi değildi. sisteme dışarıdan girmişti, yörüngesi de bildiğimiz bütün gezegenlerin aksine, ters yöndeydi. pluton hariç hemen bütün gezegenlerin ortak dönüş düzeyine, yani 'ekliptik' dediğimiz plana da doksan derece dikti. dolayısıyla, duruyor duruyor, yani bize duruyormuş gibi geliyor, birdenbire göklerde beliriveriyordu. güney yönünde.

    dünyadan çok daha büyük, kızıl renkli bir gezegen. 3661 yılda bir geliyor, jupiter ile mars arasında bulunan 'asteroid kuşağı' bölgesine sokuluyor, oradan dönüp gidiyor. bize fazla yaklaşmıyor.

    fakat kütlesi çok büyük olduğu için, çekim gücü her seferinde bizim burada (yani dünya gezegeninde) amansız depremlere, yanardağ patlamalarına, tsunamilere, sel baskınlarına yol açıyor. 3661 yılda bir geliyor ama pir geliyor, bizi mahvedip gidiyor.

    işte ünlü nuh tufanına da bu gezegen yolaçmış ve dünyamızda daha önce varolan başka bir uygarlık böylece ortadan kalkmış.

    zecharia sitchin, bütün bunları poposundan uydurmuyor. mezopotamya yazıtlarını okuyunca bu kanıya varmış.

    bu gezegen, daha doğrusu bunun uydularından biri, eski geçişlerinden birinde, asteroid kuşağının yerinde evvelce bulunan bir başka gezegene çarpmış, kopan büyük parça bir süre serseri mayın gibi dolaşa dolaşa bugün bildiğimiz venüs'ü oluşturmuş, geri kalan toz toprak da işte o asteroidleri, yani küçük parçacıkları...

    masonların sakladıkları sır da buymuş işte!

    bu konu ilginizi çektiyse... sitchin'in bazı eserleri, sanırım ilk ikisi ya da üçü, dilimize çevirildi. 'on ikinci gezegen' isimli kitabından başlayarak okuyunuz. siz başlayın, o arada diğerlerini de tercüme edecekler.

    yok daha derli toplu bilgi edinmek istiyorsanız, konunun türk uzmanı burak eldem'in '2012: marduk'la randevu' isimli eserine başvuracaksınız.

    zaten ben de bugünlük yalnızca bir 'girizgah' yazdım, lafı ben bırakacağım, yarından itibaren burak eldem alacak ve size bir hafta boyunca, enine boyuna, şu marduk meselesini anlatacak! sitchin'in bazı yanlışlarını da eleştirecek, konuya yaptığı kendi katkılarını, kendi bulgularını da sizlerle paylaşacak.

    ve fakat neden mi 2012?

    çünkü, hesaba göre, bu gezegenin güneş sistemimizde birdenbire belirmesi ve canımıza okuması, 2012 yılında bekleniyor!

    gördüğünüz gibi depremler, tsunamiler falan da ufak ufak artıyor ha...

    hesap yanlış olabilir tabii. bilemem.

    ayrıca bilim adamları, 'böyle saçma şey olmaz, bu büyüklükte bir gezegen yaklaşmakta olsaydı şimdiye kadar görmüş olmamız gerekirdi' diyorlar... fakat...

    zurnanan zırt dediği yer...

    1984 yılında, amerikan uzay araştırma ve çalışmaları dairesi ünlü nasa, pluton dolaylarında, güneş sistemine 'girmekte olan' büyük bir gökcismi keşfetti... bunun doğal bir gezegen mi yoksa yapay bir uzay gemisi falan mı olduğu anlaşılamadı...

    söz konusu cisim, 'spektral' analizde koyu kırmızı renk veriyordu!

    konu bir süre örtbas edildi. yeni bulguları ve son gelişmeleri burak eldem size anlatacak.

    fakat marduk'un kırmızı olduğunu da sümerliler söylemişlerdi!

    aslında marduk bu gezegenin babil dilindeki söylenişiydi, sümerce adı nibiru, oradan gelenler de anunnaki.

    peki, bütün bunlar palavraysa, acaba sümerliler niçin bildikleri gezegenleri hep yaptığımız, alıştığımız şekilde içeriden dışarıya, yani güneşe en yakın merkür'den başlayarak pluton'a doğru değil de, dışarıdan içeriye, yani güneşe en uzaktan başlayarak sayıyorlardı?

