bana kalırsa son dönemde en izlediğim en amatör, en zeki, en çevik, en komik türk filmidir.
beklentisiz izlenmeli, her sahnenin tadı ayrı ayrı içe çekilmeli, hafiften baş dönmelidir. çünkü senaryo cidden sağlam değildir, arkadaşlar arasında eğlenmek için çekilmiş ama fazla güzel bişeye dönüşünce festivallere gönderilmiş gibidir. belki de aynı film içindeki film
yerçekimi sıfır gibi senaryosuzdur, ne önemi var canım.
aa, göndermeler. evet milyon tane var da, ben asıl o tişörtlere bittim (tabi canım,
tim seyfi de var ama, o ayrı mesele. eğlenceli bir kişilik.).
(bkz:
ben varsayım yapmam)
edit: efendim oyuncular, özellikle tim seyfi bağımsız amerikan tadında, dolayısıyla amatör görünümlü bir film çekilmesinde başarılı olmuştur, amatör sözcüğünün tanımına dönersek işin içinde para olmaması gerektiğini görürüz. öyle işte. zaten
korsan sektörü ile savaşa destek verişleri de "emekçiyiz, haklıyız, kazanacağız!" görüşünü sergilemekte; ama seyircinin çocuk misali eğitilmesi çabasının da amatörce olduğu göz ardı edilememekte.
aforizma: sinema feylesofya için araç olabilir, lakin genelde değildir.
ayrıca tişörtler konusunda bir tikican sözü sarf etme ihtiyacı duydum,
konsept olmuş.