belki ilginizi çeker
  1. · 29 nisan 2007 cumhuriyet mitingi
  2. · ümmet kandoğan
  3. · takım oyunu
  4. · recep tayyip erdoğan ın cumhurbaşkanı olması
  5. · metin uca nın cumhurbaşkanlığı adaylığı
  6. · anap ile dyp nin birleşmesi
  7. · bir araç olarak demokrasi
  8. · hrant dink suikasti
  9. · 2007 cumhurbaşkanlığı seçimi
  10. · 17 ekim 2006 başbakanın hastaneye kaldırılması
gündem
  1. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  2. · thierry henry
  3. · yılmaz özdil
  4. · ugg
  5. · kemal kılıçdaroğlu
  6. · ismail yk
  7. · galatasaray
  8. · yaşından küçük göstermek
  9. · sevgilisine çiçek almayıp 10 ytl veren sevgili

2007 cumhurbaşkanlığı seçimleri  

 sayfa  / 4
  1. sonbahar aylarından itibaren iç siyaseti hareketlendirecek olan seçim.
    erken seçim olsun veya olmasın bir akplinin köşke çıkması kuvvetle muhtemeldir. şöyle ki erken seçime gidilmezse akp meclisteki çoğunluğu ile zaten istediği adayı köşke çıkarabilir. erken seçime gidilirse de kamuoyu yoklamaları göstermektedir ki akp yine açık ara birinci partidir. en kötü ihtimalle yanına bir parti alıp koalisyon hükümetini kuracaktır ve de başbakanlık yine partide kalacaktır.
    kanımca asıl fırtına adaylık sürecinde yaşanacaktır. şimdi tek tek adaylar üzerinden beyin fırtınası yapalım.
    recep tayyip erdoğan: eskiden beri gönlünde yatan aslan köşk. başbakan olup ilk hedefine ulaştı, şimdi hedefi çankaya. ancak eşi türbanlı olduğu için devletle çatışmak istemeyebilir ve aday olmayabilir. ayrıca bir dönem daha başbakan olarak kalıp yarım kalan işlerini tamamlamak düşüncesiyle adaylığını sonraki seçime erteleyebilir.
    bülent arınç: akp içinde en etkili üç isminden biri.meclis başkanlığı seçimlerinde görüldüğü gibi parti içinde inanılmaz nüfuzu var.partisi ile ters düşmek pahasına aday olabilir.kaldı ki zaten gönlünden de geçmektedir.eşinin türbanlı olması önündeki en büyük engel.
    hilmi özkök: akpnin adayı olarak lanse edildi ama adaylığını yalanladı. ancak türk siyasetinde dengelerin hızlı değiştiği düşünülürse yabana atılacak bir ihtimal değil. kanımca önündeki en büyük engel asker kökenli olmasıdır çünkü son üç cumhurbaşkanı sivil kökenlidir.
    mehmet aydın: devlet bakanı.akp içindeki ılımlı kanattan. akademik kariyeri,bilgisi, donanımı ile muhtemel adaylardan.en büyük avantajı eşinin başının açık olması.
    tabi burda başka adaylardan da bahsetmek mümkün ama şimdilik bu dört isim en kuvvettli adaylar olarak gözüküyor.
    kişisel fikrimi sorarsanız recep tayyip erdoğanın aday olmayacağını düşünüyorum.çünkü cumhurbaşkanlığı makamı bir açıdan siyasetten jübile yapmaya benzer ve makam olarak da kısmen semboliktir.adaylığını sonraki seçime bırakacağını düşünüyorum.ayrıca eşinin türbanı dolayısıyla ülkenin hassas dengelerini de gözeterek devletle çatışmak istemeyecektir.
    tahminim türkiye cumhuriyetinin 11. cumhurbaşkanı mehmet aydın olabilir.akp türban konusunda gerilim yaratmak istemeyecek ve mehmet aydını aday gösterecektir. mehmet aydın da partisinin desteğiyle köşke çıkacaktır.böylece akp ahmet necdet sezerdöneminde yaşadığı veto sorununu aşmak isteyecektir.
    işte bizi bekleyen bir seçim ve tahminler.tek yapmamız gereken bekleyip görmek.kim seçilirse seçilsin ülkemiz için hayırlısının olmasını diliyorum.

    @edit mayıs 2006: şimdi efendim 3 ay önce başlığı açmışım.tabi aradan siyaset için aslında pek uzun olmayan zaman geçti ama yine de gözden geçirmekte fayda var son durumu.

    deniz baykalın müdahil olmaya başladığı seçimlere 1 yıl kala abdüllatif şener ismi ön plana çıkmaya başladı.bülent arınçın 23 nisanda mecliste yaptığı laiklik çıkışıyla başlayan, tayyip erdoğanın arınca destek vermesiyle devam eden ve hemen ertesinde şenerin arınca cevap niteliği taşıyan "6. madde" demeciyle tırmanan süreçte akp içinde kılıçların artık tam anlamıyla çekildiği görülüyor.

    bülent arınç'ın çıkışı cumhurbaşkanlığı seçimleri için bir hodri meydan niteliği taşıyor ve partisine rağmen aday olma ihtimali güçleniyor.

    baykal'ın hürriyet'ten ahmet hakan coşkuna verdiği "abdüllatif şener aday olursa değerlendiriz" demeci şeneri her ne kadar istemiyorum görüntüsüne rağmen ilerleyen aylarda daha da ön plana çıkaracak gibi görünüyor.