    'bir şeyin' ve birilerinin geliş yolunu mu izliyorlardı yoksa?

    ayrıca... ayrıca... beş bin yıl önceki sümer uygarlığı, bizim ancak 1930 yılında, o da teleskopla keşfedebildiğimiz, gözle görülmesi mümkün olmayan pluton gezegeninin varlığını nereden biliyordu? nasıl bilebilirdi?

    merak ettiyseniz yarın bir akşam gazetesi alınız ve öğrenmeye başlayınız.

    şunları yapmayın

    ancak, şu iki hatayı yapmayınız... lütfen...

    bir: 'olmaz böyle şey' diye kestirip atmayınız. açık fikirli olunuz. konuyla ilgili bir sürü yazı yazmış bendeniz de zaten 'vardır' ya da 'yoktur' demedim, sizi bu meseleden haberdar ederek gazetecilik görevimi yerine getirdim.

    iki: bunun asla bir 'inanç' meselesi olmadığını unutmayınız. size 'inanın' ya da 'inanmayın' demiyoruz, konuya böyle yaklaşmayınız.

    bu bir astronomi, astrofizik, tarih ve arkeoloji konusudur.

    dolayısıyla, 'kur'an-ı kerim'de yeri var mı?' diye sormayınız.

    hayatınızı ve beyninizi ille kabaca ve yanlış yorumlayacağınız din esaslarına göre düzenlemek istiyorsanız, kuran'da cep telefonu da yoktur, cep telefonlarınızı hemen çöpe atınız.

    laf aramızda, bu gibi konulara solcuların da kafaları basmaz, çünkü marx da bu konudan sözetmemiştir, lenin de.

    siz akıllı olunuz, hemen reddetmeyiniz, araştırınız, öğreniniz. okuyunuz

    yani: iqra!

    şunu da unutmayalım

    bu meselenin 'ispiritizmayla' uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok.

    yani, ruh çağırma, medyumluk, yaşayan ölüler, vampirler, zombiler gibi saçmalıklar bu konunun uzağında ve dışındadır.

    birbirine karıştırılıyor, at izini it izinden ayırmak zorlaşıyor da onun için belirttim.

    bu konuyu, esrarı çekip çekip saçmalayan bazı amerikan serserileri, yani 'new age' takımı da çok sulandırdı. bunun tütsüyle, buddha'yla, taocu seksle falan da hiçbir ilgisi yok.

    konuyu sulandıran diğer bir kesim, bildiğiniz 'ruh hastaları' oldu. 'marduk gezegeninden gelen uzaylılarla görüştüm, hatta hiç unutmam, yüce tanrıça iştar bir gün bana dedi ki...' şeklinde abuklayan deliler var... hekimlerin çalışma alanına giren bu gibi zırvaları sakın ciddiye almayınız. bu mesele, manyaklara bırakılamayacak kadar ciddi bir meseledir.

    http://www.aksam.com.tr/...
    (soyut, 14.01.2009 16:28)
  21. 2012 yılındaki kış ve karanlık depresyonumu bitirecek olan, günlerin tekrar uzamaya başlayacağı güzel gün.
    (ağustos, 14.01.2009 16:55 ~ 13.08.2009 17:08)
  22. tırsmaya başladığım tarihtir. hele ki telefonun takviminden cuma gününe denk geldiğini gördüğüm an.
    mailime düşen bir yazıyı paylaşmak istedim..

