nıhahahohoho nidalarıyla karşıladığım pek fazla iyi haber. dark side of the moondan çalacakmış.
yalancısıyım sitelerin.
lakin bildiğim tek şey,ömrüm boyunca azab çekeceğim konsere gitmezsem.
ça ira zaten bir opera eseridir, bu bakımdan konserde çalması olanaksızdır roger babanın.
bilet fiyatlarının hayli tuzlu olacağını tahmin etmekteyim.
ayrıca, hala gerçekleşeceğine inanamadığım konserdir.
satışa çıktığı gün tüm sahne önü biletlerinin tükendiği konserdir. ayrıca fiyatlar ise gerçekten bir öğrencinin karşılayabileceğinin çok üstünde. incindik.
bilet fiyatlarını protesto ederek gitmeyeceğim konserdir. sonra kafamı dağdan taşa vuracağımı ben de biliyorum ama organizasyon şirketlerinin insanların bu tür zaaflarını ceplerini doldurmak için kullanmamaları gerektiği kanaatindeyim. varsın kum dağa küssün dağın haberi olmasın.
bir süre pink floyd dinlememek, sözlükte 20 haziran ile başlayan başlıkları okumamak, konser geyiği yapılan ortamlardan uzak durmak gerekecek. biletler bittikten sonra irademe yenik düşmesem bari.. (bkz: allaam ben napıyorum böyle)
benim gibi roger waters'a vip almak isteyenler ağlasın.hep beraber.vipler tükenmiş hemen.tükenmeesede ztn 250 ytl nasıl verilir o da ayrı.yarın sa indirimli biletler son.param yok.indirimlisi bile 60.üye muabbetini d anlamış deilim ayrıca.aha sanırım üye olmayanlara ztn indirimli bilet fln da yok.genel giriş 83 ytl.hayırlı olsun.
öncelikli dönem bilet fiyatları (3-4-5 nisan)
siyah & beyaz iksd üyeleri :
sahne önü: 225 ytl
genel giriş: 56,50 ytl
kırmızı & sarı iksd üyeleri :
sahne önü: 240 ytl
genel giriş: 60 ytl
bilet satış fiyatları (6 nisan'dan sonra)
siyah & beyaz iksd üyeleri :
sahne önü: 235 ytl
genel giriş ( ilk 5.000 bilet): 64,50 ytl
genel giriş ( 5.000 bilet'den sonra) : 76,50 ytl
kırmızı & sarı iksd üyeleri :
sahne önü: 250 ytl
genel giriş: 68 ytl
genel giriş ( 5.000 bilet'den sonra) : 76,50 ytl
genel
sahne önü: 310 ytl
genel giriş: 83 ytl
genel giriş ( 5.000 bilet'den sonra) : 99,00 ytl
sahne önü biletlerinin tükendigi, diger biletlerinde heran tükenebilecegi konserdir..
inanılmaz olması muhtemeldir, roger waters'ın bizi bizden alacagı ogranizasyondur.
evlada, toruna torbaya, eşe dosta anlatacak birşeyler olacak. iyi ki kıymışız paraya diyeceğiz. ya da ben acıyı böyle soğutuyorum. yine de yerli düttürülerin konserleri bile aynı fiyata olurken, roger abime vermişim 83 kağıt, çok olmasa gerek.
çaktırmadan david gilmour'u da çağırdığım, sanki onun da konseri varmış gibi internetten reklam yaptığım konser. über kötü planımın sonucunda david ve roger'ın sahnede karşılaşıp "allah kahretsin david ne işin var burada" "roger, bu benim konserim, neden geldin?" şeklinde tartışmalarını, daha sonra birbirlerini ne kadar sevdiklerini farkedip "sittir et geçmişi, hadi gel gençleri eğlendirelim" demelerini ve birlikte çalmalarını beklediğim konser.
bilet fiyatları yüzünden muhtemelen gidemeyeceğim konserdir. ayrıca hayatımın konseridir.