    kulislerde anaptan beri sahip olduğu uzun devlet tecrübesi nedeniyle cemil çiçek sesleri yükselse de çiçeğin adaylığı şu anda ihtimal dahilinde gözükmüyor.

    ancak dediğim gibi siyaset bu. ne olacağını kestirmek hele de türkiye siyasetinde çok zordur.
    (mosquito hunter, 17.02.2006 00:43 ~ 07.04.2007 03:56)
  2. türkiye'deki aşırı dinci hareketlerin dış mihraklarca kudurtulması, amerika'nın 2007'de iran'a girme planları,avrupa'nın radikal islamcıları kışkırtıp islamı dünya nezdinde aşağılaması ve islam ülkelerine saldırıları meşrulaştırması, islam ülkelerinin bu provakasyonlara kapılarak haklıyken haksız duruma düşmesi,amerikan petrol rezervlerinin tükenmesi,ırak ve iran'dan sonra da türkiye'nin kullandırılmayan petrollerinin dünyanın en cazip petrol yataklarından biri haline geleceği düşünüldüğünde,birkaç yıl sonrası için insanda büyük bir korku uyandıran seçim.
    (haşmet asilkan, 17.02.2006 00:54 ~ 00:55)
  3. geçenlerde hıncal abimiz tespitini yaptı: tayyip erdoğan cumhurbaşkanı, i.melih gökçek de başbakan.nasıl!!!
    (heyiyaif, 17.02.2006 17:21)
  4. recep tayyip erdoğan ın aday olmayacağını düşündüğüm seçim. ancak sırf hanımının başı kapalı diye aday olmazsa bu ülkemizde son derece normal karşılansada bence gülünç bir durum olur hatta yabancı bir futbolcunun eşinin türkiye ye gelmek istememesi yüzünden futbolcunun türkiye ye transfer olamaması kadar komik olur.
    (fizban, 17.02.2006 18:47)
  5. (bkz: hikmet çetin/@807838)
    (strateji, 07.12.2006 17:43)
  6. rte'nin köşke çıkacağı 7 sene sonra da inip akp ile kaldığı yerden devam edeceği seçim. rte cumhurbaşkanıyken akp çok daha güçlü olacaktır başında ben olsam bile.
    (togisama, 07.12.2006 18:49)
  7. (bkz: çankaya kabusu)
    (bkz: 19 ocak 2007 hrant dink suikasti)
    (bkz: olası suikastler)
    (bkz: ah türkiyem vah türkiyem)
    (frankribery, 19.01.2007 17:18)
  8. gitgide yaklaşırken hakkında çok tartışılan bir hususu belirtmek istediğim seçimler.

    cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak bildiğimiz gibi 16 nisan'da. 16 mayıs'ta ise mevcut cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer görevi bırakacak.

    takdir edersiniz ki çoğu adayın (recep tayyip erdoğan, mehmet aydın, bülent arınç vs...) akp'ye yakın olması chp başta olmak üzere sol partilerde bir endişe doğurdu ve chp bunu engellemek üzere anayasada bulduğuna inandığı bir açığı savunmaya başladı.

    şimdi bu açıktan bahsetmeden önce konunun kolay anlaşılması açısıdan bir takım terimleri açıklayayım:

    toplantı yeter sayısı: meclisin toplanabilmesi için gereken minimum üye sayısıdır. tbmm için 184'e tekabül eder.

    karar yeter sayısı: meclisin karar vermesi için gereken minimum üye sayısıdır. tbmm toplantıya katılanların salt çoğunluğu (salt çoğunluk: yarıdan bir fazla) ile karar alır. karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye sayısının dörtte biri olan 139'dan düşük olamaz. yani 200 kişinin olduğu bir oturumda, 110 kabul, 80 ret, 10 tane de çekimser oy var ise salt çoğunluk yakalanmıştır; ancak kabul sayısı 139'dan az olduğu için kabul yeter sayısı yakalanamamıştır. yukarıdaki durum 140 kabul, 40 ret, 10 çekimser olsa idi karar yeter sayısı yakalanmış olacaktı.

    gelelim bulunduğu düşünülen açığa: anayasa'nın 96. maddesi şunu diyor

    "anayasada, başkaca bir hüküm yoksa, türkiye büyük millet meclisi üye tamsayısının en az "üçte biri" ile toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir."

    yani meclis, yukarıda anlattığım, gibi toplantı yeter sayısı olan 184 kişi ile toplanır ve toplantıda mevcut kişilerin sayısının yarısının bir fazlası ile karar verir. ancak bu madde de görebileceğiniz gibi "başka bir hüküm" yoksa ibaresi yer alıyor.

    anayasanın 102. maddesine bakalım bir de:

    "cumhurbaşkanı, türkiye büyük millet meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir."

    buradaki üçte iki çoğunluk 367 kişiye tekabül ediyor. bu da demek oluyor ki 367 kabul oyu olmadan cumhurbaşkanı seçilemez. işte görüş ayrılıkları bu noktada başlıyor.

    sabih kanadoğlu'nun başını çektiği bir grubun iddiası şu: seçim yapılırken mecliste 367 adet milletvekili bulunmazsa kabul yeter sayısına ulaşılamadığı gibi toplantı yeter sayısına da ulaşılamaz. bu durumda birleşim yapılamaz. seçim de yapılamaz vs. yani 102. madde, 96. maddede sözü geçen "başka bir hüküm" olarak görülüyor.