    2012'de dünya nasıl çökecekmiş?

    mehmed şevket eygi

    2012 yılının eylül ayında güneş'te dehşetli manyetik fırtınalar olacakmış, bunlar dünyadaki bütün enerji sistemini çökertecekmiş, insanlık yeni bir taş devrine girecekmiş, büyük bir felaket olacakmış...

    muhterem bir şeyh efendi yıllar önce bir sohbetinde "bir gün gelecek dünyadaki fennî cihazlar duracak, motorlu vasıtalar işlemeyecek..." demişti.

    mayaların mı, azteklerin mi, taş üzerine hakkedilmiş (kazınmış) meşhur bir takvimleri vardır. bizim takvimimize benzemez. arkeologlar ve diğer ilim adamları incelemişler, bu takvim bizim takvime göre 2012'de son buluyormuş.

    roma imparatorluğunda, osmanlı devletinin büyüklük devirlerinde elektrik yoktu. onlar elektriksiz, petrolsüz bir medeniyet ve nizam kurmuşlardı. bugünkü enerji kaynakları olmadan da yaşayabilirler, düzenlerini sürdürebilirlerdi.

    bugünkü mimsiz medeniyet elektriksiz, petrolsüz yaşayamaz.

    nükleer santraller de bir işe yaramayacaktır. çünkü onlar da elektrik üretiyor ve bunu elektrik dağıtım şebekeleriyle hizmete sunuyor.

    yirmi milyonluk (metropolü 10 milyona yakın, varoşları ve çevresi de 10 milyon, eder 20...) istanbul'u düşünün, elektriksiz yaşayabilir mi?

    milli gazete, 30 mart 2009

    ayrıca;

    bu konuda başlıca bir kaynak da amerikalı araştırmacı john major jenkins’in 1997 yılında yayımladığı “maya cosmogenesis 2012” adlı eseri.

    maya kozmogonisine göre, dünyanın geçmişi, 13 baktun’luk (aşağı yukarı 5125 yıl) devrelerden oluşur ve bunların her birinin bitimi, dünya için radikal değişimler ve büyük yenilikler içerir. içinde bulunduğumuz devre, mayalara göre beşinci ve son devredir ve 13.0.0.0.0 tarihinde son bulacaktır. bizim takvimimize göre sözü edilen bu tarih, 21 aralık 2012’ye denk gelmektedir. mayalara göre dönemin bitişini işaretleyen 13 baktun, yani 13.0.0.0.0 günü belirttiğimiz gibi 2012 yılının 21 aralık tarihine, yani astronomik anlamda “kış gündönümüne” (güneş’in en güneyden, oğlak dönencesi hizasından doğduğu, yılın en kısa günü) rastlar. oldukça yaklaşmış bulunduğumuz bu tarihin, astronomi uzmanlarınca yapılmış analizi de son derece çarpıcı sonuçlar sergiliyor.

    jenkins’e göre 21 aralık 2012’de gökyüzünde oluşan astronomik konumlar, oldukça sıradışı birleşmelere işaret ediyor. bunların en önemlisi, gezegenlerin ve ay’ın üzerinde hareket ettiği, “ekliptik” olarak adlandırdığımız “tutulum çemberi”nin, tam 21 aralık günü samanyolu’nun dünyadan görülen sınırıyla kesişmesi. bu kesişmenin, modern astronomik ölçümlere göre "galaksimizin merkezi” olduğu belirlenen “karanlık nokta”da (karadelik olduğun dair sağlam kanıtlar bulundu.) gerçekleşmesi, bu tarihi daha da ilginç kılıyor. ama daha ilginci, 21 aralık günü güneş’in de tam “gündönümü” sırasında bu noktayla aynı hizaya gelmesi. astronomik deyişle “gündönümü güneşi”, ekliptik ile samanyolu kuşağının “galaksi merkezi” olduğu belirlenen noktayla aynı hizada kesiştiği koordinata yerleşiyor.

