kimi raikkonen'in şampiyonluk mücadelesine yeniden girdiği yarış. ikinci
pit stoplara kadar heyecanın sezon ortalamasına göre yüksekte olduğu bir gerçek. hem de uzun zamandır beklenen schumi - kimi rekabetinin de gerçekleşmesi olayı daha da güzelleştirdi.
start o kadar karışıktı ki bütün yarışın gidişatını değiştirdi. raikkonen pistin kirli tarafından 4. sırada başlamasına rağmen
michael schumacher'in arkasına yerleşti.
juan pablo montoya'nın da 3. sıraya yani tam stratejisine uygun bir pozisyona yerleşmesi
mclaren için startı mükemmel hale getiriyordu. ilk turun sonunda ikinci ve üçüncü olmasalar, ki normal şartlarda temiz taraftan kalkan
jarno trulli'nin ikisinin de önünde ilk viraja girmesi beklenirdi, yarışın böyle gelişmeyeceği kesin.
yine mclaren için startı daha da güzelleştiren olay
fernando alonso'nun ilk viraja girerken fren anında
ralf schumacher'e çarpıp ön kanadını kaybetmesidir. alonso'nun yarıştan sonra dediği gibi ralf fren sırasında normalde pilotların tehlikeli olarak gördüğü yer değiştirmeler yaptı ama alonso gibi şampiyonada bu kadar rahat bir durumda olup amacı sadece yarışlardan puan almaya devam etmek olan bir pilotun ilk virajda yer kapmak için bu kadar zorlamaması gerekirdi. ralf'in yanından en küçük deliği bulup içeri girmeyi denemek yerine onun arkasında kalmayı tercih etmesi daha uygun olurdu.
red bull ise takım halinde ilk turda yarış dışı kalarak adeta formula 1'de şanssızlığın tanımını yapmıştır. mclaren'in son yarışlarda dayanıklılık problemleriyle yarış dışı kalmasını şanssızlık olarak nitelendirmek tartışılabilecek hatta gayet de çürütülebilecek bir iddiadır ama macaristan grand prix'sinin ilk turunda red bull takımının yaşadıkları formula 1'de şansın başarıyı nasıl etkilediğinin göstergesidir. ilk virajda
christian klien normalde oldukça hafif bir darbe almasına rağmen bu darbenin otomobilin en yumuşak parçası olan lastiklere gelmesi ve olayın tam dönüş anında ağırlık diğer tarafa transfer olmuşken gerçekleşmesi klien'in takla atmasına neden oldu. turun sonuna doğru alonso'dan kopan ön kanat da
david coulthard'ın ön süspansiyonunu kırınca onlar için yarış bitti. iki kaza da daha ciddi olabilirdi...
direkt puan kazanmaya yarışan red bull'un eksilmesi ve iki renault'nun da arkalarda kalması diğer takımların ilk 8'e girmesi için büyük bir fırsat yarattı.
williams'ın iki pilotuyla puan alması onların geçen bir iki yarışa göre çok da geliştiğinin bir göstergesi değil. zaten sezon başından beri
fw27'nin yüksek downforce gerektiren pistlerde daha başarılı olduğunu biliyorduk. bu durumda red bull ve renault yokken puan almaları sürpriz değil. ama yine de bütün takımların zorlandığı bu şartlarda istikrarlı bir yarış çıkarmaları etkileyici.
öndeki mücadeleye gelince, ilk turlardan itibaren schumi'nin farkı açması tahmin ediliyordu çünkü bütün uzmanlara (!) göre schumi
sıralama turlarında o turu atmak için otomobiline benzin koymamıştı. evet bazı otoriteler (!) michael'ın sırf pole pozisyonunu alarak şov yapmak istediğini, yarışı düşünmediğini ve 4-5 tur içinde pite gireceğini söylüyordu. raikkonen ise güya iki pit stop yapacaktı. bu duruma herkes kandı, sanki ferrari son yıllarda formula 1'in içinde yer almış en ciddi ve en profesyonel takım değil. sonuçta ne oldu? raikkonen schumi'den yanlış hatırlamıyorsam 3 tur önce pit stop yaptı. yarıştan sonra raikkonen'in fikri de o zamana kadar iki otomobilin aynı hızda olduğuydu. ama ilk pit stop yarışın belirleyici anıydı. mclaren kimi'nin otomobiline fazladan benzin koydu ve bu bütün olayı değiştirdi. ikinci
stintte schumi baştaki kadar hızlı değildi, raikkonen arkadan zorluyordu. ferrari'nin yarış öncesi açıklamalarına bakınca lastik sorunu çözülmüş gibiydi ve sanki bu yavaşlık bir schumi taktiğiydi.
