nüfus cüzdanınızı bir heves yenilemeye gidip bağdat caddesi uzunluğunda kuyruk bekledikten sonra sıra size geldiğinde hevesle belgelerinizi ilgili kişiye uzattığınızda velinle gel demesi, ezik olmak, kendini kontrol edemiyormuş muamelesi görmek... acaba görmediğim 18 yaşından küçükler uyarısına mı yanayım? yoksa gittiğimde 18 yaşından küçük olduğuma mı? yoksa bu yazıyı görmeyip beni yeniletmem için sabahın köründe yollayan velime mi? (bkz:
rezillik diz boyu)
her daim ezikliğin son noktası olan hede. teorik olarak 18+ filmlere gidemez, alkol alamaz, bazı gece mekanlarına giremez, herşey dahil sistemli otellerde sınırsız içki opsiyonundan faydalanamaz ve şans oyunlarından ikramiye kazanamazsınız. lakin herşeyin bir yolu vardır.
(twinkle, 27.06.2006 09:35 ~ 09:36)
sigara alamamak, şans oyunları oynayamamak, ehliyet alamamak, oy kullanamamak, bara gidememek, şiddet ve cinsellik içeren filmleri izleyememek ama en güzel yanı 18 yaşına gelince bir bok olacağını sanmak.
18 yaşından büyük olmakla arasında dağlar kadar fark olduğu sanılan hadisedir. nitekim 18 yaşını doldurduğunda yapabileceklerini düşününce harbiden dağlar kadar fark vardır. ama yazık hayat dediğin hiç değişmediği gibi sen çıldırdığın herşeyi yapma fırsatı bulacağın 18'ini doldurursun ama hiçbirşey yapamadığın 18'inden küçük olduğun zaman ki kadar keyif vermez.
dünyanın en iyi değerlendirilmesi gereken zamanıdır 18 yaş altı çünkü....
araba kullnmak asla 17 yaşındaki kadar güzel olmayacaktır.
artık kimseye lise sıralarındaki gibi kaçamak bakışlar atılmayacak, aynı şekilde masum ve utangaç bakışlarla karşılık alınamayacaktır. platonik aşkların masumiyeti yerini skor derdine bırakacaktır.
içenler için sigara kaçamak olmaktan çıkacak, alışkanlık olacaktır.
temeli sağlam olan arkadaşlıklar kurmak için çok şanslı bir insan olmak gerekecektir. zaman gelip hep 18 yaşından küçükken edindiğin arkadaşlar özlenecek ve aranacaktır.
hayal kurmanın güzelliği yavaş yavaş yerini gerçeklere ve yapılması gerekenlere bırakacaktır.
18 yaşını geçince tüm hayata hakim olacağın düşüncesi 2 sene içinde püfff diye uçacaktır. hayat sana o kadar çabuk hakim olacaktır ki bir zamanlar "he-man" olduğunu bile zor hatırlayacaksındır.
hayatta başkasının "yapma" deyip yapamadığın şeylerin hoşa giden güzelliği değil de, kendi şartların sınırladığı için yapamadığın şeylerin acı veren berbatlığı olacaktır.
her yaşın bir güzelliği olsa da, 18 yaşından önce isteyip de yaşayamadığın, içinde kalan hiç birşeyin telafisi olmayacaktır. geri dönmek için elinde kalan tek şey reenkarnayon inancıdır. o da olur mu bilinmezdir..
18 yaşından sonra bir daha yaşanılamayacak olan şey.
sırf içerde alkol satılıyor diye 40 yılda bir gelen efsane grupları kaçırmak. allah sabır versin sizlere a dostlar.
nüfus cüzdanında, o anki tarihten 18 yıl öncesinden daha ileri bir tarihin yazıyor olması sonucu içinde bulunulan durum.
aslında en rahat dönemdir . 18 yaşıdan küçük olan kişi ehliyet alıcam bara gidicem modunda sevinmektedir taa ki kendi adına bağımsız bir kredi kartı alana kadar .. staj , iş gibi bir kurumdan ekstre alınır şayet böyle bie imkan yok ise naylon ekstre de düzenlenebilir. ardından banka ya başvurulur 18 yaşına gelmiş reşit şahış artık bir kredi kartına sahiptir . gün gelir kredi kartı borcu birikir ve ödenemez bir hal alır işte tam bu noktada 18 yaşından küçük olmanın değeri ve bilinci kavranır .
yaş sınırı olmamasının gidilecek konser için önemli bir kıstas olması.
(misty, 27.06.2006 15:32)
bi 18 olsam şunu şunu yapacam deyip 18 olduğunda hayatın pek de farklı olmadığını anlayacak olmak
avrupada, bir çok ülkede pek problem teşkil etmesede ülkemizde büyük bir sorunsal olan durum. bir çok etkinlikten mahrum kalma durumu. bir nevi 2.sınıf insan muamelemesi görülür. 18 yaşına geleceği günü insan hep iple çeker. birde bakarsın ki o gün gelip çattığında bir halt olmaz. tamam içki, sigara alabilir, tüketebilir, ehliyet alabilir, bar disko benzeri yerlere girebilirsin. ancak sonradan bakıldığında kıymetini yitiren bir durum oluverir. bu kadar kendimizi hırpalamanında bir anlamı olmadığı anlaşılır. sonuçta o gün de, bir gün gelecektir. özetlersek; yine de günümüz şartlarında 18 yaşından küçük olmak sıkıntılı bir dönemdir.