    bu durumun altında ise şöyle bir şey yatıyor: akp'nin mecliste 354 milletvekili var. eğer anap ve chp karar verip seçimlere katılmazlarsa seçime en fazla 370 kişi katılabilir. bu durumda da belirttiğim gibi seçim yapılamaz. bu durumda seçimler tıkanır ve erken seçim yapılır. cumhurbaşkanlığının en kuvvetli adayı olarak görülen recep tayyip erdoğan'ın köşke çıkmasını engelleyemezse bile en azından seçimleri geciktirecek bir olay. bir de yapılacak seçimlerde halk desteğini kaybetmiş akp'nin azınlıkta olacağı yeni bir meclis kurulunca akp kökenli birisinin köşke çıkması ihtimalini azaltacak bu sistem.

    sabih kanadoğlu'nun bu görüşüne karşıt görüş ise şunları savunuyor:

    anayasanın 102. maddesinde belirtilen bir toplantı yeter sayısı değil, karar yeter sayısıdır. anayasanın herhangi bir yerinde özel bir toplantı yeter sayısı belirtilmiş değildir. bu sistem uygulanırsa meclis bir nevi çelişkiye düşmüş olur; çünkü meclisin vereceği bazı özel kararlar için yine özel karar yeter sayıları gerekmektedir. örneğin milletvekilliğinin düşmesi veya yüce divana sevk kararı için karar yeter sayısı üye sayısının salt çoğunluğu olan 276'dır. işte bu tür işlemler için gerekli olan toplantı yeter sayısı olarak, sayın kanadoğlu'nun savunduğu 376 kullanılmamıştır hiçbir zaman. önceki özel kararlar için özel bir toplantı yeter sayısı belirlenmemişken, sadece cumhurbaşkanlığı seçimi için belirlenmesi uygunsuz olacaktır.

    bu noktada cumhurbaşkanlığı seçiminin önemli bir mevzu olduğunu ve bu özel toplantı yeter sayısının uygulanmasının gerekliliğini savunmak da pek doğru değildir; çünkü önemlilik görecelidir. aynı şekilde genel-özel af ilanı da özel karar yeter sayısı gerektiren bir karardır ve asla özel bir toplantı yeter sayısı belirlenmemiştir bu karar için. genel-özel af ilanının, doğurduğu sonuçlar bakımından, belki de cumhurbaşkanlığı seçimi kadar önemli bir karar olduğunu da belirtmek isterim .

    sonuç olarak diyeceğim şudur:

    sabih kanadoğlu'nun görüşü akp'li birinin köşke çıkmasını oldukça zorlaştıran bir görüş; ancak bence sırf bu sebepten ötürü sempati duyulamaz. zira bu cumhurbaşkanlığı seçimini tıkayacak bir yöntem ve bu yüzden demokratik olmadığını düşünüyorum. ayrıca cumhurbaşkanlığı seçiminin tıkanmasının 1980 yılında neye neden olduğunu da hatırlatırım.

    edit: bir de şöyle bir link var http://www.ntvmsnbc.com/...
    (twinkle, 13.03.2007 23:43 ~ 23:50)
  9. 2007 askeri ihtilali ile sonuçlanabileceği kimi çevrelerce konuşulan seçimdir..
    (profesore, 14.03.2007 00:04)
  10. üzülerek söylüyorum, çok büyük ihtimalle sonucunu akp'nin belirleyeceği seçimlerdir. 550 kişilik mecliste 354 üyesi bulunan akp'nin hukuki bakımdan önünde çok az engel vardır.

    sayın kanadoğlu başta olmak üzere bazı hukukçular meclisin cumhurbaşkanını seçmesi için 367 kişi olması gerektiğini, eğer ilk oturumda bu kadar üye mevcut değilse seçimlerin anayasa mahkemesi tarafından iptal edileceğini savunuyorlar.

    o halde "anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında kanun"a bakıyoruz. tam olarak 18. maddesinin, 6. bölümüne. (bkz: http://www.anayasa.gov.tr/...)

    burada anayasa mahkemesinin denetleyebileceği meclis kararları yazmaktadır ve bu kararlar arasında cumhurbaşkanlığı seçimi [u]yoktur[/u].

    anayasa mahkemesinin, yukarıdaki 18. maddeye dahil olmasa bile, bazı meclis kararlarını eylemli içtüzük değişikliği sıfatı ile denetleyebildiğini biliyoruz. her ne kadar bu şekilde, 18. maddede sayılmayan kararları denetlediği için oldukça eleştirilse de anayasa mahkemesinin, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tek yapabileceği budur.

    sonuç olarak bütün tartışmaların bittiği tek bir nokta var: anayasanın 102. maddesi nasıl yorumlanacak? bahsi geçen üçte iki çoğunluk sadece nitelikli bir karar yeter sayısı mı yoksa aynı zamanda toplantı yeter sayısı olarak da sayılabilir mi?
    (twinkle, 21.03.2007 09:21 ~ 09:27)
  11. (bkz: eksi oy alacağını bildiğinden birşey yazmamak)
    (dengesek, 21.03.2007 20:25 ~ 20:25)
  12. (bkz: recep tayyip erdoğan ın cumhurbaşkanı olması/@1282282)
    (strateji, 24.03.2007 00:10)
  13. mayıs 2007 de onbirincisi yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin önemi aslında cumhuriyet tarihi boyunca hissedilmiştir. mustafa kemal atatürk'ten sonra yapılan tüm seçimlerde; bu güçlü olan ve yıllar geçtikçe de görev ve sorumluluklarındaki artışa istinaden daha da güçlenen makam için kıyasıya rekabet yaşanmıştır.