hungaroring f1 pisti'nin geçişe izin vermemesine güvenerek hem yakıt tüketimini azaltıyor hem de mclaren'in soğutma kanallarına yeteri kadar hava gitmesini engelliyor olabilirdi. ama maalesef bu bir taktik değildi, lastiklerin tutunması yine yarış ilerledikçe düşmüştü. tek umut raikkonen'den geç pit stop yapmaktı ama depoda o kadar yakıt yoktu. raikkonen'in schumi'den bir tur sonra pit'e girmesi yarışın sonucunu belirledi. michael yarışı kazanma şansının kalmadığını biliyordu ve
2005 almanya gp'sindeki gibi defans yapmak zorunda kalmamak için lastiklerini fazla aşındırmadan yarışı podyumda tamamlamak amacındaydı. kimi ise önü boşalınca, bir de az ikinci pit stopta az yakıt almasının sayesinde, farkı açtı ve yarışı rahatlıkla kazandı.
aslında montoya bu ikilinin arkasında oldukça iyi bir yarış çıkarıyordu, sadece iki pit stop yapacak olmasına rağmen farkın çok açılmasına izin vermedi ve onun da yarışı kazanmak için şansı yüksekti. özellikle raikkonen ikinci stintte schumi'nin arkasında vakit kaybederken onun öyle bir problemi yoktu ama kimi önü boşalınca çok hızlıydı ve eğer montoya yarışı bitirebilseydi ne olurdu bunu söyleyebilmek çok zor.
montoya'nın yarış dışı kalmasıyla ilgili de garip bir iddia var. sağ
driveshaft'ın arıza yaptığı biliniyor ama bunun sebebi çok basit bir olay olabilir. bir iddiaya göre montoya start öncesi
griddeki yerini almak için o sırada zaten yerleşmiş olan otomobiller ve onlarla ilgilenen diğer takımların elemanları arasında geçerken
bar takımına ait bir jeneratöre çarpıyor ve otomobilin sağ tarafında hasar oluşuyor. mclaren ekibi
fia'nın gözlemi altında gerekli parça değişimlerini yapıyor ama detaylı bir gözden geçirme
parc ferme kuralları nedeniyle mümkün olmuyor. bu arızanın sebebi böylesine basit bir olay mı bunu tahmin etmek zor. bunu ancak otomobil fabrikaya döndüğünde mclaren mühendisleri anlayabilir.
ralf schumacher kendisinden beklenilen gelişimi nihayet gerçekleştirmeye başladı ve jarno trulli'nin sezon başı form üstünlüğünü aştı. aralarındaki puan farkını indirmekle kalmadı, son birkaç yarıştır takımın lider pilotu haline geldi.
jenson button diğerlerinden uzak sessiz ve sakin bir yarışı tamamlayarak puan serisine devam etti.
renault'da alonso'nun zaten o kazaya karıştıktan sonra puan alması zordu ama ilk turu küçük sıyrıklarla atlatan
giancarlo fisichella'nın da ilk sekize girememesi çok kötü bir sonuç. yarışın başında yavaş otomobillerin arkasında vakit kaybetmesinin dışında artan oversteer nedeniyle kör bir girişe sahip 4. virajda iki kez yol dışına çıkması ve sonlara doğru da yakıt basıncının düşmesi onu yine çok uğraştırdı.
zaten macaristan'ın şartlarında hiçbir takım problemsiz, temiz bir yarış çıkaramadı. sorunsuz görünen williams'ta bile
nick heidfeld motorun fazla ısınması nedeniyle gücü düşürmek zorunda kaldığını açıkladı.
sonuçta bu sezon nadir görülen tipte bir yarıştı. ferrari önlerdeydi, renault ise geride, seyirciler sezon boyunca bunun tam tersinden bıkınca böylesi belki daha iyi oldu ve şampiyona biraz daha heyecanlı hale geldi,
2005 türkiye gp'sinin de önemi arttı.
parlayanlar: kimi raikkonen, michael schumacher(otomobilin üstüne çıkan performansı nedeniyle), toyota
sönenler: fernando alonso (gereksiz kazaya karışması nedeniyle), renault,
sauber
şunu da söylemeden geçmemek gerekir. yarış sırasında herkesin stratejisini gördük ve takımların bazılarının 3, bazılarının ise 2 pit stopu tercih ettikleri anlaşıldı. 3 kez pite girenler arasında schumi en sonlardaydı yani aynı stratejideki diğer pilotlara göre daha fazla yakıtla yarışa başlamıştı ve daha fazla yakıtla dünkü inanılmaz turu atmıştı. kendisinden daha az yakıt alan toyota ve raikkonen'e tam bir saniye fark atmıştı, hem de onlarınkinden daha yavaş olması beklenen bir otomobille. o turu pist daha hızlıyken ve tutunma oranı daha yüksekken atmış olsa da o bir saniyeyi kimse açıklayamaz. haftasonu boyunca ferrari'nin yaptığı en hızlı tur zamanından yaklaşık 0.9 saniye daha hızlı. o otomobilin içinde başkası olsaydı belki yine pole pozisyonunu alabilirdi veya çok yakın olabilirdi ama aradaki bir saniye nedir?
özetle ben o sıralama turu karşısında saygıyla eğiliyorum ve ekliyorum:
(bkz:
1 saniye fark atılır mı oha schumacher)