|
|
- kayıtlara 19.8.1976 tarihinde,4.6 richter ölçeği şiddetinde,4 kişinin ölümü,887 binanın oturulamaz derecede hasar gördüğü deprem olarak geçmiştir. yolaçtığı mal kaybı açısından denizli’nin yakın tarihinin büyük depremleri arasında yer alır.
etrafı üzüm ve şeftali bağlarıyla dolu olan,yakınındaki derede balık avladığımız,köylülükten henüz kurtulmaya çalışan mahallemizde sabaha karşı yakaladı deprem bizi. çocuk aklımla yatağımın içinde dizlerimi karnıma çekerek, depremi yattığım yerde atlatmaya çalıştığımı çok net hatırlıyorum. yan komşumuz kore gazisi ali amca’nın deprem anında “haydi çocuklar ayrılık anı geldi!kalkın kalkın!allah allah allah!” diyerek çocuklarını dışarı çıkarmaya çalışması hala hafızamdadır.
deprem, en çok ‘sevindik’ ve ‘dokuzkavaklar’ semtinde etkili olmuş,daha çok buraları yıkıma uğratmıştı. ortalıkta öyle marmara depreminde olduğu gibi çaresizliğin doğurduğu dramatik bir hava yoktu. sürekli yer sarsıntılarıyla yaşamaya alışmış denizli halkının,bizim mahallemizdeki kesiminin yüzünde endişeden ziyade bir tehlikeyi atlatmış olmanın rahatlığı vardı. çoğu aile depremin ertesi günü ufak sarsıntılara aldırış etmeden evinde yaşamaya devam etti.
tek katlı ahşap evimizin bahçesine sera naylonundan bir çadır yaptı babam. almanya’daki akrabalarımızın gönderdiği grundig marka televizyonu da bahçeye korunaklı bir yere çıkartarak çekirdek aile yaşantısına devam ettik;ertesi gün mahallenin çocuklarıyla araştırma ve inceleme ekibi kurarak neredeyse mahallenin tüm evlerini tek tek çocuksu merakımızla inceledik,yorumladık……
….1970’li yılların ikinci yarısı siyasi kavgalar tarihidir aynı zamanda. o zamanlar başbakan süleyman demirel,muhalifi de bülent ecevit’ti. o yıllar,sebebi her neyse (bkz: amerika birleşik devletleri) bir tarım ülkesi olan,kendini doyurabilen dünyanın nadir ülkelerinden biri olarak gösterilen türkiye’de gıda maddesinin karaborsaya düştüğü yıllardı. denizli’deki karaborsacı akbabalar bu fırsatı da kaçırmadılar. depremin akabinde ekmek kuyruğu,tüp kuyruğu,çay ve şeker yokluğu…..gibi bir sürü zırvayla uğraştı insanlar. ev ev dolaşıp ekmek siparişi alan tipler türedi. velhasıl, depremi fırsat bilip ganimete dönüştüren köpeklerin karnı doyup,salyaları kesilinceye kadar devam etti bu durum.
peki,o dönemin siyasileri ne yaptı bu durumda: ecevit ölenlere başsağlığı,zarar görenlere sabır dileyerek hükümeti bir an önce göreve çağıran bir mesaj yayınladı meclis kürsüsünden her zamanki zarif ama etkileyici ifadesiyle. diğer liderler geçmiş olsun mesajları ve sabır gibi bildik söylemlerde bulundular. televizyonun evlere yeni yeni girmeye başladığı o yıllar,akşam haberlerinde evimizin bahçesi stadyum gibi oluyordu adeta.
…..mahallemizden ilk kez içinde başbakanın da bulunduğu siyasi bir konvoy geçiyordu. herkes heyecanlı:”demirel geçecekmiş!başbakan gelecek depremevleri yapacakmış,ev dağıtacakmış….” gibi söylentiler gırla gidiyordu köylülükten henüz kurtulmaya başlamış mahallemizde.
bugün bile,altına imza koyarak faili oldukları siyasi cinayetlerin kanları henüz üzerlerinde kurumamış olan süleyman demirel ve tayfası,denizli halkının o acısından nemalanmayı becermiş,fırsatı ganimete dönüştüren o akbaba zekalarıyla zaten görevleri olan bugünkü bahçelievler semtine yaptırdıkları deprem konutlarını,kendi partizan anlayışlarıyla adeta başarı gibi sunarak,denizli’yi bugüne dek uzanan sağ’ın kalesi yapma hedeflerinin temelini atmışlardı.
dokuz -on yaşlarında,altında sümerbank’ın çizgili pijaması,kopçası kopmuş naylon ayakkabısıyla,siyasi konvoyun geçişi sırasında elime nereden ve kimin tarafından tutuşturulduğunu şu an hatırlayamadığım,ince bir selvi dalının ucuna eğreti şekilde bağlanmış adalet partisi flamasıyla,oğuz aral’ın ‘avni’si misali ortalarda koşuşturan saf bir oğlandım ben o zamanlar.
- depremin en büyük tanıklarından birisi de demokrasi meydanındaki özlem sitesi apartmanlarıdır. çatlakları günümüze kadar taşınmış yıllardır anlatılagelen depremdir.
|