18 yaş sınırlaması olan herşeyin cazip gelmesi olayıdır.18 yaşından küçüklerin alkol alması,araba kullanması,sigara içmesi,barlara gitmesi yasak olmasına rağmen 18 yaşından küçük olan eleman tarafından bi yolu bulunur aktivite gerçekleştirilir ve 18 yaşından büyük olanların asla alamayacağı zevk alınır bu eylemden.
rock the nations adlı festivalin ilkine alınmama,
opeth i dinleyememe sebebiydi bir zamanlar..
18 yaşına gelene kadar sorun olan ondan sonra da özlenen şeydir.
hele birde köseyseniz doğduğunuza pişman olmaktır.
onbeş yaşındaydım. akranlarımın yanında yaşım yitip gidiyordu. hani öyle sulak yerde de yetişmiş değillerdi ama bir ekmek yiyorlardı oturduklarında. herşey orantısızdı yani. onlar deve misali boyları, temel reis misali pazu'ları, ayakları da çoktan kırküç numara olmuştu.
kimi zaman mal mal konuşmalarına dayanamaz ''hassiktir ulan göt'' derdim birine, akabinde tırsardım.kafam, gözüm pörtlicek diye.çok ileri gittiğim zamanlarda oluyordu ama dayak yemiyordum, dilim kuvvetliydi.
ama bu kuvvet benim kahveye girip akranlarım gibi okey veyahut ellibir oynamamı sağlamıyordu. her defasında kendimi kurtarmak için kahvenin sahibi bana kıl amk! almıyor işte. ne olur orda oynamasanız! başka yere giderim diye götümü yırtardım, gitmezlerdi. severlerdi küfür etmemi. haha sen onsekizini bekle derlerdi. ana bacı küfür ederdim, korkmadan, pörtlemeden.
takmıştım kafayı onlarla oynayıp hesabı ödeticektim. biraz pusuya yatmayı düşündüm; günler, haftalar geçicek kahve sahibi simamı hatırlamayacaktı. öyle de oldu kafama taktığım şapkayla ve boynumdaki atkıyla iyicene tanınmaz hale getirmiştim kendimi. kim bu parlak bakışları yoktu artık üzerimde. ilk defa oturmuştum o kodumun kahvesine ahahah diye taşak geçiyordum, gülüyordum. derken okey taşları ve ıstakaları geldi. kahve sahibi ''18 yaşından küçük kimse yok'' dimi cümlesini kurdu. ses çıkarmadım. kalbim küt küt atıyordu bana birşey sorucak gene oynayamicam siktimin kahvesinde diye tırsıyordum ki; o şişko, o şerefsiz sakalının verdiği olgunluğa güvenen burak ''sanırım küçük olan var abi'' dedi.
kahve sahibi : kim?
obs : benim..
ks : polis gelirse kötü olur ondan çık..
obs : hepimiz aynı yaştayız, şişko burak hariç ''o bir yaş büyüktü''
burak : çık hadi olm polis gelcek
obs : o.ç dedim içimden, şişko unutmazdı çünkü.
onsekiz olduğumda da götüremediler beni oraya, hala da gitmedim.
kızların 18'den küçük olunduğu için yüz vermediğini sanmak.
18 yaşını doldurunca herşeyin değişeceğini ve sınırsız özgürlük sahibi olacağını sanmak,büyüdükçe sorumlulukların arttığının farkında olmamak.
bir halt varmış gibi 18 yaşının gelmesini sabırsızlıkla bekleten durumdur oysa bünye anlayacaktırki 18 yaşına gelincede geçip gidincede hiçbirşey değişmiyor bir fark olmuyor o yüzden çok şey beklememek lazım reşit olucam diye sevinçten taklalar atmamak lazım biz oldukta neoldu.
nedense herkesin başına gelen bir şey olmasına rağmen 18i geçen çoğu insanda , of 18den küçükmüsün, daha görüceğin çok şey var ya, daha tazesin sen vb. gibi saçma tavır hal ve davranışlara yol açan durum.
kıymeti bilinmesi gereken durum. başa gelen şeyler "aq hayat neden ben?" şeklinde yorumlandığından genelde çabuk geçen dönemdir. özlenir, anılır.
hep çocuk olarak görülmek, içki veya sigara içememek, ehliyet alamamak gibi zorlukları vardır. ama çocukluk gibisi de yoktur.
18 yaşından küçük olmak,saçma da olsa insanın bazı amaçlarının olmasıdır,
-abi 18e bi geliyim varya ortalığı skicem!