    cumhurbaşkanlığı makamı türkiyede bir 'sembol' makam değildir. tam aksine bu makam ülkedeki tüm makamlardan daha yetkili ve geniş alanda faaliyet gösterebilecek konuma sahiptir. tartışmaların odağında bu güce sahip olma ve bu erk ile yasamaya, yürütmeye, yargıya ve orduya başkanlık etme çabası vardır.

    cumhurbaşkanı yasamaya yani yasa koyucuya, yani meclise aldığı kararları onaylamayarak tekrar meclise göndererek - istediği kararlar hakkında anayasa mahkemesine dava açabilerek direk müdahildir. bu durum daha önceki cunhurbaşkanlarının uygulamalarında bizzat görülmüştür.

    ayrıca gerekli gördüğü zaman hükümet toplantılarına da başkanlık edebilmektedir. yani yalnız devleti değil, hükümeti de yönetebilmektedir. bu yetki bugüne kadar kullanılmamış olabilir ancak bu kullanılmayacağı anlamına gelmez.

    cumhurbaşkanının görevleri arasında; devlet denetleme kurulu'nun üyelerini ve başkanını atamak, yükseköğretim kurulu üyelerini seçmek, üniversite rektörlerini seçmek, anayasa mahkemesi üyelerini seçmek, danıştay üyelerinin dörtte birini seçmek, yargıtay cumhuriyet başsavcısı ve yargıtay cumhuriyet başsavcı vekili'ni seçmek, hakimler ve savcılar yüksek kurulu üyelerini seçmek, askeri yüksek idare mahkemesi üyelerini seçmek gibi devlet için çok önemli organların başkanlarını ve üyelerini atamak ve seçmek de vardır.

    cumhurbaşkanın aynı zamanda başkomutan olması ve genelkurmay başkanına dahi emir verebilmesi, türk silahlı kuvvetleri'nin kullanılmasına karar vermesi, genelkurmay başkanı'nı ataması, milli güvenlik kurulu'na başkanlık etmesi ve sıkıyönetimi onaylaması ya da reddetebilmesi, bir ülkeye savaş açma yetkisinin olması da bu makamın ordu üzerindeki 'olağanüstü' gücünü göstermektedir.

    ayrıca, istediği hükümlünün cezasını hafifletebilmekte ya da toptan affedebilmekte, yani fiilen yargı kararlarını iptal edebilmektedir. zaten tüm önemli yargı üyelerini ve başkanlarını da aynı makam atamaktadır. burada cumhurbaşkanlığının yargı üzerindeki 'olağanüstü' yetkileri apaçık gözükmektedir.

    bu kadar sorumluluk ve yetkiye sahip bir makamın hesap vermesi ve yargılanması ise bir o kadar zordur. cumhurbaşkanı sadece vatana ihanetle yargılanabilir, onun için de somut bir kanıt ve meclisin dörtte üçünün onayı gerekmektedir.

    burada yazdığım tüm 'olağanüstü' yetkiler ile aslında bir demokratik parlamenter sistem ile yönetilmediğimiz, devletin esas erklerinin tümüne yakın kısmının cumhurbaşkanlığı makamında toplandığı ve aslında engin ardıç'ın yazdığı gibi ülkede gizli bir yarı-başkanlık sisteminin olduğu ve tüm kavganın da bu erki elde tutma kavgası olduğu açıktır.

    aslında tartışılması gereken konunun demokratik parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanlığı makamının görev ve sorumluluklarının sınırı ve bu makamın birçok yetkisinin halkın iradesi olan meclise devredilmesi gerekliliği, bu sayede gerçek demokratik temsilin ve kuvvetler ayrılığının sağlanması olduğudur. bu yapılmadığı takdirde cumhurbaşkanlığı seçimleri her dönem ülke için sıkıntılı ve sancılı olmaya devam edecektir.
    (şehzade mustafa, 27.03.2007 10:09 ~ 10:11)
  14. http://www.toplumsaluzlasma.org/
    (trouble, 27.03.2007 10:16)
  15. az önce medyatava yeni bir cumhurbaşbanı adayı açıkladı. http://www.medyatava.com/...
    (spanki, 27.03.2007 10:42 ~ 28.03.2007 21:36)
  16. sabih kanadoğlu'nun ortaya attığı ve şimdilerde bütün rektörlerin oybirliği ile destek verdikleri "seçime başlamak için en az 367 milletvekilinin mecliste hazır bulunması" iddiasını incelemekte yarar var.

