şampiyonluk,başarı ,kupa ,para...
bunların hiç birisi için değildi elbette o seneki amaç..
belki de tek amaç koskoca yüz yılın ardından mutluluk göz yaşları dökmekti bizler için..70 yaşındaki amcalarla
çocuklar gibi zıplamayı özlemiştik yine..
takım inanmış,armasını kalbine yapıştırmış ve kartallar gibi süzülmeye hazırdı işte..
ali,metin,feyyazların ardından yeniden ölesiye bir ruh,savaşmak için çıkıyordu sahaya o gün..
sevgi,ruh,inanç...
haftalar geçiyor,okyanus geçen kaptanlar gibi karayı gözlüyorduk artık...
oyuncularımızın isimleri duvarlarda,okul sıralarında,dillerde,kalplerdeydi...
ama birisi vardı ki...
siyah,kap kara derisiyle,bizlere inandığımız yolda aydınlığı hatırlatmıştı..
uyandırmıştı yeniden içimizde kıpraşan asi çocuğu...
biz
beşiktaş taraftarı ona arkadaşımız,kardeşimiz diyorduk..
sizlerse şovenist,zenci,aykırı...
biz bağrımıza bastık onu;dil,din,ırk,millet gözetmeden...
sizlerse öcü gözüyle baktınız,korktunuz,ürktünüz,kuyusunu kazdınız.
o sevmediğiniz adam,hep hayalini kurduğunuz tekmeye kafa koyan,her ne şartta olursa olsun formasını ıslatan,
armanın hakkını veren adamdı...
aykırıydı,isyankardı biraz,hırçındı ve tabiki hırslıydı...
kıskandınız...
ali cengizlerinizle büktünüz boynunu,yolladınız ve oh çektiniz...
belki de iyi ettiniz...
masabaşı oyunlarınız ve baskılarınız, o zamandan beri ruhumuza canlar kattı ...
ve o iki bavula yolladığınız adamı koskoca bir kitlenin sevgilisi yaptı ebediyen...
20 nisan 2003 beşiktaş fenerbahçe maçı,
pascal nouma nın ebediyen unutulmamasını sağlayan maç olmuştur.