çıkışta roger babanın ayaklarına kapanıp "öğrenciyiz be abi" diye ağlamak istiyorum.
saat 19:45 civarı bahçeşehir tarafındaki iş yerimde kös kös oturup günün son saçma sapan işleriyle uğraşırken kuzenimin arayıp " roger waters konserine bir tane fazla biletimiz var, gelir misin?" diye sormasıyla (hayatımda duyduğum en güzel sorudur) ışık hızıyla ( ve evet itiraf ediyorum, her türlü trafik kuralını çiğneyerek) kuruçeşmeye vardım. saatler 21:35'i göstermekteydi. beni kapıda bekleyen cefakar kuzenimle birlikte hemen içeri daldık ve...tavşan deliğinden geçip harikalar diyarına varmak nasıl bir şeymiş o an anladım.
ilk şoku atlatıp, uygun bir yer de bulduktan sonra kendimi tereddütsüz o görkemli atmosferin akışına bıraktım. bir çok konser izledim ama bunun kadar muhteşemini görmedim. inanılmaz bir sahne hazırlığı, her şarkıya ayrı bir tat veren fotoğraf kareleri ve filmler ( özellikle de leaving beirut şarkısındaki çizgi roman canlandırması), dark side of the moon albümünün kapağındaki prizma ve ışığın kırılıp renklere ayrılmasını betimleyen resime atıfta bulunularak her şarkıda ayrı renkte bir sahne atmosferi yaratılmasına kadar ayrıntılara inen mükemmellik...hepsi kusursuzdu ve elbetteki ilerlemiş yaşına rağmen roger waters'ın içindeki tutku ve o tutkunun sahnede müthiş bir performansa dönüşmesi.
daha anlatacak çok şey var ama insan bahsettikçe özlüyor hem de daha konserden çıkalı 2 saat olmasına rağmen,
ne diyeyim şu hayatta wish you were here'ı yaratıcısından canlı dinlemekte kısmetmiş,
son anda hatta dakkada hatırlayıp karaborsadan 80 ytl bayılıp girip izlediğim konser.mükemmel bir konserdi,2 bölüm de the dark side of the moon u komple çaldılar.seyirci ya uyuzluğundan ya da hala kendini rüya alemin de hissettiğinden o kadar çoşkulu değildi.bis de çıkıp wall patlatınca bi kendilerine gelir gibi oldular eee abimiz o eserle daha çok tanındı haliyle normaldir.herşey güzeldi de kafama bi şi takıldı..zamanında pink floyd bu parçaları 4 kişi canavar gibi çalıyodu sahnede yer yer 3 gitar 2 klavye ye varan partisyon paylaşımları merakımı cezbetti.ne günlermiş demek ki..
maaşımın yarısını verip 2 bilet almışken, konser mekanının önünde otobüsten inerken arkamdan bir bayanın "bu ne kalabalık konser, ücretsiz mi ki" dediğini duyduğumda koptuğum..
ayrıca bir yerlerden eline bilet geçmiş, karambole gelen bazı gereksiz ukala tiplerin konser esnasında kokteyl havasında sırtını sahneye dönüp arkadaşlarıyla geyik yapıp gülüştüğünü görüp duydukça çarpılmalarını dilediğim..
ve insan gidecekse en önde olmalıydı dediğim konser..
kuzenlerin şahı ve eski bir itü'lü olan kuzenim sayesinde gittiğim efsane konser. açık söyleyeyim, ben öyle aman aman pink floyd hayranı olan, ölüp biten bir insan değildim. radyo eksen bilgisi kadar tanırım aslında. çok fazla şarkısını da ezbere bilmem. ancak dün akşamki konser bizi öyle bir büyüledi ki, olamaz böyle birşey. konserin ilk yarısını ortalarda, elimizde içeri sokulması yasak olmasına rağmen sokmayı başardığımız şarapları yudumlarken izliyorduk. leaving beirut çalarken arkada çizgi roman şeklinde verilen görüntüler ben de tam anlamıyla şok etkisi yarattı. ara verildikten sonra, kafalar güzelleşmiş, ruhumuzun, kulaklarımızın da pası silinmiş halde, fakirleri vip'ten ayıran demirlere kadar yardırma başarısı gösterdik. dark side of the moon'un güzelliği bir yana, bis yapıp the wall'u çaldıklarında benim gönlümde erişilmez bir noktaya erişti konser.
kelimeler kifayetsiz kalıyor gerçekten. şu ölümlü dünyada hep bir ağızdan "the wall" söylemek de nasip olacakmış bize. çok şükür.
not: "leaving beirut"'un sonunda roger'ın "what's wrong with us?" sözünü duyunca, insanlığa dair bir parça da olsa ümit olduğu hissi uyandı bende bir kez daha.