isveç'in ev sahipliği yaptığı ve bendenizin de izlediği turnuva. hayatımda ilk izlediğim avrupa futbol şampiyonası olması nedeniyle bendeki yeri çok farklıdır bu turnuvanın. o zamanlar isveç'i tutuyordum ki o kadroyu hala ezberden sayabilirim. neyse efendim gelelim turnuvaya.biraz anımsı tarzda bir anlatım olacak sıkıcı olursa şimdiden özür dilerim.
sene 1992. aylardan haziran. annem ve babam'ın sınavları dolayısıyla sık sık adana'ya gitmekteyiz efendim. annem sınavdayken babam bizimle çimlerde oturmaktadır babam sınavdayken annem bizimle çimlerde oturmaktadır. babamlayken konu belli. avrupa kupası. ben o sene isveç'i tutuyorum babamın ise fransa'yı tutuyor. sanırım platini'den kalma bir sevgiydi o. neyse efendim babam eski turnuvalardan bahsederek sürekli iştahımı kabartmakta. annem sınavdayken dayanamayan ben kola kutularını tekmelerken
thomas brolin'in ismini bağırmaktayım. ama henüz 7 yaşındayım.
o sene de turnuva 4'erli 2 grup halinde yapılmakta. ilk grupta isveç, danimarka,fransa ve ingiltere var. danimarka bu turnuvaya son anda yugoslavya'nın ihraç edilmesiyle davet edilmiştir hatta.
neyse efendim gelelim takımları tanıtmaya.
fransa
didier deschamps,
laurent blanc,
eric cantona gibi isimlerle dikkat çekmekte. yedeklerinde ise genç
emmanuel petit gelecek seneler için göz kırpmaktadır. o senelerde fransa ön liberolu sisteme yeni geçişteydi. bu nedenle
didier deschamps çok büyük bir kozdu. hatta o olmadığında yerini doldursun diye bir de
emmanuel petit yetiştirilmekteydi.
ingiltere
david platt,
gary lineker,
martin keown,
stuart peace'li kadrosuyla 1988'deki hezimeti unutma peşindeydi.
danimarka ise tatilden zor topladığı futbolcularıyla katıldı turnuvaya. kalede genç
peter schmeichel, trabzobsporlu
lars olsenve
brian laudrup en büyük kozlarıydı.
isveç ise hala ismini hatırladığım ve daha sonra 1994 dünya kupasında da coşacak olan bir jenerasyona sahipti.
kalede "deli"
thomas ravelli, savunmada roland nilsson, jan eriksson, patrik andersson, joachim björklund, ön liberoda "maestro"
stefan schwarz, orta sahada klas ingesson, magnus thern, (uzun saçlarıyla hatırladığım) anders limpar, forvette odama posterini astığım
thomas brolin ve onun ekürisi
martin dahlin isveç'in genel 11'iydi. yedeklerde bulunan
roger ljung ve
kennet andersson ise patlamaya aday futbolculardı. teknik direktör tommy svensson
total futbol'un benzeri bir sistem kurmuştu. ön liberolu sistemler henüz fransa gibi bir dünya devinde bile oturmamamışken isveç çatır çatır ön liberoyla oynuyordu. ön libero o zamanlar şimdiki gibi afrika kökenli oyuncuların hırs,azim,güç,kuvvetine dayanmıyordu. ön liberoda genelde soğukkanlı, takımı yönetebilen, hem defansif hem ofansif yönü kuvvetli, ayağa pas yapabilen, gerektiğinde topu tutabilecek oyunculardan seçiliyordu.
neyse efendim takımları tanıdık. bu takımların arasından isveç lider çıkarken ikinciliği averajla danimarka aldı. fransa 3. olurken ingiltere galibiyet göremeden ülkesine geri döndü.
b grubunda ise bir önceki kupanın şampiyonu hollanda, almanya, iskoçya ve sovyet rusya'nın türkmenistan,azerbeyca vs. gibi ülkelerden oluşan kısmı vardı.
hollanda'da
dennis bergkamp gibi bir efsane vardı. bunun yanında son şampiyonada gol kralı olan van basten ve son şampiyonanın yıldızlarından ruud gullit diğer önemli oyunculardı. bir de genç
frank de boer kendisinden beklenenleri karşılayabileceğinin sinyallerini vermeye başlamıştı.
almanya ise
stefan effenberg,
matthias sammer,
jürgen klinsmann,
karlheinz riedle,
thomas hässler,
andreas möller,
jürgen kohlerve efsane kaleciler
bodo ilgner,
andreas köpke ile zannımca futbol tarihinin en müthiş kadrolarından birine sahipti. şimdi düşünüyorum da o günden bugüne kadar daha iyisini bir arada ne klüplerde gördüm ne de milli takımlarda.
iskoçya'da ise
gary mcallister aklımda kalan tek isimdi. takım onun liderliğinde oynuyordu zaten.
neyse efendim bu gruptan hollanda lider olarak çıktı. 2. almanya oldu. bu grupta oynanan iskoçya-almanya maçında 3 iskoç oyuncunun kafası yarılmıştı maç sırasında. almanya o derece sert bir takımdı. ikili mücadeleye giren pişman oluyordu.
yarı finalde isveç almanya'yla eşleşti.
thomas hässler henüz 11. dakikada atarak küçük bir çocuğun umutlarını kırmıştı. isveç'in yenmesini çok istiyordum. ama açıkça almanlar isveç'e top göstermiyordu. 59. dakikada bu sefer riedle gol attı. iyice çökmüştüm ki 64'te brolin penaltıyı gole çevirdi yeniden umutlandım. o dakikadan sonra almanya kontraatak futboluna döndü. isveç bastırdıkça bastırdı. ama son 10 dakikada isveç çok büyük boşluklar bırakmaya başladı geride. taraftarın da galeyana getirmesiyle defans oyuncuları çok açılmaya başlamıştı. 88'de riedle bir kez daha gol attı. ama isveç'li futbolcular oyundan kopmadı santra yapıldı ve kennet andersson ilk atakta topu ağlara gönderdi. durum 3-2 almanya lehine. isveç yensin diye çıldırıyorum televizyon başında. ben evde koşuyorum heyecandan. ama olmadı. panzer gibi bir almanya ezdi geçti isveç'i. ama almanların da boku çıktı o maçta yorgunluktan.
yarı finalin diğer maçında hollanda- danimarka ile eşleşti. henrik larsen 5. dakikada danimarka'yı 1-0 öne geçirdi. 23. dakikada dennis bergkamp 1-1'i getiren golü attı. 33. dakikada henrik larsen bir kez daha takımını öne geçirdi. 86'da rijkaard beraberliği kurtardı. maç penaltılara gitti.
penaltılar sonucu danimarka finale yükseldi.
finalde isveç maçında yorulmuş almanya ile hollanda karşısında yorulmuş danimarka vardı. tabii ki isveç'e olan benzerliği nedeniyle takımım danimarka'ydı. şimdiki aklım olsa almanya'yı tutardım o ayrı.
neyse efendim, 18. dakikada john faxe jensen daminarka'yı 1-0 öne geçirdi. 78. dakikada kim vilfort durumu 2-0 yaptı ve maç böyle bitti. danimarka tatilden gelip kupayı kazandı.