    1961 anayasası cumhurbaşkanlığı seçimini çok zorlaştırmıştı, öyle ki; 1980 askeri darbesine giden yolu açmıştı dersek pek yanlış olmaz, zira evren'in de itiraf ettiği gibi 1980'de cumhurbaşkanlığı seçimleri kitlenmeseydi yüksek bir ihtimalle darbe olmayacaktı. darbe sonrası anayasayı hazırlayanlar bu soruna bir çözüm bulmak için meclisin çalışmasını kolaylaştırdılar, cumhurbaşkanlığı seçimini de açık bir prosedüre bağladılar ve 4. tur sonunda da seçilememesi ihtimaline karşın tbmm seçimlerinin otomatik olarak yenilenmesine karar verdiler. bu açıklamalar şüphesiz konu açısından önemlidir.

    anayasa madde 102

    "cumhurbaşkanı, türkiye büyük millet meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir...en az üçer gün ara ile yapılacak oylamaların ilk ikisinde üye tamsayısının üçte iki çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir, üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğunu sağlayan aday cumhurbaşkanı seçilmiş olur. bu oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamada en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır, bu oylamada da üye tamsayısının salt çoğunluğu ile cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal türkiye büyük millet meclisi seçimleri yenilenir. "

    maddenin tamamından da anlaşılacağı üzere herhengi bir özel toplantı yeter sayısı öngörülmemiştir. burada bahsi geçen üçte iki çoğunluk oyu karar yeter sayısı'dır. bu bağlamda anayasanın " toplantı ve karar yeter sayısı" başlıklı 96. maddesine de bakmak gerekir.

    anayasa madde 96. " anayasada, başkaca bir hüküm yoksa, türkiye büyük millet meclisi üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz. "

    açıkça görüldüğü üzere, toplantı yeter sayısı 1/3'tür. 102. maddede özel bir toplantı sayısı aranmamaktadır. iddiayı ortaya atanlar seçimin 2/3 le yapılacağını, bunun doğal sonucu olarak da en azından o kadar milletvekilin mecliste hazır bulunmasının gerektiğini düşünmüş de olamazlar. zira; toplantı yeter sayısı aranırken orada bulunmayan bir milletvekili sayımdan sonra genel kurula gelip oy kullanabileceği gibi, sayımda orada bulunan bir milletvekili de sayımdan sonra genel kurul salonunu terkedebilir. bir an için 2/3 kuralında iddia sahiplerinin haklı olduğunu varsayalım. bu durumda anayasamız seçimlerin yenilenmesini emretmiyor, peki ne emrediyor?
    "...en az üçer gün ara ile yapılacak oylamaların ilk ikisinde üye tamsayısının üçte iki çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir..." buna göre, ilk turda 2/3 çoğunluk sağlanamazsa 2. tura geçilecek, bu turda da sağlanamazsa "üçüncü oylamaya" geçilecek. ihtilafa düşürmeyecek kadar açık değil mi? 3. turda salt çoğunluk aranıyor, yine sağlanamazsa 4. tura geçiliyor. 4. turda 2 adaydan biri oyların yarısından çoğunu alamazsa iddia sahiplerinin dediği olaya geliyoruz. "derhal türkiye büyük millet meclisi seçimleri yenilenir."

    bir an için yine de iddia sahiplerinin haklı olduğunu düşünelim. tbmm'de toplantı yeter sayısının hep var olduğu varsayılır. eğer herhan bir parti grubu aksini iddia ediyorsa grup adına sayım isterler. otorumlarda sayım yapılmaz ancak sayım istenirse yapılır. bu durumda akp'nin 354 milletvekili var. tam kadro katıldılar varsayalım. başkan "toplantı yeter sayısı vardır" deyip oturumu açacak. başka bir parti grubu sayının yeterli olmadığını düşünürse sayım isteme hakkı var. tbmm'de grubu bulunan tek muhalefet partisi chp. onlar da, grup adına bir şeyler yapmak isterlerse en az 20 milletvekili ile katılmak zorundalar. bu durumda 374 sayısı bulunuyor ki, bu durumda da 367 rüyası tutmayacak gibi duruyor.

    özetle, buradan fazla umutlu olmasınlar, yeni ortaya atılan iddiayı tartışmaya başlasınlar. deniz baykal'ın dediği: "cumhurbaşkanı olmadan önce işlediği suçlardan yargılayıp hapse atacağız". ben söyleyeyim, bu tartışma çok daha hararetli ve buradan bir iş çıkabilir gibime geliyor.
    (galliani, 10.04.2007 18:59)
  17. (bkz: http://up.2com.at/...)
    (selenge, 14.04.2007 12:46)
  18. tartışma konusunun bence yanlış olduğu seçimdir. insanlar kimin cumhurbaşkanı olacağına dair bu kadar kafa yoracaklarına, neden 82 anayasasına göre cumhurbaşkanına bu kadar yetki verildiğini ve neden bu yetkilerin hâlen değiştirilmediğini tartışsalar daha verimli sonuçlar alınacaktır. kenan evren hazretleri padişahta bile olmayan yetkileri kendinde topladıktan sonra aynen bırakıp gitmiştir ve bu yetkiler ondan sonra o koltuğa oturanların da çok hoşuna gitmiş olacak ki hep gündeme getirseler de bir türlü değiştirmemişlerdir. cumhurbaşkanı böyle antidemokratik yetkilere sahipken kimin seçileceği elbette çok büyük tehlike arz eder.
    (marauder jingo, 16.04.2007 20:01)
  19. adaylar hakkında güzide sözlüğümüzde yazılanlara bakınca derin düşüncelere kapıldığım seçimlerdir. sanırım bizim yazarlarımız atayacak cumhurbaşkanını, seçim filan hikaye yani.

    vecdi gönül başlığına bakıyorum, türkiye'nin 11. cumhurbaşkanıymış. tamam.
    bülent arınç başlığına bakıyorum, o da türkiye'nin 11. cumhurbaşkanıymış.
    abdullah gül de 11. cumhurbaşkanı, oki.
    recep tayyip erdoğan desen o da aynı.
    hikmet çetin'e bakıyorum, e ona da 11. cumhurbaşkanı diyorlar.
    mehmet aydın'a bakıyorum, o da müstakbel 11. cumhurbaşkanımızmış.

