|
|
- seyrettiğim ilk ve en güzel futbol organizasyonu. modern futbolun oluşumunda dönüm noktalarından biri olan bu kupa, gerek futbolcu kalitesi, gerek seyir zevki olarak kendisinden sonra gelen kupaların çok ötesindedir.
- roberto baggio'nun finalde son penaltıyı üstten auta yollanması ile hatırlanır...
- romario, bebeto ve ismini hatırlayamadığım bir oyuncunun gollerden sonra kucaklarında bebek varmışçasına kollarını sallamaları unutulmaz. bu hareket bebeto'nun o sıralarda yeni doğmuş bebeğine ithafen yapılmakla beraber, güzel türkçe'mizdeki çağrışımlarla direk bebeto ile de bir alaka kurabiliriz...
- hagi'nin jenerik olan golünü attığı amerika'da gerçekleşen organizasyon..
(doaaa, 18.04.2004 21:25)
- (bkz: 94 dünya kupası)
- kolombiyalı defans oyunucusu escobarın kendi kalesine attığı golün akabinde kolombiyanın elenmesinin ardından hala turnuva sürerken ülkesinde vurularak öldürülmesi ile sonuçlanan bi olay olduğu, amerikaya futbolu gene de sevdirememiş olan hadise.
- 80li yıllarda doğan birçok kişinin hatırladığı en eski dünya kupasıdır. belki bu yüzden güzel bir turnuva olarak hatırlanmaktadır fakat otoriteler tarafından dünya kupası tarihinin en sönük turnuvalarından biri olarak kabul edilmektedir. avrupadaki izleyicilerin maçları uygun saatlerde izleyebilmeleri için maçlar öğle sıcağında oynanmıştır. bu durum futbolun kalitesinin oldukça etkilemiş, sonuç olarak göze hoş gelmeyen futbolun hakim olduğu bir turnuva izlenmiştir.
futbolun dönüm noktalarından biri olduğu doğrudur çünkü ilk defa savunmaya bu kadar çok önem verilmiş, bu yüzden ömer üründül deyimiyle hücum zenginliği fazla olmayan bir turnuva oynanmıştır. hücum futboluyla tanınan brezilya bile carlos alberto parreira yönetiminde dörtlü savunmasını turnuva boyunca hiç bozmamıştır. zaten modern futbolda brezilyanın kazandığı ilk dünya kupası bu kupa olmuştur.
her turnuva gibi bunun da yıldızları tabi ki olmuştur. romario, jürgen klinsmann, roberto baggio gibi yıldızlar neden yıldız oyuncu oldukları kanıtlarcasına oynamışlardır. ayrıca hagi, stoitchkov gibi doğu avrupalı oyuncular biraz daha yıldızlaşmışlardır.
hagi'nin orta saha taç çizgisinden attığı gol, roberto baggio'nun kaçırdı penaltı, bebeto'nun gol sonrası sevinçleri, rus salenko'nun kamerun'a bir maçta attığı 5 gol, kolombiyalı escobar'ın kendi kalesine gol attığı yüzünden ülkesinde öldürülmesi akılda kalan olaylardır. çok da kötü bir organizayson değilmiş aslında. bir de maradona'nın uyuşturucu skandalı vardı tabi, turnuvayı tamamlayamadan abd'den ayrılmıştı.(sta, 12.09.2005 02:24 ~ 21:53)
- brezilyanın, italya ile oynadığı final karşılaşmasında roberto baggionun penaltılyı kaçırmasıyla kupayı alamaya hak kazandığı organizasyon.
- şüphesiz kupanın en büyük hayal kırıklığı kolombiya milli takımıydı.
carlos valderrama ve faustino asprillalı kadrosuyla eleme grubunda fırtına gibi esen kolombiya peleye göre kupanın en büyük favorilerinden birisiydi.
ancak evsahibi abd, isviçre ve ronamyanın bulunduğu a grubunda abd'ye 2-1, romanyaya ise 3-1lik skorlarla yenilmişler, son maçta aldıkları 2-0lık isviçre galibiyeti ise prestijden öteye gidememiş ve ilk turda evlerinin yolunu tutmuşlardı.
2-1lik abd maçında kendi kalesine gol atan andres escobar maçtan beş gün sonra ülkesinde mafya tarafından kurşunlanarak öldürülmüş, dünya kupaları tarihinin en acı olaylarından birisi yaşanmıştı.
- futbolun endüstriyelleşmesinin ilk adımlarından birine sahne olmuştur: artık formaların arkasında isimler de yazmaktadır. forma-arma-numara uğruna oynanagelen bu oyun artık yıldız futbolcu yaratıp satma makinesi haline gelmeye başlamıştır.
batistuta, brolin, dahlin, raducioiu, bergkamp gibi adamların doğduğu turnuvadır.
ayrıca maradona'nın yalnızca iki maç (yunanistan ve nijerya) oynayıp evine postalandığı dünya kupasıdır. son golünü de bu turnuvada yunanistan'a atmıştır. gol sonrası sevinci hala jenerikleri süslemektedir.
