80li yıllarda doğan birçok kişinin hatırladığı en eski dünya kupasıdır. belki bu yüzden güzel bir turnuva olarak hatırlanmaktadır fakat otoriteler tarafından dünya kupası tarihinin en sönük turnuvalarından biri olarak kabul edilmektedir. avrupadaki izleyicilerin maçları uygun saatlerde izleyebilmeleri için maçlar öğle sıcağında oynanmıştır. bu durum futbolun kalitesinin oldukça etkilemiş, sonuç olarak göze hoş gelmeyen futbolun hakim olduğu bir turnuva izlenmiştir.
futbolun dönüm noktalarından biri olduğu doğrudur çünkü ilk defa savunmaya bu kadar çok önem verilmiş, bu yüzden
ömer üründül deyimiyle hücum zenginliği fazla olmayan bir turnuva oynanmıştır. hücum futboluyla tanınan brezilya bile
carlos alberto parreira yönetiminde dörtlü savunmasını turnuva boyunca hiç bozmamıştır. zaten modern futbolda brezilyanın kazandığı ilk dünya kupası bu kupa olmuştur.
her turnuva gibi bunun da yıldızları tabi ki olmuştur.
romario,
jürgen klinsmann,
roberto baggio gibi yıldızlar neden yıldız oyuncu oldukları kanıtlarcasına oynamışlardır. ayrıca
hagi,
stoitchkov gibi doğu avrupalı oyuncular biraz daha yıldızlaşmışlardır.
hagi'nin orta saha taç çizgisinden attığı gol,
roberto baggio'nun kaçırdı penaltı,
bebeto'nun gol sonrası sevinçleri,
rus salenko'nun
kamerun'a bir maçta attığı 5 gol,
kolombiyalı
escobar'ın kendi kalesine gol attığı yüzünden ülkesinde öldürülmesi akılda kalan olaylardır. çok da kötü bir organizayson değilmiş aslında. bir de
maradona'nın uyuşturucu skandalı vardı tabi, turnuvayı tamamlayamadan abd'den ayrılmıştı.