    şaka değil, bütün bu insanlar hakkında bu tür en az bir tane giri bulabilirsiniz, şu satırları yazdığım an itibariyle.

    yemin ederim, bir yerden sonra yetersiz ve bilgisiz hissediyorum kendimi. yani şu seçimleri olanca dikkatimle takip ettiğimi düşünmeme rağmen (bu dönem anayasa dersi almaktayım, onun da etkisi var) bir şeyleri kaçırıyorum herhalde. sonunda şöyle bir komplo teorisi ürettim:

    ben uyuduktan sonra (ki her gece yaklaşık olarak saat 2 civarı oluyor bu) bütün ajanslar, haber merkezleri kimin cumhurbaşkanı seçileceğini açıklamaktadır. sonra da saat 8-9 gibi silmektedirler. sabaha da herkes kimin cumhurbaşkanı olacağanı bilmenin haklı gururu ile başlıklarda giri yardırmakta ve beni komplekse sokmaktadır.

    yani şaka bir yana son günlerde türlü şahısların başlıklarında, gol olur diyen rıdvan dilmen misali "11. cumhurbaşkanı" girilerini görmekten fena halde gına geldi. hani mesela "bülent arınç cumhurbaşkanı olur; çünkü..." diye uzayan giriler de mevcut, onlara bir lafım yok. insanlar kendi yaptıkları analizlere göre kimin olacağını söylemektedirler. gel gelelim herhangi bir düşünceden ve analizden tamamen yoksun olarak, cumhurbaşkanını makamına atarmış gibi girilen bu tek cümlelik giriler, özellikle de daha aday namına bir kişi bile açıklanmamışken, cidden can sıkıcı oluyor.

    adaylar bile belli olmadan kimin cumhurbaşkanı olacağını sözlükteki yazarlar belirliyorsa beni atasınlar lütfen. yaş sınırına takılıyorlarsa maloğlan da olur, hayır demem.
    (twinkle, 17.04.2007 15:52 ~ 24.04.2007 11:31)
  20. ooo, kendimden başlıyorum,
    şeytanı taşlıyorum,
    kim çıkacak bilmiyorum!

    (bkz: rte amca ile oyun saati)
    (stairway to heaven, 21.04.2007 12:55)
  21. ak parti cephesinden nimet çubukçu isminin geçtiği seçimlerdir.
    (dünyayı kurtaran adam, 21.04.2007 12:58)
  22. recep tayyip erdoğan'ın baykal'ı aday göstermesiyle "haydaaaaa!" diye tepki vereceğim süreç.
    (luto, 21.04.2007 13:22 ~ 16:30)
  23. - alıntıdır -

    tayyip neden çıkamaz; biz neden şaşırmayız?

    behiç gürcihan
    (kıvanç değirmenli)

    16 ekim 2003'te; yani tam dört sene önce yazdığımız

    "yürüyen koşu bandı üzerinde cumhurbaşkanlığına yürüyenler"
    ( http://www.acikistihbarat.com/... )

    başlıklı yazımızda alıntılamışız sözlerini

    “akp’nin iktidara gelmesi ilişkilerimizi soğutmuyor. aksine, başbakan erdoğan ve abdullah gül ilişkilerin kalıcılığını vurguladı. türkiye için israil ile ilişkileri geliştirmek, tarihi, stratejik ve geri döndürülemez bir karardır”

    bundan yaklaşık iki sene önce; 08 aralık 2005'te yazdığımız

    israil'den fetullah'a bir çizgi çekin, çankaya'dan geçsin
    ( http://www.acikistihbarat.com/... )

    başlıklı yazıda sıralamışız özelliklerini,

    "
    hem israil'e yakın olacak...

    hem fethullah'a...

    hem başkanlık/federasyon projesine uyumlu olacak...

    hem kürt asıllı olacak...

    hem de nato uyumlu olacak...
    "

    birini dört sene önce; diğerini iki sene önce kaleme almışsız ama buna rağmen tayyip erdoğan diyor ki; "şaşıracaksınız".

    tayyip erdoğan'ın haberi bile yokken; bir sonraki cumhurbaşkanınını planlamaya başlayanların olduğu bir ülkede şaşırmamız bekleniyor.

    ama tayyip erdoğan iddialı. "herkesin şaşıracağı bir aday"dan sözediyor ve altını çiziyor: "biz hizmet adamıyız".

    hizmet adamı olduğu konusunda hiç kimsenin itirazı yok.

    türkiye cumhuriyeti tarihinde kendisi kadar hizmetkar birinin iktidara gelmediği gün gibi aşikar.

    bugüne kadar ülkenin limanına talip olan yahudi'yi de;
    tepesine talip olan arab'ı da;
    iletişimine göz diken ingiliz'i de;
    bankasına talip olan yunan'ı da;
    havaalanına talip olan abd'liyi de;
    madenlerine talip olan alman'ı da

    bu kadar mutlu edebilen çıkmadı.