    bu birleşim, mayalara göre, “güneşler” olarak adlandırdıkları devrelerin beşincisinin noktalandığı anı belirlemekte. o tarihe ilişkin beklentilerinin ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. ama her güneş’in, yani her dönemin bitişinde olduğu gibi, “5. güneş”in bitiminde de olağanüstü gelişmeler ve büyük bir yenilenme bekledikleri açık. bir “çarpı” işareti şeklindeki bu birleşim, maya kozmolojisinde “kutsal ağaç” ya da “yaşam ağacı” olarak adlandırılıyor. (bütün kutsal kitaplardaki “yaşam ağacı” mitini anımsayınız.) ağacın iki ekseninin kesişme noktası da, yukarıda da belirttiğimiz gibi bu noktayla aynı hizada. mayalar, samanyolu kuşağının göbeğindeki bu esrarengiz siyah alanın, çok önemli olduğunu düşünmüşler. insan dahil, bütün yaşam unsurları o noktadan doğuyor ve evrene yayılıyor onlara göre. 21 aralık 2012 günü de, galaksinin merkezini işaretleyen bu noktadan, dünyadaki bütün yaşamı etkileyecek bir kapının açılacağını düşünüyorlar. işin en ilginci ta 2500 yıl önce heyecanla bekliyor olmaları.
    ( bedri gencer)
    (ruhsuzkz, 01.04.2009 18:26 ~ 18:28)
  23. dünyanın göte gireceği gün-müş.

    bak amınakoyim yok öyle bir şey. inananlar var abi etrafımda. olm götünüze hicri takvim mi soktunuz nedir? amınakoyim güneş kronometre mi tutuyor lan?" bak hocu bak" mı diyor etrafındaki kankalarına.

    "bak ne eğlenicez monako bak."

    kızın teki iletisine "2012'de ölcekmişiz yaaa : (((((" yazmış. kızım mal mısın? hadi diyelim öldük. klşsadlşkasdşlksda. ölmeyiz lan merak etme. ölürsek ama yarrağı yeriz he. bak şimdi tırstım. düşünsene lan ölüyoruz. ben yine peste koyarım ama herkese. fm'de ise geleneksel horny'nin göte tsigalko sokma günümü yaparım. ölüm görevi sonlandır değil başlat. denetim masasının altına kaçanları öperim ama. o değil 21 aralık'ta manyak maç var lan! o güne derbi mi koyulur amınakoyim!

    bir şey olmaz. cern götümüzün içinde dönecek dediler bi' bok olmadı. 2000 yılında milenyumun damarlısını yiyeceğiz dediler olmadı. şimdi mi olacak lan!? maya takvimiymiş. gerçi ya tutarsa lan? sadklasdkşlasdkşlsdakşlsda

    nasreddin hoca'nın eşeği siksin sizi.
    (tatito, 24.06.2009 10:44)
  24. bu gece hakkındaki kehanetlerden haberim olan tarih.
    ama ben (dini bilgilerime güvenirim, bu bende çocukluğumdan beri engelleyemediğim bir tutkuydu ve çok kaynak okudum.)
    arkadaşlar, sevgili sözlük yazarları ve okurları. bunun gerçek olma olasılığı yüksek. şöyle ki:
    kıyamet birtakım küçük alametler ve bunların hepsi çıktıktan sonra gerçekleşecek 10 büyük alametten sonra kopacaktır dini kaynaklarımıza göre ve biz şu anda öyle bir devirdeyiz ki tüm küçük alametler çıkmış durumda.
    10 büyük alametten biri güneşin bir gün batıp doğmaması ve 3 gün sürecek karanlık döneminden sonra batıdan doğmasıdır ve yine dini kaynaklara göre o günden (yani güneş batıp batıdan doğduktan sonra) sonra artık tövbe kapıları kapanacaktır. yapılacak tövbelerin hiçbir değeri olmayacaktır ve bu 3 günlük karanlık döneminde iman sahibi kişiler nezle gibi inançsızlar ise sarhoş gibi olacaktır hatta bu kişiler gündüz olmadığını gece olduğunu sanacaklar ama gerçek müslümanlar ne olduğunu bilecek ve namazlarını hesaplayarak kılacaklardır ve bu olaydan sonra kıyametin kopuşu oldukça yakın olacaktır. (kaynak:büyük amentü şerhi)
    şimdi benim yazdıklarımı okuyun, ve yukarıdakileri, kararı siz verin. ben çok etkilendim açıkçası ve allah sonumuzu hayır etsin diyorum.
    (güse, 27.06.2009 23:36 ~ 23:38)
  25. (durağa yaklaşırken stres yapan genç, 21.07.2009 01:10)
 sayfa  / 3

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil