17 mayıs 2012 perşembe
günün başlıkları: 357 tane
günün başlıkları: 357 tane
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·gülse birsel (9)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·kuzey güney (2)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·chevrolet impala (4)
- ·
- ·
- ·puma (2)
- ·
- ·
- ·migros jet (2)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
2001 a space odyssey
- ee 2004deyiz yok böyle birşey diye düşündüren film. stanley kubrick klasiğidir. hatta pink floydun da böyle bir klibi vardır. yine stanley kubrick imzası taşır. (bkz. echoes with 2001)
- bilgisayarda uzunca seyrettiğim karanlık ekrandan ilk kareler gözükmeye başlayıncaya kadar sabrımın sınırlarını keşfetmemi sağlayan, müziğinin olağanüstü etkileyici olduğu ve de final sahnesiyle beni etkileyen, filmlerin ötesinde bir film..
- anlaşılması çok zor olan bu film çağının özel efekt teknolojisinin öncüsü olmuş ve stanley kubrick'e hayatı boyunca alacağı tek oscar ödülünü özel efekt dalında kazandırmıştır. sinemada kilometre taşı kabul edilir, anlatımı çok etkileyicidir. anlaşılması çok zor olan bu filmi http://www.kubrick2001.com/... adresindeki flash animasyonunu izeldikten sonra çözebilirsiniz.**
- çeşitli ülkelerden 56 bilim adamına sorarak gerçekleştirilen bir anket sonucunda tüm zamanların en iyi ikinci bilim kurgu filmi seçilmiş yapıt
- günümüz holivut aksiyon çorbasının tam tersi niteliklere sahip, yavaş yavaş sindire sindire ilerleyen, çok geniş bi felsefi altyapıya sahip görselliği ve müzikleriyle yarattığı atmosferi izleyiciyi derinden etkileyen müthiş bir film. dallarında usta iki sanatçının birlikte çalışmasından da beklenen budur zaten. (yönetmen kubrick, senarist arthur clarke) türk sinema dergisinin okuyucuları ve yazarları 2001'i gelmiş geçmiş en iyi ikinci film seçtiler. (birinci --> citizen kane)
- kubrickin kamerasından,ilginç,şahane bir uzay filmidir.filmdeki "hal" karakteriyle ayrı bir tat yakalanmıştır.
- http://www.kubrick2001.com/... adresinde filmin kısa ve mükemmel bir özeti olan ; bu illustrasyonu izledikten sonra ;
"4-5 yasımdan beri kortugum ve halen yenemedigim aynı korkuyu animasyonda gene farkettim.varligimin özunde
matematiksel olarak evrendekonumlanan ruhun oldugundan suphem yoktu ve de bu film ve de özellikle ilüstrasyon bunu oldukça güzel aciklamaktadir.fizige olan haklı ilgimin ne kadar evrensel oldugunu , insan olmanın aslinda cevrede varolan dogadan kopmus bir nesne olmadigi kanaatimi teyit ettim.tek kelime ile mükemmel bir ölümsüzlük hissi icindeyim ..."
şeklinde yazı yazmama sebebiyet veren üstün film. - gerçek bir başyapıt. yoruma bile gerek yok.
- alet vs insanoğlu
"i am afraid"
hal 9000
(bkz: anlayan anladı) - spoiler içermektedir
stanley kubrick üstadın aşmış bilim kurgu dalında tek geçilecek yapıtı.stanley kubrick kendine has olarak insanın geçirmiş olduğu evrimleri ve geçirecek olduğu evrimleri irdeleği bir şahaseri.ayrıca filmde uzaya gönderilen bir elemanın arızayı tamir etmek nedeniyle uzayın boşluğunda yapmış olduğu kısa yolculuk tam 3 dakika sürmektedir.bunun sebebinin ise insanoğlunun, yaratmış olduğu makinalardan en büyük zaafını açıklamak olduğunu bildirmiştir.zira bu 3 dakikalık periyotta tek ses olarak bir insanın soluk alıp vermesini duymaktayız lakin makinalar solunuma ihtiyaç duymamaktadır ve bu bakımdan insanoğlundan üstündür.fakat makinaların en büyük hatası ise insanoğlunun pratik zekaya ve meraka sahip olmalarını unutmuş olmalarıdır.bundan dolayıda insanoğluna yenilmesi kaçınılmazdır.zira filmin başında insanın ilk evrim aşamasının incelenmesinde dünya dışı güçler tarafından getirelen dikdörtgen şeklindeki siyah metal parçasının bu aşamada hiç bir faydasının olmadığı insanın kenidini geliştirmesinin sadece pratik zekasına ve merakına bağlı olduğu vurgulanmaktadır. - aynı zamanda 2001: space oddysey, bilimkurgu üstadı arthur c. clarke tarafından yazılmış romandır. film bu kitaptan esinlenerek yapılmamıştır. kitabın özsözünde uzun uzadıya bahsedildiği gibi ne kitap, ne de film ötekine esin kaynagi olmuştur. zira her ikisi de birbiri için yazılmışlardır. filmin yapımı esnasında clarke bir yandan yazmaya devam etmektedir. senaryonun sekteye ugradığı anlarda kubrick'te devreye girer.
herkes bilim-kurgu seyretmistir elbette, ama bu hep kurgucular tarafından olmuştur. bu eserde ise bilimkurguyu bir bilim adamının gözünden görme fırsatı yakalarız. cunku arthur c. clarke aynı zamanda haberleşme uyduları gibi cok onemli bir bilimsel buluşun kaşifidir. kitabın güzelliği ise burada yatmaktadır. hatta film 1 güzel ise kitap 1000 güzeldir. bunda en büyük pay filmde izleyiciye sunulması imkansız olan bilimsel gerçeklerin kitapta nasıl meydana geldiğini anlatılıyor olmasıdır. kitap ardından gelcek olan bir devam seirisini de beraberinde getirmiştir. yıllar gitgide büyümüş, büyüdükçe fantazi daha da artmıştır. bilim-kurgu adına okunabilecek en güzel eserlerdendir. zaman kavramına çok güzel bir yaklaşım vardır. geçmişten, günümüze ve geleceğe bira anda olan geçişlerle adeta ışık hızında bir yaşamı anımsatır. - ilk sahnelerdeki maymunların gerçekçiliği olsun, uzay gemilerinde folloş edilen yer çekimi olsun zamanının çok ötesine giden fakat konusu ve anlatımıyla bana "şair burada ne anlatmak istemiş" hissini veren filmdir. zira sadece film izlenerek final sahnesine ait birşey anlamak mümkün değildir fakat hakkında yapılan yorumlar okununca herkes "doğru tabi" demektedir.
- 2010: uzay efsanesi 2, 2061 uzay efsanesi 3 ve 3001: son efsane olarak, üç adet devam kitabı daha yazılmış olan, mükemmel bilim kurgu klasiğidir.
(bkz: 2010 odyssey two)
(bkz: 2061 odyssey three)
(bkz: 3001 final odyssey) - stanley kubrick imzalı muhteşem film. bu filmde yaratılışla birlikte silah olarak kullanılan hayvan kemiğinin uzay aracına dönüşümü, monolitin yükselişi, yeniden doğuş, bilgisayar hal in insan zekasına karşı duruşu, insanın uzay karşısında hareketsiz kalışı ve boşlukta süzülüşü, ve herşeye nüfüz eden o üçüncü gözün izleyişini bulacaksınız. bir göz sürekli izlemektedir. bu bir çeşit "tanrı bakışı "gibi betimlenmiştir. vurucu ve delicidir, ürpertir.insan nesne karşısında aciz kalmıştır. bowman hal ile girdiği savaştan sonra kendini louis tarzı döşenmiş barok salonda bulur. ev kendini ölüm döşeğinde görür. astral bir fetüs olarak yeniden doğuşu göze çarpar. o artık yıldız çocuktur. uzayda yalnız olup olmadığını merak eden insanoğlu zamanda ve doğada yalnızdır. tevratta anlatılan ilk insan hikayesine de göndermeler taşır bu film. gerçi burada ilk insan yoktur. primatları görürüz. ve habil kabil hikayesindeki gibi kemik öldürücü bir silaha dönüşür. monolit primatlara "bilgi" yi mi iletir? bu bilgi sayesinde öldürür karşısındakini ve egemenliğini ilan eder. insan iyi ile kötüyü bilmek için mi günahkar olmuştur?
j. strauss un muhteşem valsleri eşliğinde izlenir tüm bu olanlar. bu vals "blue danube" (güzel mavi tuna) dır. - evrime dair göndermeler de bulunan.insanın aptallığının başına açtığı belaları konu alan.insan'ın evrim zincirinin son halkası olmadığını adeta ispatlayan we nietszche'nin übermensch'ine atıfta bulunan stanley kubrick klasiği.