    bu listeye barzani'yi; fetullah'ı, "sayın" sıfatı ile taçlandırdığı i.t. 'i , bartholomeos'u , binbir çeşit eski ve türeme oligarşiyi de eklediğinizde uzayan bir liste ile karşı karşıya olduğumuzu görürsünüz.

    o yüzden tayyip erdoğan kesinlikle bir hizmet adamı ve o yüzden vazgeçilmez. bu hizmeti çok yönlü yapıp aradaki dengeleri tutturabilmesi , onun karizmasını kiralayanlar açısından altın değerinde.

    ve işte tam da bu yüzden; tayyip erdoğan'ın başbakanlık'ta kalması gerekiyor.

    türk siyasetinin mekanizmaları; bu hizmet dolu denge oyununu cumhurbaşkanlığı makamından icra etmeye müsait değil.

    tayyip erdoğan'ın bu güne kadar yaptığı bu çok yönlü hizmetleri çankaya'nın o yarı fanus ortamında sürdürmesi imkansız.

    başbakansanız üsküdar'a gider iken; yarı yolda bir de çamlıca'nın saklı bahçelerine uğrayıp, çok özel toplantılar yapabilirsiniz ama cumhurbaşkanlığı forsu ağırdır. yakın çemberinizde asker vardır.

    öyle her görüşmeyi yapamaz, telefonunuzu o kadar rahat kullanamazsınız. hemen yanıbaşınızdaki o yaver; "orduda albay bolluğu var, bir tane de burada dursun" dendiği için orada durmaz.
    bahçenizde muhafız alayı bulunur; muhafızın alayı değil.
    mücahit'iniz arslan'ınız o kadar rahat hareket edemez.

    bu nedenle tusiad'ın; "bizi bırakma, senden iyi hizmet edenini bulamayız" diye çırpınması yersiz.

    bu nedenle biz başından beri tayyip erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmayacağını; daha doğrusu istese de olamayacağını söyleyip duruyoruz.

    karizmasını kiralayıp onu başbakanlığa taşıyanların; onun bu dengeleyici hizmet yeteneğine ihtiyaçları var ve o yüzden ona 11. cumhurbaşkanlığını değil; 1. başkan makamını layık görüyorlar.

    servisler psikolojik profilini bacak bacak üstüne atış tarzına kadar çözmüşler.

    "tarih" ve "atatürk" kompleksini çok doğru okuyorlar.

    "sen başkanlık sisteminin ilk başkanı ; atatürk gibi yeni bir paradigmanın lideri olacaksın"

    diye fısıldıyorlar kulağına. cezaevindeyken başlayan formasyon devam ediyor; tayyip 2.0 yükleniyor bünyeye.

    bu arada tayyip erdoğan'ı başbakanlığa taşıyan güçler ve dinamikler; yeni cumhurbaşkanını hazırlıyorlar.

    akılları sıra; cumhuriyet'in son cumhurbaşkanı; federasyon sistemine geçiş sürecinin refakatçisini hazırlama telaşındalar.

    ve tayyip erdoğan sanki bu seçimi tek başına yapıyormuş edalarında çıkıyor ve diyor ki:

    "herkes şaşıracak"

    kusura bakmayın ama kimse şaşırmayacak.

    tayyip erdoğan'ı başbakanlığa çıkaranları; cumhurbaşkanlığı makamından vazgeçirenleri doğru tespit edenlerin şaşırması mümkün değil.

    yeni cumhurbaşkanı aynen yıllar önce yazdığımız gibi

    hem israil'in dostu olacak;

    hem fetullah'ın;

    hem ab-d'nin bop projesinin türkiye ayağı olan başkanlık/federasyon projesine uyumlu olacak;

    hem nato'ya;

    bir de kürt asıllı yaptınız mı; değmeyin küresellerin keyfine.

    bunlar özellikleri ama illa da isim istiyoruz diyorsanız bizim falımızda çıkanları olasılık sırasına göre yazalım

    1) afganistan'daki görevi sırasında gerekli formasyonları alan ve küresel dansı nasıl yapacağını çok iyi öğrenen; nato karnesi pekiyi ile dolu hikmet çetin;

    2) özelliklerini saymaya bile gerek duymadığımız kadar çok yakından tanıdığınız; asimetrik demokrasinin türk mucidi hilmi özkök;

    3) topkapı'da "müze müdürlüğü" görüntüsü altında; "neo-osmanlı" projesi çerçevesinde yeni başkanlık makamı olarak hayal edilen topkapı sarayı'nda özel çalışmalar yürüten; abd ve ingiliz başkonsolosluğunun gözdesi ilber ortaylı;

    4) dişil güce tapan küresel güçlerin; general electric'in garanti'yi satın alması ile türkiye'de kazandıkları zemini reklamlarındaki "türkiye'yi kadınlar ele geçirecek" sloganının ötesine taşıyacak, anayasa mahkemesi başkanı tülay tuğcu.

    bunlardan hangisi olur...biri olur mu?

    fal bu. üç vakte kadar deyip, üç günden de, üç yıldan da medet ummak olası.

    aylardır milletle dalga geçercesine cumhurbaşkanı adayını sadece kulağındaki fısıltı ile kendi arasında tutan tayyip erdoğan

    ve

    bu oyunu bozacak tek bir aday bile çıkarmadan her zamanki gibi muhalefet görevini başarı ile yürüten deniz baykal'ın yanında bizim falcılığımızın esamesi okunmaz.

    şapkadan tavşan çıkacak ve biz de şaşıracağız.

    bir de o şapkayı büyük hizmet adamı tayyip'in tuttuğuna inansak.


    b.g.