- ingiltere ve fransa'nın eleme gruplarında başarısız olarak katılamadığı 14. dünya kupası.
- amerika'da düzenlenen ve belki de kısacık şortları gördüğümüz son dünya kupasıdır. roberto baggio'nun finalde kaçırdığı penaltı turnuvanın en ilgi çekici kısmıdır bence. ayrıca yanlış hatırlamıyorsam bu olaydan sonra roberto baggio bir reklam filminde oynamıştı. "in 1994 i made mistake" sözlerinin geçtiği bu reklam yine yanlış hatırlamıyorsam pirelli reklamıydı.
- şampiyon brezilya'nın kaptanı carlos dunga kupayı dönemin abd başkan yardımcısı al gore'un elinden almıştır.
- bu kupanın hiç kuşkusuz en önemli anı roberto baggio'nun finalde penaltıyı kaçırmasıdır. brezilya'nın kupayı almış olmasından çok bu konuşulmuştur.
ayrıca, ronaldo da o zamanki brezilya kadrosunda 20 numaralı formasıyla yer almıştır. ancak daha tıfıl olduğundan ve de kadroda romario-bebeto ikilisi olduğundan fazla süre alamamıştır.
- futbolun yeni dünyayla tanıştığı kupaydı.amerikalılar rugby ve amerikan futbolu sahalarını kupa için futbol oynamaya uygun hale getirmişlerdi.maçların sıcağın bağrında gündüz vakti oynanmasının sebebi maç saatini avrupa için prime time'a denk getirmekti sanıyorum.zeki çol trt için yorumculuk yapmıştı.hayatımın ilk çıkartma kitabını almıştım bu kupa için. maç öncesi programlarını kerem öncel sunmuştu.ayrıca maçlardan önce kuklaların maç yaptığı muppet show tadında bir olay da vardı ama tam hatırlayamadım şimdi.insanlar yedek kulübesinde oturup hiç süre alamasa da 18 yaşındaki genç luis nazario de lima ronaldo'un adını ilk kez bu kupada duymuştu.
ne zaman trt3'te bir maçına denk gelsem izlemeden edemem.1980 kuşağının ilk göz ağrısıdır bu kupa, en azından benim için.
- roberto baggio'nun italya'yi ite kaka finale çıkarttığı kupadır.abd' de yapılmıştır.isveç milli takımı ve bulgaristan milli takımı oynadıkları futbolla göz doldurmuşlardır.
- 1990 dünya kupası'ndan sonra hayli yavan gelen dünya kupası...
bunun en önemli nedeni de; oynanan futbolun kalitesizliğinden ziyade, oyunun abd'nin gündüz sıcağında amerikan futbolundan kırma stadlarında oynanmasıdır...
- taffarel'in saçlarını dalgalanırken gördüğüm dünya kupası...
- isveç'in ilginç duran top organizasyonlarını denediği kupadır amerika'94. sanırım bu organizasonların birisinde dahlin ile gölü de bulmuşlardı.
(alajuve, 25.03.2008 00:00 ~ 00:01)
- futbolun üst düzey olmadığı ama ilginç olayların olduğu unutulması zor bir turnuva olarak tarihe geçmiştir. escobarın kendi kalesine gol attıkran sonra öldürülmesi, maradona efsanesinin bitişi, baggionun penaltısı, isveçin süper üçlüsü dahlin-andersson-brolin ile 3.lüğü alması(ki bu takım daha yol katedebilirdi sonra ama brolin bizim de olduğumuz grupta macaristan maçını bacağını kırıp futbolu bırakmak zorunda kalması isveçi baltalamıştır), bulgaristan fırtınası, suudi arabistan belçikayı saaed owairanın unutulmaz golüyle yenip gruptan çıkması, dünya kupası tarihinde ilk kez bir ev sahibi takımın( burada abd olmakta) erken bir tur olan ikinci turda elenmesi, daha sonra istanbulspor forması da giyecek salenkonun bir maçta 5 gol atp en fazla gol rekoru kırması, kamerunlu roger milianın dünya kupası tarihinin en yaşlı gol atan oyuncusu olması, süper geçen romanya-isveç maçı, bebetonun dünya futbol tarihi gol sevinci yaşama literatürüne geçen golü çocuğuna ithaf etme gösterisi, 40 derece sıcaklık, nijeryanın italyaya dramatik bir şekilde elenmesi, hagi, radiciou, letchov, stoitchov, dimitrescu, bergkamp, romario ve diğerleri...
halen 25 yaşın üstündeki futbol severlerin hafızasında yer tutan bu turnuva dünya kupası tarihine farklı açılardan geçmeyi başarmıştır.
|