- izleyenlerin ya taptığı ya da nefret ettiği bir film. çok farklı şekillerde algılanmış ya da hiç anlaşılamamış, bu filmin nesi oscar almış bile dedirtmiştir adama. ama kubrick'in istediği budur ve şöyle bir açıklama yapmıştır zamanında:
"eğer leonardo, mona lisa tablosunun altına şöyle yazsaydı ona nasıl değer verebilirdik?: "hanımefendi gülümsüyor çünkü sevgilisinden sakladığı bir sır var" bu izleyiciyi gerçeğe zincirlerdi ve ben bunun 2001: a space odyssey'e olmasını istemiyorum." - arthur c. clarke'ın the sentinel isimli kısa hikayesinin tutulması ardından kısa hikayenin biraz değişmiş ve gelişmişi olarak yazılan süper roman.* kitabın başında açlıkla terbiye olan ve monolithin mekanlarına inmesi ve ardından gelişen olaylar sonucunda bu sorunu aşan, ayrıca gelişen merak, araç kullanımı gibi yeteneklerle gelişimlerinde devrim yapan* maymun-insan(man-ape) kabilesi ile jüpiter yolunda hırs küpü, cibilliyetsiz bilgisayar hal9000'in açtığı türlü belalarla uğraşmak zorunda kalan ve sonunda zorlukları yenip fenafillah* mertebesine erişen dünyalı insanlar** arasında kurulan paralellik başta olmak üzere kurgusundaki başarıyla arthur c. clarke amcanın romancı olarak kendini ispatladığı aşmış bilim kurgu romanı. nasa müdavimi arthur c. clarke fizik, biyoloji ve özellikle astronomi konusundaki yetkinliğini hikayeye yansıtmış ve sonuç olarak ortaya inandırıcılığı had safhada(neil armstrong ay'a ayak bastığında etrafta monolith aratacak kadar), okuyanları etki altına alan ve uzun süre bırakmayan bu kitap çıkmıştır. arthur c. clarke'ı, the sentinel'i okumasının ardından bu kitabı yazması için motive eden ve şu an okuduğumuz versiyonların yazılmasında büyük emeği geçen stanley kubrick hazretlerine saygısızlık etmek istemem ama maalesef filmi kitabının yanında çok çok sönük kalmaktadır. kitaptaki bazı ayrıntılar* filmde atlanmıştır, vurgulamalar yer yer başarısız yapılmıştır, daha da vahimi kitabı okumayan birisi filmden pek bir şey anlayamamaktadır, bunlar da filmi *başarısız yapmaktadır.
* 2001:a space odyssey ile aynı hususun üzerine kurulmuş iki kısa hikaye vardır, the sentinel ve encounter in the dawn. bu iki hikaye bazı 2001:a space odyssey versiyonlarının içerisine dahil edilmektedir-orbit books versiyonunda var. - stanley kubrick filmde kullandığı dekorları bir daha kimse kullanamasın diye çekimlerden sonra kırdırmıştır. iki saatten fazla süren filmde yalnızca kırk dakika civarı konuşma vardır.
- evrim teorisinin sinemada ilk ve en başarılı entellektüel yorumlanışı. maymunların fırlattığı kemiğin havada döne döne uzay mekiğine dönüşmesi şeklindeki metaforik anlatım kubrick amcamın sinema sanatına yolladığı "kokulu" öpücüktür. şu konudan da esra ceyhan'a temas edebildiğim için kendimden nefret ettim bir an.
2001 her türlü okumaya müsait oluşu ile neticelendirelemeyen bir film olarak ölümsüzlük titrine kavuşmuştur. türlü öznel yorumlara sonuna değin açıktır ve bıraktığı bu açık kapı ile her okumada daha da zenginleşmektedir. - uzaya çıkmış ama o teknoloji içinde sıçmak için talimata ihtiyaç duyan insanoğlunun gerçekten göstermesi gereken gelişim doğrultusunu finaliyle göstermiş, hemen hemen her türün en iyisini çeken kubrick efendiden gelen evrensel servet.
- filmdeki "hal" ismi "ibm" i oluşturan her harfin bir önceki harflerinden meydana gelmiştir. h - i , a - b , l - m.
- deneysel sinemanın en güzel örneklerinden olan,insanda sonsuz çağrışımlar bırakan güzel kubrick filmi.
insanın kafasında çok fazla soru işareti uyandıran fakat aslında sanatsal açıdan hoş bir çağrışım yakalatan film.şudur ki filmin çekildiği yıl 1968 öncelikle pop art olaraktan ele alınırsa filmin sonundaki dave in gözleri bir örnek.neyse öyle bir şeydi bu.
film insan neslini sorgular iken gidişatı hiç bir şekilde aktarmamakta.1991 yılında gönderilen bir uzay mekiği fakat sadece konu olarak uzay ı ele almakta.aslen sürekli gözümüzün önünde olan fakat gözden kaçan bir ayrıntı gibi kubrick kendi zamanını ve kendi zaman kavramını yaratmakta aynı lynch in lost highway de yaptığı gibi.
ve filmi sürekli götüren o duvar...maymun dokunuyor.(cep telefonu, bilgisayar,televizyon) yavaş yavaş diğerleri çevresine geliyor dokunuyor.bi nevi tüketiyor.
son olarak filmdeki en güzel ayrıntı bence maymunların önüne çıkan kara duvar ı keşfetmeleri ve bunla ilgili heyecan duymaları daha sonra ise insan neslinin kara duvarı ayda keşfettikten sonra yaptığı ilk şeyin fotoğraf çekilmesi olması işin romantik boyutunu gerçekten güzel çözümlemekte.
işte 2001 a space oddysey böyle bi film.birşeyler anlatma çabası içerisinde sadece göz teması yapan daha ileri gitmeden bir çizgiden bir şeyler söylemeye çalışan önemli bir başyapıt. - bu kitap ve filmde adı geçen 'hal' ismini yaratan arthur c. clarke; ibm' den türetme olduğunu yalanlamış, kendi açısından bir baglantı olmadığını belirtmiştir zamanında. nitekim, kısaltmanın açılımı heuristically programmed algorithmic şeklindedir.
monolitten etkilenen primatın kemiği diğer kemiklere tekrar tekrar vurmaya başladığı yer sadece filmin değil, sinema tarihindeki en güzel sahnelerden biridir bana göre... bu sahneye geçtiğimiz günlerde yayınlanan the big bang theory bölümünde de gönderme yapılmıştır...
zamanında, ksb' de ilk defa izleme şerefine erişirken, beraberimde olan üç kişiden ikisinin uyumuş olması da ayrı bir durumdur... - 19 mart 2008 de vefat eden ve hayranlarını derin bir üzüntüye sokan iletişim uydularının icadında önemli bir yere sahip ünlü bilimadamı arthur c. clarke ın en önemli eserlerinden biridir. 2001 a space odyssey filminin senaryosunu stanley kubrick ile beraber yazdıktan ve filmin getirdiği büyük başarının ardından clarke dört kitaplık space odyssey serisinin ilk kitabı 2001 i ardından 2010, 2061, ve 3001 i yazarak seriyi tamamlar.
space odyssey serisi insan hayalinin alamayacağı genişlikte ki evren de yalnız olup olmadığımız sorunsalına eğilen müthiş bir bilimkurgu efsanesidir. özellikle zamanında çekilmiş en iyi bilimkurgu filmi olduğu için sinema tarihinde bir kült haline gelmiş olan space odyssey filmini beğenmemiş olan fakat bilimkurguya meraklı herkese önerilir. çünkü kitap (tabi sinematografi olayını bir kenara bırakırsanız) gerek tasvirler gerek anlatım ve gerekse hikayenin ilerleyişi açısından filmden çok daha başarılı bir yapıt.
aynı yazarın bir diğer başyapıtı ve bence tüm zamanların en iyi bilimkurgu serilerinden biri olan rama serisini de mutlaka okumanızı tavsiye ederim. yazar ilk kitap olan rama ile buluşmadan sonra ki serinin diğer kitapları olan rama 2 , rama bahçesi ve rama'nın sırrıkitaplarını aynı zamanda uçuş mühendisi olan gentry lee ile beraber yazmıştır. - geminin ana bilgisayarı hal ın işletim sisteminin içinin renginin insan beyninin rengiyle aynı olduğunu farkedip saygı ve sevgimin bir kat daha arttığı film.