    - alıntıdır -

    kaynak: http://www.acikistihbarat.com/...
    (strateji, 21.04.2007 21:58 ~ 23.07.2007 18:33)
  24. can dündar bugünkü yazısıyla mükemmel bir şekilde özetlemiştir bu süreci ve ne kadar demokrasi yoksunu olduğumuzu gözler önüne sermiştir. bütün millet, meclis, cumhurbaşkanı olacak kişi bile bilmiyor kimin olacağını. başbakan padişah gibi birini işaret edecek e o cumhurbaşkanı seçilecek, meclisteki akp milletvekillerinin başka birini seçme ihtimali yok. zaten unakıtan bile dedi, başbakan gösterir, biz de seçeriz. utanıyorum bu durumu içine sindirebilen kesimden ve meclisten.
    yazı da şudur:

    sıtmaya razı olmak!

    sizin de sıtkınız sıyrılmadı mı bu cumhurbaşkanlığı işinden?..
    toplumca, kendisini evlat edinecek aile bekleyen çocuk durumuna sokulduk aylardır...
    başımıza kim geçecek?
    erdoğan kimi seçecek?
    eşinin başı açık mı olacak?
    dil bilecek mi?
    bizi sevecek mi?
    biz onu sevebilecek miyiz?
    eski halimizi özleyecek miyiz?
    * * *
    bir nevi görücü usulü bu...
    geleceğimize damgasını vuracak, 7 yıl tepemizde oturacak kişi belirleniyor. ve cumhurbaşkanı konusunda "cumhur"un zerrece söz hakkı yok.
    "anayasa'ya göre söz meclis'in" deniliyor.
    gidin sorun bakalım meclis'te kimsenin haberi var mı?
    onlar da erdoğan'ın ağzına bakıyorlar; baklayı ağzından çıkarsın diye...
    böyle zavallı bir "demokrasicilik" oyunu...
    komikliğin daniskası şurada ki muhtemelen adayın kendisi bile bilmiyor, çankaya ile baş göz edileceğini...
    sadece bizi değil, muhatabını bile şaşırtacak bir "sürpriz" bu...
    cumhurbaşkanı'nın başbakan atamasına alışkındık; başbakan'ın cumhurbaşkanı atamasına tanık oluyoruz bugün...
    sürenin dolmasına saatler kaldı; hâlâ iktidarın adayı belli değil...
    muhalefetin zaten adayı yok.
    asker konuştu, üniversite açıklama yaptı, kitleler yollara döküldü. şimdi 60'lık türk demokrasisi başbakan'ın dudaklarını oynatmasını bekliyor sabırsızca...
    ancak 2. sınıf diktatörlüklerde yaşanacak bir garabet...
    * * *
    aynı günlerde adaylarını kıyasıya yarıştıran fransa'ya bakıp özenmiyor musunuz?
    her şeyin göz önünde olduğu; adayların programlarını ortaya koyduğu, seçmenlerin kendilerini yönetecek başkan için oy verdiği bir demokratik yarışı siz de tercih etmez miydiniz?
    güçlü bir parlamento, iyi işleyen bir yargı sistemi ve sağlam bir demokratik gelenek, halkın seçtiği bir başkanın, despotik bir sultana dönüşmesini engelleyebilir.
    halkın oyundan korkarak bu "köşk'e münasip adam bulma oyunu"na daha ne kadar devam edebiliriz ki?
    * * *
    allah'ı var, erdoğan da iyi kullandı bu süreci...
    kamuoyunu, medyayı, diğer adayları, partisini ve herkesi aylardır ustaca oyalayarak ve adayını son dakikaya saklayarak bir oyalama stratejisi izledi.
    "çankaya'ya bakın" diye hepimize tepeyi göstererek diğer sorunları unutturdu.
    başta kendi adaylığının sinyallerini vererek, sonra "du bakalım"a geçerek, giderek vazgeçermiş gibi yaparak, muhaliflerini "o olmasın da kim olursa olsun" deme noktasına getirdi.
    buna anadolu'da "ölümü gösterip sıtmaya razı etmek" derler.
    "sıtma"nın adı iki gün içinde açıklanacak.
    sonra biz ona "cumhurbaşkanı" diyeceğiz.
    yerseniz!

    kaynak: http://www.milliyet.com.tr/...
    (big bang, 24.04.2007 11:14)
  25. eskiden intertoy'un çıkardığı bir oyun vardı: guess who

    süreç olarak fazlasıyla bu oyuna benzemeye başlamıştır artık:

    cumhurbaşkanı akp içinden olacaktır. (hmm, o zaman chp liler gitti, anaplılar da gitti..bağımsızları da çıkardık mı..)

    cumhurbaşkanı dindar biri olacak. (hmmm.. tamam, aynen duruyo her şey..)

    seçilecek cumhurbaşkanı herkesi çok şaşırtacak. (hmmm..rte olsa şaşırmazdık, onu geçelim. abdullah gülde öyle...bülent arınç ı da kapatalım.)

    cumhurbaşkanını her an açıklayabilirim. (ya dur bi yaa.. dur bulacam...)

    abdullah gül (yaa..kandırdın ama, sayılmaz bu!..hani şaşırcaktık.)
    (ikiguzelhareketbirden, 24.04.2007 11:26 ~ 11:37)
 sayfa  / 4

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil