• görseller

    • 1848 devrimi
    • 1848 devrimi
    • 1848 devrimi
  1. devrim denlince akla hemen 1789 fransız ihtilali gelir.oyasaki 1848 devrimi de onun kadar etkili sonuçlar doğurmuştur.1848 devrimleri denilmesi daha doğrudur.çünkü aynı nedenden bir çok ülkede devrimler gercekleşmiştir.nedeni ise işçi ayaklanmasıydı.bu ayaklanmanın ideolojik boyutu ise tahmin edileceği üzere karl markx ve arkadaşları tarafından oluşturulmuştu.devrim hareketleri başlıça fransa,almanya ve avusturya-macaristan ı etkilemiştir.
  2. tabanında yer alan en önemli sorunun burjuvazi olduğu devrimdir.

    avrupa'da 1848 devrimlerinin sonuçlarına değinmek gerekirse, 1848-49 yıllarında avrupa'nın bütün ülkelerinde, burjuva ya da güçlü halk devrimleri oldu. rusya'da da büyük köylü ayaklanmaları baş gösterdi.

    ama, 1848-49 yıllarında gelişen bu devrimler ve ayaklanmalar her yerde başarısızlığa uğradılar.

    başarısızlığın en önemli nedeni, proletaryanın bağımsız bir güç olarak yönetimi ele geçirmesinden, bir devrim yapmasından korkan burjuvazinin, başlangıçta büyük zaferler elde etmesine karşın tutucu güçlerle uzlaşmaya girmesindendir.

    artık burjuvazi, 18.yüzyılın, 1789'ların devrimci burjuvazisi değildir. 1848 devrim eylemleri, burjuvazinin devrimci niteliklerini yitirdiğini ve karşı-devrimci bir konum kazandığını gösteren kanıtlardır.

    ve yani gerçekten de 1848 yılını bütün toplumsal düşünceleri ve özgürlükçü akımları ezen gericilik yılları izlemiştir.
  3. devrimlerin anası, başlangıç için ümitlendirici ancak aynı oranda hayal kırıklığı yaratan devrimler silsilesi.

    ilk patlak verdiği yer italya'dır, ancak avrupa'ya yayılmasına sebep olan olay paris'te işçi sendikalarının toplu grevi ve imparatorun londra'ya kaçışıdır. paris'te işçilerin aristokratların yanı sıra liberal burjuvalar ile de savaştığının duyulması, devrimin viyana'ya sıçramasına sebep oldu. ardından berlin, budapeşte ve milano'da kızıl bayraklar parlamentoyu kuşattı.

    marx 1848 temmuz'unda "avrupa'da bir hayalet dolaşıyor; komünizm hayaleti!" başlangıç cümlesiyle komünist manifestoyu yayınladı. milyonlarca okuma yazma bilmeyen işçi, bu manifestonun yazılı olduğu kağıtlarla kapitalist işverenleri giyotine göndermeye başlamıştı. devrim ateşi londra'ya da sıçradı, kraliçe'nin öldürülmesinden korkan kraliyet, işçi sendikalarının gösteri yapmasını yasakladı.

    devrimin şafağı sökmek üzere görünüyordu. ancak olmadı, sadece paris'te yarı liberal yarı sosyalist bir meclis kuruldu. dolaylı yoldan alman ve italyan milli devletlerinin kurulmasına yol açtı. devrim ateşi ispanya, rusya ve osmanlı'ya çok sonraları uğradı.

    ancak en önemli sonuç olarak, 1871 ve 1917'ye zemin hazırladı.
  4. paris ayaklanmasına kadar en kötü koşullarda çalışan, hor görülen, aşağılanan proletaryanın –şu meşhur “ayaktakımı”nın– ayaklanmasıyla neye uğradığını şaşıran egemen sınıflar, sonrasında yaptıkları “bilimsel analizler” sonucu tersi istikamette görüş bildirseler de, o dönemde haziran ayaklanmasının sınıf karakterinden şüphe duymak akıllarına bile gelmemişti. nasıl şüphe edebilirlerdi ki? işadamlarının 1848 yılında paris’e yaptıkları yatırımlarda % 54 düşüş yaşanmıştı, zira zenginlerin çoğu kenti terk etmişti. doğa boşluğu sevmez, bunların yerini parisli emekçi kitlelerin bilgiye olan açlığını doyurmak adına tam 479 yeni gazete almıştı! kapitalist arz-talep yasası burada da hükmünü icra etmişti. kitleler olağan dönemlerde kulak tıkadıkları olayları anlamak ve kendi lehlerine değiştirmek adına adeta başkalaşım geçirmişlerdi.
    http://www.militan.net/...
  5. monarşik idarelere karşı, avrupa'nın çeşitli yerlerindeki bir seri isyandır. devrimcilerden bazılarının cumhuriyetçi fikirleri olmasına karşılık, bir çoğuda ekonomik sıkıntılar nedeniyle ortaya çıkmıştır. devrim fransa'da başlamış, sonra italya'ya avusturya imparatorluğu'na ve almanya'ya yayılmıştır. devrimcilerin hiçbirisi devamlı bir başarı elde edememiş ve çoğu da bir kaç ay içerisinde şiddetli bir şekilde bastırılmıştır.
  6. 1848 devrimleri 1848 yılında avrupa'nın çeşitli ülkelerinde ortaya çıkan ayaklanma, devrim ve özgürlük hareketleridir. özellikle italya, almanya, fransa, avusturya, polonya, romanya ve macaristan bu dönemde büyük sarsıntılar geçirmiştir.

    19. yüzyılın ortalarına gelindiğinde avrupa'da sanayi devrimi büyük ölçüde tamamlanmış, sanayicilerin ve şirketlerin gelirlerinde büyük bir artış görülmesine karşılık köylerde ve kentlerde yaşayan fakir halk bu zenginlikten nasibini almamıştı. işçiler günde 13-15 saat çalışıyorlar, sağlıksız ve kirli konutlarda zor koşullarda yaşamaya devam ediyorlardı. köylerde artan nüfus işsizliğe ve toprak yetersizliğine yol açmış, alt yapının yetersiz kalmasına neden olmuştu. 1845 ve 1846 hasat mevsimlerinde belçika'da ortaya çıkarak diğer avrupa ülkelerine yayılan patates hastalığı avrupa'da büyük bir açlık salgınına yol açmış toplumun yoksul kesimlerinde büyük bir tatminsizlik duygusuna neden olmuştu.

    1848 itibariyle kitlesel hareketlerin başını çeken devrimci militanların çoğu zanaatkardı, özellikle paris’te metal işçileri ve berlin’de dokumacılardı. son birkaç on yıldır, toplumun patlamaya en hazır unsurlarıydılar, çünkü her yerde iktisadi değişimlerin getirdiği sorunlarla karşı karşıya idiler. avrupa’nın belli başlı devletlerinde artan üretim vasıflı emek üzerindeki vurgunun azalmasına neden oldu ve ustalar ile yöneticilerin iyice arasını açtı. kuvvetli bir devrimci faktörde, önceden tahammül edilebilir olan koşulların kötüleşmesi ve uzun bir süre sonucunda oluşturulabilmiş olan toplumsal ve iktisadi yukarı hareketlilik imkanlarının ortadan kalkmasıydı; 19. yüzyılın ortalarında bu durum giderek yaygınlaşmaktaydı; çünkü sanayileşme ustalıktan yöneticiliğe geçmeyi daha zorlaştırmış ve vasıflı işçiyi vasıfsız işçi düzeyine indirgemekle tehdit ederek huzursuzluğa neden olmuştur.çoğu ülkede işleri daha da kötüleştiren nüfus artışının taşradan şehirlere göçe neden olmasından dolayı zanaatkarlar, aşağıdan daha çok baskı görür oldu.hükümetler,zanaatkarların çıkarlarını göz önünde bulundurma konusunda isteksizdiler. gerçektende, onların çıkarlarına karşı gelen yasalar yaptılar ve fransa'da, kuzey italya'da ve alman konfederasyonu'nun batı bölümünde loncaların sağladığı korumalar kaldırıldı. 1840’larda kimi alman şehirlerinde ve aynı zamanda paris, lyon ve marsilya'da zanaatkarların huzursuzluğu, nüfusun bu kesimini hemen harekete geçmek mecbur kalacak derecede çaresiz kaldığını gösterdi.1848 bu hareketlerin doruk noktasına ulaştığı bir yıl idi. zanaatkarlar, 22 şubatta paris, 11 mart'ta viyana ve prag ve 17 mart'tan sonrada berlin sokaklarına çıktılar aynı zamanda paris'teki geçici hükümetin siyasallarına ve frankurt parlamentosu’nun telkinlerine karşı geldiler.

    orta ve alt sınıflar arasında önceden söz konusu olan ittifak, artık karşılıklı korku ve suçlamaya suçlamayla karşılık verme yüzünden bozulmuştu. bir zamanlar barikatlardaki devrimci etkiyi memnuniyetle karşılamış olan işadamları ve avukatlar artık devrimi düşmanca bir güç olarak görmeye başlamışlardı. frankfurt parlamentosu’ndaki bir delege "doğuştan gelen tüm fiziksel ve entelektüel farkları hiçe saymak ve bunların istihdamdaki ve mülk edinmedeki belirleyiciliğini nötrleştirmek arayışında olan" radikalizmin olası sonuçları hakkında uyarıda bulunuyordu. roman yazarı dumas, fransız burjuvasının çoğunun sahip olduğu korkuları ifade etmek için çok daha duygusal bir ifade kullanıyordu:"teröristler ülkeyi yıkmak için, sosyalistler aileleri dağıtmak için ve koministler de özel mülkiyeti yıkmak için harekete geçtiler" bu sözlere neden olan şey, haziranda paris'li işçilerin ulusal işletmelerin kapatılması için çıkarılan hükümet kararnamesi’ne karşı çıkmak için giriştikleri ayaklanmaydı. benzer kaygılar viyana’da altyapı düzenleme projelerinin iptaline karşı ağustostaki protestolar yüzünden de yaşandı. iki durumda da, mesleki sınıflar, köylülerin arkalarında olduğunu bilmekte teskin olmayan radikallere karşı orduların kullanılmasını memnuniyetle karşıladılar. fransız köylüleri, meclis'in muhafazakâr birleşiminden büyük oranda sorumluydu ve birçoğu gönüllü olarak ulusal koruma birliklerine "süreğen bir biçimde asilik yapan parisli işçilerin tahammül edilmez diktasına bir son verme" için katılmışlardı. onların bu davranışına neden olan şey olasılıkla şuydu: artık küçük toprak sahipleriydiler ve mülklerini tuhaf ve tehlikeli ideolojilere karşı korumak çabası içine girmişlerdi. avusturya köylüsü tamamen pasif kalmıştı ve bu, büyük ihtimalle, otoriteler tarafından siyasal bir manevra olarak toprak köleliğinin kaldırılmasının bir sonucuydu.

    (alıntıdır)