etraftan duyduğum yorumlara bakılırsa sanıyorum
galatasaray'ın bu sezon oynadığı en kötü maç olmuş.
hayır, içimdeki maç izleme şevkini de kıracak bu adamlar. maç 8'de, geç kalmışım maça. otobüste kafamda maç var "acaba ne oldu?" "neden gol mesajı gelmedi?" soruları dönüyor. eve bir geliyorum bizimkiler yaprak dökümü'ne sarmışlar. babama soruyorum "maçı izlemiyor musun?" "boşver" diyor, "değmez izlediğine, rezalet oynuyorlar" deyip tüm sevincimi sıfırlıyor.
bilgisayar'ın başına geçiyorum "hiç olmazsa radyodan dinleyeyim" diyorum ama yüreğim dayanmıyor dinlemeye bile kötü futbolu.
takıma kızmıyorum, kızamıyorum aslında. bu kadar sakatla, bu kadar cezalıyla şu anda bu takımın lig'de ikinci, kupada yarı finalde olması bile mucize. ama işte neden hala hata yapıyoruz anlamıyorum. sabri'nin, mehmet güven'in bu takımda işi ne? ah ah, adnan polat sezon sonuna kadar bari yılmaz vural'ı getirse, onun kenarda çıldırmasına bile razıyım. en azından adamın içinde ruh var. bizde kim var?
ahmet akçan. tercümanla şampiyon olursak işte o zaman türk futbolu bitmiştir benim gözümde...
geri dön be uğur! geri dön be linderoth! geri dön be mehmet topal! çok mu şey istiyorum?
ek: şampiyonluktan neredeyse kestim ümidimi de, bari şampiyonlar ligi olsun be seneye?! futbol tanrılarından sanıyorum çok iddialı bir şey istiyorum ama, bir oldurun be!